Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan modern tarihinde benzeri görülmemiş başarılara imza attı

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan modern tarihinde benzeri görülmemiş başarılara imza attı

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2030 Vizyonu politikalarının başarısına dikkat çekerek, ülkesinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik etkileriyle başa çıkma konusunda en iyi 10 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ülkenin modern tarihinde eşi görülmemiş başarılara sadece 4 yıldan kısa bir sürede ulaşabildiğini vurguladı.
Muhammed bin Selman, Şura Meclisi’ne hitaben dün yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın dünyanın en büyük ve en önemli ekonomilerinden biri olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı;
“Ekonominin boyutu ve çeşitliliğini ikiye katlamak için ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Bunu başarmaya devam etmek için hükümette petrol dışı gayri safi yurt içi hasılayı (GSYİH) ekonomik planlarımızın başarısının ana göstergesi olarak görüyoruz. Çünkü GSYİH doğal olarak petrol üretim miktarlarındaki dalgalanmalardan etkileniyor. 2016’da Suudi Arabistan’ın petrol dışı GSYİH’si 1.8 trilyon riyal değerindeydi ve bunu hızlı bir şekilde ikiye katlamayı planlamaya başladık. Sonuç olarak, bazı ekonomik zorluklara rağmen, 2017’de yüzde 1,3, 2018’de yüzde 2,2, 2019’da yüzde 3,3 ve 2019’un dördüncü çeyreğinde ise yüzde 4’ün üzerinde olmak üzere son üç yılda hızlanan büyüme oldu.”
Veliaht Prens, koronavirüs salgını ve sonuçlarına rağmen, ülkenin G20 ülkeleri arasında salgının ekonomik etkisiyle başa çıkma konusunda en iyi 10 ülkeden biri olarak kabul edildiğini söyleyerek, “Salgının sona ermesi ve hayatın normale dönmesiyle büyüme oranının hızlanmaya başlayacağı konusunda iyimseriz. G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen petrol dışı GSYİH’lardan birine sahip olacağız” dedi.

“İşsizlik önceliklerimiz arasında”
İşsizlik konusu ve istihdam oranlarını artırmanın ülkenin önceliklerinden biri olduğunun altını çizen Veliaht Prens, 2030 Vizyonu’na göre işgücü piyasasında reform yapmak ve vatandaşlara daha fazla iş sağlamak için çalışmaların başladığını belirtti.
2018 yılında işsizlik oranının yaklaşık yüzde 13 olduğunu bildiren Muhammed bin Selman, “Devlet kurumlarının verimliliğindeki artış, Kamu Yatırım Fonu’nun yatırımları ile diğer hükümet girişimleri nedeniyle 2020’nin başında işsizlik oranının yüzde 11,8’e düştüğünü gördük. 2020’nin sonunda da G20’de salgından en az etkilenen ülkelerden biri olacağız” şeklinde konuştu.

