İran Meclis Başkanı Kalibaf, Biden’ın ‘maksimum baskı’ yerine ‘akıllı baskıyı’ tercih etmesini bekliyor

Asker üniforması giyen İranlı Milletvekili Mustafa Kutb Abadi, yoksul kesimle dayanışma için açlık grevine başladığını duyurdu (Hane-i Millet)
Asker üniforması giyen İranlı Milletvekili Mustafa Kutb Abadi, yoksul kesimle dayanışma için açlık grevine başladığını duyurdu (Hane-i Millet)
TT

İran Meclis Başkanı Kalibaf, Biden’ın ‘maksimum baskı’ yerine ‘akıllı baskıyı’ tercih etmesini bekliyor

Asker üniforması giyen İranlı Milletvekili Mustafa Kutb Abadi, yoksul kesimle dayanışma için açlık grevine başladığını duyurdu (Hane-i Millet)
Asker üniforması giyen İranlı Milletvekili Mustafa Kutb Abadi, yoksul kesimle dayanışma için açlık grevine başladığını duyurdu (Hane-i Millet)

ABD’de başkan seçilen Joe Biden’ın Tahran’a karşı nasıl bir yaklaşım tarzı benimseyeceği konusunda İran’da birçok tahmin yürütülürken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin nükleer anlaşmaya dönmesinin “İran’ın bankacılık faaliyetleri ile petrol satışlarının normal seyrine dönmesi gibi pratik adımlarla” olması gerektiğini belirterek, Demokrat yönetimin, Donald Trump yönetiminin İran’ın davranışlarını değiştirmek amacıyla izlediği ‘maksimum baskı’ yerine ‘akıllı baskı’ politikasını benimsemesini beklediğini söyledi.
Kalibaf, yaptırımların kaldırılması meselesinin “dış politikanın hedeflerinden biri olduğu açık bir durum” ifadesiyle, rakibi Hasan Ruhani’nin hükümetinin yaptırımların kaldırılması yönündeki beklentisini küçümsedi. Kalibaf bununla birlikte, yaptırımların “fırsat ve güç yaratmadan” kaldırılmasına karşı çekincesini açıkça dile getirdi.
Kalibaf, tüm İranlıların üzerindeki baskıyı hafifletme ve maksimum baskı politikasını başarısızlığa uğratmanın, başta yoksul ve orta kesim olmak üzere tüm İran halkını güçlendirmekten geçtiğini ve bunun da ‘yerel ekonomik kalkınma, çalışma çarklarının döndürülmesi, üretim ve halk için refah ve yaşam yolları üretmeye bağlı olduğunu’ kaydetti.
Kalibaf, İran hükümetini destekleyen çevrelerde ‘muhafazakar akımın Trump’ın seçimlerde kaybetmesinden zarar gördüğü’ yönündeki söylemlerden dolaylı yoldan kendisini dışarda tutmak amacıyla, Lübnan Hizbullah’ı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın kullandığı üsluba başvurarak, Kasım Süleymani’nin katilinin kaybetmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. ABD’nin bu yılın başında Bağdat Havalimanı’nda düzenlediği hava saldırısında öldürülen Süleymani, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) İran sınırları dışındaki operasyonlarını beyni konumundaydı.
Gelecek yıl Haziran ayında yapılması beklenen İran cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylar arasında adı geçen Kalibaf, “Kumarbazın, Trump’ın kaybetmesinden mutlu olmamıza rağmen, insanların geçimini Beyaz Saray’daki bir kişinin kazanmasına veya kaybetmesine endekslememizin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Biden’ın Trump’tan farklı olduğu doğru fakat en iyi ihtimalle, boğucu yaptırımları getiren ve ABD’nin nükleer anlaşmadaki taahhütlerini ilk ihlal eden Obama’dan bir farkı yok. Biden, Obama yönetiminin iki numaralı adamıydı ve o hükümetin dış politika temellerini düzenleyen kişiydi. Ekibinde yer alacak uzman ve karar alıcılar, Obama yönetiminin ekibi olacak. Obama yönetiminin, Avrupalı şirketlerin yazılı güvence alma çabalarına açıkça olumsuz yanıt verdiği ve sözüne bağlı kalmadığı yönündeki kayıt halen mevcut. John Kerry, olumsuz yanıt verdikten sonra aldatıcı bir yolla, yaptırımların kaldırılmasının Avrupalı şirketlerin kararı olduğunu ilan etti” diye konuştu.
İranlı yetkilinin bu açıklamaları, İran’da resmi ve siyasi akımlara bağlı medya kuruluşlarının, ABD seçimlerini ve çökmekte olan ülke ekonomisinde fiyatlar üzerindeki somut etkilerini eşi görülmemiş bir şekilde takip ettiği dönemde geldi.

