Karabağ savaşları: Ateşkes tartışmaları devam ederken daha fazla şehir hedef alınıyor

Moskova doğrudan bir askeri müdahaleye sıcak bakmazken Bakü ve Erivan diyalog şartlarını belirlediler

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
TT

Karabağ savaşları: Ateşkes tartışmaları devam ederken daha fazla şehir hedef alınıyor

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)
Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar (AFP)

Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki temas hatlarında devam eden şiddetli çatışmalar sırasında bir birlerini şehirleri hedef almakla suçladılar. Son 24 saat, Moskova ve Paris’in durumu sakinleştirmek için sarf ettikleri yeni diplomatik çabalara tanık olurken Fransa, Ermenistan ve Azerbaycan’ın diyalog şartlarını belirlediği bir zamanda Cenevre ve Moskova'da diyalog turları başlatmaya hazır olduğunu açıkladı. Bu arada Kremlin, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) çerçevesindeki yükümlülüklerin Karabağ için geçerli olmadığını açıkladı.
Tartışmalı Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki tüm cephelerde çatışmalar devam ederken çatışmanın taraflarından alınan veriler, çatışmaların gidişatına göre değişiklik gösterdi. Ermenistan ve Azerbaycan, askeri kuvvetlerinin sahada ilerlemeler kaydettiğini duyururken bir birlerine sivil tesisleri bombalamakla ilgili karşılık yeni suçlamalarda bulundular.
Dağlık Karabağ Savunma Bakanlığı, askeri kuvvetlerin kuzey ekseninde bir karşı saldırı başlatarak, Varangatağ (Lulasaz) adlı tepenin kontrolü yeniden ele geçirdiklerini açıkladı. Bakanlık, yeni çatışma sırasında 40 Ermeni askerinin daha hayatını kaybettiğini duyururken Ermeni ordusundan ölen toplam asker sayısı 280'e yükseldi.
Bununla birlikte Ermenistan Savunma Bakanlığı, temas hattının güneyindeki Cebrail şehri ekseninde Azerbaycan kuvvetlerine ait bir yakıt deposunun imha edildiğini belgeleyen bir video yayınlarken Cebrail'e ilerlemeye çalışan Azeri askerlerini öldürüldüğünü ve bir savaş uçağının düşürüldüğü görüntülerin yer aldığını söylediği bir başka videoyu paylaştı.
Ermenistan hükümeti bünyesinde faaliyet gösteren Birleşik Enformasyon Merkezi’ne göre Azerbaycan, Dağlık Karabağ’da dün akşama kadar yaşanan çatışmalarda toplam 3 bin 754 asker, 416 tank, 4 füze rampası, 17 savaş uçağı, 16 helikopter ve 127 insansız hava aracı (İHA) kaybetti.
Ancak Azerbaycan Savunma Bakanlığı dün sabah bir açıklama yaparak Birleşik Enformasyon Merkezi tarafından yayınlanan verileri yalanladı. Cebrail ekseninde hiçbir kayıp yaşamadıklarını vurgulayan Bakanlığın açıklamasında, “Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri Cebrail’e doğru ilerlemeye devam ediyor ve askerlerimiz düşman karşısında ezici saha üstünlüğüne sahip” ifadeleri yer aldı.
Bakanlık dün yaptığı açıklamada şu ifadeler yer verdi: "Azerbaycan ordusu 27 Eylül-7 Ekim'de Ermenistan'ın 250 tank ve zırhlı aracını, 270 top ve füze sistemini, 60 hava savunma sistemini, 11 komuta yönetim ve gözlem mıntıkasını, 8 mühimmat deposunu, yaklaşık 150 askeri kamyon ve aracını, bir S-300 sistemini imha etti."
Azerbaycan Savunma Bakanlığı ayrıca, Ermeni güçlerini Terter, Barda, Ağdam, Ağçabedi, Fuzuli ve Cebrail şehirlerindeki köyleri bombalamakla suçladı. Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığı, Ermeni güçlerin düzenlediği bombardımanlarda ölen sivillerin sayısının 28’e, yaralıların sayısının ise 144’e yükseldiğini duyurdu.

