Zamana meydan okuyan bir Sudan geleneği: Düğünde kırbaçlama

Ca’alin kabilesinin yerel toplulukları tarafından miras olarak aktarılan kırbaçlama, bir erkeklik göstergesidir (Getty)
Ca’alin kabilesinin yerel toplulukları tarafından miras olarak aktarılan kırbaçlama, bir erkeklik göstergesidir (Getty)
TT

Zamana meydan okuyan bir Sudan geleneği: Düğünde kırbaçlama

Ca’alin kabilesinin yerel toplulukları tarafından miras olarak aktarılan kırbaçlama, bir erkeklik göstergesidir (Getty)
Ca’alin kabilesinin yerel toplulukları tarafından miras olarak aktarılan kırbaçlama, bir erkeklik göstergesidir (Getty)

Cemal Abdulkadir el-Bedevi
Düğünlerde kırbaçlama ya da bilinen yerel adıyla ‘el-Butan’, Arap kökenli bazı kabileler aracılığıyla Sudanlılara miras yoluyla aktarılan kadim bir gelenektir. Söz konusu kabilelerin en ünlüsü Sudan’ın en büyük kabilelerinden biri kabul edilen çeşitli bölge ve şehirlere dağılmış olan Ca’alin kabilesidir. Bu kabilenin bulunduğu şehirler arasında Şendi (Shendi), el-Metamma ve Nil Nehri Eyaleti’ndeki Kebuşya bölgesi yer alıyor. Bu gelenek bu kabileyle özdeşleşti. Öyle ki bu kabilenin mirası olarak kabul edildi.
Ca’alin kabilesinin yerli topluluklarında, deri kırbaç mirasının, erkeklik, sabırlılık, dayanıklılık ve cesareti gösterdiği kabul ediliyor. Bu geleneğin uygulanmadığı düğün ve kutlamalar eksik sayılıyor. Bu uygulama Ca’aalin kabilesinin Sudan’daki birçok şehre dağılması ve bölgeler arası hareketlilik göstermesi nedeniyle ülke geneline yayıldı.
Kırbaçlama, gençlerin etkinliklerinin ayrılmaz bir parçası oldu. Damadın arkadaşları çömlek ve sığır derisinden yapılan Sudan’ın geleneksel davulunun (delluke) coşkulu ritimleri ve kadınlarla kızların sevinç, hayranlık ve cesaret verici çığlıkları arasında çıplak sırtlarını kırbaçlanmak üzere hazırlıyor. Bunların tümü damadın arkadaşlarını yüceltmek için yapılıyor. Daha önce damada borçlandıkları kırbaç borçları da böylece ödenmiş oluyor.

‘Butan’ zamana meydan okuyan bir gelenek
Bazıları, eski bir fenomen olan ‘Butan’ mirasının gün geçtikçe yok olacağına inanıyor olsa da bugüne kadar devamlılığını sürdürdü. Daha önceleri yerel, kırsal topluluklarla sınırlı iken başkent Hartum dahil olmak üzere çok sayıda şehre yayıldı. Hatta moderniteye tüm yönleriyle meydan okuyarak üniversite duvarlarını aşıp mezuniyet törenlerinde kendine bir yer buldu. Böylece yeni neslin kültürüyle birlikte yaşamaya başladı.
Butan; acı, kan ve şiddeti de içinde barındıran bir gelenek. Ancak bu gelenekte gözyaşının yeri yok. Hatta kırbaç vurulurken hareket etmeyi bırakın titremeye bile izin yok. Bu nedenle genç adam, sabit durmak zorundadır. Böylece kırbaç sırtı ve omzunun etine saplansa bile, ağrı arttığında veya sıcak kan damlaları aktığında gözü neredeyse hiç kırpılmaz. Kendini eğlenceyi izleyen kadınların coşkulu zılgıtları ve geleneksel dellukanın sesine bırakır.
Bazılarının 1930’lu, 1940’lı yıllara dayandığını söylediği Butan tarih boyunca kesintiye uğramadı. Lübnanlı tarihçi Naum Şukayr ise geleneğin 1821-1885 yılları arasında bir dönemde ortaya çıktığını ileri sürdü. Sudan Coğrafyası ve Tarihi isimli kitabında, yerel adı Butan olan kırbaçlamanın güç ve cesaret göstergesi olduğunu genç erkeklerin kamusal ve sosyal etkinliklerde, özellikle düğünlerde kız ve kadınların önünde veya bir kızın aşkı için rekabet edebilmek adına dayanıklılık, sabır ve erkekliklerini göstermeyi amaçladıklarına işaret etti. Bu gelenekte sona kadar ayakta kalıp sebat gösteren kişi kazanan ilan ediliyor. Butan bazen de sadece gösteri ve gururlanmak için uygulanıyor.

