Husi baskısı ve açlığın pençesi arasında sıkışan Yemenli çocuklar

Uluslararası alandan ve yerel makamlardan Yemen’deki yaklaşık 12 milyon çocuğa yardım sağlanması çağrısı yapıldı.

Ülkeleri kıtlığın eşiğinde olan Yemenli çocuklarla ilgili yetersiz beslenme endişesi artıyor. (Reuters)
Ülkeleri kıtlığın eşiğinde olan Yemenli çocuklarla ilgili yetersiz beslenme endişesi artıyor. (Reuters)
TT

Husi baskısı ve açlığın pençesi arasında sıkışan Yemenli çocuklar

Ülkeleri kıtlığın eşiğinde olan Yemenli çocuklarla ilgili yetersiz beslenme endişesi artıyor. (Reuters)
Ülkeleri kıtlığın eşiğinde olan Yemenli çocuklarla ilgili yetersiz beslenme endişesi artıyor. (Reuters)

Her gün binlerce Yemenli çocuk, köy ve şehirlerdeki okullarındaki sıralarından alınarak Husi milisleri saflarına dahil edilme riski ile karşı karşıya. Uluslararası ve yerel kuruluşlardan yapılan açıklamalarda ayrıca gıda güvensizliği ve gelecek yıl binlerce kişinin açlık tehdidiyle karşı karşıya kalma olasılığı sebebiyle uyarılarda bulunuldu.
Milis kontrolü altındaki Amran ilindeki çocuklar da dahil olmak üzere ülkenin yarısının kıtlıkla karşı karşıya olduğu bir aşamaya gelindiği tahmininde bulunan bazı kuruluşlar, önümüzdeki yılın ilk yarısının sonlarında Hacca ilindeki en az 15 bin Yemenlinin daha aynı kaderi paylaşacağını bildirdiler.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), birkaç gün önce, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki 39 milyon çocuğa hayat kurtarıcı mahiyette yardım sağlamak için 2,5 milyar dolar değerinde acil fon çağrısında bulunmuştu. Yaklaşık “12 milyon Yemenli çocuğun ise halen açlık ve kıtlık tehdidi ile karşı karşıya olduğunu” bildirmişti.
UNICEF tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Fonların büyük kısmı çocukların eğitimine gidecek. Ardından da su ve sanitasyon hizmetlerine, sağlık, beslenme ve psikososyal destek sağlanmasına tahsis edilecek.”
BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stephane Dujarric, New York'ta düzenlediği basın toplantısında şu açıklamayı yaptı:
“Söz konusu çağrı, çocuklara temel insani yardım sağlamayı, aynı zamanda koronavirüs salgınından kaynaklanan büyük çaplı ihtiyaçlara yanıt vermeyi sürdürmeyi amaçlıyor. Yemen, Suriye ve Sudan'da yaşanan krizlere yönelik yanıtlar ise bu çağrıdan en büyük payı alıyor. Nitekim Suriye'de yardıma muhtaç ve birçok zorlukla karşı karşıya 4,8 milyon, Yemen'de 12 milyon, Sudan'da ise 5,3 milyon çocuk mevcut.”
Uluslararası Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children International) da Husi milislerin başlattığı savaş sürerken önümüzdeki yıl en az 20 bin Yemenli çocuğun açlık ve kıtlık ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu. Vakıf tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Çocukları Kurtarın Vakfı, BM’nin Yemen'deki gıda güvensizliğine dair rapor hakkında derin endişe duyuyor. Nitekim rapor, 7,35 milyonu çocuk olmak üzere ülkedeki 16,2 milyon kişinin gelecek yıl başlarında yüksek düzeyde ciddi gıda kıtlığıyla karşı karşıya olduğunu, şu an da tahminen 21 bin 338 çocuğun açlık riski ile karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyuyor.”
