ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

Biden, Trump’ı ateşe körükle gitmekle suçlarken Trump “Biden korkak” dedi

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor
TT

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

ABD: Başkan adayları birbirlerini suçluyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bazı eyaletlerde artan gerilim ve güvenlik sorunlarından dolayı, ABD Başkanı Trump ve Demokrat rakibi Joe Biden arasında şiddeti gün geçtikçe artan karşılıklı suçlamalar gündem oldu. Birbirlerini  barışçıl gösterilerin kontrolden çıkmasına sebebiyet vermekle suçlayan iki rakip arasındaki çekişmede son olarak Trump’ın attığı bir dizi tweet gündem oldu. Trump, Biden’ı aşırı solcu protestocuların oyunu kaybetmeme kaygısıyla, şiddet yanlısı göstericileri eleştirmemekle suçlayarak şöyle dedi:
“Biden’in sorunu,  Bernie Sanders’ın aşırı solcu seçmenlerini kaybetmemek için gösterilerde çıkan şiddet olaylarına karşı sessiz ve pasif kalmasıdır. Eğer onların oylarını Hilary’de olduğu gibi kaybederse tamamen kaybedecek o yüzden Joe şiddet olaylarına karşı tepkisiz durmak zorunda”
Trump bu eleştirileriyle Kanun ve devlet adamı imajını pekiştirip  Biden’in şiddeti destekleyen zayıf aday mesajını vermeye çalışıyor. Trump bu politikayı Amerika’da büyük protesto ve olaylara sebebiyet veren ‘Black Lives Matter’ protestolarında da sürdürmüş ve her zaman güvenlik güçlerinin yanında durup göstericileri eleştirmekle izlemişti. Ancak bu seferki sorun Trump yanlısı taraf ve “Siyahların hayatı önemlidir” diyen tarafla karşı karşıya gelmesidir. Bu arbedelerde Trump taraftarı bir göstericinin Portland’ta hayatını kaybetmesi ve Trump destekçisi bir gencin iki kişiyi Kenosha’da öldürmesi  şiddet olaylarının artmasına sebep oldu.
Eski ABD başkan yardımcısı Joe Biden şiddet olaylarını kınadı ve Trump’a da çağrıda bulunarak  aynısını yapmaya davet etti.  Demokratlar, Trump’ın kendisini destekleyen göstericileri eleştirmemekle ve iki taraf arasında düşmanlığı körüklemekle suçluyor.
Joe Biden sözlerine şöyle devam etti:
“Şiddet olaylarının tümünü kınıyorum, sağdan veya soldan gelmesinin hiçbir önemi yok. Aynı şeyi yapması için Donald Trump’a meydan okuyorum. Ülkemiz farklı görüşler yüzünden birbiriyle savaşan birbirini öldüren vatandaşların ülkesi olmamalı. İşte Donald Trump’ın istediği Amerika bu!”
Biden, Trump’ı halkı birbirine karşı kışkırtmakla suçladı ve bu üslubunu ülkenin menfaati için değiştirmesi gerektiğini aktardı.
Son olaylara karşı tepkisiz ve pasif durmakla suçlanan Biden, partisinin kongresinden sonra Pensilvanya’da bir kampanya düzenleyerek şu soruyu sloganlaştırdı:  “Donald Trump’ın Amerika’sında kendinizi güvende hissediyor musunuz?”
Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı yürüttüğü kampanyada kullanılan bu sloganı bu sefer Demokratlar kullandı. Trump rakibinin konuşmasından önce alaycı bir tavırla şöyle dedi:
“Biden mahzenden kendine rağmen çıkabildi, anketlerde oylarının düştüğünü görünce kampanyasını yönetenler kendisine çıkmak zorundasın başka şansın yok dediği için çıktı. O Petersburg’a gidecek, dönüşte de tekrar bodrumuna uzun süre çıkmamak üzere inecek.”
Trump bu sefer eleştirilerini şiddetin yoğun olduğu ve demokratların yönettiği eyaletlere yönelterek şöyle dedi : “Aşırı solcuların yönettiği eyaletlerde şiddet  kol geziyor ve durum artık kontrollerinin dışına çıkmış durumda. Durum düşündükleri gibi olmadı ve bozguncular üzerlerine yürümeye başlayarak Biden’i bodruma yolladılar.”
