Serrac’ın milisleri ve tugayları Cenevre’deki diyalog görüşmelerinde ‘sandalye’ istiyor

Serrac hükümetine bağlı bir milis (Reuters)
Serrac hükümetine bağlı bir milis (Reuters)
TT

Serrac’ın milisleri ve tugayları Cenevre’deki diyalog görüşmelerinde ‘sandalye’ istiyor

Serrac hükümetine bağlı bir milis (Reuters)
Serrac hükümetine bağlı bir milis (Reuters)

Cenevre’de gelecek ay düzenlenmesi kararlaştırılan diyalog görüşmelerinin tarihi yaklaştıkça, çeşitli Libyalı taraflar, parlamento ve başkanlık seçimleriyle ilgili kritik meselelerin ele alınması beklenen görüşmeye katılma taleplerini daha sık dile getiriyor. Katılım talebini dile getiren taraflar ise Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Faiz es-Serrac’ı destekleyen milis güçlerdir. Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı bir siyasi, bu durumu ülkenin batısındaki liderler arasında yaşanan çatışmalara bağladı.
UMH’nin yeni atanan Savunma Bakanı Salah en-Namruş, “savaşçıların ve devrimcilerin” temsil edilmediği her türlü çözüm veya diyaloğu reddettiğini söyledi. Namruş, “Öfke Volkanı kahramanlarının temsil edilmediği her türlü diyaloğu reddediyoruz” dedi. Libya Temsilciler Meclisi üyesi Ali et-Tikbali, Namruş’un açıklamasının, “Milislerin, Trablus ve Libya’nın batısında siyasi kararları gasp etmesini hatırlattığına” dikkat çekerek, bu açıklamanın herhangi bir siyasi çözüme silah zoruyla kazandıkları meşruiyet ve hak ile itiraz edebilecekleri tehditler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tikbali, Namruş’un açıklamasının “Öfke Volkanı Operasyonu ve orada Libya Ordusu ismini verdikleri yapıyla ilgili hakikatten ve çekirdek kadroyu oluşturan milislere bir teşekkür mesajından” ibaret olduğunu ifade etti. Tikbali, “Bakan (Namruş) ortada bir ordu olmadığını, UMH’ye ve Başkanlık Konseyi Başkanı Faiz Serrac’a koruma sağlayanların milisler olduğunu çok iyi biliyor” ifadesini kullandı. UMH Savunma Bakanlığı’nın resmi sayfasındaki açıklamaya göre, Namruş Sirte-Cufra Ortak Operasyon Dairesi’nin yöneticileri ile yaptığı görüşme sırasında “Devrimcilerin bir parçası olmadığı her türlü çözümü” reddedeceklerini vurgulayarak, “Çözüm arayanlar, buradaki gençlerle ve savaşçıları temsil eden şahsiyetlerle diyalog kurmalıdır” dedi.
Tikbali, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Batı’daki askeri liderler birbirleriyle savaşıyorlar. Her biri sözde orduyu tek başına temsil ettiğini iddia ediyor. Bu kişilerin başında Batı Bölgesi Komutanı Usame el-Cuveyli geliyor. Bu liderler, hayatta kalma mücadelesinde, güç dengesinde ve Türkiye’ye yakınlaşmada milislerden yardım alıyorlar. Dolayısıyla, bu milislerin dağıtılmasını ve silahsızlandırılmasını talep eden uluslararası uzlaşmalara ve çıktılara uyulacağını asla sanmıyorum.”
Libya Ulusal Ordu’ya (LUO) bağlı Manevi Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, milislerin siyasi çözüme katılma talebinin “sahneyi kontrol ettiklerini teyit etme ve Namruş’un bu milislere LUO’nun rolüne benzer bir rol biçme çabası olduğunu ancak herkesin aradaki farkı ve bu işin akıbetini bildiğini” söyledi.