Çocukları Koruyun Yemen Direktörü Xavier Joubert, söz konusu verilerin Yemen'deki çocukların açlıktan öldüğüne ve durumun önümüzdeki yıl daha kötüye gideceğine dair hiçbir şüphe bırakmadığını belirtti. Beş yaş altı en az 2 milyon çocuğun yeterli gıdaya ulaşamadığını, en az 2 bin 200 çocuğun da açlıktan ölme sınırında olduğunu ifade eden Joubert sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, tüm dünyada alarm zillerinin çalmasını gerektiren bir felakettir. Bir neslin yeterli yiyeceği olmadığı için ölmesine izin veremeyiz. Yemen'deki çocuklar, en az beş yıldır çatışmalar, hastalıklar ve şiddetli açlık sebebiyle ölüyorlar. Yetersiz beslenen bebekler, hayatlarına mümkün olan en kötü şekilde başlıyor. Oldukça az sayıda aile temel gıda ihtiyacını karşılayabiliyor.”
Husilerin kontrolü altındaki binlerce çocuğun zorla silah altına alınma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu dile getiren Yemen Enformasyon Bakanı Muhammed el-İryani de Husi milislerin okul sıralarından uzaklaştırdığı çocukların beyinlerini ölüm sloganları, nefret kültürü, radikal ve terörist fikirler ile yıkadığı, ailelerin çektiği acıyı hiçe sayarak çocukları birer ölüm makinesine dönüştürdüğü uyarısında bulunmuştu. 
Bakan İryani, konuyla ilgili resmi açıklamasında şunları söyledi:
“Grup, insan kaynaklarında yaşadığı açığı kapatmak ve teröristlerden oluşan bir ordu kurmak amacıyla bu çocukları zorla silah altına alma uygulamalarını iki katına çıkardı. Kültürel ve askeri kurslar olarak isimlendirdiği bir eğitim programına tabi tuttu. Bu uygulamalar; çocukları koruma, savaşlarda ve çatışmalarda onlardan yararlanılmasını önleme konusundaki uluslararası insan hakları hukukunun ve çocukları koruma kanunlarını açık bir biçimde ihlalidir.”
Bakan İryani, uluslararası toplumu Husi milislerin on binlerce çocuğu askere alma ve ölüm makinelerine dönüştürme, ülkenin bugün ve geleceğini tehdit eden adeta saatli bomba derecesinde tehlikeli faaliyetlerine karşı bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için sağlam bir tavır almaya çağırmıştı. Aynı zamanda Husi darbecilerin terör listelerine dahil edilmesinin Yemenli çocukların hak ettiği güvenli ve müreffeh geleceği garanti edeceğini vurgulamıştı.
Yemenli çocuklar, milislerin meşruiyete yönelik darbesinin ardından ülke tarihinde kaydedilen en kötü ihlallere maruz kalıyor. Nitekim Husi grubu, tüm enerjisini çeşitli suçlar ve çok sayıda ihlaller aracılığıyla, özellikle de küçük çocukları hedef almak için kullanıyor.
Cenevre merkezli İnsan Hakları ve Özgürlükleri Örgütü (SAM), geçtiğimiz kasım ayında yaptığı açıklamada Yemen'de meşruiyete yönelik gerçekleştirilen darbenin ardından 30 binden fazla çocuğun sahip olduğu hakların ihlal edildiğini bildirdi.
SAM’ın yayınladığı rapora göre ülkede Mart 2015 tarihinden itibaren artan çatışmalar nedeniyle Yemen'in çoğu bölgesinde çocuklar birçok hizmete ulaşamıyor. Temel gıda, giyecek ve ilaç ihtiyaçlarını karşılamak için birçok ihlal ve zorluğa maruz kalıyor.
2014 ila 2020 yılı ortası arasındaki dönemi kapsayan söz konusu istatistiklere göre çocuklara yönelik en az 30 bin farklı ihlal kayıtlara geçti. Husiler ise yüzde 70'in üzerinde bir oranla bu ihlalleri gerçekleştiren tarafların başında yer aldı.
Raporda aynı zamanda söz konusu dönemde en az 5 bin 700 çocuğun öldürüldüğü, bunlardan yaklaşık bin çocuğun Taiz, 404 çocuğun Amran, 368’inin Hacca, 262’sinin Saada, 260’ının ise Sana’dan olduğu belirtildi.
Bin 300 çocuğun Husilerin ölümcül şarapnellerine maruz kalarak, 190’ının doğrudan kurşun ile, 175’inin keskin nişancılar aracılığıyla, 250 çocuğun mayın şarapnelinin isabeti sonucu, 3 bin çocuğun ise cephede yaşamını kaybettiği kaydedildi. Yaralı çocuk sayısının ise 8 bin 170’e ulaştığı, bunlardan 4 bininin Taiz’de gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.



ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

ABD Başkanı Trump ile Lübnan Cumhurbaşkanı Avn arasında ilk temas gerçekleşti

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Trump ile Avn arasında bir telefon görüşmesi yapıldığını duyurdu. Bu görüşme, Avn’ın göreve gelmesinden bu yana iki lider arasındaki ilk temas olma özelliğini taşıyor.

Görüşmenin ana gündem maddesinin, İsrail ile Hizbullah arasında olası bir ateşkes olduğu değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, Avn’ın daha önce, ateşkes sağlanmadan herhangi bir İsrailli yetkiliyle temas kurmayı reddettiğine yönelik haberlerin ardından geldi. Söz konusu haberlerde, Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında bir telefon görüşmesi ihtimalinin gündeme geldiği ifade edilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Cumhurbaşkanı Avn, bugün yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasında sağlanacak bir ateşkesin, iki ülke arasında yürütülmesi planlanan doğrudan müzakereler için “doğal bir giriş noktası” olması gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride Avn’ın şu ifadelerine yer verildi: “Lübnan’ın İsrail ile talep ettiği ateşkes, iki ülke arasında doğrudan müzakerelerin doğal başlangıcı olacaktır.”

Bu açıklama, Lübnan ve İsrail’in ABD nezdindeki büyükelçilerinin iki gün önce onlarca yılın ardından ilk kez doğrudan görüşme gerçekleştirmesi ve ilerleyen dönemde tarihi daha sonra belirlenecek yeni doğrudan müzakereler konusunda mutabakata varmalarının ardından geldi.

Öte yandan, Aoun’un İngiltere’nin Ortadoğu’dan sorumlu devlet bakanı ile yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan resmi açıklamada, herhangi bir Lübnanlı ve İsrailli yetkili arasında yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen bir temas ihtimaline değinilmedi. Bu durum, Trump’ın daha önce yaptığı ve iki taraf arasında bir görüşme olabileceğine işaret eden açıklamasıyla çelişiyor.

İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel ise bugün yaptığı açıklamada, Başbakan Netanyahu’nun Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini söyledi.


İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
TT

İsrail’in kısıtlamaları Gazze’de uzuvlarını kaybetmiş kişilerin acılarını daha da artırıyor

Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)
Gazze şehrindeki evlerine düzenlenen İsrail saldırısında yaralanan ve iki bacağını da kaybeden 14 yaşındaki Fadıl en-Naci, aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Amir’in yanında oturuyor. (Reuters)

14 yaşındaki Filistinli çocuk Fadıl en-Naci, futbol oynamayı çok seviyordu. Ancak geçtiğimiz eylül ayında İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda iki bacağını kaybetmesinin ardından, artık zamanının büyük bölümünü Gazze Şeridi’ndeki evinde geçirmek zorunda kalıyor.

Yüzünde derin bir hüzünle koltukta oturan Naci’nin pantolonunun bir paçası boş şekilde sarkarken, diğer paçası beline doğru katlanmış durumda. Yanında ise aynı saldırıda bir gözünü kaybeden 11 yaşındaki kardeşi bulunuyor.

Anne Necva en-Naci, oğlunun geçmişte futbol oynadığı görüntüleri telefonundan gösterirken, “Kendi içine kapandı, kimseyi görmek istemiyor, arkadaşlarıyla konuşmuyor. Sürekli yalnız oturuyor, sanki yavaş yavaş ölüyor. Tek isteğim Fadıl’a protez, Emir’e ise estetik bir yapay göz takılması” ifadelerini kullandı.

Reuters’a konuşan sağlık ve yardım çalışanı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’ndeki yaklaşık 5 bin ampute için bu tür imkânlar oldukça sınırlı. Bu kişilerin dörtte birini Fadıl gibi çocuklar oluştururken, alçı gibi temel tıbbi malzemelere yönelik İsrail kısıtlamaları durumu daha da zorlaştırıyor.

rrtgb
İsrail saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrindeki evinde tekerlekli sandalyesinden yatağına geçiyor. (Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi’nde Hamas mensuplarına karşı yürüttüğü ve iki yılı bulan askeri operasyon kapsamında uyguladığı kısıtlamaları güvenlik kaygılarıyla gerekçelendiriyor.

