Sirte ve çevresinde gergin bekleyiş sürüyor

Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
TT

Sirte ve çevresinde gergin bekleyiş sürüyor

Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.
Sosyal medya kullanıcıları Trablus’taki protestolardan fotoğraflar paylaştı.

Libya’nın başkenti Trablus, pazar günü öğle saatlerinde başlayan halk gösterilerinin ve protestoların ardından gerginlik ve kaos dolu bir gece geçirdi. Bu durum, pazartesi günü sabahın ilk saatlerine kadar sürdü. Protestocular, yolsuzluğu ve kötü hayat şartlarını kınarken askeri üniforma giyen kişilerce gerçek mermiler dağıtıldı. Gösteriler bastırılmadan önce ise şehrin suyu ve elektriği kesildi.
Büyük çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce gösterici, başkent Trablus'un merkezindeki Şehitler Meydanı'na doğru yürüyüşe geçmeden önce Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) merkez binası önünde toplandı. Sayıları sürekli artan göstericiler yüksek emtia fiyatları, akaryakıt sıkıntısı ve likidite eksikliği nedeniyle duydukları öfkeyi dile getirdiler. Göstericiler ayrıca profesyonel bir ordu ve güvenlik teşkilatı kurulmasını, ülkede yolsuzluğun artmasından sorumlu olanların görevden alınmalarının ve hesap vermelerinin sağlanmasını talep ettiler.
Aralarında yaşlıların da olduğu göstericiler Suriyeli paralı askerlere atıfta bulunarak, ‘onlar gibi dolar istiyoruz’ sloganları attılar. Göstericiler başkentin merkezine doğru yürüyüşe geçtiklerinde birden askeri üniformalı kişiler göstericilerin yakınlarında belirdiler ve gerçek mermiyle ateş açarak protestocuları dağıttılar. Bu sırada bir sivil öldürülürken bazı göstericiler de gözaltına alındı.
Protestocular, 2015 yılı sonlarında Fas'ın Suheyrat tatil beldesinde imzalanan barış anlaşmasının ardından kurulan UMH’ye karşı ‘halk rejimi devirmek istiyor’ sloganları attılar. Bununla birlikte bazı protestocular herhangi bir Libyalı tarafı desteklemediklerini göstermek için beyaz bayraklar taşıdılar. Yine bazı protestocuların ellerinde UMH Başkanı Fayez es-Sarrac, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter ve Libya'nın doğusunu yöneten Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih’in resimleri üzerine kırmızı renkte çarpı işareti olan pankartlar görüldü.
Göstericiler arasındaki yaşlı bir kadın ağlamaklı bir ses tonuyla, “Libya... Libya... Ey çocuk Libya ne Hafter ne de Serrac’tır” derken arkasındaki gençler de onun söylediklerini tekrarladı. Yerel kanalların fotoğrafçıları ve kameralarının önünde “Gençlerimiz karada savaşırken öldü, denizde kaçarken boğuldu. Paramızı dış güçler ve onlarla birlikte gelen Suriyeliler aldı” sloganları atıldı.
Diğer yandan UMH’nin İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre başkentin ve çevresindeki şehirlerin bazı bölgelerinde, özellikle Asbi’a kentinde dün erken saatlere kadar bir vur-kaç durumu hüküm sürdü. Yetkililer, el-Gararat Köprüsü altındaki bir otoyolu kapatmak zorunda kaldılar. Diğer yandan görgü tanıklarının ifadelerine göre polis ve güvenlik güçlerinin ‘herhangi bir güvenlik sorunu veya sabotaj eylemi yaşanmaması için’ orada bulunsalar da göstericileri havaya ateş açarak dağıttılar.
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Asbi’a kentinde ve çevresinde devam eden gelişmelerden duyduğu endişeyi dile getirdi. Bir sivilin öldürüldüğü ve bir dizi keyfi tutuklama ve gözaltı raporlarının yer aldığı son gelişmelerle birlikte giriş çıkışların kapatıldığı şehrin sakinleri üzerinde baskı söz konusu. Bununla birlikte BM, UMH’ye ‘güvenlik personelinin aşırı güç kullanımına ilişkin acil ve kapsamlı bir soruşturma yapılması, gerekli yasal prosedürlere saygı duyulması ve keyfi olarak gözaltına alınan kişilerin derhal serbest bırakılması’ çağrısında bulundu.
