Kral Abdulaziz’in Kuveyt yılları

Kral Abdülaziz, Kuveyt'te Prens Mubarek es-Sabah ile birlikte. Krala kardeşleri Muhammed, Mesud, Saad, Abdullah ve oğlu Türki eşlik ediyor. (Fotoğrafçı: William H. Shakespeare. Kaynak: RGS)
Kral Abdülaziz, Kuveyt'te Prens Mubarek es-Sabah ile birlikte. Krala kardeşleri Muhammed, Mesud, Saad, Abdullah ve oğlu Türki eşlik ediyor. (Fotoğrafçı: William H. Shakespeare. Kaynak: RGS)
TT

Kral Abdulaziz’in Kuveyt yılları

Kral Abdülaziz, Kuveyt'te Prens Mubarek es-Sabah ile birlikte. Krala kardeşleri Muhammed, Mesud, Saad, Abdullah ve oğlu Türki eşlik ediyor. (Fotoğrafçı: William H. Shakespeare. Kaynak: RGS)
Kral Abdülaziz, Kuveyt'te Prens Mubarek es-Sabah ile birlikte. Krala kardeşleri Muhammed, Mesud, Saad, Abdullah ve oğlu Türki eşlik ediyor. (Fotoğrafçı: William H. Shakespeare. Kaynak: RGS)

Kral Abdulaziz'in 1892-1902 yıllarında arasında Kuveyt’te yaşadığı dönemin kaleme alındığı ‘Hayatu’l--Melik Abdulaziz fi’l-Kuveyt’ (Kral Abdulaziz’in Kuveyt’teki Hayatı) adlı kitap, Suudi Arabistan Krallığı'nın kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman es-Suud'un biyografisine dair ‘tarihi’ ve ‘belge niteliğinde’ bir kayıt görevi görüyor. Kral Abdulaziz’in Riyad’a geri dönene kadar, 1892 - 1902 yılları arasında Kuveyt'te geçirdiği yaklaşık on yıllık dönemi belgeleyen kitap, Kuveytli yazar Şeyma Nebil Abdullah el-Mulla tarafından kaleme alındı.  222 sayfalık kitap ‘Şeyma Nebil el-Mulla Neşriyat ve Dağıtım’ tarafından yayımlandı.
Yazar kitabın giriş kısmında Arapça ve diğer yabancı dillerdeki kaynaklardan bilgilerin izini sürme konusunda çektiği zorlukları dile getirirken, “Bu kitabın hazırlık aşaması iki yıldan uzun sürdü. Kral Abdulaziz'in hayatındaki bu tarihi dönemle ilgili kaynakların oldukça az olması büyük bir sorundu. Riyad, Kuveyt, İstanbul ve Londra’daki kütüphanelerde yaptığım araştırmalar ve okumalar sayesinde bu kitap için gerekli belgeler, resimler ve şiirler gibi malzemeleri elde edebildim” ifadelerini kullanıyor. (s. 10)
Yazar şöyle devam ediyor:
“İmam Abdurrahman bin Suud'un ve ailesinin 1892'den 1902'ye kadar Kuveyt'te (Mubarekiye bölgesinde) yaşadığı eve ait herhangi bir fotoğrafın olamaması sorunuyla karşı karşıya kaldım. Çünkü bu ev, 1950'lerin başlarında çarşıların ve ticari komplekslerin inşası sırasında yıkılan eski evlerden biriydi.”

