Jeffrey Suriyeli Kürt liderlere Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmayacağı konusunda güvence verdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ziyaretinde  (IKBY Başkanlığı)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ziyaretinde  (IKBY Başkanlığı)
TT

Jeffrey Suriyeli Kürt liderlere Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmayacağı konusunda güvence verdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ziyaretinde  (IKBY Başkanlığı)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ziyaretinde  (IKBY Başkanlığı)

Anadolu Ajansı’nın (AA) yerel kaynaklara dayandırarak verdiği haberine göre ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Türkiye’nin artık Suriye’nin kuzeydoğusunda YPG’ye karşı yeni bir operasyon düzenlemeyeceğini iddia etti.Kaynaklar, Jeffrey’nin son iki gündür Suriye’ye yaptığı ziyarette YPG’ye Türkiye’nin artık bölgede askeri operasyon başlatmayacağına dair güvence verdiğini söyledi.Jeffrey, Haseke ve Deyr-i Zor şehirlerini ziyaretinde YPG’nin askeri konseyi ve yerel meclis üyeleriyle görüştü.
Söz konusu görüşmelerde, Deyr-i Zor sakinlerine gerekli hizmetlerin verilmesiyle birlikte güvenlik ve huzurun sağlanması gerektiğini vurguladı.
James Jeffrey, ülkesinin Suriye halkının son yıllarda yaptığı büyük fedakarlıkları, özellikle de terör örgütü DEAŞ ile mücadelede canlarını feda edenleri takdir ettiğini dile getirdi.
DEAŞ’ın kalıcı bir şekilde yenilmesini sağlamak için sürekli işbirliği ve koordinasyonun sürmesinin yanı sıra kurtarılmış bölgelere insani ve istikrar yardımı ulaştırma ihtiyacının altını çizdi.
Jeffrey, ABD’nin DEAŞ’ın yeniden geri dönmemesini sağlamak ve BM kararı (2254) uyarınca Suriye çatışmasına barışçıl bir çözüm elde etmek amacıyla askeri ve sivil çabaları koordine etmek için sahadaki ortaklarla yakın ilişki içinde kalacağını vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın sitesine göre Jeffrey, geçtiğimiz Pazar günü Suriye Özel Elçisi Joel Rayburn eşliğinde Suriye’nin kuzeydoğusunu ziyaret ederek, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderleriyle ayrı ayrı görüşmeler yaptı ve sahadaki ortaklarla siyasi ve askeri işbirliğini sürdürme sözü verdi.
Jeffrey ayrıca Suriye Demokratik Birlik Partisi (PYD) liderliğindeki Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ve Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderleriyle de görüştü.
Söz konusu görüşmelerde, Kürt görüşmelerinin başarısının önemi, Kürtlerin siyasi sürece ve Anayasa Komitesi’ne katılımının gerekliliği ve Suriyeli muhalif güçlerin seferberliği konularına odaklanıldı.
Toplantıya katılan kaynaklara göre Jeffrey ve Rayburn, Rakka, Deyr-i Zor, Menbiç ve Tabka’da Arap aşiret liderleri ve şeyhlerle bir araya geldi.
Deyr-i Zor’un doğu kırsalında, sahada durumun kötüleşmesinin ele alınan görüşmelerde Jeffrey, Washington ve Uluslararası Koalisyon ülkelerinin iç barışı koruma ve istikrar çabalarına destek vermeye devam edeceğini ifade etti.

Begdaş’tan toplantı yorumları
Bu bağlamda, Suriye Demokratik Birlik Partisi yönetim kurulu üyesi Sema Begdaş, Jeffrey, Rayburn ve üst düzey ABD Dışişleri Bakanlığı personeliyle Uluslararası Koalisyon’un Haseke’deki askeri üssünde yaptıkları toplantının bir buçuk saat sürdüğünü bildirdi.
Begdaş, “Jeffrey, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Pınarı harekatından sonra Erdoğan ile operasyon kapsamında kontrol ettiği alanların dışındaki yeni bölgelere girmeme konusunda anlaştığını ve Ankara’nın herhangi bir adım atması halinde Washington’un ekonomik yaptırımlar uygulayacağını söyledi” dedi.
Kürt lidere göre Jeffrey, Suriye kriziyle ilgili uluslararası forum ve müzakerelerde Suriye Kürtlerini temsil etmede önemli bir rol oynayacak siyasi bir referans oluşturmayı amaçlayan Kürt görüşmelerinde onları desteklediğini söyledi.
Begdaş’a ayrıca, “Jeffrey Suriye halkının bir parçası olan Kürt halkını temsil ettiğimizi, bu diyalogun siyasi çözümün bir parçası olduğunu ve bu anlaşmanın Suriye krizinin çözümü ve BM kararının (2254) uygulanması için bir giriş noktası olacağını vurguladı” ifadelerini kullandı.
Begdaş, 6 aydır ABD himayesinde devam eden Kürt müzakereleri hakkında ise şu açıklamayı yaptı;
“Siyasi referans ve oranlarını bitirdik. Her bir partinin yüzde 40'ı ve yüzde 20'si iki taraf arasında oybirliği ile kalan bağımsız partilere ve kişilere koltuklarını bırakıldı. Şu anda Kürt Özerk Yönetim Konseyi'nin dahil edilmesi için bir mekanizma tartışıyoruz. Henüz güvenlik ve askeri konuları tartışmak için harekete geçmedik.”
Begdaş’a göre Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ve Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasında kurulacak Kürt Yüksek Otoritesi’ne 6 ana görev verildi.
Bunların başında, ulusal ve uluslararası forumlarda Suriye Kürtlerini temsil etmek ve çalışma stratejilerini ve birleşik siyasi vizyonlarını oluşturmak gelirken, yerel yönetimleri, askeri kuvvetleri ve güvenlik hizmetlerini denetlemek ile bölgedeki sivil yönetime katılımlarının önünü açmak için diğer bileşenlerle diyalog başlatmak da yer alıyor.
Türkiye’ye yakın Suriyeli grupların kontrolündeki bölgelerde özel komitelerin oluşturulması ve yerinden edilmişler ile Afrin, Rasulayn ve Tel Abyad gibi bölgelerde yaşayan insanlarının evlerine nasıl döneceği konusu da otoritenin görevleri arasında bulunuyor.
Sama Begdaş konuşmasının sonunda, “ABD’li diplomatlara, bu diyalogların ayrılık amacı taşımadığını, Suriye topraklarının birliğini koruyacağımızı, anlaşmanın anayasal ve siyasi süreç platformlarına katılarak karmaşık durumun çözümüne ve siyasi sürecin ilerlemesine katkı sağlayacağını ilettik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’deki krize karşı Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde çözüm çağrısında bulundu.

Erdoğan, çözüm çağrısı
Erdoğan, BM Genel Kurulu’nun video konferans aracılığıyla dün düzenlenen 75. oturumunda yayınlanan videosunda, “Uluslararası toplum olarak Suriye meselesine kalıcı çözüm bulamayız. Suriye’deki ihtilafın BMGK’nın 2254 sayılı kararındaki yol haritası temelinde çözülmesi öncelik olmalıdır” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı ayrıca “Tıpkı DEAŞ gibi Irak’ta yuvalanan PKK terör örgütünün kökünü kazıma konusunda uluslararası toplum ve bu ülkeden samimi işbirliği bekliyoruz” sözleri ile çağrıda bulundu.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.