Cenevre’deki Libya görüşmelerinde tartışmalı 6 noktada uzlaşılırken taraflar ortak bütçe oluşturulmasını kararlaştırdılar

Anlaşmaya varılan noktalar arasında kara ve hava güzergahlarının açılmasının yanı sıra olası bir askeri gerilimden kaçınılması da yer aldı

BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, dün BM Cenevre Ofisi’nde bir basın toplantısı düzenledi (AP)
BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, dün BM Cenevre Ofisi’nde bir basın toplantısı düzenledi (AP)
TT

Cenevre’deki Libya görüşmelerinde tartışmalı 6 noktada uzlaşılırken taraflar ortak bütçe oluşturulmasını kararlaştırdılar

BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, dün BM Cenevre Ofisi’nde bir basın toplantısı düzenledi (AP)
BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, dün BM Cenevre Ofisi’nde bir basın toplantısı düzenledi (AP)

Cenevre'de iki gün süren doğrudan müzakerelerin ardından göreceli bir iyimserlik hakim olurken Libya Ulusal Ordusu’nu (LUO) ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) temsil eden askeri heyetlerin bir araya geldiği 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunda, başta Libya'nın tüm bölgelerini ve şehirlerini birbirine bağlayan kara ve hava güzergahlarının açılması olmak üzere tartışmalı olan çeşitli konularda anlaşmaya varıldı. Öte UMH Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmed Muaytik, Libyalı çatışan tarafların yakında devlet için ortak bir bütçe oluşturmaya başlayacaklarını açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, iyimser bir üslupla yaptığı açıklamada, Libyalı tarafları temsil eden heyetler arasında Cenevre'de yapılan 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarında, ‘vatanseverlik ve profesyonellik ruhunun ve Libya'nın birliğini ve egemenliğini koruma kararlılığının’ hakim olduğu bir atmosferde 6 önemli noktada anlaşmaya varıldığını söyledi.
Williams dün yaptığı ve BM misyonunun internet sitesinden yayınlanan açıklamada, “5+5 Ortak Askeri Komite, ortak güvenlik düzenlemelerinin yürürlüğe girmesiyle Şuveyrif'ten Sebha ve Merzuk’a, Ebu Kureyn’den Cufra ve sahil yoluna, batıda Misrata’dan doğuda Sirte’ye ve Ecdebiye’ye Libya'nın tüm bölgelerini ve şehirlerini birbirine bağlayan kara yollarının açılması konusunda anlaştı. Komite ayrıca bölgenin idari başkenti Sebha başta olmak üzere Libya genelinde hava yollarının açılması konusunda da anlaştı. Komite’deki iki heyet, Sivil Havacılık Otoritesi’nin varılan anlaşmaların başarıya ulaşması için gerekli tüm adımları mümkün olan en kısa sürede atması talimatı verdi.
Williams, Libya’da, özellikle ötekileştirilen ve temel hizmetlerden mahrum bırakılan ülkenin güneyinde kötüleşen ekonomik koşullar çerçevesinde Komite’nin aldığı kararların, ‘Libya halkının hayat şartları üzerinde olumlu, doğrudan ve somut bir etkiye sahip olacağını’ söyledi. Komite üyelerinin medya üzerinden şiddeti körükleyen ve nefret söylemini yayan provokatif yayınların yapılmasına bir an önce son verilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunun altını çizen Williams, Komite üyelerinin ifade özgürlüğünün korunmasının önemini vurgulayarak yargı makamlarının, nefret söylemini yayan ve şiddeti körükleyen medya kanalları ve sosyal medya hesaplarına karşı caydırıcı tedbirler almaları gerektiğini belirttiklerini aktardı.
 İki heyet ayrıca, ​Libya Hukema Konseyi’nin esir takasına çözüm bulma çabalarını desteklemenin yanı sıra askeri gerilimden kaçınarak savaş cephelerinde hakim olan itidalli havayı desteklemeye ve güçlendirmeye devam etme konusunda da anlaştı.
Bununla birlikte Williams açıklamasında, Komite’nin, çalışmaların koordine edilmesi ve sürecin kolaylaştırılması için doğu ve batı bölgelerinden koordinatörler atadığını aktardı.
Komite ayrıca petrol üretimi ve ihracatının yeniden başlatılmasına da değindi. Bununla birlikte Komite, batı ve doğu bölgelerindeki Petrol Tesisleri Muhafızları’nın komutanlarına, ‘Ulusal Petrol Şirketi (NOC) tarafından petrol akışının artması ve sürekliliğinin sağlanması için Petrol Tesisleri Muhafızları’nı yeniden yapılandırmaya yönelik tavsiyelerde bulunmak üzere oluşturulan bir heyet ile’ doğrudan çalışmakla görevlendirilmesinin kararlaştırdılar.
Bu anlaşmalara Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunun ilk iki gününde ulaşıldığının altını çizen Williams, bu durumun Libyalı tarafların askeri yetkililerinin geçtiğimiz ay Mısır'ın Hurgada kentinde bir araya geldiği toplantılarda yapılan tavsiyeler sonucu ortaya çıktığına işaret etti. Komite’nin Libya'nın orta bölgesiyle ilgili düzenlemeleri de tartışacağını söyleyen Williams, böylece ateşkes anlaşmasının önünün açılacağını belirterek, iki tarafı, ‘çözülmemiş tüm sorunları çözmeye ve kalıcı bir ateşkes anlaşmasına varmaya’ çağırdı.
Öte yandan Libyalı siyasetçiler, Cenevre’deki Ortak Askeri Komite toplantılarından çıkan sonuçlardan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Libyalı siyasetçiler, toplantıların ‘olumlu’ olarak niteledikleri sonuçların, ‘yabancı güçlerin’ Libya’nın iç işlerine müdahalesini sona erdireceğini ve ‘ülkeyi kaostan çıkarma çabalarını baltalayan daha fazla silah ve paralı asker transferini’ durduracağını umuyorlar.
Bununla birlikte UMH Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmed Muaytik, çatışan tarafların, bir anlaşmaya varma çabalarının bir parçası olarak, devlet için ortak bir bütçe geliştirmek üzere yakında çalışmalara başlayacaklarını açıkladı.
Dün Reuters’a konuşan Muaytik, Libyalı çatışan tarafların ‘harcama kanallarını bir araya getirip tek olması için’ bütçeyi birleştirmek istediklerini, UMH'nin 2021 yılı için 45 ile 48 milyar dinar (38-40 milyar dolar) arasında olması beklenen ve ülke genelinde sağlık, eğitim ve diğer kamu hizmetlerini kapsayan bir bütçe hazırladığını kaydetti. Muaytik ayrıca ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli hükümetin, 5 ile 8 milyar dinar arasında bir bütçe sunacağını, bunun ardından ‘hassas teknik çalışmaların başlayacağını’ ve bu iki bütçenin ortak bir bütçe haline getirilmesini umduğunu belirtti.
Bir başka gelişmede ise Halid Şakşak başkanlığındaki Libya Sayıştay Başkanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, Libya’nın Roma ve Vatikan büyükelçiliklerindeki yetkililer hakkındaki ‘yolsuzluk dosyalarının’ Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edildiği belirtildi. Açıklamada, Sayıştay Başkanlığı bünyesindeki Mali İhlaller Ofisi tarafından, iki büyükelçilikte görevli yetkililerin ‘zimmete para geçirme ve kamu fonlarına el koyma suçlarının’ işlendiğinin ortaya çıkarıldığı belirtildi. Bununla birlikte açıklamaya göre söz konusu yetkililerin, büyükelçiliğe ait büyük miktarlardaki paraları kendi hesaplarına aktardıkları belirlendi.



Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?


Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) bugün, SDG'nin Şeyh Maksud mahallesi yakınlarındaki ordu mevzilerini insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması sonucu Halep'te bir Suriye askerinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ajans daha sonra, SDG'nin Halep'in el-Meydan mahallesindeki konut binalarını bombalaması sonucu 3 sivilin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

SDG ise Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Şeyh Maksud mahallesini keşif uçağıyla hedef aldığını ve mahalle sakinlerinden birinin öldüğünü açıkladı.

cdfvgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin anlaşmanın SDG Lideri Mazlum Abdi ile imzalanması sırasında (EPA)

Geçen ay Halep'te SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı ve onlarca kişi öldü veya yaralandı. Suriye hükümeti, SDG'yi Halep'te hükümetin iç güvenlik güçlerine saldırmakla suçlarken, SDG ise Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını iddia etti.

10 Mart'ta SDG, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşma uyarınca, tüm sivil ve askeri kurumlarını geçen yılın sonuna kadar Suriye devletine entegre etmeyi kabul etti.

SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki son çatışmalar, her iki tarafın liderlerinin Şam'da bir araya gelerek aralarındaki askeri entegrasyonu görüşmelerinden iki gün sonra meydana geldi.


Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
TT

Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)

Suudi Arabistan, Güney Yemen’deki son gelişmelere karşı yüksek düzeyde bir ihtiyat ve sakin bir yaklaşım sergiledi. Analistler, bu yaklaşımın, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü ele geçirmesine rağmen, Yemen hükümeti veya Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile herhangi bir koordinasyon sağlanmaması sonrası gösterildiğini belirtti.

