Sudan ekonomisi dünya ile entegrasyona hazır mı?

Sudan’ın adının, Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, ülke ekonomisinin önündeki büyük bir engeli ortadan kaldıracak.

Sudan’ın Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, tek başına ülke ekonomisinin sorunlarını çözeceği anlamına gelmez (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sudan’ın Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, tek başına ülke ekonomisinin sorunlarını çözeceği anlamına gelmez (Independent Arabia - Hasan Hamid)
TT

Sudan ekonomisi dünya ile entegrasyona hazır mı?

Sudan’ın Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, tek başına ülke ekonomisinin sorunlarını çözeceği anlamına gelmez (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Sudan’ın Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, tek başına ülke ekonomisinin sorunlarını çözeceği anlamına gelmez (Independent Arabia - Hasan Hamid)

Mina Abdulfettah
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk'un, 11 Aralık'ta ülkenin adının, ABD’nin ‘Terörü destekleyen Ülkeler’ listesinden çıkarılacağını açıklamasının ardından Sudanlıları ihtiyatlı bir beklenti ve umut atmosferi kuşattı. Sudan, geçtiğimiz Ekim ayında, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudan'ın adını Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkartmanın karşılığında 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanları ve yakınları için talep ettiği 10 milyar doların üzerindeki tazminatın, müzakereler sonucu 335 milyon dolara düşürülmesiyle Washinton’a transfer edildiğini açıkladı. Bu gelişmenin, Sudan’ın ekonomik sorunlarının çözülmesi ve zorlu hayat şartlarını hafifletmesi umutları ile ABD’nin başka taleplerinin de olacağı yönündeki uyarılar arasında “Hükümet 11 Aralık sonrasına hazırlandı mı? Bir sonraki aşama için ne gibi düzenlemeler yapıldı?” şeklinde bir takım sorular ortaya atıldı.

Fırsatlardan yararlanma şartları
Şarku’l Avsat’ın haberine göre Independent Arabia’ya konuşan Sudan Ticaret ve Sanayi Bakanı Medeni Abbas, “Sudan’ın adının, Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, ülke ekonomisinin önündeki büyük bir engeli ortadan kaldıracaktır. Bu her ne kadar bir adım olsa da tek başına tüm ekonomik sorunları çözeceği anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.
Sudan’ın adının, Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının bir takım fırsatlar sunduğunu belirten Abbas, bu fırsatlardan yararlanmak için başta bankacılık sistemindeki reformları, kamu hizmeti ve yatırıma elverişli ortam reformları ile özel sektör reformları olmak üzere bir takım temel koşulların sağlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Ticaret ve Sanayi Bakanı Abbas açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sudan Merkez Bankası, bankacılık sistemi ile reformlardaki bu değişikliklere öncülük etmek amacıyla üzerine düşeni yapıyor. Son yıllarda bankacılık sistemine ağır darbe indiren derin çarpıklıklar sebebiyle bu çabanın meyve vermesi için belirli bir süre gerekmektedir. Kamu hizmeti sektörüne gelince, özellikle yabancı yatırım fırsatlarıyla ilgilenen nitelikli kadroların yanı sıra işi otomatikleştirerek ve daha verimli dijital çalışmaya dönüştürerek reformların uygulanmasını hızlandırması gerekiyor.”
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın, Sudan'daki iş ve yatırım ortamını iyileştirecek ve bir takım kolaylıklar sağlanacak şekilde düzenleyecek ticari çalışmalar ile ilgili diğer tüm taraflarla iş birliği içinde ‘Tek Pencere Programı'nı başlatmak üzere çabalarını yoğunlaştırdığını söyleyen Bakan Abbas, “Sudan'daki iş koşullarının iyileştirilmesi için birkaç tarafla prensipte anlaşmaya varıldı” şeklinde konuştu. Bakanlığın ticaret ve sanayi alanıyla ilgili yeni yasaları olduğunu söyleyen Abbas, ayrıca Maliye Bakanlığı Yatırım Komisyonu’nun, Sudan'daki yatırım koşullarını iyileştirmenin, dış dünyaya açılma fırsatlarından yararlanmak amacıyla özel sektörle görüşmeleri sürdürmenin ve gerekli reformları uygulamanın yanı sıra ayrıca Sudan'da çalışmak isteyen uluslararası şirketlerle daha rekabetçi olabilmek için yeni bir yatırım yasası hazırladığını açıkladı.

