UNICEF, Rakka, Tabka ve Deyrizor’daki ders müfredatlarını onayladı

Haseke kentindeki mülteci kamplarından birinde sırtında UNICEF çantası taşıyan bir kız çocuğu. (Şarku’l Avsat)
Haseke kentindeki mülteci kamplarından birinde sırtında UNICEF çantası taşıyan bir kız çocuğu. (Şarku’l Avsat)
TT

UNICEF, Rakka, Tabka ve Deyrizor’daki ders müfredatlarını onayladı

Haseke kentindeki mülteci kamplarından birinde sırtında UNICEF çantası taşıyan bir kız çocuğu. (Şarku’l Avsat)
Haseke kentindeki mülteci kamplarından birinde sırtında UNICEF çantası taşıyan bir kız çocuğu. (Şarku’l Avsat)

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eğitim ve Öğretim Komitesi ülkenin kuzeyinde, kontrolü altındaki bölgelerde, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nunki (UNICEF) de dahil üç ders müfredatının onaylandığını duyurdu. Bunların Özerk Yönetim’in özel müfredatı arasında bölüşüldüğü kaydedildi.
Cezire, Fırat okulları ve yerinden edilmiş Suriyelilerin kaldığı kampların yanı sıra Halep kırsalındaki Şehba kampları ile bölgedeki Afrinliler de bu müfredata göre eğitim görüyor. Suriye rejimine ait ders müfredatı, Münbiç şehri, kırsalı ve komşu Arime kasabasındaki eğitim komplekslerinde ve okullarda okutulacak.
UNICEF, Washington liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçleri tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki Tabka, Rakka ve Deyrizor’un doğu kırsalındaki şehir ve kasabalarda kendi hazırladığı müfredatın öğretilmesini kabul etti. UNICEF’in bu adımı, söz konusu bölgelerdeki halkın Özerk Yönetim’in hazırladığı ders müfredatının okutulmasını kabul etmemesinin ardından geldi.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eğitim Öğretim Komitesi Eş Başkanı Receb El Muşrif, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte komitenin yetkisi altındaki bölgelerde anaokulundan 12’inci sınıfa kadar tüm öğrencilere üç müfredat uygulanacağı bilgisini verdi. Muşrif “Özerk Yönetim bölgelerindeki okullara ve eğitim birimlerine yaklaşık 4 milyon kitap dağıttık. UNICEF müfredatını içeren kitaplar  ise henüz elimize ulaşmadı. Halen örgütün sorumluluğunda olan yarım milyon nüshaya ihtiyacımız var” dedi.
Muşrif açıklamasının devamında UNICEF yetkililerinin bunları bu eğitim-öğretim yılının başında dağıtacağına dair söz verdiğini ve okul personeli ile öğretmenlerin uluslararası örgütün müfredatını öğrenmek için mesleki eğitim kursları aldığını kaydetti. UNICEF’in dersleri ‘kriz müfredatı’ olarak biliniyor. Söz konusu müfredat Matematik, Fen, Arapça ve İngilizce olmak üzere sadece dört ders ile sınırlı ve Suriye Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi kitapların içeriğinden de farklı. Muşrif, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınan ‘olağanüstü’ tedbirlerle eş zamanlı olarak okullara ve eğitim kurumlarına giden öğrenci sayısının ilk gün 825 binin üzerinde olduğunu aktardı.
Recep el-Muşrif, bu yıl Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin kendi müfredatını yürürlükten kaldırarak Suriye hükümetinin müfredatını kabul ettiğine ilişkin medya kuruluşlarında ve sosyal medya platformlarında dolaşan haberlerde doğruluk payı olmadığını vurguladığı açıklamasında “Dün bu haberlerin asılsız olduğuna ve bunun Eğitim Öğretim Komitesi’nden ya da Özerk Yönetim’den  çıkmadığına ilişkin bir genelge yayınladık” ifadesini kullandı.
Deyrizor’un doğu kırsalında, SDG kontrolü altındakişehirlerde ve ilçelerde son zamanlarda protestolar patlak verdi. Gösterilerde Özerk Yönetim’e ait ders müfredatının bu bölgelerdeki okullarda uygulanmasına karşı çıkıldı. Ayrıca tüm Suriyeliler için ortak ve onaylanmış bir müfredat oluşturuluncaya kadar UNICEF’in müfredatının benimsenmesi ve eğitim sürecinin askeri ve siyasi çatışmalardan arındırılması talep edildi.
Rejim güçlerinin Suriye’nin birçok yerinden çekilmesi, Kürtlerin Fırat’ın doğusunda özerk bir yönetim kurmasına ve Arapça ve Süryanicenin yanı sıra Kürtçe müfredatın da askeri güçlere bağlı tüm okullarda ve eğitim kurumlarında okutulmasına fırsat verdi. Böylece Özerk Yönetim’in kontrolü altındaki bölgelerde bulunan tüm sınıflarda rejime ait müfredatın okutulması engellendi. Özerk Yönetim, ilkokullar ve ortaokullar için yeni bir müfredat oluşturdu. Ayrıca bu yıl 13’üncü sınıfa kadarki eğitim ve öğretimi kapsayan bir lise müfredatı ekledi.
Haseke Eğitim Müdürü İlham Cebrail Saruhan basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:
“SDG 2 bin 106 devlet okulu ve eğitim kurumunu hakimiyeti altına aldıktan sonra rejimin kontrolündeki bölgelerde bulunan 180 devlet okuluna bu yıl 125 bin öğrenci kaydoldu. SDG’nin Kovid-19’un yayılmasına yönelik endişelerin sürdüğü bir dönemde okulları kapatması, sınırlı sayıdaki okullarda büyük bir kalabalığın oluşmasına yol açıyor.”
Haseke Eğitim Müdürlüğü İstatistik Dairesi Başkanı Dehham el-Ali sosyal medyada yayınlanan basın açıklamasında “SDG bu yıl Kamışlı kentinde ve kendisine bağlı nüfus merkezlerinde 31 liseden 19’unu kontrol altına aldı” dedi.
Suriye rejimi, SDG’nin kontrolü altındaki alanlarda, Haseke ve Kamışlı kentlerinde ‘iki güvenlik bölgesini’ elinde bulunduruyor. Haseke şehrinde 143 lise var. Şu an bu okullardan 118’i Özerk Yönetim’in, 25’i de Suriye rejiminin kontrolü altında. 
Özerk Yönetim’e bağlı Cezire Bölgesi Eğitim ve Öğretim Komitesi Başkanı Muhammed Salih Abdu, Haseke’de rejime bağlı Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin ve medya organlarının aktardıklarının asılsız olduğunu vurguladığı açıklamasında “Geçen yıl 11’inci sınıf öğrencileri Özerk Yönetim’in müfredatı ile başarılı olarak 12’inci sınıfa geçti. Böylece hükümetin kitaplarını ve müfredatını okuyan öğrenci kalmadı” ifadelerini kullandı. Abdu, Özerk Yönetim’e bağlı okullardaki tüm öğrencilerin yönetimin müfredatına ve 2020-2021 eğitim yılı için onaylanan eğitim planına göre eğitim gördüğünü kaydetti.
Cezire Bölgesi Eğitim ve Öğretim Komitesi, lise 3’üncü sınıfı yeni eğitim-öğretim yılına dahil etti. 3’üncü sınıf öğrencilerinin yönetimin okullarına giderek müfredatlarını aldı. Söz konusu öğrencilerin sayısal ve sözel alanlardaki geleceklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Abdu “Sadece Cezire bölgesi değil aynı zamanda Afrin’den, ülkenin kuzeyinden ve doğusundan bütün öğrencileri kabul edecek yönetime bağlı Rojava Üniversitemiz var” dedi.
Kürt yetkili açıklamalarının sonunda lise 3’ün müfredatının oluşturulmasında ve hazırlanmasında Kuzey-Doğu Suriye’de izlenen önceki yöntemlerin esas alındığını ve bunların kaçırılan eğitim dönemlerini tamamlayıcı nitelikte olduğunu söyledi. Yetkili “Böylece öğrenciler, okullarımızdaki üç akademik aşamayı (ilkokul, ortaokul ve lise) bitirip sahip olduğumuz üniversite aşamasında öğrenim görmeye hazır hale gelmiş olacak” dedi.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.