ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Şarku’l Avsat’a konuştu: Obama’nın hatalarını yapmadık… Suriye’de Güney Lübnan’ın kurulmasını engelledik... Rejimin İdlib’e dönmeyeceğinden eminim

James Jeffrey geçtiğimiz ekim ayında Cenevre’de (Reuters)
James Jeffrey geçtiğimiz ekim ayında Cenevre’de (Reuters)
TT

ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Şarku’l Avsat’a konuştu: Obama’nın hatalarını yapmadık… Suriye’de Güney Lübnan’ın kurulmasını engelledik... Rejimin İdlib’e dönmeyeceğinden eminim

James Jeffrey geçtiğimiz ekim ayında Cenevre’de (Reuters)
James Jeffrey geçtiğimiz ekim ayında Cenevre’de (Reuters)

ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi ve DEAŞ ile Mücadele Koalisyonu Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte seçilmiş ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetimine Başkan Donald Trump yönetiminin Suriye’de izlediği politikayı izlemeye devam etmesini “tavsiye” ederek “Başarılı çünkü ilk olarak Barack Obama’nın Suriye’de yaptığı hataların hiçbirini yapmadık. Başarılı çünkü askeri güç dahil olmak üzere tüm güç unsurlarımızı kullandık. Suriye rejimi 2013 yılında kimyasal silah kullandığında neden karşılık vermedik? “Kırmızı çizgilerimiz” gözlerimiz önünde çiğnenirken neden oturup izleyelim?” ifadelerini kullandı.
Jeffrey ülkesinin İran’ın Suriye’de konuşlanmasını engellemek için İsrail’e temel yardım sağladığını söyleyerek “İsrailliler bizim yardımlarımızla İran’ın, Lübnan’ın güneyinde olduğu gibi Suriye’nin güneyinde de ikinci bir pozisyon kurmasını ve uzun menzilli füze sistemiyle İsrail ve diğer ülkelere yönelik tehditler savurmasını engellemeyi başardı” ifadelerini kullanarak, İran ile ona bağlı güçlerin “herhangi bir nihai uzlaşma” yapılması durumunda Suriye’den çıkarılması gerektiğine işaret etti.
Eski ABD Temsilcisi kendisine sorulan bir soruya karşılık “Rusya’nın Suriye bataklığının ortasında” olduğunu söyleyerek “Ruslar bataklığın içinde olduklarının farkındalar. Ancak bir bataklıkta olsanız bile -ki bu bize Vietnam’da olmuştu- bunu idrak etmek ve bu gerçeğe göre hareket etmek zaman alıyor. Aynısı Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne 1980’li yıllarda ise Irak’ın güneyinde İran’a oldu. Bu mesele yıllar alıyor. ABD bunu idrak edip Suriye’de uzlaşmaya varmayı kabul etmeleri için onlara baskı uygulamaya devam edecek” cevabını verdi.

İdlib konusuna da değinen Jeffrey “Rejimin Türk ordusu nedeniyle İdlib’e dönmeyeceğine eminim. Yaklaşık 20 bin askerleri var, belki de 30 bin. Onlar (Türkler) rejimin İdlib’e dönmesini engelleyebiliyorlar” ifadelerini kullanarak Ankara’nın Suriye’nin kuzeybatısındaki varlığından dolayı ABD, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Avrupa’dan destek aldığını belirtti.

İşte Şarku’l Avsat’ın Jeffrey ile cuma akşamı telefon aracılığıyla gerçekleştirdiği röportajın tam metni:

*Şu an Suriye’nin durumunu nasıl yorumluyorsunuz? Burada üç nüfuz bölgesi var. Aralarındaki farklar ve kesişme noktaları nelerdir?
Esed rejiminin kontrolü altında bulunan ve ekonomik, siyasi ve toplumsal birçok sıkıntının yanı sıra DEAŞ’tan kaynaklanan bazı sıkıntıların yaşandığı bir bölge var. Türkiye’nin ve muhalif grupların kontrolünde olan Kuzeybatı Suriye var. Bir de ABD’nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolü altında olan Kuzeydoğu Suriye var ve et-Tanf üssü de burada yer alıyor. Asıl bölünme Esed’in kontrolünde olan bir bölge ile onun kontrolünde olmayan diğer bölgeler arasında ve onun kontrolü altına girmesinin de imkanı yok.

*Hükümet güçlerinin yakın zamanda İdlib’e döneceğini düşünmüyor musunuz?
Hayır, düşünmüyorum.