Yardımların yeniden başlaması
Öte yandan Sudan’ın Ottawa Büyükelçisi Tarık Ebu Salih, “Sudan’ın adının, Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması ve Aralık ayı ortalarında egemen dokunulmazlığını geri kazanması konusunda Cumhuriyetçi ve Demokrat partiler arasında bir fikir birliği var. Kararın ABD Kongresi'nde onaylanacağına inanıyorum. Bu konuda geri adım atılacağını düşünmüyorum. Sudan'ın adının bu listeden çıkarılması kararı, Sudan hükümeti ile ABD yönetimi arasındaki zorlu müzakerelerin ardından alındı. ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanları ve yakınları için 335 milyon dolar tazminat ödenmesi yönünde bir anlaşmaya varıldı” ifadelerini kullandı.

Sudan’ın adı, Aralık ayı ortalarında Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılacak ve egemen dokunulmazlığını geri kazanacak (Independent Arabia - Hasan Hamid)
Büyükelçi Ebu Salih, ABD Başkanı Donald Trump’ın Sudan’ın adının 1993 yılından bu yana yer aldığı Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarmasıyla ilgili başkanlık emrini imzalamasının ve kararı, ABD Kongresi’ne bildirmesinin, ABD yönetiminin Sudan'ı bu listeden çıkarma konusunda ciddiyetini gösterdiğini vurguladı.
Büyükelçi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sudan’ın ihtiyacı, ülkenin yatırımcı çekmesi için gerekli ortamın sağlanması, mevzuatın yeniden düzenlenmesi, yatırımla ilgili yasaların cazip hale getirilmesi, endişelerin giderilmesi, üretimin iki katına çıkarılması ve ihracatın teşvik edilmesidir. Çünkü Sudan, muazzam doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülkedir ve adının Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının ardından uluslararası şirketlerin çeşitli alanlarda yatırımlar yapmak için gelmesi bekleniyor.”
Altın madenciliği alanında faaliyet gösteren Kanadalı şirket Orco Gold'un, Sudan’ın adının Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılacağının duyurulmasının ardından bir açıklama yaptığını belirten Büyükelçi Ebu Salih, “Şirket açıklamasında, Sudan'ın adının bu listeden çıkarılmasının, ülkede daha olumlu bir siyasi değişim ve ekonomik toparlanmanın önünü açacağından bahsedildi. Şirketin CEO’su Richard Clark'a göre bu gelişme aynı zamanda, uluslararası yatırım topluluğuna verilen olumlu bir işareti temsil ediyor ve Sudan'a yönelik ekonomik yardımı da teşvik edecek. Clark, Afrika Kıtası’ndaki maden arama ve madencilik geliştirme alanında Sudan’ın önemli bir yere sahip olduğunu ve Sudan’a uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasının hemen ardından, heyecan verici yatırım ve büyüme fırsatları nedeniyle dünya tarafından takdir edildiğini görmeyi dört gözle beklediklerini söyledi” şeklinde konuştu.

Geciken hazırlık
Sudan Komünist Partisi (SCP) Merkez Komitesi Üyesi ve ekonomi profesörü Sıdki Kebilu, yaptığı değerlendirmede, “Sudan, Başbakanlık, Merkez Bankası, Maliyet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın iş birliğiyle kararın kalkınma üzerindeki etkilerini ve uluslararası ekonomik ilişkilerin haritasını göz önünde bulundurarak erkenden hazırlıklarını tamamlamış olmalıydı. Başta yağlı tohumlar, sakız ve pamuk olmak üzere 1989 yılı öncesindeki gibi geleneksel pazarlarımızla aracı olmadan doğrudan ticari ilişkilerimizi yeniden nasıl kurabileceğimize dair programlı ve uygulamaya hazır bir plan yapılmalıydı” yorumunda bulundu.
Kebilu, başta ulaşım, demiryolları, limanlar ve Port Sudan’ın suyu olmak üzere altyapı için finansör aranması ve yerlerinden edilmiş kişilerin, mültecilerin geri dönüşü ve yeniden yapılanma ile ilgili barış gündeminin uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi. Kebilu ayrıca, bu karardan sonra Sudan için daha fazla fon bulabilecek Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarının çalışmalarının koordinasyonundan en iyi şekilde yararlanmak için Ocak ayında Sudan’a gelecek olan BM misyonundan yararlanılması gerektiğini vurguladı.

