ABD'nin yeni vize kısıtlamalarına Çin'den yanıt: İlişkileri onarılmaz hale getirebilir

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters)
TT

ABD'nin yeni vize kısıtlamalarına Çin'den yanıt: İlişkileri onarılmaz hale getirebilir

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (Reuters)

Donald Trump yönetimi Çin'e yönelik ekonomik ve siyasi baskıyı artırmayı sürdürürken, Pekin'in devlet medyası iki ülke arasındaki ilişkilerin uğradığı tahribatın bir kısmının "onarılamaz hale" gelmiş olabileceği uyarısında bulundu.
China Daily gazetesinde çıkan başyazıda, ABD'de başkan seçilen Joe Biden'ın Ocak 2021'den itibaren takınacağı tutumdan bağımsız olarak, Trump'ın Beyaz Saray'daki 4 yılının yol açtığı etkilerin bir kısmının hiç iyileşmeyebileceği, ABD ve Çin'in "tehlikeli bir yolda" kalmaya devam edeceği ifade edildi.
Yazıda, "Gelecek yönetim, şimdiye dek ekilmiş ve ekilmeye devam eden gerilim tohumlarının etkisini azaltma niyetinde olsa da mevcut ABD başkanının arzu ettiği gibi tahribatın bir kısmının onarılamaz hale geldiği ortada" ifadeleri yer aldı.
Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) çıkardığı gazetede yer alan bu ifadeler, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun ÇKP üyelerine ve ailelerine yönelik yeni vize kısıtlamaları getirdiklerini açıklamasının ardından geldi.
Söz konusu yazı ayrıca, perşembe günü ABD'li bir senatörle kıdemli bir Çinli gazeteci arasında karşılıklı hakaretlerin edildiği bir ortamda yayımlandı.
ABD'li senatör Marsha Blackburn'ün Çin'i "5 bin yıllık üçkağıtçılık ve hırsızlık tarihine" sahip olmakla itham etmesi üzerine senatörle China Daily'de çalışan gazeteci Chen Weihua arasında Twitter'da karşılıklı aşağılamalar ve hakaretlerin çekinmeden söylendiği tansiyonu yüksek bir ağız dalaşı yaşanmıştı.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı 2 Aralık'ta yaptığı açıklamada, tutuklu Uygur Müslümanlarının zorla çalıştırılmasına atıfta bulunarak Çin'in Sincan bölgesinin önde gelen pamuk üreticisi Sincan Üretim ve İnşaat Kolordusu'ndan pamuk ithal edilmesine yasak getirdiğini duyurmuştu.
Başyazıda, ABD'den gelen böyle bir hamlenin "endişe verici bir işaret" olduğu ifade edilirken, ikili diplomatik bağların "tehlikeli bir yola" sürüklendiği belirtildi.
Yazıda, "İkili ilişkilerdeki son bozulma, ABD'nin Çin politikalarının siyasi atmosferini temelden değiştirdi. Öyle ki Çin'i zapt etmek ikili mutabakat konusu haline geldi" ifadelerine yer verildi.
Bu sırada Çin'in ABD Büyükelçisi Cui Tiankai, başkan seçilen Biden'ın ocak ayında görevi devralmaya hazırlandığı bir dönemde görünüşe göre tansiyonu düşürmeye yönelik bir hamlede bulundu. Cui, iki ülke arasındaki farklılıkların "saygı" ve "karşılıklı anlayışla" idare edilebileceğini söyledi.
Cui perşembe günü Twitter'da şunları söyledi:
"İki ülke arasında farklılıklar hep olur. Bunların hiçbiri ne soğuk ne de sıcak bir savaşı ya da çatışmayı meşru kılamaz. Karşılık olarak yeterli saygı ve anlayışla bu farklılıkları, ilişkinin tamamının raydan çıkarmasını önleyecek şekilde yönetebilme kabiliyetine sahibiz."
Biden çarşamba günü The New York Times'a (NYT) yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Çin'e karşı getirdiği mevcut gümrük vergilerini yakın vadede kaldırmak gibi bir planının olmadığını söylemişti.



Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.


Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
TT

Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi ile ilgili son açıklamalarında hem hayatta olan hem de ölen İsrailli esirlerin serbest bırakılmasında Hamas'ın oynadığı rolü defalarca övdü.

Trump'ın tekrarlanan açıklamaları, en iyimser Amerikalıların ve İsraillilerin bile, özellikle Gazze Şeridi'ni harap eden iki yıllık İsrail savaşı göz önüne alındığında, tüm esirlerin, hayatta olan ve ölenlerin, bu kadar kısa sürede geri döneceğini tahmin etmediklerini ortaya koyuyor.

Bu arada, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı faaliyet gösteren beş Filistinli milis grubu kurmakla övünürken, iktidardaki sağ kanattaki çevreler, bu tür örgütlenmelerin en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiği ve daha fazla para ödeyecek birilerini bulmaları halinde muhtemelen kendilerine karşı döneceği ve İsrail'e düşman kesilebileceği gerekçesiyle, bu grupların rolüne ve onlara harcanan devasa miktardaki paraya karşı uyarıda bulunuyor.