Kurucu Kral
Kitap, Suudi Arabistan Krallığı'nın kurucusu Kral Abdulaziz'in ‘devlet kurumlarının yapı taşlarını modern temeller üzerine yerleştirerek, kendisine çok büyük ölçüde istikrar sağlamasına yardımcı olan büyük medeniyet projesini uygulamaya başlayana kadar geçen sürece ilişkin genel bir bakış sunuyor. Kitapta söz konusu medeniyet projesinin, o zamanlar ‘hicr’ olarak adlandırılan göçebe Bedevilerin yerleşim yerlerine yerleştirilmesi projesi olduğu belirtilirken şu ifadelere yer veriliyor:
“Bundan sonra, Kral Abdulaziz Hac güzergâhlarının güvenliğini garanti altına aldı ve ardından Mescid-i Haram’da geniş kapsamlı iyileştirmeler ve restorasyonların yanı sıra ve Mescid-i Nebevi’de son genişleme çalışmasını gerçekleştirdi.” (s. 15)
Kitabın ‘Kurucu Kral’ ile ilgili bölümünde yazar, Kral Abdulaziz'in ‘başarılı bir asker, otantik bir reformcu, dindar, dürüst, kararlı, zeki ve mütevazı olduğunu, bununla birlikte dünyada halkıyla bire bir iletişim kuran ve halkına da kendisiyle iletişim kurma özgürlüğü veren başka bir hükümdar tanımadığını’ söyleyen İngiliz gezgin ve politikacı John Philby dahil olmak üzere Kral Abdulaziz'in şahsıyla ilgili birçok Batılı politikacı ve seyyahın dile getirdiği övgü dolu düşüncelerini aktarıyor. Kitapta bu isimlerden biri olan ABD’li siyasetçi ve 1934 yılında ‘Arabistan'ın efendisi Abdulaziz es-Suud’ adlı kitabın yazarı H.S Armstrong’un şunları söylediği aktarılıyor:
“Kral Abdulaziz cömert, cesur, oldukça sabırlıydı. Kabile liderlerine nasıl davranılması gerektiğini, gururlarını nasıl okşayacağını biliyordu. Arapların hayran olduğu özelliklere sahipti.” (s. 16)
Kitabın görüşlerini aktardığı yabancı siyasetçiler ve seyyahlar arasında Macar oryantalist Jumanus, İngiliz seyyah Kent Williams, Hint siyasetçi Cevahirlal Nehru, ABD’nin Bahreyn ve Kuveyt misyonunda görevli İngiliz doktor Dr. Stanley Milleria yine ABD’nin Basra, Kuveyt ve Bahreyn misyonunda görevli Dr. Paul Harrison yer alıyor.

Birinci ve ikinci Suudi devleti
Yazar kitabı beş bölüme ayırıyor. Âl-i Suud’un (Suud Hanedanı) dedesi Mani’ bin Rabi’a el-Muridi’nin hicri 9’uncu yüzyılda (miladi 15’inci yüzyıl) Katif yakınlarındaki bir bölgeden Vadi Hanifa'ya olan yolculuğu aktarılıyor. Muridi, burada kabilesinin evlerini inşa ettirerek Diriye Emirliği’ni kurmuştur. Prens Muhammed bin Suud'a göre Diriye Emirliği, Arap Yarımadası tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. (s. 23)
Kitabın ilk bölümü, hicri 1157'de (miladi 1744) ilk Suudi devletinin kurulmasını anlatıyor. Prens Muhammed bin Suud bin Muhammed bin Mukrin, Suudi yöneticilerin en tepesinde yer alıyor. Ona göre El Suud ailesinin yönetiminin temelidir. Prens Muhammed bin Suud bin Muhammed bin Mukrin’e göre Suud Hanedanlığı’nın temelleri, 12’inci yüzyılın başlarında Diriye Emirliği’nin devralınmasıyla atıldı. (s. 24)
Muhammed bin Suud, miladi 1726 ile 1765 yılları arasında Suud Hanedanlığı’nı yönetti. Aynı dönemlerde Şeyh Muhammed bin Abdulvehhab'ın çağrısıyla aralarında bir ittifak kuruldu.
Yazar, ilk bölümde, askerleriyle birlikte Uneyze şehrinde görev yapan ve Prens Mişari bin Saade’yi öldüren Osmanlı subayı Abuş ile yaşanan şiddetli çatışmaların ardından İmam Türki bin Abdullah’ın Riyad’ı fethettiği 1824'te (hicri 1240) ikinci Suudi devletinin kurulmasından bahsediyor. Prens Türki, Osmanlı Subayı Abuş’u yenmeyi başardı ve Muhammed Ali'nin güçlerini Necid, Ahsa ve Katif'ten sürerek buraları emirliğine kattı. İkinci Suudi devleti, İbn-i Reşid'in Riyad’ın kontrolünü ele geçirmesi ve İmam Abdurrahman bin Faysal bin Türki'nin (Kral Abdulaziz'in babası) Riyad’dan ayrılmasıyla 1891 (hicri 1309) yılında sona erdi. (s. 27)
Kitabın ikinci bölümünde, Kral Abdulaziz'in 1876 yılında Riyad’da doğumu ve ardından Riyad’dan ayrılıp Al Marra kabilesiyle birlikte çölde yaşadıkları Yebrin’e gidişi ayrılışını anlatıyor. (s. 34)
Daha sonra ailesi için güvenli bir yer arayışı içerisinde olan Kral Abdulaziz, Bahreyn’e geldi. Ancak Abdulaziz, Ahsa’da kalmasının daha iyi olacağını düşünüyordu. Bu yüzden Abdulaziz, Ahsa’daki Osmanlı Valisi Akif Paşa ile bu konuyu görüşmek üzere Ahsa’ya gönderildi.
Ancak Ahsa Valisi’nin farklı bir amacı vardı ve Abdulaziz’den İmam Abdurrahman'ın Osmanlı Devleti’nin Riyad valisi olarak atanması ve Osmanlı Devleti'ne biat etmesi için baskı yapmasını istiyordu. Osmanlı valisi görüşmede sırasında bu teklifin yanı sıra Abdulaziz’e, talebin kabul edilmesi halinde Osmanlı Devleti'nin kendisine yılda bin lira ödeyeceğini söyledi. Ancak Abdulaziz, valiye, “Babam İmam Abdurrahman bu talebi kabul etmeyecek. Ben de kabul etmeyeceğim. Atalarımızın topraklarını yönetme hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz ve Allah'ın izniyle Riyad'ı geri alacağız” dedi. (s. 40).
İmam Abdurrahman daha sonra oğlu Abdulaziz'i 1892 yılında, (1892-1896 yılları arasında Kuveyt’i yöneten) Kuveyt Emiri Şeyh Muhammed bin Sabah es-Sabah'a gönderdi ve ondan ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Kuveyt'te ikamet etmesi için izin vermesini istedi. Ancak Şeyh Muhammed es-Sabah bu talebi özür dileyerek reddetti. Çünkü Muhammed bin Raşid'in muhalefetiyle baş etmeye ve Osmanlı politikasına aykırı davranmaya cesaret edemedi. (s. 41)
Bir sonraki durak, 1892'de gittiği ve dört ay ailesiyle birlikte kaldığı Katar’dı. Katar Emiri Şeyh Casim es-Sani, İmam Abdurrahman ve ailesinin Katar’da kalma talebini memnuniyetle karşıladı. (s. 42)