Rusya doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmıyor
Öte yandan çatışmalar devam ederken Moskova, Ermenistan lehine olabilecek doğrudan bir askeri müdahaleye sıcak bakmadığının sinyallerini verdi. Bu sinyal, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, iki gün önce ‘Moskova’nın KGAÖ çerçevesindeki yükümlülüklerine bağlı olduğu’ şeklindeki açıklamasının ardından verildi. Paşinyan’ın bu açıklamasına karşın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin ‘KGAÖ çerçevesinde bir müttefik olarak Ermenistan'a karşı yükümlülüklerini yerine getirmeye’ hazır olduğunu, ancak ‘çatışmaların Ermenistan topraklarında yaşanmadığını’ vurguladı.
Çatışmaların halen devam ettiğini ancak Ermenistan topraklarında gerçekleşmediğini söyleyen Putin, Rusya'nın KGAÖ çerçevesindeki yükümlülüklerini uygulamasıyla ilgili olarak, “Yükümlülüklerimizi her zaman yerine getirdik ve getireceğiz” dedi. Ermenistan Başbakanı ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Putin, “Ermenistan'ın, Rusya'nın müttefik yükümlülüklerini yerine getirmesinin niteliği bakımından bize herhangi bir sorusu yok” ifadelerini kullandı. Mevcut çatışmanın en kısa sürede bitmesini umduğunu ifade eden Putin, çatışmanın taraflarına yaptığı çatışmayı durdurma çağrısını bir kez daha yineledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov dün Putin'in yaptığı yorumlara açıklık getirdi. Peskov, “Putin'in belirttiği gibi KGAÖ üyesi bir ülke saldırganlığa maruz kalırsa örgüt üyelerinin bu ülkeyi savunma yükümlülüğü var” dedi. KGAÖ kapsamında Ermenistan’a karşı sorumlulukları olduklarını belirten Peskov, “Fakat çatışmalar Ermenistan topraklarında yapılmıyor. KGAÖ kapsamdaki yükümlülükler Karabağ için geçerli değildir” şeklinde konuştu.

Putin, çatışmaların başlamasından bu yana ilk kez Aliyev görüştü
Öte yandan Putin, Karabağ’da çatışmaların başlamasından bu yana dün ilk kez Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin Sözcüsü Peskov, Putin'in Aliyev ile yaptığı görüşmede, ‘Karabağ sorunu ile ilgili konuları kısaca görüştüğünü ve aralarındaki diyalogun daha sonra devam edeceğini’ söyledi. Karabağ’daki yabancı uyruklu milisler konusuna bir kez daha değinen Peskov, tartışmalı bölgede Suriyeli milislerin varlığının ‘büyük bir tehlike oluşturduğu ve bunların Moskova'da ciddi endişelere neden olduğu’ konusunda uyardı.

Cenevre ve Moskova, müzakerelere ev sahipliği yapacak
Diğer yandan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da bir açıklamada bulundu. Drian açıklamasında, Cenevre ve Moskova’nın önümüzdeki günlerde Dağlık Karabağ Bölgesi’ndeki anlaşmazlığın çözümü için yapılacak müzakerelere ev sahipliği yapacağını söyledi.  Karabağ ile ilgili görüşmelerin bugün (Perşembe) Cenevre'de yapılacağını belirten Drian, ardından önümüzdeki pazartesi günü Moskova'da görüşmelerin yapılacağını açıkladı.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nun çatışan taraflar arasında diyalog başlatma girişiminin bir parçası olarak görüşmeler gerçekleştirdiğini söyleyen Le Drian, bu diyalogun ön koşulsuz başlatılması gerektiğinin de altını çizdi. Fransa Dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye’nin Dağlık askeri müdahalesinin iki taraf arasındaki çatışmanın kontrolden çıkmasına neden olabileceği konusunda uyardı.
Önümüzdeki süreçte diyaloglara başlanması beklenirken Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, diyalogların bölgedeki silahlı çatışmanın çözümüne fayda sağlayacağını düşünmeleri halinde bu adımı atacaklarını ve ülkesinin tek taraflı olarak ilan edilen ‘Karabağ Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanıyabileceğini söyledi.
Rusya’da yayın yapan Kanal 1'e yaptığı açıklamada Paşinyan, “Eğer diyalogun Karabağ’a faydalı olacağı ve sorunu çözeceği sonucuna varırsak, bu adımı atacağız, aksi takdirde bundan kaçınacağız” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın ve Rus istihbarat servislerinin Karabağ'a yönelik devam eden saldırıya uluslararası terör örgütlerinden katılımların olduğunu resmen doğruladığını söyleyen Paşinyan, “Şuan Karabağ'ın uluslararası terörizme karşı fiilen savaştığını düşünüyorum” şeklinde konuştu. Ülkesinin Karabağ'daki silahlı çatışmayı sona erdirmek için ‘uzlaşmaya’ hazır olduğunu söyleyen Ermenistan Başbakanı, “Eğer herhangi bir anlaşmazlıkta gerçekten çözüme ulaşmak istiyorsak uzlaşmanın vazgeçilmez olduğu gün gibi ortada. Ermeni tarafının her zaman uzlaşmaya hazır olduğunu düşünüyorum.  Azerbaycan da uzlaşmaya istekli olduğunu gösterirse işler değişebilir” diye konuştu.
Buna karşın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin Karabağ konusunda Ermenistan'la diyalog masasına oturma hazır olduğunu ve Rusya ile Türkiye’nin gerginliğin azalmasında olumlu bir rol oynayabileceğini söyledi. Erivan hükümetini Avrupa ülkelerini ve KGAÖ üyelerini dahil ederek Karabağ sorununu ‘uluslararası hale getirmeye’ çalışmakla suçlayan Aliyev, çatışmanın Ermenistan ve Azerbaycan sınırları dışına çıkmaması gerektiğini vurguladı.
Ülkesinin anlaşmazlık bölgeleri üzerindeki kontrolünü yeniden kazandığını söyleyen Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Bakü’nün Karabağ sorunun, bölge ülkelerinin uzlaşı çabalarına aktif olarak katılımı ve uluslararası kuruluşlar tarafından teminat sağlanmasıyla çözülebileceğine dair görüşünü ifade etti.



San Diego’daki İslam Merkezi’ne saldırı düzenleyenler, saldırılarını daha önceki suçlardan esinlenerek gerçekleştirmişler

ABD’nin San Diego kentindeki İslam Merkezi’ni gösteren bir hava fotoğrafı, 19 Mayıs 2026 (AP)
ABD’nin San Diego kentindeki İslam Merkezi’ni gösteren bir hava fotoğrafı, 19 Mayıs 2026 (AP)
TT

San Diego’daki İslam Merkezi’ne saldırı düzenleyenler, saldırılarını daha önceki suçlardan esinlenerek gerçekleştirmişler

ABD’nin San Diego kentindeki İslam Merkezi’ni gösteren bir hava fotoğrafı, 19 Mayıs 2026 (AP)
ABD’nin San Diego kentindeki İslam Merkezi’ni gösteren bir hava fotoğrafı, 19 Mayıs 2026 (AP)

ABD’nin San Diego kentinde bu hafta bir İslam merkezine saldıran ve üç erkeğin ölümüne yol açtıktan sonra hayatlarına son veren iki gencin, şiddet eylemlerini ilham aldıkları kişi ve örneklerle ilgili hiçbir şüphe bırakmayan, nefret dolu ve geniş kitleleri hedef alan uzun ve düzensiz yazılar kaleme aldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, bu modeller arasında en dikkat çeken isim, 2019 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camide 51 kişiyi öldüren saldırgan oldu.

Aşırılıkçılığı uzun süredir inceleyen araştırmacılar, Christchurch saldırısının aşırı sağcı saldırganlar üzerindeki güçlü etkisine dikkat çekiyor. Uzmanlar bu etkinin, saldırının yarattığı yüksek ölüm sayısı, saldırganın düşüncelerini ve eylemlerini açıkladığı manifesto niteliğindeki belge ve en önemlisi saldırıyı internet üzerinden canlı yayınlamasından kaynaklandığını belirtiyor. Christchurch saldırısından ilham aldığı düşünülen örnekler arasında, birkaç ay sonra ABD’nin Teksas eyaletindeki bir Walmart mağazasında 22 kişiyi öldüren silahlı saldırgan da bulunuyor.

Tehdit analizi ve önleme alanında çalışan, aşırılıkla mücadele eden Stratejik Diyalog Enstitüsü’nden Katherine Keneally, çevrim içi şiddet yanlısı topluluklarda en fazla can kaybına yol açan saldırıları taklit etme eğilimi görüldüğünü söyledi. Keneally, “Bunu söylemek iğrenç, ancak gerçek bu. Bir tür takıntı var ve saldırılar adeta bir rekabet ya da oyun haline geliyor” ifadelerini kullandı.

Yetkililerin açıklamasına göre, 17 yaşındaki Caine Clark ve 18 yaşındaki Caleb Vasquez, pazartesi günü İslam Merkezi’ne baskın düzenledi. Güvenlik görevlileri, güvenlik önlemlerinin başlamasıyla birlikte çıkan silahlı çatışmanın ardından ikiliyi dışarı çıkmaya zorladı ve böylece 140 çocuğun korunmasına yardımcı oldu.

Yetkililere göre iki saldırgan, güvenlik görevlisi Amin Abdullah ve iki erkeği öldürdükten sonra yakınlardaki bir araçta yaşamlarına son verdi.

Nefret ve haksızlıklarla dolu yazılar

İki saldırganın geride 74 sayfalık bir belge bıraktığı, bunun 2019’daki Christchurch saldırısını gerçekleştiren Brenton Tarrant’ın yazdığı belgeyle aynı sayfa sayısına sahip olduğu bildirildi. Habere göre, Tarrant’ın manifestosuna benzer şekilde bu belgede de aşırı sağ ideolojilerden ilham alındığı belirtilen çok sayıda kaynak yer aldı. Bu kaynaklar arasında, beyaz nüfusun başka demografik gruplar tarafından ‘yer değiştirildiği’ yönündeki komplo teorisi de bulunuyor. Belgede ayrıca, saldırganların kendi ifadeleriyle yaptıkları kişisel anlatılara yer verildiği, motivasyonlarını ve hedeflerini açıklayan bölümler bulunduğu aktarıldı.

Kendilerine ‘Tarrant’ın Oğulları’ adını verdiler

Yazılarda Yahudilere, Müslümanlara ve İslam’a, ayrıca siyahiler, kadınlar ile hem sol hem de sağ siyasi görüşlere yönelik yoğun nefret içeren ifadelerin yer aldığı bildirildi. Saldırganların, toplumun çöküşünü hızlandırmayı amaçladıkları ifade edildi. Vasquez tarafından yazılan bölümde ise ‘bazı ruh sağlığı sorunları’ yaşadığından ve kadınlar tarafından reddedilme deneyimlerinden bahsettiği aktarıldı.

safrgt
22 Mart 2019’da Yeni Zelanda’da bir saldırının yaşandığı Christchurch’teki en-Nur Camii’nin önünde nöbet tutan bir polis memuru (Reuters)

Dün yayımlanan bir açıklamada, Vasquez’in ailesi Caleb Vasquez’in otizm spektrumunda yer aldığını ve zamanla kendi kimliğinin bazı yönlerine karşı öfke geliştirdiğini belirtti.

Ailenin avukatı Colin Rudolph aracılığıyla yapılan açıklamada, “Bunun, nefret söylemi, aşırılıkçı içerik ve sosyal medya platformlarında yayılan propaganda ile birleşerek onun aşırılıkçı ideolojilere ve şiddet içeren inançlara sürüklenmesine katkıda bulunduğuna inanıyoruz” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, ailenin kendisini yardım aramaya teşvik ettiği ve bir süre rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gördüğü de belirtildi.

Kaliforniya Eyalet Üniversitesi San Bernardino’daki Nefret ve Aşırılık Çalışmaları Merkezi’nin kurucu direktörü Brian Levin ise, 1970’lerden bu yana beyaz üstünlükçü yazıların merkeziyetsiz terör saldırıları için bir anlatı modeli sunduğunu söyledi. Levin, geçmişte neo-Nazilerin çoğunlukla ‘eylem propagandası’ olarak bilinen bir yaklaşımı tercih ettiğini, yani saldırının tek başına taklitçileri harekete geçirmesinin beklendiğini, ayrıntılı yazılı açıklamaların ise zorunlu olmadığını ifade etti.

Levin’e göre internet, saldırganların yazılarının yayılmasını kolaylaştırdı. 2011’de Norveç’te 77 kişiyi öldüren aşırı sağcı saldırganın bin 500 sayfalık bir belge yayımlamasından bu yana, bu tür saldırıların açıklayıcı metinlerle birlikte görülmesi daha yaygın hale geldi. Bu yazıların çoğu, beyaz üstünlükçü önceki metinlerden alıntılar içeriyor.