Yardım kuruluşu Humanity & Inclusion ise Gazze’de savaş öncesi Filistinli sağlık yetkililerinin açıkladığı ampute sayıları da dikkate alındığında, mevcut amputasyon oranlarının kara mayınları nedeniyle uzun süre en kötü örnek olarak gösterilen Kamboçya’yı dahi aştığını belirtti.

Artan ihtiyaç nedeniyle iki tıp merkezinin, savaşta hayatını kaybedenlerden çıkarılan eski protezleri yeniden kullanmaya çalıştığı ifade edildi. Doktorlar ayrıca bazı hastalar için plastik borular ya da ahşap parçalar kullanılarak geçici protezler üretildiğini, ancak bu yöntemlerin enfeksiyon ve yeni yaralanma riskini artırdığını vurguladı.

Yerine getirilmemiş bir vaat

Gazze Şeridi’nde ampute edilen kişiler, ekim ayında ilan edilen ateşkes ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konan 20 maddelik plan kapsamında verilen ancak hayata geçirilemeyen taahhütlerin sembolü haline gelmiş durumda. Söz konusu plan, yardımların ‘engelsiz’ şekilde bölgeye girişini öngörüyordu.

dfvf
 İsrail hava saldırısında yaralanan 34 yaşındaki Filistinli Ömer Ebu Ali, Gazze şehrinde yaygın yıkımın ortasında tekerlekli sandalyeyle bir sokakta ilerliyor. (Reuters)

Plan ayrıca, Gazze Şeridi’nden Mısır’a açılan tek çıkış noktası olan Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını da içeriyordu. Ancak amputeler dahil olmak üzere tıbbi tahliyelerin düzensiz şekilde gerçekleştiği belirtiliyor.

İsrail ise sivil ve askeri amaçlarla kullanılabileceğini belirttiği bazı malzemelerin ithalatına, savaş öncesine dayanan politikalar çerçevesinde kısıtlama uygulamayı sürdürüyor. Her ne kadar alçı ve protez yapımında kullanılan bazı plastik bileşenler ‘çift kullanımlı’ malzemeler listesinde yer almasa da, İsrail’in ihracat kısıtlamalarına ilişkin belgelerinde ‘inşaat malzemeleri’ bu kapsamda değerlendiriliyor.

fd fd
Bacağını kaybeden Filistinli Hazım Fure, Gazze şehrindeki evinde oturuyor. (Reuters)

İsrail hükümetine bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Gazze’ye giren yardımları kontrol eden askeri birim olarak, tıbbi ekipmanların düzenli girişini kolaylaştırdıklarını, ancak Hamas tarafından ‘terör faaliyetlerinde kullanılabilecek’ malzemelerin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı.

Protezlere ilişkin sorulara yanıt veren birim, Birleşmiş Milletler (BM) ve yardım kuruluşlarıyla uygun tıbbi yanıtın sağlanmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğünü bildirdi.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise Gazze’deki ana protez merkezi olan Protez ve Felç Merkezi’ni desteklediğini belirterek, alçı ithalatına yönelik kısıtlamaların dört aydan uzun süredir neredeyse tamamen uygulandığını ve mevcut stokların yalnızca haziran ya da temmuz ayına kadar yeteceğini açıkladı.

Merkezin sözcüsü Husni Mihna, rakam vermeden yaptığı açıklamada, mevcut üretimin gerçek ihtiyaca kıyasla son derece sınırlı kaldığını ifade etti.

Şeyh Hamad Rehabilitasyon ve Protez Hastanesi ise savaş boyunca yeni malzeme temin edemediğini ve mevcut stoklarının tükendiğini duyurdu. Hastanenin Genel Müdürü Ahmed Naim, şu anda yalnızca mevcut protezlerin bakımını yapabildiklerini ve üretim için yerel alternatif bulunmadığını söyledi.

