Libya Ortak Askeri Komitesi esir değişimi konusunda anlaştı

BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams (AFP)
BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams (AFP)
TT

Libya Ortak Askeri Komitesi esir değişimi konusunda anlaştı

BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams (AFP)
BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams (AFP)

Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusa Ordusu’ndan (LUO) önde gelen bir yetkili, 5+5 Ortak Askeri Komite’nin, Faiz Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) heyeti ile iki taraf arasında esir değişimi konusunda anlaşma yaparak, önemli bir atılım gerçekleştirdiğini söyledi. Bu anlaşma, Fas’ın Tanca kentinde Libya Temsilciler Meclisi’nin genişletilmiş istişare toplantısının düzenlenmesiyle eşzamanlı geldi.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’ndan (UNSMIL) dün yapılan açıklamada, “Libya'nın üç bölgesinden (Trablus, Barka, Fizan) milletvekillerinden oluşan bu çeşitli grubun tek çatı altında toplanması memnuniyetle karşılanan olumlu bir adımdır” ifadeleri kullanıldı. BM Misyonu, Libya Temsilciler Meclisi’nin birliğine destek vurgusu yaptığı açıklamasında, Meclis’in, Libya Siyasi Diyalog Forumu’nun 24 Aralık 2021’de kararlaştırdığı ulusal seçimlerle ilgili yol haritasının uygulanması noktasında Libya halkının beklentilerinin yerine getirmesini ümit ettiğini kaydetti.
UMH Güçleri Genelkurmay Başkanı Korgeneral Muhammed el-Haddad, 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarına katılacak UMH heyetinin üyeleriyle yaptığı toplantıda, üyelerden, karşı tarafın yani LUO heyetindeki mevkidaşlarıyla oturmalarını ve sorumluluk almalarını istedi. Toplantıda Genelkurmay Başkanlığı’nın silahlı oluşumlar ve destek kuvvetlerinin mensuplarından yararlanma planı ve çalışmalarına değinildiğini aktaran Haddad, başkent ve diğer şehirlerdeki tüm silahlı gruplardan, Ortak Operasyonlar Odası, ortak güç ve kontrol makamlarının talimatlarına uyarak bütün silahlı oluşumları gizlemelerini talep etti.
İngiltere, yaptığı açıklamada, Ortak Askeri Komitesi görüşmelerinde kaydedilen ilerlemeden dolayı güvenlik çalışmaları grubunun temel katılımcısı olan Libya’daki Büyükelçiliği’ni takdir etti. İngiltere’nin Libya Büyükelçiliği, ateşkesin uygulanmasıyla ilgili detaylar hakkında uluslararası toplumu bilgilendirmek amacıyla ilk kez Ortak Askeri Komitesi görüşmelerine katılmıştı.
Sirte-Cufra Ortak Operasyon Dairesi komutanı Tuğgeneral İbrahim Ahmed Beytülmal, düşmanın her türlü hareketliliğinin üstesinden gelmeye hazır olduklarını belirterek, “Bu hususta herhangi bir gelişme gözlemlersek, demir yumrukla vururuz ve bu konuda taviz vermeyeceğiz” sözleriyle tehdit etti. Yerel medyanın servis ettiği fotoğraflarda, UMH güçlerinin Sirte’nin batısındaki bölgelerde arama tarama faaliyeti kapsamında keşif devriyeleri düzenlediği görülüyor.
Diğer taraftan, UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa, UMH Başbakanı Faiz Serrac’ın yerine geçme girişimini güçlendirmeye çalışıyor. Zira Başağa, dün katıldığı bir radyo yayınında, kendisine suikast girişiminde bulunulduğunu iddia etti. İçişleri Bakanlığı’ndaki bazı subayların bu girişimde parmağı olduğunu belirten Başağa, Başsavcılığın bilgisi dahilinde subayların soruşturma için sevklerinin yapıldığını söyledi.
Başağa, girişimin gerçekleştiği yer ve zamana ilişkin bilgi vermedi ancak bu girişimin Öfke Volkanı Operasyonu’nun devam ettiği sırada yapıldığını iddia etti. UMH güçleri, LUO’nun geçen yıl Trablus’a yönelik saldırısını püskürtmek için Öfke Volkanı Operasyonu’nu başlatmıştı.
Başağa ayrıca, Ulusal Petrol Kurumu’nun (NOC) Trablus’taki merkez binasına yönelik saldırı girişiminin azmettiricilerini ve sorumlularını yakalayarak Başsavcılığa sevk etme sözünü verdi.
İçişleri Bakanlığı, olaydan birkaç saat sonra merkez binasının güvende olduğunu gösteren fotoğraflar yayınladı. Bu olay, ülkedeki enerji sektörünün halen güvenlik tehditleriyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Söz konusu olayda militanlardan oluşan bir grup merkez binasının önündeki yolu kapatmış ve duvarlarının dışında konuşlanmıştı. Bununla birlikte grup giriş çıkışları kapatmamıştı.
Girişimle ilgili yayınlanan videoda NOC merkez binasının önünde grup üyelerinden birinin UMH’ye bağlı Öfke Volkanı adına bildiri okuduğu görülüyor. Grup üyesi, burada okuduğu bildiride NOC yetkilileri hakkında soruşturma başlatılması ve petrol gelirlerinin Libya Merkez Bankası yerine dışardaki bir bankaya aktarılması kararının iptal edilmesini istediklerini kaydetti.
Öte yandan Benina Havalimanı ile Tunus arasındaki uçuş seferlerinin yeniden başlaması amacıyla Tunus Sivil Havacılık Kurumu’ndan bir heyet Benina Havalimanı’na inceleme ziyareti gerçekleştirdi. Tunus heyetine ziyaret sırasında Libya’nın doğusundaki paralel hükümetten yetkililer eşlik etti. Heyet, ziyaret kapsamında Havalimanı’nda alınan uluslararası standartlara uygun güvenlik tedbirlerini yerinde inceledi.
Diğer taraftan, ABD’nin Libya Büyükelçiliği’nden dün yapılan açıklamada, si Büyükelçi Richard Norland’ın Libya’daki Amazig Yüksek Konseyi liderleri ile telefonda görüştüğünü bildirildi. Açıklamada, ‘iyi’ diye nitelenen görüşmede Libya’daki siyasi sürecin ele alındığı belirtildi.
Büyükelçiliğin açıklamasına göre, Norland, ülke genelindeki ve aynı zamanda yurtdışındaki diğer toplumsal bileşenlerin liderlerine ek olarak Amazigli (Berberi) liderlerle mevcut görüşmeleri sürdürme taahhüdünde bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.