*Neden?
Türk ordusu yüzünden. 20 bin civarında, belki de 30 bin civarında askerleri var ve rejimin İdlib’e dönmesini engelleyebilecek güce sahipler.

*İdlib halkına Şam’ın yakın zamanda İdlib’e dönmeyeceğini mi söylüyorsunuz?
Türkiye’nin ABD, Avrupa Birliği (AB) ve NATO’nun desteği ile birlikte buna izin vermeyeceğine eminim.

*ABD, Türkiye’ye İdlib’de nasıl bir destek sağlıyor?
Diplomatik destek sağladık. Türklerle bu ve temel destek hakkında konuştuk. Büyükelçi David Satterfield’in geçen yıl mart ayında Türkiye’ye destek verilmesi için NATO’ya ilettiği mesajın yanı sıra Başkan Donald Trump da 2018 yılının Eylül ayında bunu açıkça söylemişti.

*Bunca yıldan sonra görevinizden ayrılıyorsunuz. Suriye rejiminin şu anda göreve geldiğiniz zamana göre daha güçlü olduğunu mu düşünüyorsunuz eğer öyleyse kontrol alanlarını genişlettiği için mi daha güçlü?
Ekonomik olarak daha zayıf. Suriye lirasının değerinin nerelerde olduğuna bir bakın. Yönetici kesimdeki bölünmeye ve Rami Mahluf’un (Suriye Devlet Başkanı’nın kuzeni ve iş adamı) durumuna bakın. Ayrıca rejimi destekleyen Rusya ve İran, özellikle de İran, ABD yaptırımlarının baskısı altında. Ayrıca ABD’nin rejime karşı yaptırımları daha da sertleşecek. Rejim siyasi, askeri ve ekonomik olarak zayıf.

*ABD’nin Şam’ı izolasyon kutusunda tutmak için çeşitli araçları olduğunu, bunlardan birinin de yaptırımlar olduğunu söylüyorsunuz. Ancak Suriyeliler yaptırımların hedeflenen kişilerden daha çok insanlara ve vatandaşlara zarar verdiğini söylüyor. Ne düşünüyorsunuz?
Yaptırımlar rejime darbe indiriyor ve karar alma ve askeri faaliyetler yapma gücünü engelliyor. Buna karşılık Suriyelilere 12 milyar dolardan fazla yardımda bulunduk. Yaptırımların halkın üzerinde bazı etkileri olabilir ancak Suriyelilerin acı çekmesinin asıl sebebinin Esed rejiminin kararı, yolsuzluk ve rüşvet olduğunu unutmamalıyız. Bunun sebebi yaptırımlar değil.

*Ancak yaptırımlar esnekliğe veya siyasi tavizlere yol açmadı?
Çünkü Esed, Rusya ve İran’a güvenmeyi tercih ediyor. Bu destek var olduğu sürece o da görevde kalmaya devam edecek.

*Birazdan Rusya konusuna geri döneceğim. Peki ya Kuzeydoğu Suriye? Orada kaç askeriniz var ve hedefleriniz neler?
DEAŞ’ı yenmek için SDG’yi destekleyen küçük bir birlik var. Ancak oradaki kara ve aynı şekilde hava varlığımız ile et-Tanf’ın yanı sıra Esed, Rusya ve İran’ın bu bölgedeki topraklar üzerinde kontrolü ele geçirmesini engellemek istiyoruz.

*Et-Tanf konusuna gelirsek, İsrail’in Suriye’deki hava saldırılarına herhangi bir lojistik destek sağlıyor musunuz?
Et-Tanf üssü orada coğrafi bölgeyi kontrol altında tutmak ve DEAŞ ile savaşmak için çalışıyor. Destek konusunu İsraillilere sorabilirsiniz.

*Birkaç gün önce Kuzedoğu Suriye’deki YPG ile Türkiye arasında bir uzlaşma gerçekleştirmeye çalıştığınızı söylediniz. Detaylar neler?
YPG ile Türkiye arasında bir uzlaşmadan söz etmedim, aksine bir taraftan PYD ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve Mesud Barzani (Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) eski Başkanı) tarafından desteklenen Peşmergeler arasındaki bir anlaşmadan söz ettim. Müzakerelerde bulunmaya devam ediyorlar. Bunun Türkiye’ye PKK ve onun Suriye kolu YPG’nin tüm Kürtleri sultası altına almayacağını göstermesini umuyoruz.

