Trablus’ta İçişleri ve Savunma Bakanları arasındaki ihtilaflar alevlendi

Misrata’nın doğusundaki Zemzem Vadisi’nde UMH’ye bağlı güçler (Reuters)
Misrata’nın doğusundaki Zemzem Vadisi’nde UMH’ye bağlı güçler (Reuters)
TT

Trablus’ta İçişleri ve Savunma Bakanları arasındaki ihtilaflar alevlendi

Misrata’nın doğusundaki Zemzem Vadisi’nde UMH’ye bağlı güçler (Reuters)
Misrata’nın doğusundaki Zemzem Vadisi’nde UMH’ye bağlı güçler (Reuters)

Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) dün yaptığı açıklamada bakım işlemleri tamamlanan savaş uçaklarının hizmete girdiğini duyurdu. Bu açıklama, Faiz Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) temsilcileri ile LUO temsilcilerinin Libya’da ordunun yeniden birleştirilmesi ve iki taraf arasında Sirte ve Cufra bölgelerinde ateşkesle ilgili düzenlemeler için Mısır’da toplantı yaptıkları bir döneme geldi. Ateşkes meselesinin konuşulduğu bu ortamda ise başkent Trablus’ta UMH’ye bağlı milislerin kendi aralarında çatışmalarının ardından UMH İçişleri ve Savunma Bakanlıkları arasında nüfuz çekişmesi olduğuna dair işaretler geliyor.
UMH Savunma Bakanlığı, başkentin doğusundaki Tacura banliyösünde Cuma günü sabah saatlerinde hükümete bağlı Ed-Diman ve Usud Tacura tugayları arasında meydana gelen ölü ve yaralıların olduğu çatışmalar sonrasında, tugayları feshetme kararına uyulması için güç kullanma tehdidini yineledi. Bakanlık önceki akşam yaptığı ikinci açıklamada, çatışmaları “Libya Devleti’nin güvenliğine zarar veren ve sivillerin güvenliğini tehdit eden bir eylem” olarak niteleyerek, “İsyana karşı savaşmak kimseye dokunulmazlık vermez ve herkes kanun ve yasaların egemenliğine tabidir” ifadesini kullandı.
Savunma Bakanlığı’ndaki tüm güçlerin Libya Ordusu Başkomutanı’nın (Faiz es-Serrac) emirlerine tabi olduğu belirtilen açıklamada, üçüncü şahıslar için hiçbir meşruiyetin olmadığı vurgulandı. Sivil devlet değerlerine karşı gelenlere veya halkın huzur ve güvenliğini tehdit edenlere karşı demir yumrukla karşılık verme tehdidi yapılan açıklamada, “Halkımızın fedakarlıklarına, temeli çoğulculuk ve barışçıl bir otorite olan sivil ve demokratik bir devlet inşa etme çabalarına bağlı kalarak yasaları herkes için uygulamaya devam ediyoruz” denildi.
Buna karşılık olarak, Ed-Diman Tugayı, bağlı olduğu yerin bir ifadesi olarak, Tugay Komutanı Ali Adridar’ın Fethi Başağa’nın başkanlığındaki İçişleri Bakanlığı’na teslim olduğunu bildirdi. Tugay, bu girişimi UMH Savunma Bakanı Salah en-Namruş’un Ed-Diman ve Usud Tacura’nın feshedilmesi ve olayın soruşturulması için tugay komutanlarının askeri savcılığa sevk edilmesi kararının bir gereği olarak nitelendirdi.
Başağa ve Serrac, ikisi arasında dolaylı olarak meydana gelen bu gelişmeler karşısında sessizliğini koruyor. Serrac, Namruş’u Savunma Bakanlığı’na atayarak, yönetimin başına geçmeyi arzulayan Başağa’nın önünü kesmeyi hedefledi. Namruş ve Başağa, Türkiye’nin güvenini kazanan ve UMH içerisinde Türkiye ile askeri ve güvenlik işbirliğine en çok destek veren iki isim olarak biliniyor. Ancak Trablus’ta silahlı gruplar arasındaki çatışmalar, iki isim arasında son zamanlarda yaşanan yeni güç mücadelesini gün yüzüne çıkardı. LUO’nun 4 Nisan 2019’da Trablus’a düzenlediği saldırı, Ed-Diman ve Usud Tacura tugaylarını birleştirmişti. Nitekim iki tugay UMH içindeki milisler üzerinde otorite ve nüfuz sahibi olma konusundaki geleneksel düşmanlıklarına rağmen o dönem LUO’nun saldırısını püskürtmek için verilen mücadeleye, hükümete bağlı güçlerin çatısı altında katılmıştı.