Bu arada, Hafter liderliğindeki LUO güçleri ile UMH’ye bağlı güçler arasında, stratejik öneme sahip Sirte çevresinde yeni çatışmaların yaşanması beklentisi halen sürüyor. LUO'ya bağlı el-Kerame Operasyon Odası'nın medya merkezinden dün yapılan açıklamada, Ebu Kureyn bölgesi ve çevresinde Sirte'ye yönelik askeri bir harekat hazırlığı için ülkenin batı kıyılarında UMH’ye bağlı unsular arasında ve Türk savaş gemilerinde bir hareketlilik gözlemlendiği öne sürüldü. Açıklamada ayrıca “Serrac ateşkesi gerçekten istiyor mu?” diye soruldu.
LUO Sözcüsü’nün Sirte’deki LUO güçlerinin hedef almak üzere askeri takviyelerin yapıldığına dair açıklamasından birkaç saat sonra LUO Askeri Bilgi Bölümü’nden yapılan açıklamada ise LUO güçlerinin ‘her zaman vatanı, halkı ve ülkenin zenginliklerini savunmaya tam olarak hazır’ olduğu vurgulandı.
Güvenilir kaynaklar, Sirte’de çatışmanın patlak vermesini önlemek için son saatlerde çatışmanın iki tarafı ile yoğun bölgesel ve uluslararası temasların gerçekleştiğini bildirirken Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yaptığı açıklamada, “Libya'da askeri çözüme yer yok” ifadeleri yer aldı. Açıklamada BM himayesinde ve Libyalıların üzerinde uzlaştığı kriterler temelinde seçimlerin düzenlenmesinin önünü açmak için yeniden siyasi sürece dönülmesi çağrısı yapıldı.
ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, son iki gündür yaptığı telefon görüşmeleriyle Libya krizi hattına girdi. Büyükelçilik tarafından yayınlanan açıklamada Norland’ın söz konusu telefon görümlerinde UMH Başkanı Serrac ve TM Başkanı Salih tarafından yapılan ateşkes açıklamasının ‘çok olumlu bir gelişme olduğunu söylediği’ vurgulandı. Ayrıca Büyükelçi’nin UNSMIL’in ev sahipliği yaptığı 5 + 5 komitesinin bir an önce ateşkesin detaylarına, gerilimi azaltma sürecinin yanı sıra tüm yabancı ve paralı askerlerin Libya'dan çıkış sürecini başlatacak etkili bir askerden arındırılmış çözüme ulaşılması konusuna odaklanması gerektiği konusunda Serrac ile hemfikir olduklarının altı çizildi.
Bununla birlikte Büyükelçi Norland’ın Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah ile yaptığı bir başka görüşmede, ABD'nin Libyalı taraflar arasındaki kaynakların dağılımı ile ilgili müzakereler süresince şeffaf bir mekanizma çerçevesinde petrol üretiminin derhal yeniden başlatılmasına izin verecek düzenlemelerin yapılmasını desteğini belirtti.
ABD’nin özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının giderek yayılması ve yaşanan elektrik sıkıntıları ile ilgili endişelerini aktaran Norland, ülkenin dört bir yanında vatandaşların barışçıl protestolara katılma hakkını desteklediklerini de dile getirdi.
Bir diğer gelişmede de UMH’ye bağlı olan NOC, ‘mevcut seviyelerde doğal gaz üretimine devam edebilmek ve yükü artırmamak için yeterli depolama kapasitesi sağlamak’ amacıyla Brega Limanı’na 30 bin ton gaz kondensatı sevk edecek bir geminin Brega Limanı’na geldiğini duyurdu. Ancak bunun sorunu tamamen sona erdiremeyeceğini belirten NOC Başkanı, kurumun işini yapabilmesi ve yurtiçi yakıt tüketimi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için petrol tesislerinin yasalara aykırı olarak kapatılmasına bir son verilmesi çağrısını yeniledi.

 



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.