Levin ayrıca, kendini aşırılık zincirinin devam eden bir halkası olarak sunma stratejisinin, hareketi olduğundan daha büyük gösterdiğini ve süreklilik algısı yarattığını belirtti. Ona göre bu durum, farklı failler aracılığıyla tekrar tekrar ortaya çıkan bir yapıyı besliyor; bu faillerin bir kısmı ise süreç içinde hayatını kaybediyor.


Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdi

Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
TT

Trump, müttefiklerini şaşırtan bir adımla Polonya’ya 5 bin asker gönderme sözü verdi

Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)
Polonyalı ve Amerikalı askerler, Nova Deba’da düzenlenen ortak askeri tatbikatta... Polonya, 8 Nisan 2022 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerini şaşırtan bir açıklamayla Polonya’ya 5 bin ek asker gönderme taahhüdünde bulundu. Karar, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun İsveç’te NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarıyla yapacağı görüşmeden saatler önce geldi. Toplantıda İran’a karşı yürütülen savaş konusunda derin görüş ayrılıklarının olduğu bildirildi.

Trump, söz konusu kararı kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımla duyurdu. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, bu adımı Polonya’nın milliyetçi-muhafazakâr Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile olan ilişkisine bağladı.

Trump paylaşımında, “Mevcut Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin seçilmesindeki başarıya dayanarak ve onunla olan ilişkimiz nedeniyle, Polonya’ya 5 bin ek ABD askeri gönderileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” ifadesini kullandı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise Trump’ın açıklamasına teşekkür ederek, ABD’nin Polonya’daki askeri varlığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sikorski, İsveç’te NATO görüşmeleri öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’a bu duyuru için teşekkür ediyorum. Polonya’daki ABD varlığı neredeyse mevcut seviyesinde kalacak” dedi.

Bu gelişme, Trump’ın haftalardır NATO üyesi ülkeleri, ABD-İsrail askeri kampanyasına daha fazla destek vermedikleri gerekçesiyle sert şekilde eleştirmesinin ardından gelen ani bir değişim olarak değerlendirildi. Trump, NATO’dan çekilmeyi düşündüğünü söylemiş ve Washington’ın karşılıklı savunma anlaşmasına bağlı kalıp kalmaması gerektiğini sorgulamıştı. NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının İsveç’in Helsingborg kentindeki toplantısına katılmak üzere yola çıkmasından önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın özellikle ABD’nin kullanımına açılmayan askeri üsler nedeniyle ‘çok öfkeli’ olduğunu belirtti ve İspanya’yı örnek gösterdi.

Rubio, Miami’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “İspanya gibi ülkeler bize üslerini kullanma izni vermeyi reddediyor. Peki o zaman NATO’da neden yer alıyorsunuz? Bu çok makul bir soru” ifadelerini kullandı.

Rubio ayrıca, “Hakkını vermek gerekir ki NATO’daki bazı ülkeler son derece işbirlikçi davrandı. Ancak bunu tartışmamız gerekiyor” dedi.

NATO yetkilileri ise ABD’nin, 32 üyeli ittifaktan İran’a karşı yürütülen savaşa katılım talebinde bulunmadığını, ancak birçok üye ülkenin ABD güçlerinin hava sahalarını ve üslerini kullanmasına izin vererek yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurguladı.

Avrupalı yetkililerin NATO’ya ilişkin endişeleri, bu yıl Trump’ın ittifak içindeki tutumuna dair artan gerilimlerle birlikte daha da derinleşti. Bu endişelere, Trump’ın NATO üyesi Danimarka’ya bağlı bir bölge olan Grönland’ı kontrol altına alma girişimi de eklendi.

Avrupalılar Hürmüz Boğazı konusunda yardım etmeye istekli görünüyorlar

Bakanların, Helsingborg’daki toplantıda Avrupa ülkelerinin Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün sağlanmasına, koşullar elverdiğinde destek vermeye hazır olduklarını vurgulayarak ve Avrupa güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenme taahhüdü sunarak ABD’yi yatıştırmaya çalışmaları bekleniyor.

Hürmüz Boğazı, savaş öncesinde küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir hat olarak bilinirken, savaşın başlamasından bu yana neredeyse kapalı hale geldiği ve bunun küresel enerji arzında şimdiye kadarki en büyük aksaklığa yol açtığı belirtildi. Avrupalı yetkililerin ABD’nin NATO’ya bağlılığına dair endişeleri, Trump’ın Avrupa’daki 5 bin askerin çekilmesine ilişkin kararının ardından daha da arttı. Bu karar, Trump’ın daha önce Polonya’ya ek asker gönderme taahhüdünden önce açıklanmıştı.