Son durak Kuveyt
Üçüncü bölümde yazar, İmam Abdurrahman ve oğlu Abdulaziz'in Kuveyt'e gidişlerini şöyle anlatıyor:
“Kuveyt Emiri Şeyh Muhammed es-Sabah, 1892 yılı Kasım ayı ortalarında, Kuveyt limanında Abdulaziz bin Suud ve ailesini getiren gemileri karşılarken eşi Şeyha Meryem Hamad es-Sabah'a da İmam Abdurrahman'ın eşi (Kral Abdulaziz'in annesi)  Sarah es-Sudayri'yi karşılama görevini verdi.”(s.48)
“Abdulaziz, Kuveyt'te el-Amir ailesinin evine yerleşti. Evin sahibi, Kuveyt’in önde gelen at tüccarlarından Ali el-Amir’di. 1831 yılında ortaya çıkan bir salgın hastalık Kuveyt’teki bir çok aile gibi Ali el-Amir ve ailesinin bir çok üyesinin ölümüne neden olmuştu. Ev, İmam İbni Suud ailesini barındıracak hale getirilinceye kadar bakımsız kaldı. Söz konusu ev, Kuveyt’in Mubarekiye bölgesinde bulunmaktadır.” (s. 49)
Okur bu bölümde, Kral Abdulaziz'in eğitiminin bir bölümünü aldığı Kuveyt'teki hayatına dair bilgiler ediniyor. Bununla birlikte bu bölümde, Abdulaziz’in Kuveyt’in ileri gelenleriyle tanışmasına ve Şeyh Mubarek es-Sabah ile ilişkilerini güçlendirmesine değiniliyor.
“Şeyh Mübarek ve İmam Abdurrahman birlikte Riyad'ı geri almak ve Hail Emiri İbn-i Reşid'in hırslarına karşı koymak konusunda anlaştılar. Bu nedenle Şeyh Mübarek Kuveyt'te kaldığı süre boyunca İmam Abdurrahman ile görüşürken ona silah, barut ve nakit parayla dolu kasalar getirdi.” (s. 56 )
Bu bölümde yazar, Kral I. Abdulaziz'in Benî Halid kabilesinden Şerife Sakr el-Fecri ile olan evliliğine değiniyor. 1894'te gerçekleşen evlilik, Şerife Sakr el-Fecr’in evlendikten 6 ay sonra vefat etmesiyle sonlanıyor. Yazar ayrıca Abdülaziz’in kendisi için bir ilham ve cesaret kaynağı olan kız kardeşi Prenses Nura binti Abdurrahman (D: 1875/Riyad) ile arasındaki örnek ilişkisini de ele alıyor. Abdulaziz, 1899’da yine Benî Halid kabilesinden olan Vadha binti Muhammed Âl Ureyr ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten Turki (ilk), Suud (kral) ve Munire adında üç çocuğu oldu.