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdulaziz bin Sakr, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Riyad’da Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarından isimleri kabul etmesini (Bunlar arasında Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ve Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura da yer aldı), Suudi Arabistan’ın Yemen’deki karmaşık durumu yönetirken izlediği akıllı ve temkinli politikanın somut bir örneği olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan, Yemen’deki son gelişmelere karşı izlediği ihtiyatlı ve kapsayıcı politikasını sürdürdü. Bin Sakr, “Suudi Arabistan, kuruluşundan bu yana Merhum Kral Abdulaziz döneminden itibaren ihtiyat ve bilgelik temelinde bir dış politika izliyor. Bu anlayış, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarıyla yaptığı görüşmede de ortaya çıktı” dedi.

Bin Sakr, Suudi yaklaşımını şöyle açıkladı: “Taraflar doğru yola döndüklerinde ve Suudi çağrılarına yanıt verdiklerinde, Prens Halid ve Suudi yönetimi onları kucaklayarak ihtiyat ve kapsayıcılık ilkelerini uyguladı. Bu yaklaşım, Suudi yönetiminin temel değerlerini ve etik anlayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan, Yemen’e sadece komşu olduğu için değil, iki halk arasındaki ortak gelenekler ve sosyal bağlar nedeniyle de özel önem veriyor.”

Gelişmeler çerçevesinde, 3 Aralık’ta GGK, doğu eyaletlerine askeri konvoylar göndererek Seyun’daki Birinci Askerî Bölge Karargâhı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı da dahil olmak üzere bazı kilit kurumları kontrol altına aldı. GGK güçleri ayrıca Mukalla ve el-Mehra’da da konuşlandı; ancak buralarda çatışma yaşanmadı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak amacıyla Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, GGK güçlerinin Aden ve doğudaki ilgili vilayetlere geri çekilmesini ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin söz konusu bölgelere yerleşmesini talep etti.

vfgbhyj
Durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak için Hadramut'u ziyaret eden Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani (X)

27 Aralık’ta Halid bin Selman, ‘Yemen’deki Halkımıza’ başlıklı bir mesaj yayımladı. Mesajında güneyin davasının adaletini anlattı, güvenli güney vilayetlerinin boşuna çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı ve Yemen’in karşı karşıya olduğu büyük zorlukların farkında olunmasını istedi. Ayrıca fırsat kollayan güçlerin Yemen ve bölgedeki hedeflerine ulaşmalarına izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki siyasi yapıda düşmanı olmadığını ve tüm tarafların tutumlarını anladığını belirterek, bunun Riyad’ı Yemen’deki çatışmaların çözümünde hem kapsayıcı hem de arabulucu bir rol üstlenmeye uygun kıldığını söyledi.

Bin Sakr, “Yemen’deki durumun iki ana boyutu var: Birincisi Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin korunması, ikincisi ise Yemen’in istikrarının ve refahının sağlanması” dedi.

frgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura ile yaptığı görüşmede (Ebu Zura'nın X hesabı)

Son günlerde meşru hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle birlikte Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü yeniden sağladı. GGK’ye bağlı güçler ise sınırlı çatışmaların ardından kendi bölgelerine çekildi.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güneyine yönelik yapıcı tutumunu ve tarafların görüşlerine açık yaklaşımını, ‘Yemen’de uzun vadeli istikrarın sağlanması sürecinin bir parçası’ olarak nitelendirdi.

Bin Sakr, “Yemen birliğinin mevcut entegrasyon yapısında bazı sorunların olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu nedenle güneyin taleplerini makul çözümlerle karşılamak, Suudi stratejisinin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Yemen’deki istikrarı tehdit eden dış müdahalelerin önünü kesmeyi ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tutumunun net olduğunu, amacın ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte Yemen’in güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğunu belirtti. El-Habbas, Riyad’ın Yemen’in güneyindeki gelişmelerle ilgili yaklaşımını değerlendirirken, “Yemen, Suudi Arabistan için stratejik bir alan. Burada yaşananlar, doğrudan Suudi ulusal güvenliğini etkiliyor” dedi.

xscdfvgbhyju
Mukalla şehrine konuşlandırılan Vatan Kalkanı Güçleri (Reuters)

El-Habbas, Suudi Arabistan’ın kendi güvenliği ve istikrarını desteklemeye kararlı olduğunu ve tüm ulusal bileşenler arasında eşit mesafede durduğunu vurguladı.

El-Habbas’a göre, Riyad’ın yakın bir tarihte düzenleyeceği Güney Diyalog Konferansı’na, tüm ilgili güney güçlerinin, hatta GGK’nin de katılacak olması, Suudi Arabistan’ın sorumlu ve kapsayıcı yaklaşımının açık bir göstergesi. Bu yaklaşım, güney meselesinin kaderinin zorla dayatma veya askeri darbe yoluyla değil; diyalog ve diplomatik süreç yoluyla belirlenmesini sağlıyor.