Cezayir ve Tunus, Libya'da ‘yeniden yapılanma sürecinin başladığını ilan etmeye’ hazırlanıyor

Arap ülkeleri ve Akdeniz bölgelerindeki mevcut gelişmeler, daha fazla koordinasyon ve istişare gerektiriyor

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve Cezayir Devlet Başkaı Abdulmecid Tebbun (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi Facebook sayfası)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve Cezayir Devlet Başkaı Abdulmecid Tebbun (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi Facebook sayfası)
TT

Cezayir ve Tunus, Libya'da ‘yeniden yapılanma sürecinin başladığını ilan etmeye’ hazırlanıyor

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve Cezayir Devlet Başkaı Abdulmecid Tebbun (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi Facebook sayfası)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve Cezayir Devlet Başkaı Abdulmecid Tebbun (Tunus Cumhurbaşkanlığı resmi Facebook sayfası)

Atıf Katadre
Cezayir Devlet Başkanı Abdulmecid Tebbun’un Tunus’a yapacağı ziyaret için hazırlıklar başladı. Ziyarette, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde bir ilk olan stratejik işbirliği anlaşması imzalanacak. Bununla birlikte ziyaret sırasında ‘komşu ülkeler’ mekanizması çerçevesinde Libya dosyasıyla ilgili yakında yapılması planlanan bir duyuru ele alınacak.
Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerandi, Cumhurbaşkanı Tebbun’un yakında gerçekleşmesi beklenen ziyaretine yönelik hazırlıklar çerçevesinde Cezayir’in Tunus Büyükelçisi Azuz Baalal ile görüştü.
Tunus Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bakan Cerandi'nin iki ülkenin yönetiminin, karşılıklı yarar sağlayan ekonomik projelerin önünü açacak ikili işbirliği düzeyinde nitelikli bir sıçrama gerçekleştirmeye yönelik çabalarını somutlaştırma çağrısında bulunduğu kaydedildi.
Açıklamaya göre Arap ülkeleri ve Akdeniz bölgelerindeki mevcut gelişmelerin, daha fazla koordinasyon ve istişare gerektirdiğini söyleyen Ceradi, iki ülkenin karşılaştıkları zorlukları aşmak için ortak eylemlerde bulunmalarına ihtiyaç duyulduğu, bu yüzden ikili işbirliğini düzenleyen yasal çerçeveyi geliştirmeyi ve ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde zenginleştirmeyi önerdiğini belirtti.
Öte yandan Cezayir’in Tunus Büyükelçisi, iki kardeş ülke arasındaki stratejik ilişkileri överek, Cezayir'in ortak çıkar elde etmek için işbirliği alanlarını çeşitlendirmeyi istediğini vurguladı. Büyükelçi, başta Libya dosyası olmak üzere, bölgesel ve uluslararası ortak ilgi dosyalarında koordinasyon ve istişare düzeyini yükseltmenin önemli olduğuna işaret etti.

Libya dosyasında komşuluk
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Libya ile ilgili bir ‘Cezayir-Tunus Girişimi’ başlatma niyetinde olduklarını açıkladıktan sonra bu konuda ne Tunus’tan ne de Cezayir’den herhangi yeni bir haber gelmedi. Ancak Cezayir Dışişleri Bakanlığı'na yakın kaynaklara göre bu konuda Tunus'tan Tebbun’a ilk kez Kuzeybatı Afrika bölgesinde bir ülkeye yapacağı ziyaretine ivme kazandıracak bir ‘duyuru’ için düzenlemelerin yapıldığı bildirildi. Tebbun’un 2019 sonlarında cumhurbaşkanlığına gelmesinden bu yana sadece iki kez yurtdışı ziyareti gerçekleştirdiği biliniyor. Tebbun, bu ziyaretlerin ilkini Suudi Arabistan’a, ikincisini ise Berlin’deki Libya'ya konulu konferansa katılmak üzere gittiği Almanya'ya gerçekleştirdi.
Tunus Dışişleri Bakanı da Libya dosyasına yönelik bir takım hazırlıklar yapıldığını inkâr etmedi. Bakan Cerandi, ‘ayrımcılık veya dışlama olmaksızın, tüm Libyalıların katıldığı siyasi bir çözümün ele alınması gerektiğini’ belirterek, komşu ülkelerin, Libya’da ve tüm bölgede krizi, güvenlik ve istikrarı koruyacak şekilde çözmeyi amaçlayan her siyasi süreçte önemli bir role sahip olduğunu’ vurguladı.
Konuya ilişkin İndependent Arabia’ya değerlendirmelerde bulunan siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü Elvafi Buşmah, “Libya dosyası barışçıl bir yöne doğru ilerliyor. Birkaç hafta sonra Cenevre'de yeni bir hükümetin kurulması için müzakereler yapılacak. Ancak Libya’da mevcut durumdan farklı bir duruma geçişin detayları, Tunus ve Cezayir'i de ilgilendiriyor. İki ülke ortak bir duyuru ile Libya’ya yönelik uluslararası çabaların sürmesi için baskı yapmak istiyorlar” ifadelerini kullandı.
Prof. Buşmah sözlerine şöyle devam etti:
“Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Libya diyaloguna doğrudan büyük bir ilgi gösterirken, Cezayir, İsviçre’nin Cenevre kentindeki ve Fas'taki Libya konulu müzakerelerde yaşanan gelişmeleri izliyor ve Libya dosyasındaki herhangi bir gelişmeye itiraz ediyor gibi görünmüyor. Ancak bununla birlikte müzakerelerin sonuçlarıyla ilgilenen komşu ülkeleri diğer ülkelerden önce sürece dahil ederek çözüme ulaşılması konusunda ısrar ediyor.”
Tunus, Libya dosyası ile ilgili uzmanları bir araya getirecek toplantılara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Dolayısıyla, Cezayir'in güvenlik nedenleriyle yıllar önce Tunus'a taşıdığı Libya’nın başkenti Trablus’taki büyükelçiliğini yakında yeniden Trablus’a taşıyacağına dair söylentilerin ortasında, Tebbun’un ziyareti sırasında iki komşu ülkenin Libya ile ilgili yapacağı duyuru, ‘Libya'da sivil demokratik bir devletin kurulması ve yeniden yapılanma düşüncesinin başlangıcı’ ile ilgili olabilir.

Stratejik anlaşmalar
Cezayir ve Tunus cumhurbaşkanları, iki komşu ülkenin ‘ideal’ ilişkisinin hiçbir zaman stratejik işbirliği seviyesine ulaşmadığı ve ‘aralarındaki insani bağların güzelliği’ ile yetindiği konusunda hemfikirler. Cezayir, Tunus'un başlıca doğalgaz sağlayıcısıyken Tunus tarım ürünlerinde Cezayir için önemli bir pazar ve başlıca turist kaynağı. Aynı şekilde iki ülke güvenlik ve terörle mücadelede önemli birer ortaklar. Tunus Cumhurbaşkanı geçtiğimiz Şubat ayında Cezayir'e bir ziyaret gerçekleştirirken bu ziyaretin doğrudan iki ülke arasındaki koordinasyona yönelik sonuçları olması dikkat çekiciydi.
Bu bağlamda İndependent Arabia’ya konuşan Nureddin Şerşali, Tebbun ve Said arasında düzenli olarak telefon görüşmeleri gerçekleştirildiğini ve açık telefon politikasıyla sürekli ve karşılıklı olarak istişarelerde bulunduklarını söyledi. İki ülke arasında mevcut düzeydeki ilişkilerin Cezayir’in eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika döneminde de var olduğuna dikkati çeken Şerşali, “Ancak Tunus tarafı, Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi’nin, ‘aralarındaki eski kardeşlik ilişkilerine’ dayandırarak Buteflika ile görüşmek için Cezayir'e sık sık yaptığı ziyaretlere karşı temkinliydi. Bu nedenle, Tunus’un eski Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi de Buteflika ile olan dostluğuna güvendi ve mesele bir tür rekabete dönüştü. Cezayir ve Tunus'un Kuzey Afrika ülkeleri arasında ideal ilişkileri var. Ancak bununla birlikte diplomatik, güvenlik, ekonomik ve stratejik anlaşmalara da ihtiyaçları var. Ayrıca Cezayir, içinde bulunduğu mali zorluklar nedeniyle doğu komşusu üzerindeki baskıları takip ediyor” yorumunda bulundu.

Enerji alanında işbirliği
Cezayir’de yayınlanan bir gazetenin Cezayir ulusal petrol şirketi Sonatrach’ın Tunus’a tedarik edilen doğalgaz miktarını azaltabileceği şeklindeki haberinin ardından Tunus Enerji, Madenler ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı bir açıklama yaparak, son dönemde Cezayir'in Tunus'a doğalgaz tedarik etmeyi durdurabileceği söylentilerini yalanladı. Her iki tarafın da bu söylentileri yalanlamasına rağmen konu, iki ülke arasında enerji alandaki stratejik anlaşmaların gücünü zayıflatmaya başladı.
İki ülke geçtiğimiz yılın yazında enerji fiyatlarında güncellemeye giderek aralarındaki bir anlaşmazlığın üstesinden gelmeyi başardı. İki ülke arasında enerji alanında yapılan ilk anlaşma 1997 yılında imzalanırken son güncelleme ile yüzde 20 artış yapılırken anlaşma süresi 2027’e kadar uzatıldı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.