Es-Sarif Savaşı
Yazar kitabının dördüncü bölümünü Riyad'ın geri alınması sürecine ayırıyor.  İmam Abdurrahman ve oğlu Abdulaziz, 1900 yılının ilk yarısında savaşçılarıyla birlikte Kuveyt'ten, Necid'deki Sudeyr bölgesine gittiler. Burada Hail Emiri Abdulaziz bin Reşid’e tabi olan Kahtan kabilesiyle savaştılar.  Ardından Abdulaziz geri almak üzere Riyad'a gitti. O dönem Riyad’ın valisi İbn-i Reşid’in tarafından atanan Aclan bin Muhammed idi.
Kral Abdulaziz, Kuveyt Emirliği ile Cebel-i Şemmer Emirliği arasındaki es-Sarif Savaşı'na katıldı. Savaş 17 Mart 1901'de el-Kasım Bölgesi’nin kuzeydoğusundaki Bureyde kentinde sona erdi.
İbn-i Reşid'in lehine sona eren savaşın ardından Abdulaziz ve savaşçıları Kuveyt'e geri döndüler.
Beşinci bölümde ise yazar, İbn-i Reşid'in güçleriyle birlikte Kuveyt'in kuzeyinde kamp kurduğu, ancak ‘Britanya ile bir çatışmaya çekilmemek için’ Osmanlı Devleti’nin isteği üzerine geri çekildiği es-Sarif Savaşı'nın sonuçlarına değiniyor. (s. 77)
Abdullah Philby’nin (İngiliz seyyah, yazar, istihbarat memuru, doğubilimci, kâşif ve siyaset adamı Harry St. John Philby) anlatımına göre es-Sarif yenilgisi, çölde bir başka savaşın patlak vermesinden çekinen Mubarek es-Sabah'ın ruhunda derin bir iz bıraktı. Ancak Kuveytli tarihçi Abdulaziz er-Reşid’e göre Mubarek es-Sabah'ın tereddüdü ‘rakibin dikkatini dağıtmak’ için yapılmış ‘kapsamlı bir plan’ çerçevesinde bu şekilde davranmıştı. (s. 77)
Ancak Abdulaziz, ne pahasına olursa olsun Riyad'ı almakta ısrarcıydı. Bu yüzden Kuveyt'ten 40 kişilik küçük bir kuvvetle ayrıldı. Er-Reyhani, Şeyh Mubarek'in Abdulaziz’e “kırk adam, otuz tüfek, iki yüz riyal ve biraz erzak’ teklif ettiğinden bahseder. (s. 79)
Kral Abdulaziz'in bu sayıda savaşçı ile yola çıkması ‘durumu her bakımdan değerlendirdiği ve daha hızlı hareket edebilmeyi, vur-kaç yöntemine başvurmayı planladığına, İbn-i Reşid’e bağlı güçlerle karşı karşıya kaldığında kolayca toparlanabileceği kadar eşya edindiğine işaret ediyor. (s. 82)
Yazar son olarak uzun bir bekleyiş ve sancılı sürecin ardından Riyad'ın geri alındığı 15 Ocak 1902 gecesini ayrıntılı olarak okuyucusuna aktarıyor.



Suudi Arabistan’dan bölgesel istikrarı güçlendirmek için diyalog vurgusu

Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan bölgesel istikrarı güçlendirmek için diyalog vurgusu

Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Mühendis Velid el-Hireyci, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları toplantısında konuşuyor (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hireyci, perşembe günü yaptığı açıklamada, bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla, BRICS ülkeleri de dâhil olmak üzere ilgili tüm taraflar arasında diyaloğun sürdürülmesinin önemini yineledi.

Hireyci bu açıklamayı, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud adına, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılımı sırasında yaptı. “Dayanıklılık, inovasyon, iş birliği ve sürdürülebilirlik için inşa etmek” başlığıyla gerçekleştirilen toplantıya Suudi Arabistan davetli ülke statüsüyle katıldı.