Neden kırbaç ve belirli bir cellat?
Nil Nehri eyaletindeki Metamma şehrinde Sivil Mahkeme Üyesi ve Ca’alin kabilesinin büyüklerinden Şeyh Muhtar Salim, “Butan, sömürge döneminde Sudan Valisi Gordon Paşa'nın kuşatma ve parçalama sürecinden ona destek olmak için Hartum’a giden kurtarma ekibini yok edip, ölümüne neden olan evlatlarının yiğitliği ve cesaretiyle tarihsel olarak tanınan bu bölge halkının medeniyetini ve mirasını temsil ediyor. Bu durum, Mehdi taraftarlarının başkenti kuşatma altına almalarını ve Cumhuriyet Sarayına girip genel valinin kafasını kesmelerini sağladı. Butan yani kırbaç bizim için erkeklik ve sabırlılık göstergesidir. Bunun için neden kırbacın seçildiğine gelecek olursak, kırbaç daha çok acı vermekle birlikte daha güvenlidir. Mesela ölüme veya ciddi bir zarara neden olabilecek bir sopa gibi değildir. Kullanılan kırbacın özelliklerine gelince; katran emdirilmiş bir deriden yapılır. Bu ona bir esneklik ve daha fazla acı verme özelliği kazandırır. Ayrıca deride çatlamalara neden olmaması için aşmaması gereken belirli bir uzunluğu vardır. Yine kırbacın sapında çeşitli işlemelerle yapılan süslemeler vardır. Bu özelliği ile çobanların hayvan gütmek için kullandığı kamçıdan ayrılır. Eskiden cellatlar olarak bilinen özel bir sınıf vardı. Bu kişiler özellikle de düğünlerdeki kırbaçlama faaliyetlerinde bulunurlardı. Bu kişiler, zararsız ve rahatsızlık vermeyen ya da herhangi bir hastalığa yol açmayan kırbacın nasıl olması gerektiğini iyi bilirdi. Ayrıca kırbacın acıtacağı fakat hassas olmayan bölgeler hakkında da bilgi sahibiydiler.

Kırbaç çeşitleri ve etkinlikler
Salim, Butan’ın tarihi yolculuğu hakkında söylediklerine şunları ekliyor “Geçmişte kırbaç, daha şiddetli ve acı vericiydi. Vurulan bölgeler bu günlerde olduğu gibi yalnızca omuz ve sırtlarla sınırlı değildi. Birçok çeşidi vardı. Düğünlerde damadı taltif etmek için kullanılan törensel kırbaç. Korkutma kırbacı, biri teslim olup pes edene kadar iki kişiye uygulanır. Borç ödeme kırbacı var, başkasına olan kırbaçlama borcu ödenir. Bir de kırbaçlama yarışı var. Bu uygulamaya katılanlar, ayrıcalık ve beğeni kazanmaya çalışırlar. Bu gelenek düğünlerde genç kızların ilgisini çekmek için yapılır.”
Sivil Mahkeme Üyesi Salim, ayrıca “Bölgede kentleşme tezahürlerine rağmen Butan geleneği kesintiye uğramadı. Ca’alin kabilesine mensup herkes ve Hasaaniye kabilesi gibi uzun süredir orada yaşayan diğer bazı kabilelerin bir gelenek, bir miras olarak sürdürdüğü uygulama olarak varlığını devam ettiriyor. Hatta Nil Nehri Üniversitesi Shendi Kolejinde bile bu mirası korumak adına Butan mezuniyet törenlerinde sembolik olarak gerçekleştirilmekte. Bişara ismiyle tanınan kişi, atmosfere ve katılımcıların ruhlarına kırbaçlanma arzusunu aşılayan coşkuyu harekete geçiren şarkıları söyleyen en ünlü isimlerden biri kabul edilir” dedi.