Sudan'ın bu karar sonrası için erkenden hazırlanmış olmalıydı (İndependent Arabia - Hasan Hamid)
Kebilu borç konusuyla ilgili olarak ise işi zorlaştıran meselenin Sudan'ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkisi olduğunu, çünkü Sudan’ın IMF aracılığıyla borçlarını görüşmek istemediğini, bunun da borçların silinmesi veya yeniden planlanmasına yönelik ikili anlaşmaların olmadığı ve Sudan'ın IMF ile kararlaştırılan programı uyguladıktan sonra Paris Kulübü aracılığıyla yapılacağı anlamına geldiğini söyledi. Kebilu’ya göre bu nedenle Sudan ile belirli malları üreten şirketler arasında olacak emtia kredileri büyük önem taşıyor.

Ekonomik düzenlemeler eksik
Sudan’da yayın yapan Elaph Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Halid et-Ticani, “11 Aralık, Başkan Trump’ın yaptırımların kaldırması ve Sudan'ın Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması ile ilgili başkanlık kararnamesini imzaladığına dair ABD Kongresi'nin bilgilendirilmesi sonrasındaki 45 günlük sürenin sona ereceği tarihtir. Sonuç olarak, bu süre içinde herhangi bir itirazda bulunulmazsa, kararname geçerli sayılacaktır” şeklinde konuştu.
Sudan’ın adının listeden çıkarılmasıyla ilgili bu düzenlemelerdeki temel sorunun, Sudan'ın her türlü yeni iddiaya konu olmasını engelleyen egemen dokunulmazlığını geri kazanması meselesi olduğunu vurgulayan Ticani, “11 Eylül 2001 saldırısı kurbanlarının ailelerinin, ABD büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırısı ve Amerikan Muhribi Uss Cole'nin bombalanması olaylarının kurbanlarının yakınlarına 402 milyon dolarlık tazminat ödenmesi anlaşmasına, kendilerinin dahil edilmedikleri gerekçesiyle itiraz ettikleri biliniyor. Kongre'de ve Senato'da, bu konuda bir tartışma çıktı. Sudan'ın adının Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılması, egemen dokunulmazlığını sağlamazsa sadece listeden çıkmış olması hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu da hatalı bir karar olacaktır. Çünkü hükümetin bu hamlesinin asıl amacı, yaptırımların kaldırılması ve sadece ABD ile değil, IMF, Dünya Bankası ve Afrika Kalkınma Bankası (AfDB) gibi uluslararası finans kurumlarıyla ilişkilerinin de normalleşmesi ve böylece Sudan’ın küresel finansal sistemiyle ilişkilerinin normale dönmesidir. Eğer Sudan egemen dokunulmazlığını geri kazanmazsa ve ileride Sudan’a karşı herhangi bir dava açılırsa ve bu davada Sudan aleyhine kararlar verilirse, o zaman Sudan'dan tazminatın tahsis edilmesi için yurtdışındaki mal varlıklarına ve fonlarına el konulmasının yolu açılacaktır. Böylece Sudan, küresel finansal sistemiyle başa çıkamama sorunuyla yeniden karşı karşıya gelecektir. Bu nedenle, iki konu birbiriyle bağlantılıdır. Ekim 2017'de yaptırımların kısmen kaldırıldığı bir deneyim yaşandı. Ancak bu deneyim iki nedenden ötürü meyve vermedi. Birincisi, Sudan'la ilişkilerde risk derecesinin yüksek olmasıydı. Bu yüzden çoğu uluslararası finans kurumu ve banka, tıpkı 2014 yılında bir Fransız bankasının başına gelenler gibi ABD'nin kendilerine de yaptırım uygulayacağı korkusuyla Sudan’la ilgilenmedi. Buna bağlı olarak durum devam etti. İkinci neden ise, Sudan hükümetinin bundan faydalanmak için gerekli düzenlemeleri olmamasıdır. Bu sorun halen devam ediyor. Tüm söylenenler, sadece siyasi çerçeve içinde kalıyor. Ekonomik düzenlemeler konusunda ise ne Sudan Merkez Bankası’nın ne de diğer bankaların ve finans kuruluşlarının yeniden düzenlemesi konusunda hiçbir hazırlık yapılmıyor. Bu da Sudan'ın, adının Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının faydasını görmesi için gerçekten uzun bir zaman beklemesi gerektiği anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