Trablus’taki Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin eski danışmanı ve siyasi analist Salah el-Bakkuş, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “İster siyasi, ister askeri ister toplumsal olsun, sahadaki gerçek güçlerin desteklemediği hiçbir siyasi anlaşmanın başarılı olması mümkün değil. Batı’daki askeri kurumların liderleri Suheyrat Anlaşmasını onaylamasına karşılık Doğu’daki diğer taraf bu anlaşmayı reddetti. UMH’nin onayı, söylentilerde olduğu gibi (UMH’nin) kendisinin tasfiye edilmesinden endişe ederek her türlü siyasi çözüme muhalefet ettiği yönündeki sözleri geçersiz kılar” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Libya Ulusal Eylem Grubu Başkanı Halid et-Tercüman, “Ordu ve komutanı General Halife Hafter’in siyasi süreçteki rolüne fazla vurgu yapılmasının, Batı'daki askeri liderlerin ve milislerin siyaset sahnesindeki varlığını haklı göstermek için bir araç haline geldiğini” belirterek, Bakkuş’un tezini çürüttü.
Tercüman şunları söyledi:
“Askeri liderlerin ve milislerin kontrol ettiği Batı, birçoğunun yüzlerinin farklı olmasına ve Başkanlık Konseyi'nin koltuklarının kararlaştırıldığı gibi dokuzdan üçe indirilmesine rağmen, ekonomik ve siyasi sahneyi tümüyle kontrol etmelerine imkan sağlayacak siyasi çözümlerin dışında bir çözüm kabul etmeyecek olan İhvan ve diğer radikal örgütleri takip ediyor. Başkanlık Konseyi’nin ve bir sonraki hükümetin milislerin etkisinden uzak bir şekilde başkent Sirte’de kurulması fikrinin kabul edilmesi, basit bir ifadeyle milislerin istedikleri gibi eğlendikleri Libya’nın batısının ve başkentin tümüyle dönüşmesi anlamına gelir.”
Zintan Milletvekili Abdusselam Nasif, yapılması kararlaştırılan siyasi diyalogların “makamların bölüşümü ve yürütme organı yerine silahların meşruiyetini ve anayasal süreci” önceleyen bir devlet inşa etmek gibi hakiki meselelere odaklanması ve bunları çözmesi gerektiğini söyledi. Nasif, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Libya’daki tüm taraflar şu an kendi silahının meşru olduğunu iddia ediyor. Bu nedenle herhangi bir siyasi çözüm de tıpkı Suheyrat, Paris, Palermo ve önceki diğer anlaşmaların tökezlediği gibi tökezleyecektir. Libyalılar, bu meseleleri, şeffaf ve herkesin endişelerini giderecek bir şekilde kökten çözmelidir” diye konuştu.
İsviçre’nin Montrö şehri 7-9 Eylül tarihlerin Libyalı siyasi taraflardan bazıları arasındaki istişare görüşmelerine ev sahipliği yapmıştı. Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu ve İnsani Diyalog Merkezi’nin himayesinde gerçekleşen bu görüşmelere Libya Temsilciler Meclisi ile Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin temsilcilerinin yanı sıra önceki rejimden ve bazı bölgelerde önde gelen birtakım şahsiyetler katılmıştı. BM Libya Destek Misyonu Genel Sekreter Vekili Stephanie Williams, daha önceki açıklamasında, başkanlık ve parlamento seçimlerinin, üzerinde anlaşmaya varılan anayasal çerçeve temelinde 18 aylık bir sürenin sonunda yapılması gerektiğine dair taraflar arasında fikir birliği oluştuğunu ifade etmişti. Williams ayrıca, Temsilciler Meclisi tarafından onaylanan Af Yasası’nın uygulanması ve yerlerinden edilenlerin geri dönüşünün kolaylaştırılması da dahil olmak üzere
Başkanlık Konseyi’nin reformu, hizmetlerin sunulması ve seçimlerin yapılması için gerekli koşulların oluşturulabilmesi için temsili bir hükümetin kurulması noktasında da görüş birliğinin sağlandığını kaydetmişti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.