Ruhani: Hedefimiz, İran’ın dünya ile etkileşim kurması
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Çarşamba günü haftalık hükümet toplantısına başkanlık yaptığı sırada, hükümetinin dış politikasını eleştirenleri hedef alarak, “Yaptırımları kaldırmak için nerede bir fırsat görürsek, onu değerlendireceğiz. Hedefimiz, İran’ın dünya ile etkileşim kurmasını sağlamak ve yaptırımları iptal etmektir. Hiç kimsenin fırsatları yakmaya hakkı yok” ifadesini kullandı.
Ruhani, izlediği pozisyonun, ülkede son sözü söyleyen RehberbAli Hamaney’in pozisyonuna dayandığını belirterek, “Yaptırımları kaldırmak için her türlü fırsattan istifade edeceğiz. Bu, bir parti veya grup davası değildir. Rehber’in tavsiyelerini her adımda dikkate alacağız” dedi.
Kalibaf, Ruhani’nin tutumuna işaret ederek, “zayıf ve dışarıya muhtaç bir imaj çizmekten” kaçınmak gerektiğini aksi takdirde bunun “fırsatların yakılması” anlamına geleceğini ifade etti. Kalibaf, “Meclis, ABD hesaplarını değiştirerek, İran'a yönelik ekonomik baskı ve yaptırımların onlar (Amerikalılar) için daha maliyetli olması gerektiğine inanıyor” dedi.
Hükümeti, çok yönlü ekonomik krizde ‘yanlış adres’ vermekle suçlayan Kalibaf, “Konut, borsa, emtianın ruhsatlandırılması, gümrük, para ve bankacılık politikaları, bütçe sistemi, döviz tahsisi, döviz piyasalarında aracılık, altın, otomobil, pahalılığa karşı kayıtsızlık, piyasalardan ayrılma ve milli üretime olan ilgisizlik alanlarındaki kararlarımız Pasteur (hükümet merkezi) ve Pasteur'a (İran cumhurbaşkanlığı konutu) dayanıyor, Arizona, Georgia ve Michigan’a değil” diye konuştu.
Biden’a seslenen Kalibaf, “ABD Başkanı şunu bilmeli, İran halkı yolunu buldu. O yol, İran üzerindeki etkili baskıyı imkansız ve maliyetli hale getirmek için ekonomideki güçlü yanları, güvenliği ve stratejik fırsat yaratmayı destekleme kararlılığıdır. İran halkı propagandaya değil, yalnızca kararlara önem verir, laf değil, çalışma bekler. İran halkı milli menfaatlerine uygun olarak yanıtını verecek” ifadesini kullandı.

“Merkez Bankası’nın siyasi tartışmalara dahil edilmesi ülkeye hizmet etmez”
Kalibaf’ın konuşmasından kısa bir süre sonra Merkez Bankası Başkanı Abdunnası Himmeti, Merkez Bankası’nın siyasi tartışmalara dahil edilmesine karşı uyardı. İran’da Rouydad 24 isimli haber sitesine göre, Himmeti, “Merkez Bankası’nın siyasi ve marjinal tartışmalara dahil edilmesi ülkeye hizmet etmez” diyerek, ekibinden yaptırımlarla mücadele ve ekonomiyi desteklemeye odaklanmasını istedi.
Reformistlere yakınlığıyla bilinen ILNA haber ajansının aktardığına göre, İran Uzmanlar Meclisi ve Anayasayı Koruma Konseyi üyesi Ahmed Hatemi, “Mevcut durumda ABD hükümeti ile her türlü müzakere ve pazarlık mahzurludur. Rehber’in tavsiye ettiği üzere, hiçbir yetkilinin, ABD ile herhangi bir düzeyde müzakere etme hakkı yoktur. Çünkü ABD hegemonya arayışında” dedi.
Biden'ın Tahran’a karşı nasıl bir yaklaşım benimseyeceği sorusu İran medyasında yoğun bir şekilde dillendirildi. Ruhani’yi destekleyen ve muhalif gazeteler, İran’daki müesses nizamın mevcut durumdan çıkış için izlemesi beklenen vizyona açıklık getirme noktasında birbiriyle yarış içine girdi.
Ruhani hükümetinin, Biden’ın göreve geleceği ve Ruhani’nin görevinin sona ereceği tarih arasındaki en fazla 7 aylık zaman diliminde ABD’nin avantajlarından faydalanması bekleniyor.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan analist Kerim Seccadpur, “Biden'ın İran’a yönelik tutumu, hem senatör hem ABD Başkan Yardımcısı olarak, her zaman daha gerçekçi olmuştur. Biden, İran rejiminin doğası ve bu doğanın ABD'nin menfaatlerine zorluk çıkardığına dair hiçbir kuruntuya sahip değil. Bilakis Biden, Tahran ile doğrudan diyalog başlatma tutumuna bağlıdır” ifadesini kullandı.

