Biden’ın politikalarını test edecek 10 zirve

Joe Biden. (Reuters)
Joe Biden. (Reuters)
TT

Biden’ın politikalarını test edecek 10 zirve

Joe Biden. (Reuters)
Joe Biden. (Reuters)

Tarık eş-Şami
2020 yılındaki küresel zirveler diplomasisi, bazı üst düzey toplantıların ertelenmesine, bazılarının da video konferanslar aracılığıyla düzenlenmesine mecbur bırakan koronavirüs salgınının kurbanı oldu. Ancak gelecek yıl da aynı sebeplerle sanal şekilde düzenlenmesi muhtemel zirveler, uluslararası iş birliği açısından her zamankinden daha çok önemli. Durum aynı zamanda, mevcut ABD Başkanı Donald Trump’ın politikasının rotasını ‘Önce Amerika’dan ‘çok taraflı iş birliği taahhüdünü yerine getirmeye’ ve ‘biriken dünya sorunlarını ele almak için somut adımlara’ kaydırmak zorunda kalacak olan yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın gücünü de test edecek. Peki, 2021’de yapılacak olan en önemli zirve hangisidir? Ve bu zirve, ABD ve dünya açısından neden bu kadar önemli?
Aşağıda 20 Ocak’ta göreve gelecek olan Biden’ın politikalarını test edecek 10 zirveyi gözden geçireceğiz.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirvesi
NATO liderleri geçen nisan ayında kuruluşun 70’inci yıl dönümünü kutlamalarına rağmen 1949 yılında kurulan ve Avrupa ile Kuzey Amerika’da 30 ülkeyi kapsayacak şekilde genişleyen ittifak, bazı liderlerinin tanımladığı üzere ‘felç geçirdi’. Örgüt son yıllarda Türkiye’nin başta Fransa olmak üzere NATO ülkeleri ile anlaşmazlığı ve Trump’ın ‘örgütün, ülkesi için stratejik bir önem taşımadığını’ belirterek ABD’yi geri çekme tehdidi gibi çeşitli zorluklarla karşılaştı. Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, başkanlık seçimlerini kazanırsa ABD Başkanı’nın ikinci görev döneminde NATO’dan çekilebileceği konusunda uyarmıştı. Bu durum Avrupa’yı ‘ABD’ye uzun süreli bağımlılığın güvenliklerini tehlikeye atabileceği’ korkusu sonrasında bir Avrupa ordusu kurma düşüncesine yöneltti.
Ancak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Joe Biden’ın başarısından sonra ve Trump’ın çalkantılı yıllarının ardından Atlantik boyunca dayanışmayı yeniden sağlama umuduyla ABD Başkanı’nı NATO’nun 2021 yılı başlarında Brüksel’de yapılacak liderlik zirvesine davet etti. Toplantı, Afganistan’daki ve diğer bölgelerdeki tüm koşulların yeniden değerlendirilmesi çağrılarının ortasında, Afganistan’da yaklaşık 20 yıldır süren misyonun yıl dönemine denk geldiği için oldukça önemli bir dönemece tanık olacak.
Washington’daki araştırmacılar, Biden’a ABD’nin NATO anlaşmasının 5’inci maddesi uyarınca toplu savunmaya olan sıkı bağlılığını yeniden teyit etme çağrısı yapıyorlar. Araştırmacılar, Çin ve Rusya ile yaşanan gerilimde NATO için küresel bir siyasi rol öngören yeni stratejik kavramı benimsemenin yanı sıra yıkıcı teknoloji ve uzay rekabetinin neden olduğu zorluklar ve iklim değişikliği sorunu gibi ortaya çıkan geleneksel olmayan tehditleri ele almak için girişimler başlatma çağrısında da bulundular.

ABD- Avrupa Zirvesi
Geçtiğimiz yıllarda Trump yönetimi ile Almanya ve Fransa arasında gerginlikler yaşandı. Bazı Avrupa ülkelerinin ise küresel önceliklerini belirlemek, dış politikada kendi seçtikleri ortaklarla bağımsız çalışmalar yürütmek ve bu kararları uygulamak için yeterli malzeme ve kurumsal yeteneklere sahip olma arzusu hız kazandı. Bu durum, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ‘egemen’ Avrupa hakkındaki açıklamalarında ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Avrupa için stratejik özerkliğin bir başlangıcı olarak bir ‘jeopolitik bir komite’ kurulması arzularında açıkça görülüyordu.
Ancak tablo artık değişti. İngiltere merkezli Financial Times gazetesine göre Avrupa Birliği liderleri, Biden’ın seçimleri kazanmasını Transatlantik ortaklığını yeniden canlandırmak için ideal ve nadir bir fırsat olarak görüyor, bu fırsata 2021 yılı başlarında Brüksel’de ev sahipliği yapmayı planlıyorlar. Sadece bu da değil; Avrupa Komisyonu bu ay ‘AB ile ABD arasında Dünyayı Değiştirmek İçin Yeni Bir Eylem Programı’ başlıklı bir belge açıkladı. Program, benzer fikirlere sahip ortaklardan oluşan yeni bir küresel koalisyonun ana odağı olarak iki taraf arasındaki ilişkiyi çerçeveliyor.
Çin’in ortaya koyduğu stratejik zorluk konusunda yakın koordinasyonun yanı sıra bu program, ‘aşılar geliştirmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, e-ticareti düzenlemek, endüstriyel istihbarat sağlamak ve diğer ortak ilgi alanları için okyanusun her iki tarafında ikili iş birliğinin güçlendirilmesi’ çağrısında bulunuyor. Bu durum, Biden’ın görev yıllarının ABD ve AB arasında yeni bir stratejik yapılanma döneminin habercisi olduğunu gösteriyor.

Demokratlar Zirvesi
Biden, demokratik kurumları desteklemek ve Batı demokratik değerlerinin karşı karşıya olduğu tehditleri ele almak için ortak bir gündem oluşturmak amacıyla ‘dünya genelindeki demokrat’ iktidarların, ilk görev yılında bir araya gelmesi sözü verdi. Tarihi henüz kararlaştırılmayan bu zirvenin Washington’da yapılması bekleniyor. Ancak zirve riskli görünüyor. Çünkü davet edilecek ülkelerin listesini belirlemek zor.
Gerçekçi olmak gerekirse dünya, ABD’nin müttefikleri olan Brezilya, Macaristan, Filipinler ve Türkiye gibi rejimlerle doludur. Bu ülkelerin tartışmalı politikalar uyguladıkları bir dönemde liderlerine zirveye katılmaları için bir davetin gönderilip gönderilmeyeceği açık değil. Aslında Türkiye gibi bazı ülkeler, Başkan Trump’ın iktidar yıllarında baskıcı politikalar benimsediler. Dünyanın en büyük demokrasisi olan Hindistan da ‘Hindu milliyetçiliğinin şovenist politikalarını’ takip ediyor. Washington’daki Dış İlişkiler Merkezi’nde araştırmacı olan Stewart Patrick’e göre ‘ABD’nin bu müttefikleri ile yeni çatlaklar oluşturmasının riskleri oldukça büyük.’
Bunun yanı sıra bu zirveyi düzenlemek, ABD’nin itibarını da dengeye sokacak. Öyle ki Trump’ın yıllarının, bunlara eşlik eden yasal ihlallerin ve ırkçı eleştirilerin, ülkeyi zirve gündemini yayınlamaya uygun hale getirip getirmediğine dair sorular olacak.

Biyoçeşitlilik Zirvesi
Diğer yandan Çin hükümeti, geçtiğimiz ekim ayında yapılması planlanan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne taraf olan devletlerin 15’inci konferansına, 17- 30 Mayıs tarihleri ​​arasında Kunming şehrinde ev sahipliği yapacak. Bir araya gelen ülkelerin, 2030 yılına kadar biyoçeşitliliği korumaya yönelik bireysel ve kolektif çabalara rehberlik edecek ‘yeni bir anlaşma’ olarak tanımlanan stratejik bir planı benimsemeleri bekleniyor.
Belgelenmiş raporların ‘iklim değişikliği, karasal ve denizsel doğal çevrenin bozulması, sürekli sömürülmesi ve kirlilik nedeniyle canlı organizma ve ekosistem türlerinin sayısındaki düşüş’ hususundaki uyarılarının ardından yeni bir plan oluşturma ihtiyacı acil görünüyor.
Bununla birlikte doğaya yönelik bu saldırılar, dünyada ve hatta küresel kapitalizmin kendisinde sürdürülebilir kalkınmanın temellerini baltalıyor. Bu nedenle kara ve denizlerin yüzde 30’unu insan sömürüsünden korumayı amaçlayan bir kampanyayı destekleyerek Biden’ın biyoçeşitlilikteki düşüşü durdurmak için getirebileceği değişikliklerden bahsettiği konular arttı.

Yedi Sanayi Ülkesi Zirvesi
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, gelecek yıl Birleşik Krallık’ta düzenlenecek olan G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Böylece grup, Trump’ın iktidardan ayrılmasından sonra üyeliğin genişletilmesini ve Rusya’nın gruba geri dönüşü hususunda ilgili önerilerin yokluğunu ele alacak. Johnson; Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, ABD ve AB gibi mevcut üyelerle birlikte Avustralya, Hindistan ve Güney Kore’yi zirveye davet etti. Bu yeni ülkeler kalıcı hale gelirse grup G10 olacak. Bu tür bir toplantı, Çin’in Asya’da ve dünya çapında artan etkisine Batı’dan bir yük oluşturacaktır.
Biden’ın Batı’nın bu jeopolitik hırslarını güçlü bir şekilde desteklemesi bekleniyor. Aynı şekilde AB’den çıkışının ardından serbest ticareti güçlendirme ve İskoçya’nın Glasgow şehrinde kasım ayındaki zirve öncesinde sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik iddialı taahhütleri teşvik etme girişimlerinin yanı sıra İngiltere’nin G7 başkanlığını gelecekteki olası pandemilere karşı küresel hazırlığı artırmak için kullanması da muhtemeldir.

Dünya Ticaret Örgütü Zirvesi
Kazakistan hükümeti bir yandan 2020’den itibaren ertelenen Dünya Ticaret Örgütü’nün 12’inci Bakanlar Konferansı’na Nur Sultan’da ev sahipliği yapmayı ümit ederken diğer yandan da aylardır konferans için onay bekliyor. Bununla birlikte Dünya Ticaret Örgütü’nün bir sonraki zirvesini düzenleme konusuna karar verememesi, bu uluslararası örgütün karşılaştığı sorunların en küçüğüdür. Geçtiğimiz dört yıl boyunca Trump yönetimi, bazen Çin’e ve bazen de AB’ye karşı ikili bir ticaret savaşı başlatarak örgütü marjinalleştirmeye çalıştı.
Biden ve Ticaret Temsilcisi Catherine Tay’ın ABD’nin Çin’e karşı sert tavrını sürdürmesi bekleniyor. Diğer yandan da müzakereler ve çabaların Trump’ın yaklaşımına aykırı olacağı belirtiliyor. Öyle ki yeni yönetim, güçlü bir Dünya Ticaret Örgütü’nün varlığının ve ABD dışında diğer büyük ticaret ortaklarının desteğinin alındığının farkında. Pekin’i küresel ticaret kurallarına göre iş yapmaya zorlamak açısından ise durum oldukça önemlidir.

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Konferansı
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf devletlerin geçen nisan ayında bir araya gelmeleri gerekiyordu. Ancak küresel silah kontrol sistemi olağanüstü baskı altında olmasına rağmen iki kez yeniden plan yapıldıktan sonra konferansın Ağustos 2021’de New York’taki BM Genel Merkezi’nde yapılması kararlaştırıldı.
Stratejik Saldırı Silahlarının Azaltılması ve Sınırlandırılması için yapılan yeni START anlaşmasının süresi gelecek şubat ayında sona erecek. Diğer yandan Kuzey Kore, 2016 yılında Trump döneminde olduğu gibi yeni ABD yönetimini de daha fazla provokasyon, nükleer veya füze testleriyle test edebilir. Biden, Trump’ın 2018’de geri çekildiği, 2015’te imzalanmış ‘Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ olarak da bilinen nükleer anlaşmaya katılmakta bocalarsa İran da aynı şeyi yapabilir.
Aynı şekilde nükleer olan ve olmayan devletler arasındaki bölünmeler, BM Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın gelecek ocak ayında yürürlüğe girecek olmasıyla birlikte genişledi. Bu durum, yeni ABD Başkanı’na, Trump’ın takip ettiği nükleer koşulları düzeltmesi ve gözden geçirmesi için baskı yapıyor.

