Suriye’nin İdlib kentinde gerilim tırmandı. Rus savaş uçakları dün 20’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de infilak eden aracın kalıntıları (Afrin haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de infilak eden aracın kalıntıları (Afrin haberleri)
TT

Suriye’nin İdlib kentinde gerilim tırmandı. Rus savaş uçakları dün 20’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi

Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de infilak eden aracın kalıntıları (Afrin haberleri)
Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin’de infilak eden aracın kalıntıları (Afrin haberleri)

Rusya’nın askeri gerginliği tırmandırarak İdlib’deki mevzilere yoğun hava saldırıları düzenlediği bir ortamda, Rus tarafı, M4 (Lazkiye- Halep) otoyolunda Türkiye ile ortak devriye gerçekleştirmeyi reddetti. Bu gelişmelerin ardından Libya ve Suriye dosyalarını içeren Rusya-Türkiye istişare turu dün Ankara’da başladı. Türk kaynaklar, iki heyette Rusya ve Türkiye’den Dışişleri, Savunma ve istihbarat yetkililerinin yer aldığını belirterek, toplantıların Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleştirildiğini aktardı. Türk heyete Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın başkanlık ettiği istişare turunun ikinci toplantısında Suriye ve Libya’daki gelişmeler ele alındı. Birinci istişare toplantısı iki hafta önce Moskova’da düzenlenmişti.
Ankara’da düzenlenen istişare toplantısı öncesinde Suriye’nin İdlib kentinde gerilim tırmandı. Rus savaş uçakları dün 20’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi. Rusya’nın İdlib’de gerginliği tırmandırması üzerinde Akdeniz’deki Rus savaş gemileri çok sayıda noktayı bombaladı.

Rus hava saldırısı
Rusya’ya ait 7 savaş uçağı, nöbetleşe biçimde İdlib’in kuzeyindeki Batanta ve Eş-Şeyh Bahr köylerini bombaladı. Eş-Şeyh Bahr köyüne ayrıca Akdeniz sahillerinde bulunan Rus savaş gemilerinden uzun menzilli füzeler atıldı. Rusya’nın hava saldırısına eş zamanlı olarak İdlib’in kuzey kırsalındaki Maarra’t Mısrin kentinin batısına vakum füzeleriyle saldırı düzenlendi. Aynı zamanda rejim güçleri İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye, Kenasfara, Safhun ve Futeyra’nın beldelerine top atışları düzenledi.
Suriyeli muhalifler, bu saldırılara karşılık İdlib semalarındaki Rus keşif uçaklarını vurmak için güdümlü füze fırlattı ancak hedefi vuramadılar.
Diğer taraftan Rusya, 5 Mart’ta Moskova ve Ankara arasında imzalanan mutabakat doğrultusunda Türkiye ile M4 (Lazkiye- Halep) otoyolunda yürüttüğü ortak devriyelerin yenisine katılmayı reddetti. Türk güçleri devriye faaliyetini tek başına gerçekleştirdi.
Türk kuvvetleri, dün sabah saatlerinde Rusya tarafıyla olağan ortak devriye faaliyetine hazırlık için Türk keşif uçaklarının bölgedeki yoğun uçuşları altında M4 otoyolunda yoğun bir şekilde konuşlandı. Ancak Rusya tarafı ortak devriyeye katılmayı reddetti ve Türk kuvvetleri devriye faaliyetini tek başına gerçekleştirdi. Türk medyasına göre, Rusya tarafı, Türk kuvvetlerinin İdlib’in doğusundaki Serakib’in Ternaba köyünden Lazkiye’nin kuzey kırsalındaki Ayn Hur’a, oradan İdlib’in güney ve batı kırsalına uzanan devriye güzergahının güvenliği ve Rus askeri araçlarına yönelik saldırının tekrarlanmaması konusunda teminat vermediği için ortak devriyeye katılmayı reddetti. Nitekim daha önce ortak devriye sırasında Rus askeri araçlarına yapılan saldırı sonucu bazı Rus askerleri yaralanmıştı.
Rusya tarafının ortak devriyeye katılmayı reddetmesi ve Türk kuvvetlerinin tek başında devriyeye çıkmasının ardından Moskova, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeybatısında gerginliği azaltma bölgelerinde radikal gruplar ile Suriye ılımlı muhalif gruplar arasında ayrım yapma yükümlülüğüne bağlı kalmadığını belirtti. Tarafların 15 Mart’ta başladığı ortak devriyeler ister el yapımı bomba ister RPG füzeleri olsun çok sayıda saldırıya uğradı. Saldırılar sonucunda Rusya ve Türkiye tarafından yaralanan askerler oldu. 25 Ağustos’ta meydana gelen bu saldırıların sonuncusunda, İdlib’in batısındaki Urum el-Cevz bölgesinde Rus askeri aracı RPG füzesiyle hedef alındı.
Öte yandan Ankara, Fransa’nın Libya, Doğu Akdeniz ve son olarak Irak geriliminde olduğu gibi Türkiye’ye karşı İdlib’de de benzer bir müdahalede bulunmasına karşı endişeleri olduğunu dile getirdi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Pazartesi günü bir televizyon programında yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron için “Suriye'de önemli aktör olmaktan çıktı. Dürüst bir siyasetçi değil. Sağduyuyu kaybetti, dengesi bozuldu” ifadelerini kullandı.
Macron, 27 Haziran’da Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile İdlib başta olmak üzere önemli meseleler ele almıştı. Bu durum Fransa ile ilişkilerinde gerilim yaşayan Türkiye’nin çekincelerine yol açmıştı.
Paris, Avrupa Birliği’ni (AB) Türkiye’nin Irak, Libya ve Suriye gibi bazı ülkelere müdahalesine son verme noktasında adım atmaya zorluyor.