“Petrol dışı gelirleri artırmaya çalışıyoruz”
Suudi Arabistan’ın petrol dışı gelirler ve bunların ekonomi üzerindeki etkilerini artırma çabaları kapsamında, 2005 yılından bu yana doğrudan ve dolaylı hükümet harcamalarını genişlettiğini dile getiren Veliaht Prens, hükümetin 2030 Vizyonu uyarınca bir dizi sektör için geniş bir yeniden yapılanma süreci başlattığını belirterek şöyle devam etti;
“Geçen yıl 2020 bütçe tahmini için açıklananlar göz önüne alındığında, daha önce 513 milyar riyali petrol gelirinden beklenen ve 833 milyar riyal olarak tahmin edilen devlet gelirlerinden bahsediyorduk. Bu yıl petrol fiyatlarının düşmesinin ardından gelirler yaklaşık 410 milyar riyale düştü. Tek başına bu gelirler, bu yılki bütçede 504 milyar riyal olarak tahmin edilen maaş kalemini bile karşılamaya yetmiyor, diğer kalemleri finanse etmenin zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bu, ekonomik durgunluk ve milyonlarca işin kaybı anlamına gelir. 2015 yılında yaklaşık 100 milyar riyal olarak tahmin edilen seviyelerde kalsaydık ve bu yıl petrol dışı gelirleri 360 milyar riyale yükseltmeseydik kamu sektöründe çalışanların maaşlarını yüzde 30’dan fazla düşürmemiz, ödenekleri ve ikramiyeleri tamamen iptal etmemiz ve sermaye harcamalarını durdurmamız gerekecekti.”
Yaşam maliyeti ödeneğini iptal etmek zorunda kaldıkları için çok üzgün olduklarını söyleyen Muhammed bin Selman, vatandaşların maaşları, ödenek ve ikramiyelerinin çoğunu korumayı, 137 milyar riyal tutarında sermaye harcamasına devam etmeyi, işletme ve bakım harcamalarını artırmayı ve salgına bağlı 188 milyara kadar ulaşan yüksek sağlık masraflarını üstlenmeyi başardıklarını vurguladı.
Gelir çeşitlendirmesinin, devletin sürdürülebilirliği için hayati önem taşıdığına dikkati çeken Veliaht Prens, “Kamu Yatırım Fonu yatırımları ile özel sektörle çalışmanın yanı sıra turizm, spor, sanayi, tarım, ulaşım, uzay, madencilik ve diğerleri gibi yeni sektörleri destekleyerek bunun üzerinde ciddi bir şekilde çalışıyoruz” diye konuştu.

“Konut sahibi olma oranımız artıyor”
Konut krizine de değinen Muhammed bin Selman, “2030 Vizyonu kapsamında vatandaşların konut sahibi olma oranını 4 yıl içinde yüzde 5 artırmaya çalışacağımız konusunda net bir taahhütte bulunduk. O sırada bu oran yüzde yaklaşık yüzde 47 idi. Bu da, 2020’de uluslararası düzeyde iyi kabul edilen yüzde 52’ye ulaşmak anlamına geliyordu. Ama bugün hedefi yüzde 8 aşarak yüzde 60’a kadar ulaştık. 2025 yılında ise yüzde 62 olan 2030 hedefini aşacağız, bu da konut sahipliği açısından dünyanın en iyi ülkelerinden biri olacağımız anlamına geliyor” dedi.

“Dijital rekabet gücünde birinci sıradayız”
Dijital sektördeki gelişme ve başarılara değinen Muhammed bin Selman, “Suudi Arabistan, son üç yılda G20 ülkeleri düzeyinde dijital rekabet gücünde birinci sırada yer aldı,  dijital iletişim ve bilgi teknolojileri altyapı endeksinde ise 40 sıra atladı. Ülkenin dijital altyapısına 55 milyar riyalden fazla yatırım yaptık, bu da ortalama internet hızının artışına ve Suudi Arabistan’ın 5G kullanacak ilk ülkelerden biri olmasına neden oldu” ifadelerini kullandı.

“Kamu Yatırım Fonu’nun ekonomik büyümeye katkısı önemli”
Kamu Yatırım Fonu’nun ekonominin gelişmesine olan katkısını vurgulayan Veliaht Prens, “Fon, Suudi ekonomisinin büyümesinde ana motorlarından biri haline geldi. Kamu Yatırım Fonu’nun 560 milyar riyal olan büyüklüğünü 1,3 trilyon riyalden fazla bir değerle ikiye katlamayı başardık ve fon varlıklarının 7 trilyon riyali aşması hedefine istikrarlı adımlarla yürüyoruz” dedi.

