Dünyanın en tuhaf ve en ilginç halklarından biri: Etiyopya Konso kabilesi

Konso gençleri 15 yaşında evleniyor ve erkekler çok eşlilik ile ön plana çıkıyor (Getty)
Konso gençleri 15 yaşında evleniyor ve erkekler çok eşlilik ile ön plana çıkıyor (Getty)
TT

Dünyanın en tuhaf ve en ilginç halklarından biri: Etiyopya Konso kabilesi

Konso gençleri 15 yaşında evleniyor ve erkekler çok eşlilik ile ön plana çıkıyor (Getty)
Konso gençleri 15 yaşında evleniyor ve erkekler çok eşlilik ile ön plana çıkıyor (Getty)

Haşim Ali Hamid Muhammed
Konso kabilesi, Etiyopya-Kenya sınırındaki Omo Nehri Vadisi'nde yaşayan Güney Ulusları ve Halkları Bölgesi'ndeki kabilelerden biridir. Bu bölge, insan evrimi çalışmasında temel malzemeler olan taştan yapılmış birçok insan fosili ve ekipmanının keşfedilmesine sahne oldu. Bölgedeki en eski iz 2,4 milyon yıl öncesine dayanıyor. Etiyopya'nın merkezindeki Showa bölgesinin batısından Kenya sınırındaki Turkana Gölü'ne uzanan Omo Nehri, 760 kilometre uzunluğa sahip bulunuyor.  2005 yılında yapılan son nüfus sayımına göre nüfusu 4 bin 593 olarak tahmin edilen kabile, ağırlıklı olarak siyahi olan çok sayıda farklı milletten oluşan Güney Etiyopya Halkları Bölgesi'nden kabul edilmektedir. Bölgede Al Hada, Quraki, Jammu ve Celita milliyetleri olan 80'den fazla milleti vardır. Addis Ababa'ya 595 kilometre uzaklıktaki Konso köyünde bulunan arkeolojik alanlar, ülkenin güneyindeki en önemli turistik alanlar arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) bölgeyi dünyadaki arkeolojik turistik alanlar arasında tescil etti.

Turistlere ve yabancılara saygı duyuyorlar
‘Konso’ kabilesi, ilkel tarım ve hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra mütevazı yöntemlerle arıcılık yapan bir kabiledir. Konso halkı, haftada iki kez kurulan pazar günlerinde ürünlerini satmak, sofra tuzu, şeker ve diğer yiyecek malzemelerini satın almak için bir araya geliyor. Boncuklardan, bakır ve gümüş malzemelerden ayrıca başka madenlerden yapılmış süs eşyaları çok popülerdir. Yerli ve yabancı tüccarlar, sahip olmadıkları bazı şeylerin yanı sıra yakın pazarlardan getirdikleri tuzun da ticaretiyle ilgileniyorlar. Bu kabilenin üyeleri, sakinlik, hoşgörü ve misafirperverlikleriyle ön plana çıkıyor. Turistleri büyük bir memnuniyetle karşılayıp gelenek ve göreneklerini tanıtıp fotoğraf çektiriyorlar.
Gençler, hatta daha yaşlı kadın ve erkekler, onları ziyaret eden ve zaman zaman onları kutlayıp, bazen de şaşkın şaşkın bakmakla yetinen kişilere saygı gösteriyor. Özellikle ziyaretçinin taşıdığı ekipmanı, kameraları veya iletişim araçlarını izlerler. Turistlerin getirdiği artıkları, başa yerleştirilen bir süs eşyaları veya bir bilekliği aşmayan hediyeleri memnuniyetle kabul ediyorlar.