İki tugay, Trablus’un 30 kilometre doğusundaki Tacura banliyösünü kontrol ediyor ve uluslararası tanınırlığa sahip UMH’ye bağlı bulunuyor. UMH’nin kendileri için onayladığı fonlar üzerinde ihtilaf etmeleri üzerine iki tugay, Tacura’nın karşısında yer alan Bir El-Asta Milad ve Bifiyu bölgelerinde karşı karşıya geldi. Cuma sabah erken saatlerde iki taraf arasında çıkan çatışmalarda orta ve ağır silahlar kullanıldı. Bu olay, Trablus’taki savaşın sona ermesinden bu yana silahlı gruplar arasında meydana gelen ilk çatışma.
Öte yandan, Mısır ve Libyalı kaynakların aktardığına göre, Mısır’ın Hurga’da kenti dün Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde LUO ve UMH güçleri arasında hazırlık görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Kaynaklar, görüşmelerin, 5+5 askeri komite çerçevesinde iki taraf arasındaki Cenevre diyaloğunun yeniden başlamasına hazırlık amacıyla gerçekleştiğini belirtti. Görüşmelerde, ülkenin orta kesiminde bulunan stratejik Sirte kentinde askeri ve güvenlik düzenlemeler ele alındı. Kaynaklar, söz konusu görüşmelerin, Serrac’ın Yardımcısı Ahmed Muaytik’ın son olarak LUO ile petrol üretimi ve ihracıyla ilgili imzaladığı anlaşma çerçevesinde gerçekleştiğini belirterek, iki taraf arasında esir takasıyla ilgili bir anlaşma yapılması ihtimaline dikkat çekti.
Mısırlı makamların, Hurgada’daki görüşmelerde olumlu bir atılım olabileceğine yönelik iyimserliğine rağmen, Libyalı kaynaklar, Türkiye’yi, Sirte ve Cufra’nın silahsızlandırılarak yeşil bölgeye dönüştürülmesi talebine bağlı kalması için UMH heyetine baskı uygulayarak bu müzakereleri engellemeye çalışmakla suçluyor. LUO ise UMH’ye bağlı güçlerin LUO askeri birliklerine katılması şartıyla Petrol Hilali Bölgesi’nin güvenliğinin sağlanmasına UMH güçlerinin katılmasını kabul edeceğini belirtiyor.
Libya’nın doğusundaki paralel hükümetin Dışişleri Bakanlığı, 10 Ekim’de Sirte’de ulusal uzlaşı için Libya halkının tüm kesimlerinin katılacağı bir konferans düzenlemeye hazırlanıyor. Hafter, görevliler ile kullanıcıların petrol kuyuları ve limandan taşınmaları amacıyla sadece petrol şirketleri için iç hava trafiğinin yeniden başlatılmasına izin verdi. Doğu bölgesinin yönettiği geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Abdulhadi el-Huveyc, LUO’ya bağlı Petrol Tesisleri Muhafızları Birimi’nin güvenlik ve koruma işlemlerinin gidişatı hakkında bilgi almak için Birim Başkanı’nın eşliğinde Mersa Brega Havalimanı’nı ziyaret etti. Bakan Huveyc ayrıca ‘mücbir sebep halinin’ kaldırılmasının ardından petrol üretimi ve ihraç işlemleriyle ilgili bilgi almak için Sirte Petrol ve Gaz Üretim Şirketi’ni ziyaret etti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.