“Yolsuzluk devlet bütçesinin yüzde 5 ila 15’ini tüketti
Suudi Arabistan’daki yolsuzlukla mücadele çabalarından bahseden Veliaht Prens sözlerine şu ifadelerle devam etti;
“Ülkede son yıllarda kanser gibi yayılan yolsuzluk, devlet bütçesinin yüzde 5 ila 15’ini tüketti. Bu, performansın sadece bir veya iki yıl değil, otuz yılı aşkın bir süredir hizmetler, projeler, iş sayısı açısından yüzde 5 ila yüzde 15 oranında daha kötü olduğu anlamına gelir. Samimi bir şekilde söylemem gerekirse, bu belayı Suudi Arabistan’daki kalkınma ve refahın ilk düşmanı ve birçok büyük fırsatın kaybedilmesinin nedeni olarak görüyorum. Ancak bu geçmişte kaldı ve bugünden sonra büyük ya da küçük hiçbir ölçekte tekrarlanmayacak. Yolsuzlukla mücadele çalışmalarının sonuçları herkes için açıktır. Maliye Bakanlığı’na devredilen on milyarlarca diğer varlığa ek olarak, son üç yılda yolsuzlukla mücadele çalışmalarından toplam gelir 247 milyar riyale ulaştı, bu toplam petrol dışı gelirlerin yüzde 20’sini temsil ediyor.”

“Bugün Suudi Arabistan’da radikalizm kabul görmüyor”
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkesinin radikalizm ve terörle mücadele çabalarına dikkati çekerek şunları söyledi;
“Aramızdaki radikalizm olgusu çok yaygındı ve en iyi ihtimalle bu belayla bir arada yaşamayı hedeflediğimiz bir aşamaya gelmiştik. Bunu ortadan kaldırmak ve onu kontrol etmek bir seçenek değildi. 2017’de ülkede radikalizme bir an önce son verme vaadinde bulundum ve gerçekten de bu olgu ve nedenleriyle mücadele için ciddi bir kampanya başlattık. Sadece 1 yıl içinde, 40 yıldır üzerinde çalışılan ideolojik bir projeyi yok etmeyi başardık. Bugün Suudi Arabistan’da radikalizm kabul görmüyor. Artık belirgin bir şekilde görünmüyor, daha çok dışlanmış, kılık değiştirmiş ve geri çekilmiş durumda. Ancak, radikal tezahürler, davranışlar ve fikirlerle mücadelemize devam edeceğiz.”

“Nefret söylemi kabul edilemez”
Nefret söyleminin radikal unsurları istihdam etmenin ana motivasyonu olduğunu ve bunun ifade özgürlüğü ile insan haklarını gerekçe olarak kullanan nefret söylemini de içerdiğini söyleyen Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bu tür bir hitap, radikallerin de nefret söylemini çeker ve elbette bu kabul edilemez. Nefret ve şiddet oluşturan her türlü terör eylemi ve uygulamayı kınamakla birlikte radikal söylemlere karşı koymaya kararlı olan Suudi Arabistan, İslam’ı terörle ilişkilendirme girişimlerini reddediyor ve fikri özgürlüğün bir saygı ve hoşgörü aracı olduğunu vurguluyor. Aynı şekilde İslam, bu terör eylemlerini suç sayar, kan dökülmesini de haram kılar. Terör eylemi gerçekleştirme ve nefret söylemini istismar etme düşüncesinde olan herkesin acı verici ve şiddetli caydırıcı bir ceza ile karşılaşacağı sözünü veriyoruz.”
1996’daki ilk terör saldırısından bugüne kadar terör eylemi olmadan neredeyse bir yıl geçmediğine dikkati çeken Muhammed bin Selman, “2017’nin ortalarından bu yana, İçişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması ve güvenlik sektöründe reform yapılmasının ardından ülkedeki terör eylemlerinin sayısı ‘çirkin hedeflerine ulaşamayan birkaç bireysel girişim’ dışında neredeyse sıfıra düştü” dedi.

“Suudi Arabistan kuantum sıçramasına tanık oldu”
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın sahip olduğu eşsiz kültürel mirasın yanı sıra coğrafi ve demografik çeşitlilik nedeniyle yeni ve gelecek vaat eden sektörlerde bir kuantum sıçramasına tanık olduğunu dile getirdi.
Suudi Arabistan’ın çölleşme, yağmur kıtlığı ve sık sık toz dalgalarından mustarip olduğunu belirten Veliaht Prens, “2016 yılından bu yana, doğal rezerv yüzdesini ülkenin toplam topraklarının yüzde 4’ünden yüzde 14’ünün üzerine çıkarmak için çalıştık. Çevre güvenliği için özel bir kuvvet oluşturuldu ve çalışan sayısı bin 100'e ulaştı. Bu sayıyı önümüzdeki 4 yıl içinde 10 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bitki örtüsünü artırmak için de birçok girişimde bulunduk” diye konuştu.