*Bir taraftan SDG ve YPG, diğer taraftan ise Ankara arasında uzlaşma olma olasılığı olduğunu düşünüyor musunuz?
Her zaman mümkün. Tarihi bildiğiniz gibi 2014 ve 2015 yılında Duhok’ta yoğun görüşmeler yapılmıştı.

*Peki ya Şam ile normalleşme? İlişkileri normalleştirmek için şartlarınız neler?
Herhangi bir çözüm sürecinde 2254 sayılı karar uygulanmalı ve çözüm sürecinin bir parçası olarak Türkiye, ABD ve İran kuvvetleri geri çekilmeli, teröristler için güvenli bir sığınak sağlamamalı ve teröristlere karşı uluslararası toplumla birlikte çalışmalı. Buna ek olarak 2013 yılında yapılan anlaşmada (2118 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı çıkarılmadan önce ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arasında imzalandı) geçen kimyasal programla ilgili tüm yükümlülüklerin uygulanması. Aynı zamanda savaş suçu işleyenler yargı önüne çıkarılması. Suriyelilerin ülkelerine onurlu ve özgürce dönmeleri için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ile birlikte çalışılması. Beklentilerimiz bunlar.

*Devlet Başkanı Esed’in bu şartları kabul etmesi durumunda ABD ilişkileri normalleştirmeyi ve kendisi ile iş yapmayı kabul edecek mi?
Bunun Esed’in kabul etmesiyle bir ilgisi yok. Bu, “bir adıma karşılık bir adım” yaklaşımı ile ilgili. Ruslara söylediğimiz şey bu. Söylediğimiz koşullar kabul edilirse, baskıyı adım adım hafifletecek, diplomatik izolasyon ile yaptırımları kaldıracağız.

*Esed’in bizzat kendisine de mi?
Esed bu koşulları bizzat kendi yerine getirmeye başlarsa, biz de karşılık vermeye başlayacağız (adım adım). Evet doğru.

*Peki İran ve Suriye’deki güçleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
İran’ın ilk hedefi Esed’i iktidarda tutmaktı. Daha sonra İranlılar Suriye’de İsrail’e, Türkiye’ye, Arap devletlerine ve ABD’nin liderlik ettiği bölgesel rejime karşı mevzilenmeye karar verdi.

*İsrailliler İran’ın çekilmesinden bahsediyor. İsrail’in İran’ı güneyden uzak tutmayı başardığını düşünüyor musunuz?
Evet, İsrailliler bizim yardımlarımızla İran’ın, Lübnan’ın güneyinde olduğu gibi Suriye’nin güneyinde de ikinci bir pozisyon kurmasını ve uzun menzilli füze sistemiyle İsrail ve diğer ülkelere yönelik tehditler savurmasını engellemeyi başardı.

*Bu bağlamda ABD’nin Suriye’de İsrail’e verdiği desteğin niteliği nedir?
Temel destek.

*Burada askeri ve istihbarat desteğinden mi bahsediyoruz?
Temel destek.

*Peki ya Rusya? “Adıma karşılık adım” yaklaşımından söz ettiniz ve belli bir zamana kadar Suriye hakkında Ruslarla müzakereye yakındınız. Rusların tutumunu ve Suriye’de çözüme gitmeye ne kadar hazır olduklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk olarak Ruslar, Suriye’de askeri bir zafer kazanamayacaklarına ikna olmuş durumdalar. İkincisi, Esed’in ne popüler ne de etkili olduğunun farkındalar. Ancak Ruslar hala siyasi ve diplomatik bir çözüm için adım atmadılar. Uluslararası topluma çağrıda bulunmak için Şam’daki son mülteci konferansını desteklemeye çalıştılar. Uluslararası toplumun bunu kabul etmeyeceğini biliyoruz. Bu nedenle onlara (Rusya’nın yaklaşımının) doğru olmadığını göstermek için bu konferansa herhangi bir ciddi katılım gösterilmesinin önüne geçtik. Ruslar bu girişimlerine devam ederse, bunların bir işe yaramayacağını onlara göstermeye devam edeceğiz. Vaktimiz var.

*Daha önce birkaç kez rolünüzün Rusya’yı “Suriye bataklığına” batırmak olduğunu söylemiştiniz. Nasıl?
Bataklık hiçbir başarı ya da çıkış (krizden çıkış) elde edemeden kaynaklarını harcadıkları bir durumun içinde olmalarıdır. Böylece düşmemek ya da boğulmamak için mücadele etmek zorunda kalacaklar. En nihayetinde de diğer yolu izlemeye karar verecekler bu da bizimle ve uluslararası toplumla işbirliği yapmak.