Görsel kaldırıldı.

Polonya’ya gönderileceği söylenen ek kuvvetlerin nereden sağlanacağı ise hâlâ netlik kazanmadı. Washington’un kararları NATO müttefikleri arasında kafa karışıklığı ve endişe yaratırken, başlangıçta askerlerin Almanya’dan çekileceği belirtilmiş, ancak daha sonra Polonya’ya planlanan bir tugayın konuşlandırılmasının ertelendiği ifade edilmişti. ABD ayrıca Almanya’ya uzun menzilli Tomahawk füzelerinin konuşlandırılmasına ilişkin planın da gerçekleşmeyeceğini açıkladı. Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Washington, NATO ülkelerine kriz dönemlerinde ABD’nin ittifaka sağladığı askeri kabiliyetleri de azaltmayı planladığını bildirmeye hazırlanıyor.

NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Orgeneral Alexus Grynkewich ise bu hafta yaptığı açıklamada, geri çekilme planlarının yıllara yayılarak uygulanacağını ve müttefik ülkelere boşlukları telafi edecek kapasite geliştirmeleri için zaman tanınacağını belirterek Avrupa müttefiklerini yatıştırmaya çalıştı.


Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor
TT

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Orgeneral Asım Munir’in Tahran ziyaretine umut bağlayarak ilerleme kaydedilmesini bekliyor

Washington, Pakistan’ın arabuluculuk girişimiyle Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik İran’la bir anlaşmada ilerleme sağlanmasını umut ediyor. Gözler, Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Munir’in Tahran’a yapması beklenen ziyarete çevrildi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, perşembe günü yaptığı açıklamada, Pakistan’ın yürüttüğü diplomatik temasların sürece katkı sağlayabileceğini belirterek, İran’la anlaşma yönünde ilerleme kaydedilmesini umduklarını söyledi.

İran medyasında yer alan haberlere göre, Pakistan dış politikasında giderek daha etkili bir rol üstlenen Orgeneral Asim Munir’in Tahran’a gitmesi bekleniyor. Ziyaretin, “görüşme ve istişarelerin sürdürülmesi” amacı taşıdığı ifade edildi.

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakerelerin “anlaşma ile saldırıların yeniden başlaması arasında bir yol ayrımında” olduğu yönündeki açıklamasının ardından geldi.

Rubio gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Pakistanlıların bugün Tahran’a gitmesini bekliyoruz. Bunun süreci ileri taşımaya yardımcı olmasını umuyoruz” dedi.

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki çeşitli bölgeleri hedef aldı

İsrail ordusu, cuma sabahı Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenledi. İsrail savaş uçaklarının, Güney Lübnan’daki Sıddikin ve Kana beldeleri arasındaki Hafur bölgesini hedef aldığı, saldırıda 3 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail’e ait insansız hava araçlarının ayrıca Deyr Kanun en-Nahr beldesi, Nebatiye kenti ile Burc Rahhal-Deyr Kanun en-Nahr yolu çevresini vurduğu aktarıldı.

Lübnan resmi haber ajansına göre İsrail ordusu, sabah saat 05.00 sularında Güney Lübnan’daki Hıyam beldesinde büyük çaplı bir patlama gerçekleştirdi. Ayrıca İsrail’e ait keşif ve silahlı insansız hava araçlarının Beyrut ve güney banliyöleri üzerinde uçuş yaptığı gözlendi.

Gece saatlerinde İsrail savaş uçaklarının, Hanaviye beldesinde “İslami Sağlık Heyeti”ne ait bir noktayı hedef aldığı saldırıda ise 4 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda sağlık görevlisi yaralandı.

Fransa: Ülkelerin petrol rezervlerini kullanmadan önce savaş konusunda netliğe ihtiyaçları var

Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure ise İran savaşı nedeniyle yaşanan enerji krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Financial Times’a konuşan Lescure, hükümetlerin stratejik petrol rezervlerinden yeni bir kullanım kararı verebilmesi için savaşın ne kadar süreceğine dair daha net bir tabloya ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Lescure ayrıca, Paris’te bu hafta düzenlenen G7 maliye bakanları toplantısında stratejik petrol rezervlerinden koordineli yeni bir kullanım konusunun gündeme gelmediğini ifade etti.