Humanity & Inclusion, 2025 başından bu yana Gazze’de 118 geçici protez sağladığını, ancak Aralık 2024’te gönderilen son sevkiyattan kalan malzemelerin tükenmek üzere olduğunu bildirdi.

sd
Filistinli işçiler, Gazze şehrinde temel malzeme sıkıntısı yaşanırken, bir atölyede plastik parçalar ve alçı gibi malzemeler kullanarak protez uzuvlar üretiyorlar. (Reuters)

Gazze Barış Kurulu ise Gazze’ye yardımları artırmayı hedeflediklerini ve amputeler başta olmak üzere hastaların durumunu ciddiyetle ele aldıklarını açıkladı.

Kurul, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bunlar acil sivil ihtiyaçlar” ifadesini kullanarak, ateşkes taahhütlerinin insani, ticari ve tıbbi yardımların kesintisiz akışını kapsadığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, kısıtlamalar ve gecikmelerin ilgili makamlarla görüşüldüğü, silahlı grupların silah bırakması ve Gazze’de teknokrat bir Filistin hükümetine geçiş sağlanması halinde bu kısıtlamaların hafifletilmesi ve kaldırılmasına yönelik güvenceler bulunduğu ifade edildi.

Uzun süreli şok

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, protezler her hasta için özel olarak üretildiğinden Gazze’ye hazır halde ithal edilemiyor. Bu süreçte, kalan uzvun kalıbını çıkarmak için alçı kullanılıyor ve kişiye özel yuva bu şekilde hazırlanıyor.

Reuters’ın görüştüğü Gazze’deki üç diğer ampute de protez eksikliği nedeniyle savaş öncesi yaşamlarına dönmekte ciddi zorluk yaşadıklarını belirtti. Bazı hastaların bekleme listesinde olduğu ve bir kısmının, kalan uzvun şeklinin düzeltilmesine yönelik cerrahi hazırlıklardan geçtiği ifade ediliyor.

2024 Aralık ayında İsrail’in evine düzenlediği saldırıda sol bacağını diz üstünden kaybeden 40 yaşındaki Hazım Fure, “Lüks bir hayat istemiyorum, insanlığımı geri kazanmak için bir protez istiyorum” dedi.

Protez eksikliğinin, iyileşme sürecini ciddi şekilde aksattığı ve amputelerin yaşadığı travmayı uzattığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, yeterli sayıda uzman cerrahın bulunması halinde birçok vakada amputasyonun önlenmesi mümkün olabilirdi.

Filistinli sağlık yetkilileri, bu durumun devam eden İsrail saldırıları karşısında amputeleri daha da savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. Ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda 750 Filistinlinin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

ICRC ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), tekerlekli sandalye gibi bazı ekipmanlara yönelik kısıtlamaların ateşkes sonrası kısmen hafiflediğini bildirirken, sağlık çalışanları yıkıntılarla dolu Gazze sokaklarında hareket etmenin hâlâ büyük zorluk oluşturduğunu vurguluyor.

Malzeme eksikliğinin yanı sıra uzman personel yetersizliği de dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yalnızca 8 protez uzmanı bulunuyor. Doktorlar, özellikle çocuk hastaların büyümeye bağlı olarak düzenli protez ayarlamalarına ihtiyaç duyması nedeniyle takibin son derece zor olduğunu belirtiyor.

Humanity & Inclusion bünyesinde protez ve ortopedik cihazlar teknik sorumlusu olan Hibe Beşir ise durumu şu sözlerle özetledi: “Amputasyon yalnızca bir uzvun kaybı değil; umut ve bağımsızlığın da kaybıdır. Çocuklar için ise bu, geleceğin kaybı anlamına geliyor.”


Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn: Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin bölgesel istikrara yönelik çabalarını takdir ediyoruz

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bugün (çarşamba) yaptığı açıklamada, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bilge ve dengeli çabaları, bölgede istikrarı destekleyen bir ortam oluşturmuştur ve bu çabalar Lübnan tarafından takdir ve gururla karşılanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Aoun, X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “Lübnan’ın bu çabanın asli bir parçası olmasını umuyoruz. Suudi Arabistan, Taif Anlaşması’nın hamisi olarak Lübnanlıların, bölge ülkelerinin ve dünyanın güvenini kazanmış bir ülkedir” dedi.