Suudi yetkili konuşmasında, “Krallık, Basra Körfezi ve Kızıldeniz’deki istikrarın yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını, özellikle belirsizlik ve kriz dönemlerinde küresel ekonominin dayanıklılığı ve istikrarı açısından temel bir unsur olduğunu vurgulamaktadır” dedi.

Hireyci ayrıca bu istikrarın korunmasının ortak bir sorumluluk ve tüm uluslararası toplumun kolektif çıkarı olduğunu belirtti.

vfdvfd
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Waleed Al-Khuraiji'yi kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan’ın mevcut durum ve Körfez ülkeleri ile Ürdün’e yönelik son saldırılar konusunda derin endişe duyduğunu ifade eden Hireyci, gerilimin düşürülmesi, itidal çağrısı yapılması ve uluslararası hukuka bağlı kalınmasının önemini vurguladı. Ayrıca bölgede tansiyonu daha da yükseltebilecek ek adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Suudi yetkili, bölgenin küresel ticaret ağlarında hâlâ hayati bir merkez konumunda bulunduğunu, Asya ile Avrupa arasındaki küresel enerji arzı ve ticari malların önemli bir bölümünün Basra Körfezi ve Kızıldeniz’deki deniz koridorlarından geçtiğini belirtti.

Hireyci, bu bölgenin güvenliği veya istikrarını etkileyebilecek herhangi bir aksaklığın, küresel enerji piyasaları, enflasyon oranları, sürdürülebilir kalkınma çabaları ve genel anlamda dünya ekonomik büyümesi üzerinde anında ve geniş çaplı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

brg
BRICS grubu ülkelerinin dışişleri bakanlarının Perşembe günü Yeni Delhi'de gerçekleştirdiği toplantıdan bir kare (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Dünyanın hızlı teknolojik ve ekonomik dönüşümlere tanıklık ettiğini kaydeden Hireyci, özellikle yapay zekâ ile bağlantılı fırsatlar ve gelecekteki etkiler göz önünde bulundurulduğunda, ülkelerin hızlanan dijital dönüşüme uyum sağlamasına özel önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Teknolojiye ve dijital kapasitelere adil erişimin sağlanmasının, herkes için dengeli ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olmaya devam edeceğini de sözlerine ekledi.


Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
TT

Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Suudi Arabistan, bu yıl Hac ibadetini yerine getirecek hacıları karşılamak ve onlara hizmet etmek için tüm sektörlerinin hazır olduğunu ve gelişlerinden güvenli dönüşlerine kadar entegre bir hizmet sistemi sunulacağını teyit etti.

Suudi Arabistan'dan beş bakan, dün düzenledikleri basın toplantısında, hacıların güvenliğini ve sağlığını korumanın yanı sıra, Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda lojistik hareketlerini kolaylaştırmak ve rahat etmelerini sağlamak için tam hazırlık içinde olduklarını vurguladı.

Bakanlar, hacı adaylarının sağlık durumunun güven verici olduğunu ve endişelenecek bir durum bulunmadığını belirterek, salgın hastalıklar ve diğer gelişmelerin uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakından takip edildiğini ifade etti.

Yapay Zekâ destekli güvenlik ve "Mekke Yolu" girişimi

Suudi Arabistan Medya Bakanı Selman el-Dusari, hac güvenlik sisteminin komuta merkezlerinden sahaya kadar, yapay zekâ ve modern teknolojiler aracılığıyla hareket analizi ve yoğunluk tahmini yapan hassas planlarla yönetildiğini, bunun da müdahale hızını ve güvenlik seviyesini artırdığını belirtti.

fvfrbv
Enformasyon Bakanı Selman el-Dusari basın toplantısında (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Dusari, İçişleri Bakanlığı'nın "Mekke Yolu" girişimini bu yıl 10 ülkede ve 17 noktada sekizinci kez uyguladığını, bugüne kadar 1,2 milyondan fazla hacı adayının bu hizmetten yararlandığını belirtti. Ayrıca kutsal mekanların %100 oranında 5G ağıyla kapsandığını ve 4 bin 200'den fazla teknik personelin sahada görev yaptığını ifade etti. İslam İşleri, Davet ve İrşad Bakanlığı da 100'den fazla ülkeden âlimler, İslam şahsiyetleri ve şehit aileleri de dahil olmak üzere 2 bin 500'den fazla hacıyı ağırlamak için hazırlıklarını tamamladı" ifadelerini kullandı.

Enformasyon Bakanı bu yılki Hac mevsiminde, 150'den fazla medya kuruluşu ve 3 binden fazla yerel ve uluslararası medya mensubu görev yapacağını açıkladı.

Hac ve Umre Bakanlığı: 860 bin Hacı geldi

Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, şu ana kadar hava, kara ve deniz yoluyla 860 binden fazla hacı adayının geldiğini duyurdu. Rabia, bu yıl 126'dan fazla İslam dışı ülkeden aracı olmadan doğrudan rezervasyon imkânı sağlandığını ve Mina'daki kapasitenin yeni çadır alanlarıyla artırıldığını belirtti.

Bakan ayrıca, bu yıl tüm dış hacılar için uygulanan "Bavulsuz Hacı" girişimine dikkat çekti. Bu hizmet sayesinde hacıların bagajları ülkelerinden konaklama yerlerine taşınıyor, işlemlerin tamamlanma süresi ise 120 dakikadan 15 dakikaya indirildiğini vurguladı.

sddv
Hac ve Umre Bakanı, şu ana kadar yaklaşık 860 bin hacı adayının geldiğini doğruladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem).

El-Rabia, Allah'ın misafirlerine hizmet sisteminin, 60'tan fazla devlet ve operasyonel kuruluş arasında kurumsal entegrasyonla 600'den fazla eylem planı aracılığıyla işlediğini açıkladı. Ayrıca "Nusuk" uygulamasının dünya çapında 51 milyondan fazla kullanıcıya hizmet verdiğini, bu yılki Hac sezonunda sunduğu dijital hizmet sayısının 130’u aştığını ifade etti.

Ulaşım ve Lojistik: 1,5 milyon hacı için 3 milyon koltuk

Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih el-Casir, havacılık sektörünün yurt dışından gelecek 1,5 milyondan fazla hacı adayı için 6 havalimanında 300'den fazla noktaya bağlanan 3 milyon koltuk kapasitesi hazırladığını belirtti. Casir, Şarku’l Avsat’ın ulaşım maliyetlerindeki artışa ilişkin sorusuna, erken sunulan paketlerin hacıları bu fiyat artışlarından koruyacağı yanıtını verdi.

El-Casir, hac mevsiminde güvenli ve kolay bir ulaşım deneyimi sağlamak amacıyla ulaştırma ve lojistik hizmetler sisteminin çalışmalarını sundu. Kutsal mekânlara çıkan tüm yol ağlarının değerlendirildiğini, kapsamlı bakım planlarının uygulandığını, köprülerin onarıldığını ve yol soğutma teknolojisinin yaygınlaştırıldığını belirtti. Ayrıca, hacıların konaklama yerlerinden Mescid-i Haram'a nakli için 3 binden fazla, ring seferleri için ise 5 bin otobüs tahsis edildiğini kaydeden Casir, bu yılki hac sezonunda misafirlere hizmet vermek üzere 46 binden fazla personelin görevlendirildiğini ifade etti.

Belediye ve Sağlık: Sahada tam denetim

Belediyeler ve Konut Bakanı Macid el-Hugail ise hizmet sisteminin son yıllarda çeşitli devlet kurumları arasında entegrasyon ve hazırlık düzeyinde hızlı bir gelişme gösterdiğini ve bunun da Allah'ın misafirlerine sunulan hizmetlerin kalitesinin artmasına katkıda bulunduğunu teyit etti.

Bakan Macid el-Hugail, kutsal mekanlarda 4,6 milyon metrekarelik gelişmiş bir altyapı ağı ve 24 saat çalışan 88 bin temizlik birimi oluşturulduğunu, gıda ve su güvenliği için günlük 2 bin 800 denetim yapıldığını bildirdi. Kapsamlı günlük izleme için 66 hizmet merkezi ve 5 laboratuvarın bulunduğuna dikkat çekti.

sdvdfsv
Sağlık Bakanı'na göre salgın konusunda endişe yok ve uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakın takip yapılıyor (Fotoğraf: Saleh Al-Ghannam).

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise Krallığın Hac sistemini her yıl geliştirmeye devam ettiğini ve Hac mevsiminin, Krallığın insanlığa hizmet yolunda sunduğu en yüksek düzeyde bakımı somutlaştıran önde gelen bir küresel model haline geldiğini teyit etti.