“Eğlence sektörü gelişti”
Veliaht Prens, konuşmasında ülkedeki eğlence sektörüne ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı;
“Etkinlik ruhsatlarının alınmasını kolaylaştırmaya istekliyiz, bu da ülkede düzenlenen etkinlik sayısının 2019’da 3 bin 400’ü aşmasına neden oldu. Ayrıca on binlerce kalıcı, yüzbinlerce ise geçici istihdam sağlanmasına, vatandaşlar, ülkede yaşayan yabancılar ve turistler için harcama oranlarının artmasına katkıda bulundu” dedi.

“Eskiden kültürel alanlarla uğraşmak bir tabuydu”
Ülkede kültüre verilen önemin altını çizen Muhammed bin Selman şu ifadelerle devam etti;
“Eskiden kültürel alanlarla uğraşmak bir tabuydu. Bugün ise Kültür Bakanlığının, istihdam yaratma, ekonomiyi geliştirme ve yaşam kalitesini artırmada çok büyük etkisi olan tüm kültür sektörlerini geliştirmek için güçlü çalışan 11 kurum kurduğunu görüyoruz.”

“Ülkenin uzay stratejisi üzerinde çalışıyoruz”
Uzay sektörünün, iletişim ve teknoloji üzerindeki doğrudan etkisine, çevre, ulaşım ve diğerleri gibi birçok sektörle bağlantısına ve yakın gelecekte birçok sektör için vazgeçilmez olacağına işaret eden Veliaht Prens, bu nedenle 2018’de Uzay Otoritesi kurulduğunu söyledi.
Veliaht Prens, “Şimdi ise, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi ve yetkili makamlar aracılığıyla, önümüzdeki 10 yıl için ülkenin uzay stratejisini benimsemek için çalışıyoruz” dedi.

“Suudi kadınlar eşi görülmemiş bir güçlenme aşaması yaşıyor”
Konuşmasında kadın haklarından da bahseden Muhammed bin Selman, “Geçmişte Suudi kadınlar izinsiz seyahat edemez, spor ve kültürel etkinliklere katılamaz, araba kullanamaz, çok sayıda mesleği yapamaz ve mahremleri olmadan sorunlarını halledemezdi. Bugün ise Suudi kadınlar eşi görülmemiş bir güçlenme aşaması yaşıyor” diyerek reformlara işaret etti.

“Yabancı işçilerin hakları iyileştirildi”
Muhammed bin Selman, yabancı işçilere verilen haklar hakkında ise, “Sözleşme ilişkisini, işçilerin haklarını koruyacak ve işgücü piyasasındaki olgunluk derecesini yükseltmeye katkıda bulunacak şekilde yeniden yapılandırmak için çeşitli önlemler aldık. Ülke topraklarındaki yaklaşık yarım milyon yabancı işçinin durumunu düzeltmek ve kalifiye işçileri çekmek için çalıştık. Yurtdışından gelen işçilere daha fazla iş hareketliliği sağlamak için sözleşme ilişkisini iyileştirme girişimi başlatıldı. Bu girişimin Suudi ekonomisinde işçi verimliliği ve rekabet gücünü artırması bekleniyor” diyerek sözlerini noktaladı.



Kuveyt ve Bahreyn'e füze saldırıları düzenlenirken Katar'da "güvenlik alarmı" verildi

Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
TT

Kuveyt ve Bahreyn'e füze saldırıları düzenlenirken Katar'da "güvenlik alarmı" verildi

Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, bugün sabah saatlerinde olası bir saldırıya karşı uyarı sirenlerinin devreye sokulduğunu, daha sonra ise düşmanca füze saldırılarının engellendiğini açıkladı.

