ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Schenker, Şarku'l Avsat'a konuştu: ABD, Lübnan’ı tarafsızlaştırmaya çalışıyor, Hizbullah ise reformlarla değil İran’ı savunmakla ilgileniyor

David Schenker. (AP)
David Schenker. (AP)
TT

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Schenker, Şarku'l Avsat'a konuştu: ABD, Lübnan’ı tarafsızlaştırmaya çalışıyor, Hizbullah ise reformlarla değil İran’ı savunmakla ilgileniyor

David Schenker. (AP)
David Schenker. (AP)

ABD Dışişleri Bakanı'nın Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı David Schenker, Beyrut Limanı felaketinin Lübnan hükümetlerinin onlarca yıldır halkın çıkarlarını ihmalinin bir sonucu olduğuna işaret ederek bu felaketin ciddi değişim gerektiren bir uyandırma çağrısı anlamına geldiğini söyledi. Schenker, Şarku'l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda Lübnan hükümetinin reforma güvenmesi gerektiğini, halka ve taleplerine önem veren, sorumlu, şeffaf ve siyasi-ekonomik reformları gerçekleştirecek bir hükümete ihtiyaç olduğunu belirtti. İşlerin bugünden sonra alışılageldiği gibi yürümeyeceğini vurguladı.
Schenker, sivil toplum gruplarıyla görüşmek, hükümetten beklentileri, talepleri ve düşünceleriyle ilgili daha fazla detay almak için Lübnan’a doğru hareket etti. Schenker, Lübnan hükümetinin halkına kulak vermesi gerektiğini, ABD hükümetinin Lübnan halkının ne istediğinden emin olmak istediğini kaydetti.
Schenker amonyum nitrat kargosuyla ilgili uluslararası soruşturma hakkında ise soruşturmada ısrarlı olduklarını ve bu alanda çalışan bir ABD ekibinin bulunduğu bilgisini verdiği açıklamasında şunları söyledi:
“Uluslararası bir mahkemeden bahsedecek olursak; böyle bir soruşturma uzun zaman alır ve tarafları tatmin etmeyebilir. Ama Lübnan hükümetinin soruşturmaya yardımcı olan birtakım uluslararası gruplara karşı şeffaf olmasını bekliyoruz. Yaşanan suçun sorumlularını bulmayı ve elde edilen sonuçları ilan etmeyi umuyoruz. Özellikle birçok kişi uzun zamandır bu maddenin (limanda) bulunduğunu biliyordu. Soruşturma bitene kadar gizli kalacak. Bu 5 günde biten bir soruşturma değil. Patlama büyük bir şok oluşturdu. Fakat Lübnan hükümetinin davranışlarına bakılırsa bu patlama bir sürpriz değildi” ifadesini kullandı.
Schenker, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda Beyrut Limanı'ndaki patlamadan Lübnan ile IMF arasındaki sürece kadar birçok başlıkta soruları yanıtladı:

- Fransa’nın rolü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Lübnan konusunda Fransızlarla ile sürekli temas halindeyiz. ABD ve Fransa Lübnan’a çok önem veriyor. Bu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ikinci (Lübnan) ziyareti. Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Hale de oradaydı. Beyrut’a hareket etmeden önce Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile birlikte çok zaman geçirdim. Pompeo çok ilgili ve Lübnan’daki gelişmelere de olduka odaklanıyor. Çünkü Lübnan, ABD’nin çok eski dostu ve ortağı.”

- Mustafa Edib’in Lübnan Başbakanı olarak seçildiğini ilk öğrendiğinizde nasıl bir tepki verdiniz?
Kişiler bizi ilgilendirmiyor. Biz ilkelerle, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle ilgileniyoruz. Lübnan, Beyrut’ta olanlar sebebiyle şu an bir krizin içinde. 300 bin kişi evsiz kaldı. Ancak bundan (patlamadan) önce Lübnan, liranın 7 ay önceki değerinin yüzde 80'ini kaybetmesi nedeniyle insanların yüzde 80'inin yoksullaştığı ve halkın yüzde 20'sinden fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ekonomik krizin doruğundaydı. Bu yüzden Lübnan halkına yardım etmek istiyoruz. İnsani yardımda bulunmak için çalışıyoruz. ABD Lübnan'ın en büyük bağışçısı oldu. Geçen yıl Lübnan’a 750 milyon dolar yardım yaptık. Eylül’de 400 milyon dolar sunduk ve koronavirüs salgınıyla mücadele için de 18 milyon dolar gönderdik. Patlamayla birlikte 18 milyon dolar sağladık. Yakında 12 milyon dolar daha göndereceğiz. Lübnanlı ihtiyaç sahipleri için Dünya Gıda Programı ve Dünya Bankası’nı destekliyoruz.”

- ABD, Lübnan’ı ekonomik açıdan kurtarmaya çalışır mı? Bu kapsamda Lübnan’a Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakerelerinde yardımcı olur mu?
Lübnan IMF ile müzakerelere başlamadı. Yaklaşık 200 gün boyunca yönetimde olan Hassan Diyab hükümeti IMF ile müzakere noktasına ulaşmadı. Halen IMF ile ilgili meseleler hakkında konuşuyor ama Diyab hükümeti Lübnan’ın borcu ve ekonomik durumu konusunda bir karara varamadı. Bu nedenle Lübnan hükümetinin halkın acılarını hissettiğini gösteren herhangi bir acil durum sürecinde olmadığını düşünüyorum.

- Çok sayıda Lübnanlı, Mustafa Edib’in böyle bir zaman için uygun isim olmadığını ve onu yönetimin başına getiren tarafların Lübnanlıların ihtiyacı olan reform ve değişiklikleri yapmasını engelleyeceğini düşünüyor. Sizce, Hassan Diyab ile Mustafa Edib arasındaki farklar neler?
Az önce de ifade ettiğim gibi, ABD olarak kişilerle ilgilenmiyoruz. Biz ilkelerle ilgileniyoruz. Bu hükümetin reformları uygulaması gerekiyor. Diyab hükümeti hiçbir reform yapmadı. Belki de bunun sebebi etkili siyasilerin muhalefetidir ancak bunun değişmesi gerekiyor.

-Lübnan ile İsrail arasında deniz sınırı çizilmesiyle ilgili Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmeyi düşünüyor musunuz?
 Lübnan tarafından bir girişim olursa bunu yapacağım. Ancak bunun dışında hiçbir siyasetçiyle görüşme niyetim yok.

-David Hale, ABD’nin Hizbullah’ın hükümete katılmasına itiraz etmediğini söyledi. Bu konudaki fikriniz nedir?
Hizbullah çok sayıda hükümete katıldı. Hizbullah, Lübnan’daki birçok siyasi grup gibi reformı önemsemiyor, sadece mevcut durumu korumayı tercih ediyor ve İranlıları savunmaya devam etmekle ilgileniyor. Devlete gelir sağlayan gümrük maliyetlerini ödememeye devam etmek istiyor. Hizbullah sorunun büyük bir parçası. Bu yüzden reforma karşı duruyor. Fakat bir kez daha söylüyorum; hükümetlerin kurulmasında bizi ilgilendiren konu ilkelerdir.

-David Hale’nin yaptığı gibi; hükümetleri kuran bu siyasetçilerle konuşmaya devam ettiğinizde onlara meşruiyet kazandırıyorsunuz. Peki, bu durum söz konusu siyasetçilerden kurtulmak isteyen halkın isteğine aykırı değil mi?
Halk ile bunu yapmaları için nasıl bir yol izleyecekleri hakkında konuşacağım. Çok sayıda yol var. Ancak bunların hepsi Lübnan halkına bağlı.

- Fransa’da yayınlanan Le Figaro gazetesi pazartesi günkü nüshasında Fransa ve ABD’nin Hizbullah ile iş birliği yapan kiişilere yaptırım uygulamayı düşündüğünü yazdı. ABD’nin halen böyle bir gündemi var mı? Bu yöne doğru mu gidiyoruz?
Evet, bunun üzerinde çalışıyoruz. Bazı isimlere yaptırım uygulamak için incelemeler yapılacak.

- Lübnan halkı gasp edilen mallarını geri alacak mı?
Bu konu, reform gündeminin bir parçası olmalı. Bu işi yapmakta olan ve Kuveyt’te Saddam Hüseyin savaşı sonrasında yapan şirketler biliyoruz. Bu şirketler bazı malların geri getirilmesine yardımcı oldu. Bunu hükümetten istemenin Lübnan halkının hakkı olduğunu düşünüyorum.

- ABD, Lübnan’ın tarafsızlaşmasına yardımcı oluyor mu? Bu konuda başarılı olması için Lübnan halkına yardım etmeye hazır mı?
Rusya ve Çin'i İran'a askeri ambargoyu uzatmaya ikna edemedik. Ancak ABD bu durum üzerinde çalışıyor. Yani Lübnan’ın tarafsızlaştırılması.

- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Lübnan’ın silahsızlandırılmasını öngören 1559 sayılı kararının uygulanması hakkında ne düşünüyorsunuz?
BMGK’nın tüm kararları uygulanmalıdır. Bunu uygulama konusunda elinden geleni yaptığı için Lübnan hükümetine saygı duyuyoruz. Lübnan hükümetinin ayrıca adaletin sağlanması için Refik Hariri’yi öldürmekten suçlu bulunan Selim Ayyaş’ı teslim etmesi gerekir.

- Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Lübnan’ın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. ABD de böyle düşünüyor mu?
Lübnan’ın önünde büyük zorluklar var. Aynı zamanda Lübnan potansiyel yeteneklere sahip bir ülkedir. Lübnan halkı ve yönetimi de zorlukların üstesinden gelebilecek konumda olmalıdır. Lübnan ekonomik bir yıkımla karşı karşıya. Bunu engellemek için adımlar atmalılar. Bunu siyaseten yapmak zor olacak.
Schenker, bugün başlayacağı Lübnan ziyareti sırasında Şii grupların da yer aldığı bir dizi sivil toplum kuruluşu, iş insanları, Ketaib Partisi Başkanı Sami el-Cemil, Nimet Efram ve Mervan Hamade gibi bağımsız vekiller ve büyük “devrim” grupları ile bir araya gelecek. Schenker görüşmelerde söz konusu çevrelerin değişim stratejilerini dinleyecek.
Önlerinde uzun bir yol olduğunu ve Lübnanlıların ümitsizliğini anladığını belirten Schenker sözlerinin sonunda “Değişim içerden başlamalıdır” vugusunu yaptı.
Yolun uzunluğu bilinmiyor. Zira mevcut statükoda direten çok sayıda siyasi grup var. Bu durum zor olabilir fakat Schenker Lübnan halkının değişime ulaşmak için sabredeceğinden emin. Çünkü ülkenin geleceği halka dayanıyor. ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, Schenker için gençlerle ve üniversite mezunlarıyla bir araya geleceği bir görüşme de tertip etti. Muhtemelen programında bazı subaylarla görüşmeler de bulunuyor. Ancak Schenker siyasetçilerden uzak duracak.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.