Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan modern tarihinde benzeri görülmemiş başarılara imza attı

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman: Suudi Arabistan modern tarihinde benzeri görülmemiş başarılara imza attı

Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 2030 Vizyonu politikalarının başarısına dikkat çekerek, ülkesinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik etkileriyle başa çıkma konusunda en iyi 10 ülke arasında yer aldığını dile getirdi.
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın ülkenin modern tarihinde eşi görülmemiş başarılara sadece 4 yıldan kısa bir sürede ulaşabildiğini vurguladı.
Muhammed bin Selman, Şura Meclisi’ne hitaben dün yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın dünyanın en büyük ve en önemli ekonomilerinden biri olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı;
“Ekonominin boyutu ve çeşitliliğini ikiye katlamak için ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Bunu başarmaya devam etmek için hükümette petrol dışı gayri safi yurt içi hasılayı (GSYİH) ekonomik planlarımızın başarısının ana göstergesi olarak görüyoruz. Çünkü GSYİH doğal olarak petrol üretim miktarlarındaki dalgalanmalardan etkileniyor. 2016’da Suudi Arabistan’ın petrol dışı GSYİH’si 1.8 trilyon riyal değerindeydi ve bunu hızlı bir şekilde ikiye katlamayı planlamaya başladık. Sonuç olarak, bazı ekonomik zorluklara rağmen, 2017’de yüzde 1,3, 2018’de yüzde 2,2, 2019’da yüzde 3,3 ve 2019’un dördüncü çeyreğinde ise yüzde 4’ün üzerinde olmak üzere son üç yılda hızlanan büyüme oldu.”
Veliaht Prens, koronavirüs salgını ve sonuçlarına rağmen, ülkenin G20 ülkeleri arasında salgının ekonomik etkisiyle başa çıkma konusunda en iyi 10 ülkeden biri olarak kabul edildiğini söyleyerek, “Salgının sona ermesi ve hayatın normale dönmesiyle büyüme oranının hızlanmaya başlayacağı konusunda iyimseriz. G20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen petrol dışı GSYİH’lardan birine sahip olacağız” dedi.

“İşsizlik önceliklerimiz arasında”
İşsizlik konusu ve istihdam oranlarını artırmanın ülkenin önceliklerinden biri olduğunun altını çizen Veliaht Prens, 2030 Vizyonu’na göre işgücü piyasasında reform yapmak ve vatandaşlara daha fazla iş sağlamak için çalışmaların başladığını belirtti.
2018 yılında işsizlik oranının yaklaşık yüzde 13 olduğunu bildiren Muhammed bin Selman, “Devlet kurumlarının verimliliğindeki artış, Kamu Yatırım Fonu’nun yatırımları ile diğer hükümet girişimleri nedeniyle 2020’nin başında işsizlik oranının yüzde 11,8’e düştüğünü gördük. 2020’nin sonunda da G20’de salgından en az etkilenen ülkelerden biri olacağız” şeklinde konuştu.