 Genç nesle ait farklı vizyonlar
Bugünün nesline gelince kırbaçlama konusunda zıt vizyonların ortaya çıkardığı bir tartışma söz konusu. Bir Üniversite Öğrencisi Husam Faruk, “Butan’ı geri kalmışlıkla nitelendirilen gelenek ve göreneklerden biri, çünkü kendini onaylatma, erkeklik ve güç yalnızca bedensel yeteneklere bağlı görülüyor. Bunların tek kaynağı artık kaslar değil. Genç erkeğin toplumdaki kişiliği ve zihinsel imajını yöneten artık fiziksel güç değil. Kırbaçlamanın bir ceza yöntemi olarak kullanılması reddedilen bir durum. Geleneksel bir miras olabilir fakat bazı insan hakları ilkeleriyle çatışıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Fakat Ca’alin kabilesi gençlerinden biri olan Afifi Ahmed, Faruk’la fikir ayrılığına düşüyor. “Kırbaç geleneği düşünüldüğünde bu, uzun zaman önce adamlarının sertliğiyle tanınan Ca’alin kabilesi fertlerinin sonraki nesillere taşıdıkları atalarından miras kalan bir gurur. Bu gelenek Ca’alin kabilesi ve aslında genel olarak tüm Sudanlıların ruhu ve vicdanı haline geldi. Terk edilmesi söz konusu olamaz” ifadelerini kullanan Ahmed, gençlere cesaret, cüret ve erkeklik gibi asil değerler kazandıran bu asil mirası korumanının gerekliliğinin altını çizdi.

Kırbaçlama, bir kültür ve nesillerden nesillere aktarılan bir miras
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Sudan Kültür Mirası Araştırmacısı Abbas Ahmed el-Hac, Butan’ın savaşa hazırlık ile bağlantılı bir kültür mirası olduğunu söylüyor. Acıdan korkmayan, güçlü ve kendine güvenen nesiller yetiştirmenin amaçlandığını ifade etti. Sudan'a çocuklar arasında düello olarak bilinen yolla giren Araplar tarafından taşınan eski bir gelenek olduğuna dikkat çekti. Bu geleneğin neden Ca’alin bölgesiyle ilişkilendirildiğine gelince Hac’a göre, bu kabile Meroitik medeniyetin bulunduğu el-Becraviya bölgesinin merkez üssünde, Metamma ve Kebuşya'nın tüm bölgelerinde yer alıyor. Yunanlılar yazılarında, Meroe Kralı'nın ok atamayan çocuklar dışında halkının fakirlerini ‘güneş masası’ adı verilen bir masada beslediğinden söz etmişlerdir. Bu istisna, annelerin çocuklarını sütten kesildikten hemen sonra ok atma konusunda okçuluk için eğitmelerine yol açtı. Bu eğitimin, Sudan tarihinde ‘Kandaka’ olarak bilinen ok atma becerisine sahip anneler de yetiştirdiğine dikkat çekti.



Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
TT

Zeydi ile Trump arasındaki sıra dışı görüşme Bağdat’ta soru işaretlerine yol açtı

Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, Irak heyetinin bulunmadığı bir ortamda, 23 Eylül 2026'da New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. (Hükümet basın servisi)

ABD Başkanı Donald Trump ile Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin New York’ta gerçekleştirdiği görüşme, Irak heyetinin üyelerinin tamamının toplantıda bulunmaması nedeniyle soru işaretlerine yol açtı. Görüşme, silahların devletin kontrolünde toplanması planının tamamlanmasının Haziran 2027’ye erteleneceğinin açıklanmasından bir gün sonra gerçekleşti.

Irak hükümetinin basın ofisince çarşamba akşamı yayımlanan fotoğrafta, Zeydi’nin görüşme sırasında tek başına olduğu görülürken, Trump’a ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri, aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in de bulunduğu isimler eşlik etti.

Zeydi’nin ofisinden yapılan açıklamada, görüşmede Irak ve ABD’nin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarı güçlendirmek için yürüttüğü çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Irak hükümeti, Dışişleri, Maliye ve Elektrik bakanları ile diğer yetkililerden oluşan Irak heyetinin görüşmede neden bulunmadığına ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 22 Eylül 2026’da Körfez İşbirliği Konseyi ile yapılan çok taraflı toplantıda Irak Başbakanı Ali Zeydi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile birlikte. (AFP)

ABD’de rahatsızlık

Iraklı bazı yorumcular, Zeydi’nin toplantıya tek başına katılmasını, ABD tarafının, Irak heyetindeki bazı isimlerin İran’a yakın “Koordinasyon Çerçevesi” ittifakında siyasi temsile sahip olması nedeniyle iki lider arasındaki görüşmelerin sızdırılabileceğine ilişkin şüpheleriyle ilişkilendirdi.

“Devlet Yönetimi Koalisyonu” liderliğine yakın Iraklı bir siyasetçi, görüşmenin bu şekilde gerçekleştirilmesinin, “özellikle Trump açısından, silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda şu ana kadar atılan adımların sekteye uğramasından duyulan Amerikan rahatsızlığının bir ifadesi” olduğunu söyledi.

Resmî açıklamalara göre, 30 Eylül tarihi Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanmasının tamamlanacağı tarih olmayacak; bunun yerine gelecek yılın haziran ayına kadar sürecek yeni bir sürecin başlangıcı olacak.

New York’u ziyaret eden Başbakan Ali Zeydi’nin, özellikle ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın yeni tarihi benimsemesinin ardından, silahların devletin kontrolüne alınması için ABD tarafından ek süre verilmesini sağlamayı başardığı anlaşılıyor.

Bağımsız Iraklı siyasetçi Salah el-Arabavi, “Ay sonunda açıklanacak takvimin, silahlı grupların silahları üzerindeki siyasi mücadelenin taraflarından herhangi birinin konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğine karar vermek için henüz erken” değerlendirmesinde bulundu.

Arabavi, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Irak’taki siyasi güçlere “silah meselesine akılcı ve sakin bir şekilde yaklaşmaları” çağrısında bulundu. Arabavi, Zeydi’nin “en azından şu ana kadar, son haftalarda sekteye uğrayan silahların devletin kontrolüne alınması planını yeniden düzenlemeyi başardığını” belirtti.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşürken. (Hükümet basın servisi)

İlişkilerin yeniden yapılandırılması

Bununla birlikte uzmanlar, silahların devletin kontrolüne alınması planında son dönemde gündeme gelen değişikliklerin Irak-ABD ilişkilerinin geliştirilmesi için bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyor.

Araştırmacı Abbas Abbud, Irak ile ABD arasındaki ilişkilerin, ABD Başkanı’nın Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Irak ve Suriye dosyalarını birlikte ele almasıyla yeniden yapılandırıldığını söyledi.

Abbud, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Irak’ın Washington’ın bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri, Irak’ın İran’la bağlarını koparması temelinde artık Beyaz Saray üzerinden yürütülüyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak “Irak’ın parçalanmasının önüne geçmek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Bu açıklama, Irak hükümetine silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskıların arttığı bir dönemde geldi.

Rubio, Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına ABD’nin desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini vurguladı.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının devam etmesinin Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

ABD’li bakanın açıklamaları, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesine yaklaşılırken ve Bağdat silahların devletin kontrolüne alınması sürecinin takvimini yeniden düzenlerken yapıldı.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırı düzenlemeyi bırakacağı 90 günlük bir aşamanın başlatılmasını ve silahların devletin kontrolüne devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.