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise "Hanta" virüsü gibi salgın hastalıklara yönelik endişeleri gidererek, uluslararası kuruluşlarla yüksek düzeyde takip yapıldığını ve şu an için herhangi bir salgın endişesi bulunmadığını vurguladı.

fdvfbf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı, Krallığın hacıları modern teknolojiler ve yapay zekâ ile yönetilen bir güvenlik sistemi içinde karşıladığını vurguladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Bakanın açıklamasına göre hacılara hizmet etmek üzere 52 binden fazla sağlık personeli görev yapıyor; ayrıca, kutsal mekanlarda bulunan 3 bin 800 yatak da dahil olmak üzere, Allah'ın misafirlerine hizmet etmek için 20 binden fazla yatak sağlanıyor (bu sayı geçen sezona göre 3 kat artış gösterdi). 11 ambulans uçağı ve 7 bin 700 sağlık görevlisi tarafından desteklenen 3 bin ambulans aracı tahsis edildi ve hastanelerin çalışmalarını desteklemek üzere kutsal mekanlarda 25 sağlık merkezi kurulduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, Çarşamba günü Madrid ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin bölgesel krizin çözümünde diplomatik süreci desteklediğini ve Hürmüz’ün güvenliğinin küresel ekonominin istikrarı için temel unsur olduğunu söyledi.

Stratejik ortaklık belgesi

Suudi Arabistan ile İspanya, Çarşamba günü ikili ilişkilerde yeni bir döneme girerek ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltti. Taraflar, Stratejik Ortaklık Belgesi’ni imzalarken diplomatik ve özel pasaport sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasına da imza attı.

Prens Faisal bin Ferhan, iki ülke liderleri düzeyinde kurulacak Ortaklık Konseyi’nin, ilgili kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirecek kurumsal bir çerçeve oluşturacağını ve Riyad ile Madrid arasındaki ilişkileri ileri taşıyacak girişim ve projelere zemin hazırlayacağını ifade etti.

Barışa destek

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, bugün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, 28 Şubat’ta başlayan bölgesel kriz konusunda Suudi Arabistan’ın diplomatik çözümden yana tutumunu yineledi.

Madrid’de İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Suudi Bakan, Riyad yönetiminin Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi yönündeki desteğini sürdürdüğünü belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının yeniden normal seyrine dönmesinin önemine dikkat çekerek, boğazın güvenliği ve seyrüsefer serbestisinin küresel ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu vurguladı.

fdvfdfdb
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Stratejik Ortaklık” belgesinin imza töreni sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Ayrıca Suudi Arabistan ile İspanya arasındaki ilişkilerin sürekli gelişim gösterdiğini ifade eden Bakan, Riyad ile Madrid arasındaki bağları daha ileri seviyeye taşımak amacıyla stratejik ortaklık belgesinin imzalandığını söyledi.

Albares: Suudi Arabistan’ın rolü merkezi öneme sahip

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ise ülkesinin Suudi Arabistan ile ikili ilişkileri güçlendirmeye kararlı olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın İspanya’nın Ortadoğu’daki önemli ticari ortaklarından biri olduğunu söyledi.

İspanyol Bakan, Suudi Arabistan’ın yalnızca Körfez ve bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası düzeyde de son derece merkezi bir rol oynadığını ifade etti.

Ayrıca İspanya’nın, İran’daki savaş konusunda Suudi Arabistan’ın “sağduyulu tutumunu” takdir ettiğini dile getirdi.

İspanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares’in Çarşamba günü Madrid’de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan’ı ağırladığı ve görüşmede bölgesel ve uluslararası önemli meselelerin yanı sıra ikili ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesinin ele alındığı belirtildi.

Dayanışma ve iyimserlik

İspanya, İran’ın “gerekçesiz saldırılarının” ardından Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu yineleyerek, Riyad yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaların sona erdirilmesine katkı sağlayan rolünü desteklediğini açıkladı.

cbgfbgf
İspanya Dışişleri Bakanı, Suudi mevkidaşını Madrid’de karşılayarak ağırladı (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

İspanya Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında Stratejik Ortaklık Konseyi’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın imzalandığını belirterek, bu mekanizmanın siyasi, ekonomik, kültürel ve savunma alanlarının yanı sıra enerji ve ulaştırma sektörlerinde iş birliğini geliştireceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca, diplomatik, özel ve hizmet pasaportu sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasının da imzalandığı bildirildi.