Sudan'ın adının Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının psikolojik etkisi
Sudan'ın borçlarının silinmesi meselesinin, Sudan'ın adının Terörü destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasıyla ABD ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin siyasi şartlar dışında bir takım koşullar gerektiren karmaşık bir süreç olduğunu söyleyen Ticani, “Bazı önkoşullar var. Bunlardan en önemlisi, IMF’nin önümüzdeki Haziran ayında sona erecek olan yıllık izleme programının ardından yayınlanacak olan Sudan'ın ekonomik reformları gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ve bunların IMF’yi tatmin edip etmediğine dair rapordur. Bu konuda geçtiğimiz ay yayınlanan son rapor, pek de umut verici değildi. Raporda Sudan'ın IMF ile anlaşarak vaat ettiği göstergelere ulaşmasının zor olduğu belirtildi” dedi.
Sudan’ın Paris Kulübü ve Londra Kulübü gibi farklı taraflara borçlu olmasından ötürü borçların ödenmesi için uzun bir süreye ihtiyacı olduğunu söyleyen Ticani, “Dolayısıyla bu konu siyasi ve psikolojik etki sınırları içinde kalacaktır. Tüm uyarılarla birlikte yakın bir tarihte Sudan'a yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmasının etkilerini ve mevcut dengenin değiştiğini görmek oldukça zor” ifadelerini kullandı.



Haseke'de hükümet güvenlik güçlerinin girişine hazırlık olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
TT

Haseke'de hükümet güvenlik güçlerinin girişine hazırlık olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)

Haseke’de bugün, hükümet birliklerinin şehre girişine hazırlık olarak Kürt güçlerinin konuşlandırılması nedeniyle sokağa çıkma yasağı uygulandı. Bu konuşlandırma, ABD tarafından da memnuniyetle karşılanan, hükümet ile Kürtler arasında özerk yönetim kurumlarının devlete entegrasyonuna başlanması için yapılan anlaşmanın bir parçası.

Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke'de, bir AFP muhabiri bu sabah ıssız sokaklar ve kapalı dükkanlar gözlemledi; şehrin girişlerinde ise Asayiş (Kürt güvenlik güçleri) yoğun bir şekilde bulunuyordu.

Cuma günü, Şam ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yetkilileri, haftalarca süren çatışmaların ardından, Kürt özerk yönetiminin sivil ve askeri kurumlarını Suriye devletine entegre etmek için "kapsamlı" bir anlaşmaya vardılar. Bu çatışmalar, Şam'ın ülkenin kuzey ve doğusundaki geniş alanlar üzerinde kontrolünü genişletmesine olanak sağladı.

Kürt güvenlik güçleri dün yaptığı açıklamada, pazartesi gününden (bugünden) itibaren Haseke'de sabah 06:00'dan akşam 18:00'e kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacağını, aynı önlemin yarın da Kamışlı'da uygulanacağını duyurdu.

 SDF Lideri Mazlum Abdi, anlaşmanın bugünden itibaren sahada uygulanmaya başlanacağını, güçlerinin ve hükümet güçlerinin kuzeydoğudaki "cephe hatlarından" ve Kobani (Ayn el-Arab) şehrinden çekileceğini, Haseke ile Kamışlı'ya "sınırlı bir güvenlik gücünün" gireceğini açıkladı.