Kuveyt, hava savunma sistemlerinin düşmanca füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını önlediğini duyururken, Katar İçişleri Bakanlığı da güvenlik tehdidi seviyesinin yüksek olduğunu bildirdi. Bakanlık, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılardan evlerinde kalmalarını, dışarı çıkmamalarını ve güvenlik amacıyla pencerelerle açık alanlardan uzak durmalarını istedi.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, X platformundan yaptığı açıklamada, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılara sakin olmaları, en yakın güvenli noktaya gitmeleri ve gelişmeleri yalnızca resmi kanallar üzerinden takip etmeleri çağrısında bulundu.

Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı ise X platformundan yaptığı açıklamada, "Kuveyt hava savunma sistemleri şu anda düşmanca füze ve İHA saldırılarına karşı koymaktadır. Duyulabilecek patlama sesleri, hava savunma sistemlerinin söz konusu saldırıları önlemesi sırasında meydana gelmektedir. Herkesin ilgili makamların güvenlik ve emniyet talimatlarına uyması önemle rica olunur" ifadelerine yer verdi.


NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
TT

NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)

NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, İran savaşının ortaya çıkardığı güvenlik sınamaları karşısında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, bölgedeki güvenlik gelişmeleri, deniz ulaşım yollarının güvenliği ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkeler ile NATO arasındaki ortaklığın geliştirilmesi ele alındı.

(foto altı) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

Toplantı, 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, İran savaşı ile bunun bölge ve dünya üzerindeki etkilerini değerlendirme girişimi çerçevesinde düzenlendi.

Görüşme, ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına varılmış olmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’nda haftalardır devam eden gerginliğin ardından gerçekleştirildi.

İş birliğini güçlendirmek

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin istikrarının Avrupa’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konunun, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın ötesine geçtiğini vurgulayan Prevot, bölgesel istikrarın Avrupa güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Toplantıya katılan Körfez ülkelerinin temsilcileri de NATO ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

VGBHYJU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah’ın Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşen görüşmesinden (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi’nin ev sahibi ülkesi olan Kuveyt’i toplantıda Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed temsil etti. El-Ahmed, NATO Zirvesi’nin başlamasından bir gün önce (pazartesi) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürü Şeyh Abdullah bin Ali Al Halife başkanlık etti.

Katar heyetinin başkanı Muhammed el-Huleyfi toplantıda yaptığı açıklamada, ülkesi ile NATO’nun ayrıntıları henüz açıklanmayan bir ortaklık programı üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. El-Huleyfi, söz konusu programın iki taraf arasındaki sivil ve askerî iş birliğinin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi için kapsamlı stratejik çerçeveyi oluşturacağını söyledi.

XSDVFBHYTJ
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısına katılan Körfez heyetleri (Dışişleri Bakanlığı)

Katar’ın İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında NATO ile iş birliğinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirten el-Huleyfi, NATO himayesinde Katar’da kurulacak Bölgesel Barış Destek Operasyonları Merkezi’nin kuruluş sürecinde son aşamaya yaklaşıldığını açıkladı.

Ankara’daki toplantının, güvenlik ve siyasi tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiği, uluslararası çıkarların ise daha yoğun şekilde kesiştiği kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çeken el-Huleyfi, Ortadoğu ülkelerinin güvenliğini etkileyen ve bölgesel ile uluslararası istikrarın temellerini tehdit eden sorunlarla mücadelede çabaların birleştirilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

İstanbul İşbirliği Girişimi ve İran savaşı

Bölgede art arda yaşanan krizler nedeniyle uzun süre askıda kalan İstanbul İşbirliği Girişimi, son gelişmeler ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından yeniden önem kazandı. Türkiye ise girişimin, bölgesel istikrarsızlığın yükünü taşıyan ülkelerle iş birliği içinde daha etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesini savunuyor.