*Rusya’nın şu an “Suriye bataklığına” iyice battığını mı düşünüyorsunuz?
Evet bataklığın ortasındalar. Öyle sanıyorum. Bataklığa battıklarının farkında olduklarını biliyoruz. Ancak bir bataklıkta olsanız bile -ki bu bize Vietnam’da olmuştu- bunu iyice idrak etmek ve bu gerçeğe göre hareket etmek zaman alıyor. Aynısı Afganistan’da Sovyetler Birliği’ne 1980’li yıllarda ise Irak’ın güneyinde (iki taraf arasındaki savaşta) İran’a oldu. Bu mesele yıllar alıyor.

*Rusya’nın “bataklıkta” olduğunu fark etmesi ve tutumunu değiştirmesi ne kadar zaman alır?
Bir fikrim yok. Bunu anlamaları için baskı yapmaya devam edeceğiz.

*Suriye Özel Temsilciliği görevinizi bırakmaya karar verdiniz. ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın yönetiminde Suriye dosyası ile ilgilenecek yeni ekibe tavsiyeleriniz neler?
Baskıyı esas alan bu başarılı politikayı devam ettirmeleri. Başarılı çünkü ilk olarak Barack Obama’nın Suriye’de yaptığı hataların hiçbirini yapmadık. Başarılı çünkü askeri güç dahil olmak üzere tüm güç unsurlarımızı kullandık. Suriye rejimi 2013 yılında kimyasal silah kullandığında neden karşılık vermedik? Kırmızı çizgilerimiz gözlerimiz önünde çiğnenirken neden oturup izleyelim? DEAŞ’a karşı Uluslararası koalisyondan vazgeçmedik. BM’den yararlandık. En önemlisi de Avrupa dahil bölgedeki tüm taraflar tarafından desteklenen bir politikamız var. Bu, onların (yeni ekibin) devam ettirmesi için mükemmel bir başlangıç.

*Askeri ve diplomatik yollardan baskı yapmaya ve tecrit etmeye devam etmek mi kastınız?
Hayır. Bekleyin. Bütün bunlar aynı zamanda siyasi bir çözüme (uzlaşmaya) bağlı. Bu, Suriye hükümetinin nasıl olacağına karar vermediğimiz (hüküm vermediğimiz) anlamına geliyor. Yani 2254 sayılı karara yanıt verilmesini istiyoruz. Esed’in (yönetimi) bırakması gerektiğini söylemiyoruz. Rusya’nın (Suriye’yi) terk etmesi gerektiğini de söylemiyoruz. Söylediğimiz şey İran’ın Suriye’den çıkması ancak Suriye’deki nihai çözümün bir parçası olarak. Aynı zamanda ABD ayrılacak. Türkiye ayrılacak. İsrail ayrılacak. Teklifimiz bu.

*Öyleyse ABD Rusya’nın varlığı ve İran’ın çıkması ile Suriye’yi kabul ediyor. Doğru mu?
Tamamen doğru.

*Peki ya Esed’in varlığı ile?
Esed izlediği politikayı değiştirirse evet.

*Biden yönetiminde Suriye dosyası ile ilgilenecek yeni ekiple görüştünüz. Kendilerine ne söylediniz?
İç diplomatik görüşmelerimin içeriği hakkında konuşmuyorum.

*Örneğin?
Size az önce söylediğim şeyleri herkese söylüyorum.

*Yeni ABD yönetiminin önceki yönetimle aynı politikayı sürdüreceğini düşünüyor musunuz? Ruslarla daha fazla siyasi sürece ve müzakereye girmek için yatırım yapılmasından söz ediliyor mu?
Yeni ekibin ne yapacağını göreceğiz.

*Suriye’nin dışında yaşayan Suriyelilere gelince; onlar hakkındaki düşünceleriniz neler? Ne zaman bir uzlaşma yapılabileceğini ve yakında ülkelerine geri dönebileceklerini düşünüyorsunuz?
Bir tarih veremem.

*Kaç yıl?
Bir şey söyleyemem.

*Peki ülkelerine geri dönebileceklerini düşünüyor musunuz?
İyimser bakıyorum. Benim hayatımda kesin. Tüm Suriye halkına şükranlarımı sunarım.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe