Rus savaş uçakları İdlib’e saldırdı 1 sivil öldü, 5’i yaralandı

Rus savaş uçaklarının dün İdlib’in batısında gerçekleştirdiği hava saldırılarının ardından dumanlar yükseliyor (AFP)
Rus savaş uçaklarının dün İdlib’in batısında gerçekleştirdiği hava saldırılarının ardından dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

Rus savaş uçakları İdlib’e saldırdı 1 sivil öldü, 5’i yaralandı

Rus savaş uçaklarının dün İdlib’in batısında gerçekleştirdiği hava saldırılarının ardından dumanlar yükseliyor (AFP)
Rus savaş uçaklarının dün İdlib’in batısında gerçekleştirdiği hava saldırılarının ardından dumanlar yükseliyor (AFP)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de son günlerde yaşanan gerginlik dün de devam etti.
Rusya savaş uçakları, batı bölgelerine yönelik yoğun hava saldırıları başlatırken, Esed rejimi ise Türkiye’nin kontrolündeki gözlem noktasının yakınlarına füze saldırıları gerçekleştirdi.
Saldırı sürecinde Türkiye ise, Rusya’nın ‘bölgedeki asker sayısını azaltma ve ağır silahları çekme’ teklifini reddederek, İdlib’deki askeri varlığını güçlendirmeye devam etti.
Suriyeli muhalif gruplara göre Rusya’nın dün İdlib’de gerçekleştirdiği hava saldırılarında 1 sivil hayatını kaybederken, 5’i de yaralandı.
İdlib’de muhalefete bağlı Sivil Savunma’dan bir kaynak DPA’ya yaptığı açıklamada, Rusya’ya ait 5 savaş uçağının bölgede 30’dan fazla hava saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.
Kaynak, Arab Said köyünün yanı sıra İdlib’in güney kırsalındaki Kefr Cales ve Kefer Batna beldelerini hedef alan saldırılar sonucu çok sayıda binanın ağır hasar gördüğünü ifade etti.
Söz konusu kaynak, bazı hava saldırılarının askeri bölgeleri hedef aldığını ve bu alanlardaki hasarın boyutunun bilinmediğini de sözlerine ekledi.
İdlib’in güney kırsalındaki Cebel Zaviye bölgesinde yaşayanlar ise DPA’ya, Rus savaş uçaklarının dün sabahtan bu yana devam ettiği ağır bombardımanı sonucunda İdlib şehri ve kuzey kırsalına doğru bir göç hareketinin başladığını bildirdi.
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) çatısı altındaki Suriye Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden bir komutan, Rusya’nın hava saldırısı ise eş zamanlı olarak rejim güçlerinin de, İdlib’in güney kırsalındaki Sufuhun kasabasın ve Cebel Zaviye’deki köy ile çiftlikleri ağır toplarla hedef aldığını açıkladı.
Komutan, buna karşılık muhalif grupların da, Cebel Zaviye’ye top atışı yapan rejim güçlerinin Maaratu’n Numan’daki mevzilerini hedef alarak kayıplara yol açtığını aktardı.
Rus savaş uçakları, İdlib’in batısındaki Arap Said ve Batenta köyü civarındaki bölgelere bir saatten az bir sürede 22’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), hedef alınan bölgelerde Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) ve diğer radikal grupların kamp ve merkezleri olduğunu öne sürdü.
Diğer yandan, İdlib’in batısında yer alan Cisr eş-Şuğur kırsalındaki İştabrak köyünde bulunan Türk askeri gözlem noktasının çevresine rejimin fırlattığı çok sayıda füze düştü ve gözlem noktasının yakınlarındaki çalılıkların bir kısmında yangın çıkmasına neden oldu.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından geçtiğimiz hafta yapılan bir açıklamada, “İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki 3,4,5,6,7,8 ve 9 numaralı gözlem noktalarımıza Esed rejimi tarafından yönlendirilen sivil görünümlü bazı gruplar yaklaşmış, 7 numaralı gözlem noktamıza saldırıda bulunmuş, alınan tedbirler sonrasında dağılmışlardır” ifadelerine yer verildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bölgeye naklettiği yeni takviyeler, İdlib’in güney kırsalında konuşlanmış birkaç askeri noktaya dağıtıldı.
Suriye’nin kuzeybatısındaki gerginliği azaltma bölgelerindeki Türk askerlerinin sayısı yaklaşık 15 bine ulaştı.
Rusya savunma ve dışişleri bakanlıklarından bir heyet, geçtiğimiz hafta Ankara’yı ziyaret ederek Türk mevkidaşları iki gün boyunca görüşmeler gerçekleştirdi.
Rus heyet, İdlib’deki Türk gözlem noktalarının sayısının azaltılmasına yönelik bir teklif sundu, ancak görüşmelere yakın bir Türk kaynağa göre bu konuda bir anlaşmaya varılamadı.
Türk tarafı, Menbiç ve Tel Rıfat şehirlerinin Türk ordusuna devredilmesini teklif ederken, Rus tarafı ise Türkiye’nin İdlib’deki gözlem noktalarından çekilmesini talep etti.
Ankara, Moskova’nın rejim tarafından kontrol edilen bölgelerdeki gözlem noktalarından çekilmesi, bölgedeki askeri varlığının azaltılması ve bölgeden ağır silahların çekilmesi yönündeki bir başka önerisini de reddetti.
Türk kaynaklara göre Ankara, 68 askeri gözlem noktası kurduğu ve yeni mülteci dalgalarını engelleyecek güçlü bir mevcudiyeti garanti edecek şekilde kendini kanıtladığı İdlib’de veya Suriye’nin kuzeybatısındaki gerginliği azaltma bölgesinde herhangi bir değişiklik istemiyor.
Moskova ise Ankara’nın gerginliği azaltma bölgesi ve İdlib konusunda Astana ve ikili anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, radikal grupları ılımlı diğer muhalif gruplardan ayırmak için üzerine düşeni yapmadığını iddia ediyor.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, rejim güçlerinin İdlib’deki ihlallerine devam etmesi halinde Suriye’deki siyasi sürecin sona ereceği uyarısında bulundu.
Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta katıldığı bir televizyon programında, “Suriye konusunda öncelikle İdlib bölgesindeki ateşkesi muhafaza etmemiz lazım. Toplantılar çok verimli geçmiyor. Göreceli olarak sükûnet olması lazım. Böyle devam ederse siyasi süreç bitebilir” şeklinde konuştu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.