NATO liderleri, İstanbul İşbirliği Girişimi’ni 28 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirvede, terörle mücadele, enerji güvenliği, hava savunması ve ortak askerî tatbikatlar gibi alanlarda pratik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bir ortaklık çerçevesi olarak hayata geçirdi. Girişimin oluşturulmasında, 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlenen terör saldırılarının ardından NATO’nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesini tarihinde ilk kez yürürlüğe koyması belirleyici rol oynadı. Sınır aşan ve ortak müdahale gerektiren terör tehdidinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamı, NATO’nun bölgesel ortaklarıyla siyasi ve operasyonel iş birliğini güçlendirmesini zorunlu kıldı.

SCDFRGTY6
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi, NATO’nun 1994 yılında başlattığı Akdeniz Diyaloğu ile Kuzey Afrika ülkeleriyle ortaklığını derinleştirme adımının devamı niteliğinde hayata geçirildi.

Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2005 yılında Körfez bölgesinden başlanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da geniş kapsamlı bir iş birliği çerçevesi olarak uygulamaya konulan İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katıldı. Suudi Arabistan ile Umman ise girişime resmen katılmayarak yalnızca belirli faaliyetlerde yer almayı tercih etti.

Girişimin hedefleri

İstanbul İşbirliği Girişimi, başta Körfez bölgesi olmak üzere katılım göstermeye istekli Ortadoğu ülkeleriyle ikili ve uygulamaya dönük ortaklıklar kurarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Girişim kapsamında, NATO ile ortak ülkeler arasındaki ilişkileri yürütmek üzere NATO üyesi ülkelerin siyasi danışmanlarından oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi Grubu kuruldu. Daha sonra bu yapı, NATO’nun tüm ortaklık ilişkilerinden sorumlu olan Siyasi Ortaklıklar Komitesi ile değiştirildi.

DFGRTHY
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve dört Körfez ülkesinin temsilcileri Ankara’daki İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısında (NATO internet sitesi)

İstanbul İşbirliği Girişimi Bölgesel Merkezi, Ocak 2017’de Kuveyt’te kuruldu. Merkez, NATO ile girişime üye Körfez ülkeleri arasındaki eğitim, öğretim ve operasyonel ortaklığın geliştirilmesinde temel bir platform olarak faaliyet gösteriyor. NATO’nun eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de girişimin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 2024 yılında Kuveyt’te düzenlenen toplantılara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki ortaklarla yürüttüğü iş birliğini koordine etmek üzere Güney Komşuluğu Özel Temsilcisi atadı. Bu görev kapsamında, İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarıyla savunma planlaması, savunma bütçesi ve kapasite geliştirme ile sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda, her ülkenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, NATO kuvvetleri ile ortak ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordineli operasyonların yürütülmesine imkân sağlayacak iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve ortak ülkelerin NATO tatbikatlarına katılımının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Özel temsilci ayrıca belirli askerî tatbikat programlarının koordinasyonu, istihbarat paylaşımı yoluyla terörle mücadele, kitle imha silahları ve bunların taşıma sistemlerinin yayılmasının önlenmesi ile sınır güvenliği alanlarında da koordinasyon görevini yürütüyor. Çalışmalar; terörle mücadele, hafif silahların kontrolsüz yayılmasının önlenmesi, kaçakçılıkla mücadele ve doğal afetlere müdahale amacıyla sivil acil durum eylem planlarının hazırlanmasına odaklanıyor.


Devrim Muhafızları, Kuveyt ve Bahreyn'deki 85 Amerikan tesisini hedef aldığını duyurdu

“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
TT

Devrim Muhafızları, Kuveyt ve Bahreyn'deki 85 Amerikan tesisini hedef aldığını duyurdu

“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)

İran devlet televizyonunun haberine göre Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin saldırılarına karşılık olarak Bahreyn ve Kuveyt’teki onlarca ABD askeri tesisini hedef aldığını açıkladı.

Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “Bu saldırganlığa karşı ilk yanıt kapsamında, Devrim Muhafızları’nın Deniz Kuvvetleri ve Hava-Uzay Kuvvetleri, füzeler ve insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığı ortak bir operasyon düzenledi. Operasyonda iki ülkedeki 85 önemli ABD askeri tesisi hedef alındı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “MQ-9 tipi bir insansız hava aracının düşürüldüğü” de belirtildi.