Görsel kaldırıldı.Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Reuters)

Hükümet güçlerinin, Suriyeli Kürtler için özel bir öneme sahip olan ve 2015'te kuşatma altına aldıkları DEAŞ'a karşı gösterdikleri direncin ve zaferin sembolü olarak gördükleri Kobani şehrine de girmesi planlanıyor.

Pazar günü, Halep vilayetindeki iç güvenlikten sorumlu Albay Muhammed Abdül Gani, Kobani'de (Ayn el-Arab) Kürt iç güvenlik güçleriyle "işleri düzenlemek ve İçişleri Bakanlığı güçlerinin girişine başlamak" için görüştüğünü açıkladı, ancak başlangıç ​​tarihini belirtmedi. Konunun "bazı teknik detaylara" bağlı olduğunu belirten Gani, Kürt tarafının olumlu yanıt vermesi gerektiğini vurguladı.

Anlaşma, askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini ve İçişleri Bakanlığı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehirlerine konuşlandırılmasını içeriyor. Ayrıca Kürt askeri güçlerinin ve idari kurumlarının Suriye devlet yapısına kademeli olarak entegre edilmesini öngörüyor. Dahası, ülkenin kuzeydoğusunda Suriye ordusu bünyesinde Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulmasını ve Kobani güçleri için de bir tugay oluşturulmasını zorunlu kılıyor.


Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
TT

Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)

Mısır ve İsrail medyası bugün Refah sınır kapısının resmen yeniden açıldığını bildirdi.

Mısır'ın Kahire Haber Kanalı, Refah sınır kapısının açıldığını bildirdi. Kanal, bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Refah sınır kapısının her iki taraftan da açıldığı ilk gün 50 kişinin Mısır'dan Gazze'ye, 50 kişinin de Gazze Şeridi'nden giriş yaptığını belirtti.

İsrail Yayın Kurumu, "X" kanalında attığı bir tweet'te sınır geçiş noktasındaki operasyonların başladığını doğrulayarak şunları yazdı: "Savaşın büyük bölümünde kapalı kaldıktan sonra: Refah kapısı yeniden açıldı ve yaklaşık 50 Gazzeli Mısır'dan Gazze'ye geri dönüyor."

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrailli bir güvenlik yetkilisi yaptığı açıklamada, sınır kapısının faaliyette olduğunu doğrulayarak şunları söyledi: "Avrupa Birliği adına Avrupa Birliği Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah sınır kapısı artık hem giriş hem de çıkış yapan insanların hareketine açıktır."

Gazze Şeridi'nin İsrail'den geçmeyen tek kara sınır kapısı olan Mısır ile Reah sınır kapısı, İsrail güçlerinin Mayıs 2014'te kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalı kaldı. İsrail kapıyı, 2015'in başlarında kısa bir süreliğine kısmen açtı.

Sınır geçiş noktası, Gazze'nin Mısır ile olan güney sınırında, İsrail'in ateşkesin ardından çekilmediği ve Gazze Şeridi'nin alanının yarısından fazlasını kapsayan bölgede yer almaktadır.


Savaş nedeniyle üç yıl aradan sonra ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi

Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
TT

Savaş nedeniyle üç yıl aradan sonra ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi

Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)
Savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı Hartum havaalanına indi (AFP)

Sivil Havacılık Otoritesi'ne göre savaş nedeniyle yaklaşık üç yıldır askıya alınan uçuşların ardından ilk yolcu uçağı dün, Doğu Sudan'daki Port Sudan şehrinden Hartum Uluslararası Havalimanı'na indi.

Yetkililer yaptıkları açıklamada, Sudan Havayolları'na ait "yolcularla dolu" bir uçağın 1 Şubat 2026'da başkentteki havaalanına indiğini ve bunun "savaş nedeniyle askıya alınan bir dönemin ardından havaalanı operasyonlarının fiilen yeniden başladığının göstergesi" olduğunu belirtti.

Hartum Uluslararası Havalimanı'na bir yolcu uçağı iniş yaptı (AFP)Hartum Uluslararası Havalimanı'na bir yolcu uçağı iniş yaptı (AFP)