“Petrol dışı gelirleri artırmaya çalışıyoruz”
Suudi Arabistan’ın petrol dışı gelirler ve bunların ekonomi üzerindeki etkilerini artırma çabaları kapsamında, 2005 yılından bu yana doğrudan ve dolaylı hükümet harcamalarını genişlettiğini dile getiren Veliaht Prens, hükümetin 2030 Vizyonu uyarınca bir dizi sektör için geniş bir yeniden yapılanma süreci başlattığını belirterek şöyle devam etti;
“Geçen yıl 2020 bütçe tahmini için açıklananlar göz önüne alındığında, daha önce 513 milyar riyali petrol gelirinden beklenen ve 833 milyar riyal olarak tahmin edilen devlet gelirlerinden bahsediyorduk. Bu yıl petrol fiyatlarının düşmesinin ardından gelirler yaklaşık 410 milyar riyale düştü. Tek başına bu gelirler, bu yılki bütçede 504 milyar riyal olarak tahmin edilen maaş kalemini bile karşılamaya yetmiyor, diğer kalemleri finanse etmenin zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bu, ekonomik durgunluk ve milyonlarca işin kaybı anlamına gelir. 2015 yılında yaklaşık 100 milyar riyal olarak tahmin edilen seviyelerde kalsaydık ve bu yıl petrol dışı gelirleri 360 milyar riyale yükseltmeseydik kamu sektöründe çalışanların maaşlarını yüzde 30’dan fazla düşürmemiz, ödenekleri ve ikramiyeleri tamamen iptal etmemiz ve sermaye harcamalarını durdurmamız gerekecekti.”
Yaşam maliyeti ödeneğini iptal etmek zorunda kaldıkları için çok üzgün olduklarını söyleyen Muhammed bin Selman, vatandaşların maaşları, ödenek ve ikramiyelerinin çoğunu korumayı, 137 milyar riyal tutarında sermaye harcamasına devam etmeyi, işletme ve bakım harcamalarını artırmayı ve salgına bağlı 188 milyara kadar ulaşan yüksek sağlık masraflarını üstlenmeyi başardıklarını vurguladı.
Gelir çeşitlendirmesinin, devletin sürdürülebilirliği için hayati önem taşıdığına dikkati çeken Veliaht Prens, “Kamu Yatırım Fonu yatırımları ile özel sektörle çalışmanın yanı sıra turizm, spor, sanayi, tarım, ulaşım, uzay, madencilik ve diğerleri gibi yeni sektörleri destekleyerek bunun üzerinde ciddi bir şekilde çalışıyoruz” diye konuştu.

“Konut sahibi olma oranımız artıyor”
Konut krizine de değinen Muhammed bin Selman, “2030 Vizyonu kapsamında vatandaşların konut sahibi olma oranını 4 yıl içinde yüzde 5 artırmaya çalışacağımız konusunda net bir taahhütte bulunduk. O sırada bu oran yüzde yaklaşık yüzde 47 idi. Bu da, 2020’de uluslararası düzeyde iyi kabul edilen yüzde 52’ye ulaşmak anlamına geliyordu. Ama bugün hedefi yüzde 8 aşarak yüzde 60’a kadar ulaştık. 2025 yılında ise yüzde 62 olan 2030 hedefini aşacağız, bu da konut sahipliği açısından dünyanın en iyi ülkelerinden biri olacağımız anlamına geliyor” dedi.

“Dijital rekabet gücünde birinci sıradayız”
Dijital sektördeki gelişme ve başarılara değinen Muhammed bin Selman, “Suudi Arabistan, son üç yılda G20 ülkeleri düzeyinde dijital rekabet gücünde birinci sırada yer aldı,  dijital iletişim ve bilgi teknolojileri altyapı endeksinde ise 40 sıra atladı. Ülkenin dijital altyapısına 55 milyar riyalden fazla yatırım yaptık, bu da ortalama internet hızının artışına ve Suudi Arabistan’ın 5G kullanacak ilk ülkelerden biri olmasına neden oldu” ifadelerini kullandı.

“Kamu Yatırım Fonu’nun ekonomik büyümeye katkısı önemli”
Kamu Yatırım Fonu’nun ekonominin gelişmesine olan katkısını vurgulayan Veliaht Prens, “Fon, Suudi ekonomisinin büyümesinde ana motorlarından biri haline geldi. Kamu Yatırım Fonu’nun 560 milyar riyal olan büyüklüğünü 1,3 trilyon riyalden fazla bir değerle ikiye katlamayı başardık ve fon varlıklarının 7 trilyon riyali aşması hedefine istikrarlı adımlarla yürüyoruz” dedi.