Hayvanları önemsiyorlar
Konso kabilesi üyeleri inekleri ve sığırları bir zenginlik olarak gördükleri için çamur ve samandan inşa edilmiş ilkel evlerinde birlikte yaşayarak onlarla yakından ilgileniyorlar. Sayıları ve özellikleri açısından değerlendirilen inekler, evliliklerin ve sosyal uygulamaların ayrılmaz bir parçasıdır. Siyahi Konso kabilesinin, Afrika kıtasındaki birçok kabileyle benzerlikleri bulunuyor. Kabile üyeleri taviz ve uzlaşmaya tabi olmayan bir miras olarak gördükleri çiftlik hayvanları ve topraklarını korumak için cesaretli ve istekli kişiler olarak bilinirler. Kuraklık ve erozyon nedeniyle toprak kaymalarına uğrayan, dağların ortasında bulunan yüksek ve alçak vadileri, terk etmeyerek bulundukları bölgelerde kalmaya devam ediyorlar.
Öte yandan Konso kabilesi, dövüş sanatları ile ilgilenen, Etiyopya’nın savaşçı kabilelerinden birisidir. Kabilenin bulunduğu bölgenin engebeli olması nedeniyle kendilerine saldırmaya çalışan düşmanlara karşı doğal bir koruma sağlaması uzun süreler boyunca dünyadan kopuk yaşamalarına neden oldu. Ayrıca kendilerine ait ilkel alışkanlıklar ve inançlar da edindiler.
Konso halkı, teraslar inşa etmekte, tepeler ve engebeli arazilerde çiftçilik yapmakta iyidirler. Ayrıca toprağı erozyon ve etkilerinden korumak için çamurluklar inşa etmekte de çok başarılılardır.

Tuhaf gelenekler
Kabile üyeleri dekorasyon, yiyecek-içecek, sevinç ve üzüntülerinde geleneklerini korumaktan gurur duyuyorlar. Kabilenin ayrıca dini günlerde kabile liderinin gözetimi altında uyguladıkları özel ritüelleri vardır. Bu Etiyopya kabilesinin çoğunlukla küçük boyutlu davulları, üflemeli çalgılara dayanan müzik aletleri ve Afrika ritimleriyle karakterize edilmiş dans ve kabile lehçeleriyle şarkı söyleyen sanatçıları vardır.
 Ayrıca, Konso kabilesinin birçok üyesi elbiseyi bilmemekte, gelen ziyaretçileri ve giydikleri kıyafetleri merak etmekte. Kabile kıyafet giymemek de dahil olmak üzere birçok eski geleneğine bağlı. Bazı komşu şehirlerden ziyaretçiler ve tüccarlarla alışveriş yapmak için mevsimlik pazarlar kurulsa da bu, onların gelenek ve görünümlerini etkilememiş. Kabilenin çoğunluğu kendilerini ziyaret eden turistlerin kıyafet giyinmesini tuhaf karşılasa da bazıları ziyaretçilere hayranlıkla bakarak giydikleri kıyafetlere dokunmaya çalışıyorlar.

Göbekli insanların yeri
Afrika kıtasındaki diğer benzer kabileler gibi Konso halkı da mısır taneleri ve mısıra benzeyen sorgum bitkisinden yapılmış içecek ve bu bitkilerin kabuklarını tüketirler, süt ve kan içme alışkanlıkları da vardır.
Konso erkekleri devasa vücutlarıyla gurur duyuyor. Kabile’de, büyük ve obez vücutlara sahip olan bireyler takdir görüyorlar. Böyle kişiler toplumda ayrıcalıklı bir konuma sahipler. Özellikle geniş ve büyük karna sahip iri yapılı erkeklerden herkes korkar. Şişman olmaya ya da büyük bir vücuda ve karna sahip olmak isteyenler yemek alışkanlıklarını değiştirerek vücudun geri kalanından uyumsuz bir karna sahip olmaya çalışırlar. Kabile kadınları ise; kuskus, çeşitli yüzük ve şekilli bakır levhalar ile süsleniyor. Alt dudaklarını yuvarlak tahta parçalarıyla açıp genişletiyorlar. Erkekler ise hayvanlara benzer şekillerde süslenerek vücutlarını farklı renklere boyuyorlar.

İnançlar ve miraslar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Konso kabilesi ölenlerinin öbür dünyada özel bir hayatlarının olduğuna inanıyorlar. Aileleri ölülerini hatırlamak ve anılarını yaşatmak için tahtadan oyuncak bebek ve heykellerini yapar. Bunları onların anısına yollar, mezarlıklar ve bazı halka açık yerlere koyarlar. Ayrıca kahraman liderlerinin tahtadan veya taştan yapılmış olan heykellerini de lider veya başkanlarının evlerinin etrafına ve halka açık yerlere onları ölümsüzleştirmek için koyarlar. Ölüleri anmak için odundan veya taştan yapılan heykellere ’büyük baba’ veya ‘lider’ anlamına gelen ‘Waqa’ denilmektedir. Yüksek kalitede işçilikle yapılan bu heykellerde birden fazla yüz veya şekil, bazen de hayvan figürleri bulunur. Kabile içerisinde heykeltıraş ve oymacılar var. Konso mirası olarak bilinen birçok dikilitaş bulunuyor. Bu dikilitaşların üzerinde ölenlerin hayatlarına dair yazılar yer alır. Konso kabilesindeki erkeklerin 15 yaşında evlendirilmesi ve çok eşliliğin ön plana çıkması ilgi çekidir. Koca için eşlerin aynı yeri ve evi paylaşmaları gerekli değil. Konso kabilesi dini konularda, örgütlü misyoner dinlerin insanlarına nüfuz etme gayretine rağmen hakim pagan inancını sürdürüyor.
 



ABD, Çin'i İran'a destek vermemesi konusunda uyardı

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 24 Eylül Perşembe günü Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde düzenlenen askeri geçit törenini izlerken (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 24 Eylül Perşembe günü Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde düzenlenen askeri geçit törenini izlerken (DPA)
TT

ABD, Çin'i İran'a destek vermemesi konusunda uyardı

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 24 Eylül Perşembe günü Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde düzenlenen askeri geçit törenini izlerken (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 24 Eylül Perşembe günü Beyaz Saray'ın Gül Bahçesi'nde düzenlenen askeri geçit törenini izlerken (DPA)

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında hız kazanan diplomatik temaslarda İran dosyası, ABD, Çin, Rusya ve Katar'ı kapsayan uluslararası görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri oldu. Tahran üzerindeki savaş ve Hürmüz Boğazı krizi kaynaklı baskının arttığı bir dönemde Washington, Pekin'i İran'a herhangi bir destek sağlamaması konusunda doğrudan uyarırken iki ülke arasında boğazın deniz trafiğine açık tutulması gerektiği konusunda görüş birliği ortaya çıktı.

ABD'nin Çin Büyükelçisi David Perdue, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında gerçekleşen görüşmenin bazı ayrıntılarını paylaşarak İran dosyasının iki lider arasındaki zirvede gündeme geldiğini doğruladı.

Perdue, cuma günü CNBC'nin aktardığı açıklamasında Trump'ın Şi'ye, Çin'in İran'a sağlayacağı herhangi bir yardımın “kesinlikle kabul edilemez” olduğunu açıkça ifade ettiğini söyledi.

Bu mesaj, Çin'in İran açısından önemli bir ekonomik rol oynadığı bir dönemde geldi. Pekin ise aynı zamanda kendisini gerilimin düşürülmesine ve diplomatik sürecin ilerletilmesine katkı sağlayabilecek bir aktör olarak konumlandırmaya çalışıyor.

Zirvenin ardından iki taraf İran dosyasında herhangi bir ilerleme sağlandığını açıklamadı. Ancak Şi, ABD ile İran'ın daha önceki mutabakatlara dönmesi ve diyaloğu yeniden başlatmasına destek verdiğini belirtti. Perdue'nun açıklamaları ise Washington'ın görüşmeyi İran'a yönelik olası Çin desteğinin sınırlarını net biçimde çizmek için de kullandığını gösterdi.

Hürmüz konusunda görüş birliği

Krize ilişkin bir diğer başlıkta Perdue, Washington ile Pekin'in Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine açık tutulması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu söyledi.

Büyükelçi, küresel enerji ticaretinin başlıca güzergâhlarından biri olan boğazdan geçişlerin sürmesinin önemi konusunda Çin'in ABD ile aynı görüşü paylaştığını belirtti.

xcsdvdfv
Ortadoğu’da gerilimin sürdüğü bir dönemde Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler (Arşiv - Reuters)

Washington ile Pekin'in İran'a yaklaşım biçimleri farklı olsa da Hürmüz konusunda ortaya çıkan bu ortak tutum, iki ülke arasında önemli bir kesişme noktası oluşturuyor. Bu görüş birliği, boğazın savaşın sona erdirilmesi ve bölgedeki gerilimin düşürülmesi çabalarında başlıca pazarlık kozlarından biri haline geldiği bir dönemde ortaya çıktı.

İran dosyası, Pekin ile Tahran arasındaki yakın ekonomik ilişkiler ve Çin'in krizde diplomatik bir rol üstlenme çabaları nedeniyle Trump ile Şi arasında ele alınması beklenen başlıca konulardan biriydi.

Diplomasinin alternatifi yok

New York'ta Rusya ve İran da Hürmüz krizinin diplomatik yollarla çözülmesine bağlılıklarını teyit etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'nin gerçekleştirdikleri görüşmede bölgesel ve uluslararası gelişmeleri, özellikle İran'la ilgili durumu ele aldıklarını bildirdi. Bakanlık, iki tarafın krize ilişkin “diplomatik çözümün alternatifi olmadığı” konusunda mutabık kaldığını açıkladı. Moskova ve Tahran krizin ABD ve İsrail'in “yasa dışı eylemlerinden” kaynaklandığını savundu.

Görüşmede ayrıca ikili ilişkiler ile farklı düzeylerde gerçekleştirilmesi planlanan Rusya-İran temaslarının takvimi ele alındı. Bu durum, bölgesel gerilimin tırmandığı bir dönemde Moskova ile Tahran arasındaki koordinasyonun sürdüğüne işaret ediyor.

Diyalog için uygun koşullar oluşturulması

Katar da paralel olarak arabuluculuk ve gerilimi düşürme çabaları kapsamında Tahran'la temaslarını yoğunlaştırdı.

Katar Dışişleri Bakanlığı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin New York'ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile “diyalog için uygun koşulların oluşturulmasını” görüştüğünü açıkladı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında gerçekleştirilen görüşmede taraflar, Katar'ın açıklamasına göre “bölgedeki son gelişmeleri, gerilimi düşürmek ve diyalog için uygun koşulları oluşturmak amacıyla yürütülen çabaları” ele aldı. Bu çabaların bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Katar'ın girişimleri, krizin tarafları arasında siyasi kanallar açılmasına yardımcı olma yönündeki Doha çabalarının bir parçası. Ancak daha kapsamlı bir mutabakata ulaşma ihtimali, Washington ve Tahran'ın uzlaşma şartlarına ilişkin tutumlarına bağlılığını koruyor.

Kolombiya Tahran'la ilişkilerini kesti

İran üzerindeki siyasi baskının genişlediğini gösteren bir diğer gelişmede Kolombiya, Tahran'la diplomatik ilişkilerini kesti. Böylece Kolombiya, Latin Amerika'da Washington'ın bir diğer müttefiki olarak bu yönde adım atan son ülkelerden biri oldu.

Kolombiya hükümetinin perşembe günü açıkladığı karar 19 Eylül'de yürürlüğe girdi. Bogota, kararın “Batı Yarımküre'nin ulusal güvenliği” ile ilgili değerlendirmelere dayandığını bildirdi.

xs
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi (Arşiv - Reuters)

Kolombiya hükümeti İran'ı “uyuşturucu ticaretine karışan ve ülkenin güvenliğini tehdit eden terörist gruplarla ilişkiler kurmakla” suçladı ancak bu iddialara ilişkin herhangi bir kanıt sunmadı.

Bogota ayrıca İran'ı Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engellemek ve Orta Doğu'daki diğer ülkelere saldırmakla eleştirdi. Açıklamalar, İran ile ABD ve İsrail arasındaki devam eden çatışma bağlamında yapıldı.

Kolombiya hükümeti bununla birlikte İran'la konsolosluk ilişkilerini sürdüreceğini bildirdi.


Washington ve Tahran savaştan kademeli çıkış yolu arıyor

Hürmüz Boğazı'nda, Umman'ın kuzeyindeki Müsendem Yarımadası'nda bulunan kıyı kenti Hasab açıklarında demirleyen gemiler, 17 Mayıs (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda, Umman'ın kuzeyindeki Müsendem Yarımadası'nda bulunan kıyı kenti Hasab açıklarında demirleyen gemiler, 17 Mayıs (AFP)
TT

Washington ve Tahran savaştan kademeli çıkış yolu arıyor

Hürmüz Boğazı'nda, Umman'ın kuzeyindeki Müsendem Yarımadası'nda bulunan kıyı kenti Hasab açıklarında demirleyen gemiler, 17 Mayıs (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda, Umman'ın kuzeyindeki Müsendem Yarımadası'nda bulunan kıyı kenti Hasab açıklarında demirleyen gemiler, 17 Mayıs (AFP)

ABD ve İran, yaklaşık yedi aydır devam eden savaşı sona erdirmek için kademeli bir yol ararken Hürmüz Boğazı iki taraf arasındaki pazarlığın ana başlıklarından biri haline geldi. Konuya yakın kaynaklara göre görüşmelerde, Washington’ın Tahran’a uyguladığı ekonomik kuşatmanın bir bölümünü kaldırması ve bazı dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması karşılığında hayati deniz geçişinin gemi trafiğine yeniden açılması ihtimali ele alınıyor.

Ancak anlaşmaya giden yol hâlâ zorlu. Taraflar ellerindeki baskı araçlarını korumakta ısrar ederken açık bir karşılık ve herhangi bir uzlaşmanın sürdürüleceğine dair güvence almadan önceden taviz vermeyi reddediyor.

Hürmüz karşılığında kuşatmanın kaldırılması

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre üst düzey bir İranlı yetkili, krizden çıkış için en gerçekçi senaryolardan birinin ABD'nin uyguladığı ekonomik kuşatmanın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılmasıyla başlayacak aşamalı bir anlaşma olduğunu söyledi.

Yetkili, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında yaptığı açıklamada, “İlerlemek için mümkün yollardan biri krizi aşamalı olarak çözmek. Başlangıç, kuşatmanın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması olmalı” dedi.

İranlı, bölgesel ve Batılı kaynaklara göre Tahran, yaptırımların ve ekonomik kuşatmanın kaldırılmasını daha acil bir öncelik olarak görmeye başlamasının ardından boğazdan geçen gemilerden ücret alınması talebini yeniden değerlendirmeye hazır görünüyor. Bu talebin ana anlaşmaya dahil edilmek yerine ayrı bir ek protokole bırakılması ihtimali bulunuyor.

xc
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler, Orta Doğu'da gerilimin sürdüğü bir dönemde (Arşiv - Reuters)

Körfez ülkeleri deniz trafiğine ücret getirilmesi fikrini reddederken bölgesel kaynaklar, boğaz konusunda varılabilecek herhangi bir düzenlemenin geçici olacağını ve İran'ın su yolunun yönetimine ilişkin tutumundan resmen vazgeçtiği anlamına gelmeyeceğini belirtiyor.

Anlaşmazlığın temel başlıklarından biri boğaz üzerindeki kontrolün niteliği. Washington, dünyanın en önemli enerji tedarik güzergâhlarından birinde seyrüsefer özgürlüğünün ve gemi geçişlerinin devam etmesini güvence altına almak isterken Tahran, geçiş güzergâhındaki idari rolünü korumakta ısrar ediyor.

Kuşatma Washington'ın ana baskı aracı

Buna karşılık Başkan Donald Trump yönetimi, İran'a yönelik ekonomik baskıyı artırmayı sürdürüyor. Washington, ticari havayolu şirketleri ve bunlarla bağlantılı destek ağları da dahil olmak üzere İran ekonomisinin geriye kalan can damarlarını hedef alan yeni yaptırımlar uyguluyor.

ABD'nin kampanyası özellikle İran'ın önemli bir döviz kaynağı olan petrol ihracatının yanı sıra Washington'ın hükümet ve “Devrim Muhafızları” ile bağlantılı gördüğü sektörleri hedef alıyor.

Beyaz Saray'dan bir yetkili, İran'ın “bir anlaşmaya varmayı şiddetle istediğini” söyledi ancak Trump'ın “ipleri elinde tuttuğunu ve ABD için en uygun kararı vereceğini” belirtti. Yetkili, ABD Başkanı'nın “uygun koşullar altında İran'la diyaloğa hâlâ açık olduğunu” ancak müzakere etmek zorunda hissetmediğini vurguladı.

Aynı yetkiliye göre ABD yönetimi, yaptırımlar ve ekonomik kuşatmanın İran ekonomisini ağır baskı altına aldığını ve Washington'ın şu aşamada Tahran karşısında güçlü kozlara sahip olduğunu düşünüyor.

Eski ABD müzakerecisi Dennis Ross ise kuşatmanın İran üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri olduğunu ancak ekonomik baskının Tahran'ı taviz vermek yerine gerilimi tırmandırmaya da itebileceğini düşünüyor. Ross'a göre İran yönetimi, tutumunu yumuşatmasının kendisini tehlikeye atacağı sonucuna varırsa daha sert bir çizgiye yönelebilir.

Kongre seçimleri manevra alanını daraltıyor

3 Kasım'da yapılması planlanan ABD ara seçimleri, müzakerelerin hesabında özel önem taşıyor. Trump daha önce İran'la bir anlaşmaya seçimlerden sonra varılabileceği görüşünü dile getirirken yetkililer ve uzmanlar, seçim tarihinin tarafların hesaplarını etkileyebileceğini ancak bunun diplomatik sürecin zorunlu olarak sona ereceği anlamına gelmediğini belirtiyor.

Ross, seçimlerden önce anlaşmaya varılması ihtimalinin kendi değerlendirmesine göre yüzde 30'u aşmadığını söyledi. Bununla birlikte iki tarafın da seçim tarihinden önce bir uzlaşmaya varmasını teşvik edebilecek nedenleri bulunduğuna işaret etti.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması Körfez'deki gerilimi azaltabilir ve ABD'de siyasi açıdan hassas bir konu olan petrol ve benzin fiyatları üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı olabilir.

gbfgb
ABD Kongresi'nin merkezi Capitol binasının kubbesi (Reuters)

İran ise ekonomisinin ağır baskı altında olduğu bir dönemde sağlanacak herhangi bir ekonomik rahatlamadan yararlanabilir.

Ross, Trump'ın seçimlerden sonra manevra alanının genişleyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun Trump'a müzakerelerin başarısız olması halinde baskıyı sürdürme veya başka seçenekleri değerlendirme imkânı verebileceğini belirtiyor.

“Baskı kozları” uzlaşmanın önünde engel

New York'taki müzakerelerdeki paradoks, Washington ve Tahran'ı yeniden müzakere masasına getiren araçların aynı zamanda anlaşmaya ulaşmanın önündeki engel haline gelebilmesi. ABD, İran'a ekonomik ve askeri baskı uygulayabileceği araçlara sahipken Tahran, dünya enerji arzının önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı kozunu elinde tutuyor. Tarafların hiçbiri somut bir karşılık almadan ana kozundan vazgeçmeye hazır görünmüyor. Bu da müzakereleri temel bir soruya kilitliyor: İlk tavizi kim verecek?

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Batılı bir yetkili, “Meselenin tamamı Hürmüz Boğazı'nın açılmasıyla ilgili” dedi. Yetkili, tarafların karşı karşıya olduğu iç baskıların da müzakerelerin hesabının bir parçası haline geldiğini belirtti.

Analistler, ara seçimlerin bu bağlamda müzakereler için kesin bir son tarih olmaktan ziyade diplomatik sürecin yeniden değerlendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor. Washington ve Tahran seçimlerden önce baskı kozlarını bir anlaşmaya dönüştüremezse diplomatik çözümler için manevra alanı daralabilir ve yeniden gerilime dönme riski artabilir.

Tahran: Anlaşma garanti değil

Diplomatik temaslar sürse de İran savaşı sona ermiş veya anlaşmaya varılması garanti edilmiş gibi hareket etmiyor. Üst düzey bir İranlı yetkili, ülkesinin çatışmaların yeniden başlaması ihtimaline hazırlandığını söyledi ve ABD'yi Tahran'a ekonomik kuşatma ve güç kullanma tehdidiyle baskı yapmakla suçladı.

Yetkili, “Parmağımız tetikte. Amerikalılar ne yapmaları gerektiğini biliyor ancak aşırı talepleri nedeniyle krizin diplomasi yoluyla çözülme ihtimali son derece düşük” dedi.

Bu tutum, müzakerelere hâkim olan çelişkiyi yansıtıyor. Tahran ekonomik baskının hafifletilmesine ihtiyaç duyuyor ancak geniş kapsamlı tavizler vermenin müzakere pozisyonunu zayıflatmasından endişe ediyor. Washington ise önemli bir ekonomik rahatlama sağlamadan önce baskıyı kullanarak Tahran'dan taviz almak istiyor.

İran dosyası üzerinde daha önce müzakere yürütmüş ABD'li diplomat Alan Eyre, yaptırımların İran'a zarar verdiğini ancak İran yönetiminin büyük tavizler vermenin rejimin varlığını tehdit edeceği sonucuna varması halinde yaptırımların ülkeyi daha sert bir tutuma da itebileceğini söyledi.

Pezeşkiyan: Karar Washington'ın elinde

New York'taki müzakereler sürerken İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaşın geleceğine ilişkin sorumluluğu Washington'a yüklemeye çalıştı. Pezeşkiyan, Tahran'ın çatışmaların sürmesini istemediğini ancak ABD'ye boyun eğmeyeceğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı, perşembe akşamı yayımlanan ABD merkezli Fox News röportajında, “Bu sürecin sona ermesini isteyip istemediğine karar vermesi gereken Amerika'dır” dedi.

cdfgth
Arakçi, 23 Mayıs'ta Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile görüşürken (AP)

Pezeşkiyan, Trump'la anlaşmaya varmaya hazır olduklarını belirterek sorunları diyalog yoluyla çözmenin “birbirimizi öldürmekten” daha iyi olduğunu söyledi. Savaşın başlamasına yol açan gelişmelerde İsrail'i kışkırtıcılıkla suçladı.

Pezeşkiyan, daha önce imzalanan ateşkesin iki hafta sonra neden çöktüğünü sorgularken Tahran'ın ara seçimlerden önce veya sonra “uluslararası hukuk çerçevesinde” bir anlaşmaya hazır olduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin ABD'nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi. Görüşmelerden kamuoyuna açıklanan bir sonuç çıkmadı.

Askeri operasyonların yeniden başlaması ihtimali

Müzakerelerin sonuçları yalnızca Washington ve Tahran'la sınırlı değil. Bölge ülkelerinin liderleri New York'ta Trump'la gerçekleştirdikleri ayrı görüşmelerde ABD'nin ara seçimlerden sonraki planları konusunda açıklama istedi. Bu kapsamda İran'ın müzakere sürecine dönmemesi halinde askeri operasyonların yeniden başlatılması ihtimali de ele alındı.

ghyju
Pezeşkiyan, New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na hitap ederken (Reuters)

Bölge ülkeleri İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurmasına karşı olduklarını ifade ederken seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması ve stratejik su yolunun bölge ülkelerine karşı bir baskı aracına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı. Ancak bu tutum, gerilimin düşürülmesi ve siyasi sürecin başlatılması yönündeki güçlü çağrılarla birlikte dile getirildi. Bu durum Körfez ülkelerinin Washington ile Tahran arasında yeni bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınmak istediğine işaret ediyor.

New York'ta belirleyici bir ilerleme sağlanamadı

Analistler, mevcut temasların şu ana kadar tarafların temel pozisyonlarında önemli bir değişikliğe yol açmadığını düşünüyor. Bölgesel analist ve eski İsrail askeri istihbarat subayı Dani Citrinowicz, New York görüşmelerinin Washington ve Tahran'ın temel tutumlarını değiştirmediğini söyledi. Citrinowicz, İran'ın Trump'ın ara seçimlerden önce daha geniş çaplı bir gerilimden kaçınmaya çalıştığına inandığı sürece büyük tavizler vermeye hazır olmayabileceğini belirtti.

frgthy
Pezeşkiyan, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Genel Kurul'a hitap ederken (Reuters)

Washington ise hassas bir denklemle karşı karşıya. ABD, Tahran'ı taviz vermeye zorlamak için baskıyı sürdürmek istiyor ancak Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının devam etmesinden ve bunun enerji piyasaları ile küresel ekonomi üzerindeki olası etkilerinden de kaçınması gerekiyor.

Tahran ise kuşatmanın kaldırılmasını ve ekonomik bir nefes alma imkânı elde etmeyi amaçlıyor ancak aynı zamanda müzakere kozlarının mümkün olduğunca büyük bölümünü elinde tutmak istiyor.

Bu denklem içinde olası bir anlaşmanın anahtarı, tarafların temel baskı kozlarından vazgeçtiklerini ilan etmek zorunda kalmadan ilk kazanımı elde etmelerine imkân sağlayacak aşamalı bir formülde yatıyor gibi görünüyor. Ancak daha önceki anlaşmaların çökmesinin ardından herhangi bir mutabakatın sürdürülebilirliğini güvence altına almak, Washington ve Tahran müzakerecilerinin önündeki en büyük sorun olmaya devam ediyor.


Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
TT

Trump-Şi zirvesi: Liderler istediklerini elde edebildi mi?

Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)
Trump, Şi'yle "müthiş bir görüşme gerçekleştirdiklerini" söyledi (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'la Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasındaki görüşmenin yankıları sürüyor.

Şi'yi özel törenle Beyaz Saray'da ağırlayan Trump, "Ülkelerimiz için daha iyi bir gelecek inşa etmek üzere birlikte çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Çin lideri de görüşmenin, "stratejik istikrar temelli Çin-ABD ilişkilerine yeni bir boyut kazandırdığını ve ikili ilişkiler için yeni bir stratejik yol haritası sunduğunu" söyledi.

Normalde kasımda sonlanması beklenen iki ülke arasındaki ticaret ateşkesi de ocak ayına kadar uzatıldı.

Bu nedenle gümrük tarifeleri, Çin'in nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti ve ABD'nin gelişmiş çiplerine erişim sorunları gibi temel problemlerin görüşülmesi ilerideki muhtemel müzakerelere bırakıldı.

BBC'nin analizinde, Şi'nin ticaret ateşkesi açısından istediğini alamadığı yorumu yapılıyor. Pekin yönetiminin sürenin en az bir yıl daha uzatılmasını beklediğine işaret ediliyor. Öte yandan Wall Street Journal ise Pekin'in en az iki yıl daha uzatma istediğini yazıyor.

Diğer yandan Trump'ın Şi'yi havalimanında bizzat karşılamasının ve düzenlenen görkemli resepsiyonun iki lider arasındaki imajı güçlendirdiği yazılıyor. Çin sosyal medyasında iki lideri karşılaştıran çok sayıda paylaşım yapıldığı aktarılıyor.

Toplantıda yapay zeka alanındaki gelişmeler de değerlendirildi. Çin lideri, yapay zeka teknolojisinin her zaman insan kontrolünde kalması gerektiğini vurguladı. Ancak tarafların herhangi bir güvenlik önleminde uzlaşıp uzlaşmadığı belirsiz kaldı.

Son dönemde özellikle Amerikan medyasında Çin'in İran'a askeri destek verdiğine dair iddialar paylaşılmış, Pekin ise bunları defalarca yalanlamıştı. WSJ'nin analizinde, İran meselesiyle ilgili herhangi bir somut adım atılıp atılmayacağının netleşmediğine işaret ediliyor.

Tayvan da görüşmelerin önemli başlıklarından biri oldu. Şi, ABD'nin Tayvan'a silah satışlarını Çin'in kırmızı çizgisi olduğunu tekrar vurgulayarak Washington'ın konuyu "ihtiyatla ele almasını umduğunu" söyledi.

Trump henüz Tayvan meselesiyle ilgili bir açıklama yapmadı. Mayısta Şi'yle yaptığı görüşmenin ardından Tayvan'a yönelik 14 milyar dolarlık silah paketinin onayını ertelemişti.

Diğer yandan Telegraph'ın analizinde, Şi'nin ABD ziyareti öncesinde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve Mısır temaslarıyla birlikte çok sayıda dünya lideriyle görüştüğü hatırlatılıyor.

Beyaz Saray'ın küresel sistemdeki merkezi rolünün zayıflamaya başladığı, Pekin'in başka ülkelerle de ilişkilerini güçlendirerek Washington'ın bıraktığı boşlukları doldurmaya çalıştığı yorumu yapılıyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times ise tüm rekabete rağmen iki ülke liderinin bir araya gelmesinin dünyaya olumlu bir mesaj gönderdiğini yazıyor.

Çin'deki Tsinghua Üniversitesi'nden Da Wei, görüşmenin istikrar ve süreklilik için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Trump, Şi onuruna bu akşam özel bir yemek verecek. Etkinliğe Jeff Bezos, Elon Musk, Sam Altman ve Tim Cook gibi önde gelen ABD'li iş insanlarının katılması bekleniyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, BBC, Global Times, Telegraph