Afrin’deki patlama
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında yer alan ve Türkiye destekli grupların kontrolündeki Afrin kentinde bomba yüklü aracın infilak etmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 10’a yükseldi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, dünkü açıklamasında, “Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında yer alan ve Türkiye destekli grupların kontrolündeki Afrin kentinde bomba yüklü aracın infilak etmesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 10’a yükseldi. Ölenler arasında bir çocuk ve bir doktor bulunuyor. Aralarında hayati tehlikesi bulunan 35’ten fazla yaralı var. Ölü sayısı daha da artabilir” ifadelerine yer verdi.
Patlama, şehir merkezinde sivillerin yoğun olarak bulunduğu ve Türkiye destekli gruplara ait güvenlik noktasına yakın bir bölgede meydana geldi.
Türkiye destekli muhalif gruplar Mart 2018’den bu yana Afrin’i kontrol ediyor. Söz konusu tarihten bu yana kentte çok sayıda bomba yüklü araçla saldırı gerçekleşti, onlarca kişi hayatını kaybetti ve yaralandı.
Muhalif Suriye Ulusal Koalisyonu’ndan yapılan açıklamada, “Halep’in kuzey kırsalındaki Afrin kentini hedef alan terör saldırısında biri doktor 11 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı ve bazılarının durumu kritik. Yerleşim bölgesine uzanan korkunç terör suçu, Türk Kızılay’ına ait araca düzenlenen ve gönüllü bir Türk vatandaşının hayatını kaybettiği saldırıdan birkaç saat sonra geldi. Afrin’deki patlama, teröristlerin sahip olduğu tek vasfı olan kaosu yaymak, şiddet ve öldürmeyi teşvik etme konusundaki umutsuz girişimlerinin olduğu bir dizi benzer operasyondan sonra geldi” denildi.
Koalisyon, sevdiklerini kaybeden ailelerin yanında olduğunu belirterek, bu patlamanın veya sivilleri hedef alan herhangi bir saldırının arkasında olan grupların peşine düşmeyi sürdürme hususundaki kararlılığını vurguladı.
Uluslararası topluma terörizme, sponsorlarına ve bundan faydalananlara karşı kararlı bir tavır benimseme çağrısında bulunan Koalisyon, açıklamasında, “Çok ciddiye aldığımız bu terör eylemlerinin devam etme riskleri bulunuyor. Bu örgütleri ve arkalarında duranları kuşatmak, fon ve destek kaynaklarını kesmek, tasfiyelerini teminat altına almak ve oluşturabilecekleri her türlü tehdide son vermek için Suriye Ulusal Ordusu'nun ve Suriye geçici hükümetinin kurumlarının desteklenmesinin gereğini vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.