ABD’nin nükleer anlaşmaya dönmesiyle ilgili 3 görüş
Seccadpur, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın önceki gün yayınladığı analiz yazısında, Demokrat çevrelerde ABD’nin nükleer anlaşmaya dönmesiyle ilgili 3 görüşün mevcut olduğuna dikkat çekti. Seccadpur’a göre, birinci grup, Tahran’ın tüm maddelerine uygun hareket etmesi şartıyla nükleer anlaşmanın Biden yönetimi tarafından yeniden canlandırılması gerektiğini savunuyor. İkinci grup ise Trump’ın nükleer anlaşmayı İran’ın balistik füze programı ve Tahran’ın bölgedeki davranışları gibi konularda güçlendirmek amacıyla yarattığı baskı kartından Biden yönetiminin faydalanması gerektiğini düşünüyor. Üçüncü grup, en basit yaklaşımın en gerçekçi yaklaşım olduğu kanaatine sahip. Üçüncü gruba göre bu yaklaşım, Tahran’ın nükleer programını dondurmasına karşılık ABD’nin İran üzerindeki bazı kısıtlamaları kaldırmasıdır.

Kayhan gazetesinden Ruhani’ye emtiaya tepkisi
Seccadpur’a ait analiz yazısının, İran’da hükümet ve reformistlere yakın gazeteler tarafından dün manşetten verilmesi dikkati çekti. Aşırı sağcılara ve Hamaney’in ofisine yakınlığıyla bilinen Kayhan gazetesi, dünkü manşetinde, Ruhani hükümetini, İran gümrüğünde depolanan 7 ton emtiayı ruhsatlandırmada dikkatsizce hareket etmekle suçlayan bir başlık kullandı. Gazete, Biden zaferinin ilanıyla eşzamanlı olarak son iki haftada 1.2 milyon emtianın ruhsatlandırıldığını belirterek, bu işlemi “kamuoyunu müzakerelere hazırlama çabası” diye niteledi.
Kayhan gazetesi, emtianın ruhsatlandırılması ile Biden’ın kazanması arasında ilişki kurmanın ‘yanlış bir düşünce’ olduğunu ve ikisi arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığını vurguladı. Haberde, “Emtianın dikkatsizce ruhsatlandırılması, devamlı ABD ile müzakere hayali kuran bazı kişiler tarafından istismar edilmemelidir. Dezenformasyon akımının, fiyatların düşmesi için atılan olumlu adımlar ile ABD seçimleri ve müzakerelere kırmızı halı sermek arasında ilişki kurmasına karşı dikkatli olunmalıdır” ifadeleri kullanıldı. Gazete ayrıca hükümet yetkililerinin emtia düzeyinde eksiklik yaşamadıklarını ifade ettiği bir ortamda pirinç, yağ, et ve sebze gibi emtia fiyatlarının neden yükseldiğini sordu.
Kayhan gazetesi, Hamaney’in iki hafta önceki konuşmasına işaret ederek dolaylı yoldan hükümeti eleştirdi. Nitekim Hamaney, söz konusu açıklamasında, yaptırımların ülkedeki pahalılık üzerindeki önemini küçümseyerek, bunun İranlı yetkililer arasındaki koordinasyon eksikliğinden kaynaklandığını ve yeni bir enflasyon dalgasının ‘kabul edilemez ve iyileştirilemez’ olacağını dile getirdi.

İranlı vekil açlık grevine başladı
İran’ın resmi haber ajansı ISNA’da yer alan habere göre, İranlı Milletvekili Mustafa Rıza Hüseyni Kutb Abadi, ekonomik kriz ve idarecilerin sorumsuzluğunu protesto etmek amacıyla Meclis'teki ofisinde açlık grevine başladı.
Abadi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Abadi’nin Meclis oturumunda yaptığı açılış konuşmasında, greve başladığını duyurduğu belirtildi. Abadi, bankaların insanlardan para toplama ve bunu yüksek karlarla krediye dönüştürmesini eleştirdiği açıklamasında, bankaları ekonomiyi ‘tahrip etmekle’ suçladı.
Abadi, “İnsanlar muhafazakar ile reformist cephelerin ailevi ihtilaflara ve bireysel ve parti çıkarları için kardeşin kardeşiyle, babanın oğluyla çatışmasına neden olduğunu ve ülke yapısına her gün zarar verdiğini söylüyorlar” dedi.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı