ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
TT

ABD’deki seçimlerin beklenmedik sorunları: El dezenfektanları ve tesisatlar

Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)
Atlanta’daki oy sayımı. (New York Times)

New Hampshire’nin Derry şehrindeki oy verme merkezlerindeki çalışanlar bu yılın başlarında el dezenfektanı ve kağıt oy pusulalarının aynı yerde duramayacaklarını fark ettiler. Bu yüzden seçim günü oy pusulalarının “kirlenmesini” engellemek için el dezenfektanlarını sandık merkezinin girişine koymak yerine çıkışa koyma kararı aldılar.
Ne var ki bu çabalar, bir kadın seçmenin oy kullanmadan önce yanında getirdiği el dezenfektanından büyük miktarda kullanmasını engellemeye yetmedi. Bu da oy pusulasının merkezdeki oy sayma makinesinin kabul edemeyeceği kadar ıslanmasına yol açtı. Bozulan makinenin içi açıldığında arızaya kadın seçmenin oy pusulasının üzerindeki ıslak parmak izlerinin neden olduğu anlaşıldı.
Derry şehrinde el dezenfektanı ile ıslanan oy pusulalarının nasıl işleme tabi tutulacağını incelemeye gelen kıdemli seçim görevlilerinden Tina Gilford “Bu durumun el dezenfektanı ile ilgili olduğunu bilmiyordum. Belki de sorun içindeki alkollü malzemedir. Ancak el dezenfektanını yüksek kaliteli bir kağıda dökmeye çalışırsanız bu, kağıdı olduğundan daha zayıf hale getirir” dedi.
Yabancı hükümetlerin müdahalesi, silahlı protestocular ve seçmenlerin sindirilmesi şu anki seçim sürecinde karşılaşılan ana tehditler olarak görülürken oylamadaki bazı gecikmeler belediyelerdeki arızalardan kaynaklandı.
Bu tür aksaklıklar, esas olarak yüz binlerce sıradan insanın oy verme merkezlerinde çalışması ile yürütülen ABD ulusal seçimlerinin yerinden yönetim doğasına ışık tutuyor. Aynı zamanda bazı aktivistlerin yıllardır talep ettikleri konulara da dikkat çekiyor: İzdihamı azaltmak için yeni oy verme merkezleri açmak ve internet üzerinden seçim kaydı yaptırma ya da normal posta yoluyla oy verme sistemlerini iyileştirmek de dahil olmak üzere bazı seçim bölgelerinde daha iyi çalışacak bir temel altyapı ihtiyacı.
New York Üniversitesi’ne bağlı Brennan Adalet Merkezi Seçim Reformu Programı Direktörü Lawrence Norden, seçim görevlilerinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ile mücadeleye gösterilen büyük önem ve başkanlık seçimlerine dışarıdan müdahale edilmesine ilişkin endişelerden hareketle bu yıl daha iyi hazırlanmış bir durumda olduklarını belirtti. Aynı zamanda Kongre, Başkan Donald Trump’ın mart ayında imzaladığı ekonomik teşvik kanunu tasarısının bir parçası olarak seçimlerin güvenli bir şekilde yürütülmesi için çeşitli eyaletlere gerekli düzenlemeleri yapma konusunda yardımcı olmak için 400 milyon dolar gönderdi. Ancak bazı Demokrat üyeler bunun için daha fazla paraya ihtiyaç duyulduğunu savundular.
Norden, son yıllarda hem özel hem de kamusal olmak üzere seçim planına daha fazla nakit akışı sağlandığına işaret etse de “Seçimler için altyapımızda halihazırda belirgin bir finansman eksikliği olduğu su götürmez bir gerçek” dedi.
2018 yılında gerçekleştirilen ara dönem Kongre seçimlerinde seçmenler, yaklaşık 230 bin 871 sandıkta oy kullandılar. Sandık başlarında üçte ikisi 60 yaşın üzerinde olmak üzere 637 binden fazla görevli kayıt, yönlendirme ve oyları sayma işlemlerini denetlemekten sorumluydu. İlgili uzmanlar, seçim bölgeleri ve seçim merkezi görevlilerinin bu büyük karışımının talihsiz kazalardan kaçınmayı imkansız hale getirdiğini ancak tek bir seçimin etkisinin daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını engellediğini belirtiyorlar.
New Mexico Ulusal Dışişleri Bakanları Birliği Başkanı Maggie Toulouse Oliver konuya dair şunları söyledi:
“Seçimleri esas olarak kendi toplumlarında gönüllü olan vatandaşlara dayalı olarak yapıyoruz. Çünkü bu, tüm demokratik sistemimizin çökebileceği basit ya da büyük bir sorunun ortaya çıkmasını engelliyor.”
Bu hafta çeşitli gecikmeler ve aksaklıklar yaşandı. Ancak hepsi küçük boyutlardaydı. Georgia eyaletinin Atlanta kentinde kazanın suçlusu tesisat sızıntısından başka bir şey değildi. Burada oy verme merkezine dönüştürülen basketbol sahasının içerisindeki ana su borularından birinin patlamasının ardından oy pusulalarının bulunduğu odaya su sızdığının fark edilmesi o gün oy verme sürecini birkaç saat aksattı. Basketbol sahasının görevlilerinden biri sızıntıyı hızlıca onardı ve odadaki oy pusulalarının hiçbirine zarar gelmedi.
Louisiana eyaletinde Zeta Kasırgası’nın neden olduğu elektrik kesintilerinin ardından birçok oy verme merkezi jeneratörler ile çalıştı. Bu, jeneratörleri seçim bölgelerine göndermekten sorumlu birim ya da kişi hakkında yerel yetkililer ile eyalet yetkilileri arasında tansiyonun yükselmesine sebep oldu. En sonunda yetkililer iki oy verme merkezini yakındaki bir ortaokula taşıdı ve burada yeni bir gecikme vakası yaşanmadı.
Meksika sınırının karşısındaki Teksas’ın güneyindeki Hidalgo bölgesinde teknik bir aksaklık yaşandı. Bölgede seçimlere rekor sayıda katılım gösterilmesine karşılık seçim gününden önce sandık merkezlerine dağıtılan yeni dizüstü bilgisayarlar işe yaramadı. Bu da salı günü sabah bir buçuk saatlik bir gecikme yaşanmasına yol açtı.
Hidalgo Seçim Yöneticisi Yvonne Ramone konuya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Dizüstü bilgisayarlar yazılım programlarının açılmasına ve seçmenlerin kaydedilmesine izin vermedi. Bilgisayarlar bölgenin dört bir yanına dağılmış olduğu için sahada görevli servis teknisyenleri olaya müdahale edip sorunu çözmek için en yakın merkezlere intikal etti. Büyük bir bölge olduğumuz için bir seçim merkezinden diğerine geçmek kolay değildi.”.
Ramone yeni teknolojiden kaynaklanan gecikmelerin kendileri için sıradışı olmadığına işaret etti. Ramone, Hidalgo bölgesinin önceki gecikmeyi telafi etmek için salı akşamı oy verme merkezlerini bir saat daha açık tuttuğunu ve oy kullanmak için evinden çıkan herkesin er ya da geç oylarını kullanabildiğini söyledi.
Yerel gazetelerden birine göre seçimin kızıştığı eyaletlerden Wisconsin’de Richland County katibi hasta olduğunu söyleyen ve daha sonra da sesi soluğu çıkmayan Willow kasabasındaki diğer katibe ulaşamadığı için en sona kalan 200-300 seçmenin oyu birkaç saat boyunca bildirilemedi. En nihayetinde Willow kasabasından 274 oy rapor edildi. Green Bay bölgesinde bir seçim görevlisi oy sayma makinelerine doldurmak için daha fazla mürekkep almaya Belediye Binası’na gittiği için posta yoluyla kullanılan oyların sayımında kısa süreliğine bir gecikme yaşandı.
Sandık görevlileri her seçimde beklenmedik aksiliklerle karşı karşıya kalıyor. Ancak çarpıtılmış rakamlara ya da oyların ve hesaplamaların gecikmesine ilişkin uyarılar, seçmenleri ve gözlemcileri normalde olduklarından daha tedirgin hale getirdi. Seçim yetkilileri bu hafta yaşanan sorunların hiçbirinin ciddi sorunlara yol açmadığı bilgisini paylaştılar. El dezenfektanı olayındaki gibi yaşanan aksaklıkların bir kısmı, Kovid-19’a karşı alınan tedbirler yüzünden son zamanlarda oy verme süreçlerinde meydana gelen değişikliklerden kaynaklanıyordu. Tina Gilford açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“El dezenfektanı, bu yıldan önce oy verme merkezlerinde görmeye alışık olduğumuz bir şey değildi. Makinenin bozulmasına sebep olan oy pusulası manuel olarak kaydedildi ve oy sayma makinesi hizmet dışı kaldı.”
El dezenfektanları, bu yılın başlarında New Hampshire’daki ve aynı şekilde geçen salı günü Iowa’daki başka oy sayma cihazlarının da bozulmasına sebep olmuştu. Bu da makinelerden birinin hızlı bir şekilde onarılmasını gerektirdi.
Derry Bölge Katibi Daniel Haley seçim yetkililerinin bu tür sorunların tekrarlanmaması için her türlü çabayı gösterdiklerini ancak bütün sorunları engelleyemediklerini söyledi. Haley “Bu sefer daha az el dezenfektanı vardı ancak bazı insanlar yanlarında kendi dezenfektanlarını getirmişti ve bunun tamamen önüne geçilmesi mümkün değildi” dedi.

The New York Times



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.