Gösterilerin merkezi haline gelen ve “Siyahların Hayatı Önemlidir” hareketinden iki kişinin öldüğü Kenosha’nın bağlı olduğu Wisconsin Eyalet Valisi, Trump’a eyalete gelmemesini tavsiye etti.  Trump ise şöyle karşılık verdi: “Wisconsin eyaletine bağlı Kenosha’ya özel güvenlik birimlerini yollamakta ısrar etmeseydim şehir yerle bir olmuştu”
Trump sözlerini şöyle sürdürdür: “Özel güvenlik güçlerine şükranlarımı sunuyorum, Salı günü görüşmek üzere.”
Trump’ın bu sözleri Amerika Başkanı’na şehre gelmeme tavsiyesinde bulunan Wisconsin Valisi Tony Evers’in  mesajlarını ciddiye almayıp harekete geçtiğini vurgu amacı taşıyordu
Wisconsin eyalet valisi de Trump’a “Bu şehirde varlığın bizim yaralarımızı sarmamıza engel olacak, bu konuda endişeliyim çünkü buraya gelirsen toplumdaki ayrışma körüklenecek ve birbirimizle kenetlenmemiz güçleşecek.”
Bir eyalet valisinden ülkenin başkanına yöneltilen bu sıra dışı mesaj aslında ülkenin ırkçılık konusunda ciddi hilaf ve sorunlarla yüz yüze kaldığının bir göstergesidir. Normal şartlarda ülkenin başkanı bir eyaleti ziyaret ettiğinde birlik beraberlik mesajı vermesi beklenir ancak demokratların iddiası Trump’ın mesajlarının kendi yandaşlarını destekleyen ve karşı tarafa karşı kışkırtan türden mesajlar olduğu yönünde.
Wisconsin Eyaleti her iki adayın seçmenlerinin başa baş gittiği ve her iki adayın kazanmak istediği bir eyalet. Son anketlerde Biden az bir farkla Trump’ın önünde görünüyor. Aynı zamanda Cumhuriyetçilerin kongresinden sonra bile Trump’ın eyaletteki yüzde 31 oy oranında hiçbir değişiklik olmadığı ortaya çıkıyor, buna karşılık Biden’in eyaletteki oy oranı yüzde 46 olarak açıklandı. ABC kanalının yayınladığı bu ankete göre,  seçmenlerin yüzde 63 Trump’ın salgına karşı uyguladığı politikaları desteklemiyor. Trump bu anket oldukça öfkelendi ve Twitter hesabından şunları yazdı:
“Bir çok ankette oyların yüzde 50’nin üzerine çıkmışken ABC Kanalının sahte anketi benim oylarımı düşük gösteriyor, aynı kurum geçen başkanlık seçimlerinde benim oylarımın yüzde 12 oranında gerilediğini açıklamıştı ancak ben kazandım bu haber kanalı ilkesiz ve iğrenç.”
Bütün bu gelişmeler ABD istihbaratının kongreye seçimlerde yabancı müdahaleler meselesinde bilgi vermeyi durdurduğu sırada cereyan ediyor.  Bilgi vermenin durdurulması  Demokratların büyük tepkisine neden oldu. Kararı alan istihbarat dairesi başkanı John Ratcliffe bu kararı bazı kongre üyelerinin gizli bilgileri sızdırması sonucu aldığını ancak yasalara saygı kapsamında bazı bilgilerin kongredeki bazı üyelere yazılı olarak sunulacağını bildirerek şöyle dedi:
“Gizli belgelerin siyasi amaçlarla ifşa edilmesine engel olmak amacıyla paylaşmayacağız, bu olay geçmişte birçok defa tekrarlandı ve ben buna müsaade etmeyeceğim.”
Ancak Biden, Ratcliffe’in bu kararının Amerikan seçimlerine Rus müdahalesi meselesinin gizlenmesi amacıyla yapıldığı düşünüyor. Biden konuyla ilgili şöyle dedi:
“Bu kararın tek bir açıklaması var. Başkan Trump, Putin’den yardım istiyor ülkeyi yönetirken yaşadığı büyük başarısızlığı ve bunun sonucu kaybettiği oyları telafi etmenin peşinde. O Putin’in bu konuda neler yaptığının Amerikan halkı tarafından bilinmesini istemiyor. Trump’ın dış siyaseti Kremlin’e bir hediye gibi.”



Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
TT

Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)

Sağır el-Haydari

El Kaide’nin Sahel bölgesindeki kolu olan Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin’in (CNIM) finans başkent Bamako'ya doğru ilerlediği ve Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, DEAŞ ile ilişkiler belirleyici bir dönüm noktasına ulaştı. Her iki taraf da Afrika Sahel bölgesinde önemli aktörler olarak kendilerini kanıtlamak için zamana karşı yarışıyor.

DEAŞ, üyelerinin Mali'de düzenledikleri bir pusuda, CNIM’e bağlı Sahra Bölgesi Emiri Ebu Yahya gibi El Kaide'nin önde gelen isimlerini ortadan kaldırmayı başardıklarını duyurdu.

DEAŞ ile El Kaide arasındaki rekabet, Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi Afrika Sahel ülkelerinde yaşanan ciddi güvenlik krizlerinin ortasında yaşanıyor ve her iki taraf da bu durumdan yararlanmaya çalışıyor.

Üç daire

DEAŞ ve El Kaide'nin faaliyetleri, Afrika'nın Sahel bölgesini her yıl binlerce kişinin hayatını kaybettiği gerçek bir ‘terör yuvası’ haline getirdi.

Afrika meseleleri uzmanı ve siyasi araştırmacı Sultan Elban, Sahel bölgesinde El Kaide ile DAEŞ arasındaki rekabetin, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir çatışmaya dönüştüğünü, ancak sahada bunun ideolojik bir anlaşmazlıktan çok insan gücü ve kaynaklar üzerinde bir yarış halini aldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Elban genel olarak bakıldığında CNIM'in El Kaide'nin Afrika Sahel'deki kolunu temsil ettiğini ve özellikle Burkina Faso, Mali ve Nijer'de en yaygın ve sosyal olarak en köklü örgüt olduğunu, askeri üslere karmaşık saldırılar düzenleme, insansız hava araçları ve patlayıcı cihazlar kullanma ve çok sayıda savaşçıyı seferber etme konusunda gelişmiş operasyonel kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Buna karşın DEAŞ’ın Afrika Saheli’nin bazı bölgelerinde, özellikle Mali'nin kuzeyindeki Minaka bölgesinde daha agresif göründüğünü söyleyen Elban, Nijer, Burkina Faso ve diğer bölgelerin büyük bir kısmını kontrol ettiğini, ancak yerel olarak daha az köklü ve ulusal ordular ile CNIM'in çifte direnişiyle karşı karşıya kaldığını kaydetti. CNIM, 2020'den bu yana Mali ve Burkina Faso'nun merkezi bölgelerinden bu örgütü kovmayı başardı ve sonraki yıllarda da genişlemesini engellemişti.

evfrv
El Kaide'nin CNIM lideri Iyad Ag Ghali'ye bağlı birkaç şubesi bulunuyor (AP)

El Kaide'nin şu anda Afrika Sahel bölgesindeki en önemli yapısal güç olduğunun altını çizen Elban, DEAŞ’ın ise belirli bölgelerde en ölümcül güç olduğunu ve kitlesel katliamlara ve halkı terörize etmeye daha yatkın olduğunu vurguladı. İki örgüt arasındaki rekabetin üç alanda yoğunlaştığını belirten Elban’a göre bunlardan birincisi, sınır geçişleri ve kaçakçılık rotalarının kontrol edilmesi, ikincisi, köylerde ve kırsal alanlarda tahkim ve yargı yetkisinin dayatılması ve üçüncüsü, merkezin önünde, yani Suriye ve Afganistan'ın önünde ve hatta Sahel'deki yerel sıcak noktaların önünde, küresel cihadın tekelleştirilmesi.

Kayıpların telafisi

Afrika'nın Sahel bölgesindeki ülkeler, son yıllarda bazı askeri darbelere tanık oldu. Bu darbeler sonucunda, güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etme sözü veren askeri konseyler iktidara geldi. Ancak, özellikle Ensaruddin gibi radikal grupların yeni bölgelere doğru ilerleme kaydetmeleri bakımından bu konseylerin çabaları eleştirilmeye devam ediyor.

Nijeryalı güvenlik araştırmacısı Issa Mounkaila, gerçekte, El Kaide’nin yıllardır Afrika'nın Sahel bölgesini tekelinde tuttuğunu ve bu bölgenin El Kaide için Afganistan gibi ülkelerde yaşadığı başarısızlıkların ardından güvenli bir sığınak haline geldiğini söyledi.

Aynı durumun DAEŞ için de geçerli olduğunu belirten Mounkaila, DAEŞ'in şu anda Afrika kıyılarına, nüfuz kazanmanın kolay olduğu bir güvenlik kırılganlığı bölgesi olarak geri döndüğünü ve DAEŞ'in şu anda Suriye, Irak ve Libya'daki kayıplarını telafi etmeye çalıştığını söyledi. Mounkaila’ya göre bu telafi, ancak El Kaide'nin kontrolündeki bölgelerin aleyhine olabilir. Nijeryalı uzman ayrıca, DEAŞ’ın merkezi düzeyde net bir liderlik kaybına uğraması ve örgütün bölgedeki nüfuzunu ve hedeflerini yönetme planına ilişkin belirsizlikler göz önüne alındığında, El Kaide'nin hala üstünlüğünü koruduğuna inanıyor.

Denge El Kaide lehine değişiyor

El Kaide, CNIM gibi kendisine bağlı örgütler aracılığıyla, Rusya ve daha önce Fransa ile ittifak kuran Afrika Sahel'deki askeri konseylere karşı çıkıp kendi saflarına katılmaya çağıran videolar yayınlamaya devam ediyor.

Öte yandan ise DEAŞ, haftalık dergisi en-Nebe'de savaşın sürdürülmesi çağrısında bulunurken, El Kaide'ye karşı saldırılar başlattığını da açıklayarak iki grup arasındaki çatışmanın şiddetlendiğini gösteriyor.

Elban, iki taraf arasındaki çatışmanın geçmişi çerçevesinde, özellikle 2020'den bu yana Çad ve Burkina Faso arasındaki sınır üçgeninde, ara sıra ateşkeslerle birlikte, sınırlı çatışmalardan açık savaşa kadar çeşitli aşamalardan geçtiğini söyledi.

sddvd
Burkina Faso terör örgütlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyor (Reuters)

Elban, her iki örgütün de kontrol ve finansman mekanizmalarına sahip olduğunu, özellikle de vergilerle, bu örgütleri kontrol ettikleri bölgelerde devlete paralel vergi otoriteleri haline getirdiğini, yönetim boşluğundan ve ekonomik çöküşten faydalanarak vergi uygulayıp zekat topladıklarını söyledi. Çobanların hayvanlarına el konulduğunu ve yerel pazarlarda veya Moritanya, Senegal ve başka yerlerdeki pazarlarda satıldığını da sözlerine ekledi.

İki örgüt arasında ince farkın El Kaide'nin gelirlerinin bir kısmını yoksulları destekleyerek ve anlaşmazlıkları çözerek yargı alternatifi olarak kendini dayatacak şekilde belirli bölgeleri kayırma eğiliminde olması olduğuna dikkati çeken Elban, El Kaide’nin bazen de imajını iyileştirmek ve meşruiyetini pekiştirmek için insani yardım kuruluşlarının çalışmalarına göz yumduğunu, DEAŞ’ın ise daha nefret dolu bir yaklaşım sergileme eğiliminde olduğunu ve sosyal kabul görme konusunda endişelenmediğini vurguladı.

Bölge ülkelerinin bazılarının ordu tarafından yönetilmesi ve mevcut kırılganlık bakımından ağlar ve yerel entegrasyon açısından dengelerin El Kaide lehine kaydığına işaret eden Elban, ancak DEAŞ’ın savunmasız bölgelerde hedefli saldırılar düzenleme ve katliamlar gerçekleştirme yeteneğini üst düzeyde tuttuğunu belirtti.


İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.