“Yolsuzluk devlet bütçesinin yüzde 5 ila 15’ini tüketti
Suudi Arabistan’daki yolsuzlukla mücadele çabalarından bahseden Veliaht Prens sözlerine şu ifadelerle devam etti;
“Ülkede son yıllarda kanser gibi yayılan yolsuzluk, devlet bütçesinin yüzde 5 ila 15’ini tüketti. Bu, performansın sadece bir veya iki yıl değil, otuz yılı aşkın bir süredir hizmetler, projeler, iş sayısı açısından yüzde 5 ila yüzde 15 oranında daha kötü olduğu anlamına gelir. Samimi bir şekilde söylemem gerekirse, bu belayı Suudi Arabistan’daki kalkınma ve refahın ilk düşmanı ve birçok büyük fırsatın kaybedilmesinin nedeni olarak görüyorum. Ancak bu geçmişte kaldı ve bugünden sonra büyük ya da küçük hiçbir ölçekte tekrarlanmayacak. Yolsuzlukla mücadele çalışmalarının sonuçları herkes için açıktır. Maliye Bakanlığı’na devredilen on milyarlarca diğer varlığa ek olarak, son üç yılda yolsuzlukla mücadele çalışmalarından toplam gelir 247 milyar riyale ulaştı, bu toplam petrol dışı gelirlerin yüzde 20’sini temsil ediyor.”

“Bugün Suudi Arabistan’da radikalizm kabul görmüyor”
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkesinin radikalizm ve terörle mücadele çabalarına dikkati çekerek şunları söyledi;
“Aramızdaki radikalizm olgusu çok yaygındı ve en iyi ihtimalle bu belayla bir arada yaşamayı hedeflediğimiz bir aşamaya gelmiştik. Bunu ortadan kaldırmak ve onu kontrol etmek bir seçenek değildi. 2017’de ülkede radikalizme bir an önce son verme vaadinde bulundum ve gerçekten de bu olgu ve nedenleriyle mücadele için ciddi bir kampanya başlattık. Sadece 1 yıl içinde, 40 yıldır üzerinde çalışılan ideolojik bir projeyi yok etmeyi başardık. Bugün Suudi Arabistan’da radikalizm kabul görmüyor. Artık belirgin bir şekilde görünmüyor, daha çok dışlanmış, kılık değiştirmiş ve geri çekilmiş durumda. Ancak, radikal tezahürler, davranışlar ve fikirlerle mücadelemize devam edeceğiz.”

“Nefret söylemi kabul edilemez”
Nefret söyleminin radikal unsurları istihdam etmenin ana motivasyonu olduğunu ve bunun ifade özgürlüğü ile insan haklarını gerekçe olarak kullanan nefret söylemini de içerdiğini söyleyen Veliaht Prens sözlerini şöyle sürdürdü;
“Bu tür bir hitap, radikallerin de nefret söylemini çeker ve elbette bu kabul edilemez. Nefret ve şiddet oluşturan her türlü terör eylemi ve uygulamayı kınamakla birlikte radikal söylemlere karşı koymaya kararlı olan Suudi Arabistan, İslam’ı terörle ilişkilendirme girişimlerini reddediyor ve fikri özgürlüğün bir saygı ve hoşgörü aracı olduğunu vurguluyor. Aynı şekilde İslam, bu terör eylemlerini suç sayar, kan dökülmesini de haram kılar. Terör eylemi gerçekleştirme ve nefret söylemini istismar etme düşüncesinde olan herkesin acı verici ve şiddetli caydırıcı bir ceza ile karşılaşacağı sözünü veriyoruz.”
1996’daki ilk terör saldırısından bugüne kadar terör eylemi olmadan neredeyse bir yıl geçmediğine dikkati çeken Muhammed bin Selman, “2017’nin ortalarından bu yana, İçişleri Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması ve güvenlik sektöründe reform yapılmasının ardından ülkedeki terör eylemlerinin sayısı ‘çirkin hedeflerine ulaşamayan birkaç bireysel girişim’ dışında neredeyse sıfıra düştü” dedi.

“Suudi Arabistan kuantum sıçramasına tanık oldu”
Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın sahip olduğu eşsiz kültürel mirasın yanı sıra coğrafi ve demografik çeşitlilik nedeniyle yeni ve gelecek vaat eden sektörlerde bir kuantum sıçramasına tanık olduğunu dile getirdi.
Suudi Arabistan’ın çölleşme, yağmur kıtlığı ve sık sık toz dalgalarından mustarip olduğunu belirten Veliaht Prens, “2016 yılından bu yana, doğal rezerv yüzdesini ülkenin toplam topraklarının yüzde 4’ünden yüzde 14’ünün üzerine çıkarmak için çalıştık. Çevre güvenliği için özel bir kuvvet oluşturuldu ve çalışan sayısı bin 100'e ulaştı. Bu sayıyı önümüzdeki 4 yıl içinde 10 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bitki örtüsünü artırmak için de birçok girişimde bulunduk” diye konuştu.

“Eğlence sektörü gelişti”
Veliaht Prens, konuşmasında ülkedeki eğlence sektörüne ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı;
“Etkinlik ruhsatlarının alınmasını kolaylaştırmaya istekliyiz, bu da ülkede düzenlenen etkinlik sayısının 2019’da 3 bin 400’ü aşmasına neden oldu. Ayrıca on binlerce kalıcı, yüzbinlerce ise geçici istihdam sağlanmasına, vatandaşlar, ülkede yaşayan yabancılar ve turistler için harcama oranlarının artmasına katkıda bulundu” dedi.

“Eskiden kültürel alanlarla uğraşmak bir tabuydu”
Ülkede kültüre verilen önemin altını çizen Muhammed bin Selman şu ifadelerle devam etti;
“Eskiden kültürel alanlarla uğraşmak bir tabuydu. Bugün ise Kültür Bakanlığının, istihdam yaratma, ekonomiyi geliştirme ve yaşam kalitesini artırmada çok büyük etkisi olan tüm kültür sektörlerini geliştirmek için güçlü çalışan 11 kurum kurduğunu görüyoruz.”

“Ülkenin uzay stratejisi üzerinde çalışıyoruz”
Uzay sektörünün, iletişim ve teknoloji üzerindeki doğrudan etkisine, çevre, ulaşım ve diğerleri gibi birçok sektörle bağlantısına ve yakın gelecekte birçok sektör için vazgeçilmez olacağına işaret eden Veliaht Prens, bu nedenle 2018’de Uzay Otoritesi kurulduğunu söyledi.
Veliaht Prens, “Şimdi ise, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi ve yetkili makamlar aracılığıyla, önümüzdeki 10 yıl için ülkenin uzay stratejisini benimsemek için çalışıyoruz” dedi.

“Suudi kadınlar eşi görülmemiş bir güçlenme aşaması yaşıyor”
Konuşmasında kadın haklarından da bahseden Muhammed bin Selman, “Geçmişte Suudi kadınlar izinsiz seyahat edemez, spor ve kültürel etkinliklere katılamaz, araba kullanamaz, çok sayıda mesleği yapamaz ve mahremleri olmadan sorunlarını halledemezdi. Bugün ise Suudi kadınlar eşi görülmemiş bir güçlenme aşaması yaşıyor” diyerek reformlara işaret etti.

“Yabancı işçilerin hakları iyileştirildi”
Muhammed bin Selman, yabancı işçilere verilen haklar hakkında ise, “Sözleşme ilişkisini, işçilerin haklarını koruyacak ve işgücü piyasasındaki olgunluk derecesini yükseltmeye katkıda bulunacak şekilde yeniden yapılandırmak için çeşitli önlemler aldık. Ülke topraklarındaki yaklaşık yarım milyon yabancı işçinin durumunu düzeltmek ve kalifiye işçileri çekmek için çalıştık. Yurtdışından gelen işçilere daha fazla iş hareketliliği sağlamak için sözleşme ilişkisini iyileştirme girişimi başlatıldı. Bu girişimin Suudi ekonomisinde işçi verimliliği ve rekabet gücünü artırması bekleniyor” diyerek sözlerini noktaladı.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.