BM Genel Kurul toplantısı
Biden’ın BM huzurunda ilk üst düzey konuşma fırsatına gelince; bu, gelecek eylül ayında gerçekleşecek. ABD Başkanı, Genel Kurul’un yıllık açılışında uluslararası sahneye çıktığında, dünya genelindeki tüm insanlara hitap ediyor. Aynı zamanda Amerikan başkanlarının uzun süredir takip ettiği dengeli ve doğru bir çerçevede ABD halkına da sesleniyor. Biden’ın Trump’ın milliyetçi söyleminden ve tek taraflı eylemlerinden vazgeçerek ve ABD’nin egemenliğini savunarak uluslararası destek arayışına girmesi bekleniyor. Aynı şekilde ülkesinin, BM’nin kurulma amaçlarını destekleyen kilit bir oyuncu olarak rolünü yeniden dile getirecek. ABD iç cephesinde Biden, dünyanın tehlikeli jeopolitik rekabete tanık olduğu bir zamanda uluslararası kuruluşun neler sunabileceğine dair beklentileri hafifletirken BM’den ABD vatandaşlarının çıkarlarını ve değerlerini desteklemek için neler yaptığını öğrenmesi gerekecek.

G20 Zirvesi
İtalya, Suudi Arabistan Krallığı’nın başarılı başkanlığının ardından 1 Aralık’ta G20 liderliğini devraldı. İtalyanlar, bir sonraki zirve için birbiriyle bağlantılı üç tema olarak ‘insanlar, refah ve gezegen’ konularını seçti. Dünya, koronavirüs salgınının sona ermesinden sonra, temel insani ihtiyaçları karşılayan, eşitsizliği azaltan ve küresel çevreyi koruyan yeni bir büyüme modelinin benimsenmesiyle daha iyi bir şekilde yeniden yapılanabilsin diye küresel sağlık, ekonomi ve çevresel krizler karşısında çok taraflı iş birliğini yeniden canlandırmayı ümit ediyor.

İklim Zirvesi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf devletler 26’ıncı Konferansı, 2021’deki en önemli zirve olacak. Liderler, 2015 Paris Anlaşması’nın uygulanmasında kaydedilen ilerlemeyi gözden geçirmek için 1- 12 Kasım tarihleri ​​arasında İskoçya’da bir araya gelecekler. Taraflar ayrıca bu amaca katkılarını artırmak da dahil olmak üzere, ortalama küresel sıcaklık artışlarını normal oran olarak 1,5 derecenin altında tutmayı ele alacaklar.
Bu durum, sera gazı emisyonlarının 2030’a kadar yılda yüzde 7,2 azaltılmasını gerektiriyor. Ancak dünya ülkeleri bu başarıya yakın değil.
Biden, göreve başladığında Paris İklim Anlaşması’na katılma ve iklim değişikliğine karşı savaşı başkanlık gündeminin odağı haline getirme taahhüdünde bulundu. Ancak ABD liderliğinin güvenilirliği, Kongre’yi sera karbon emisyonlarını finanse etmeye ikna edip edemeyeceğine bağlı olacaktır.
Yukarıda belirtilen 10 zirvenin gösterdiği gibi Biden’ın karşı karşıya olduğu küresel gündem, onlarca yıldır tüm ABD başkanları açısından en zor olanlarıdır. Uluslararası güvenliğin, özgürlüğün, refahın, kalkınmanın, sağlığın ve aslında gezegenin geleceği olması nedeniyle tüm bu meseleler, dünyanın ABD ile uyumlu çabalar yürütmesine ihtiyaç duyuyor. Bununla birlikte yeni başkanın ‘ABD’nin uluslararası sahneye geri döndüğünü’ açıklaması yalnızca bir başlangıçtır. Ancak bu, dünyanın en büyük zorluklarının üstesinden gelmek için önemli bir ilk adım niteliğindedir.



BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

BM kürsüsünde Netanyahu gerilimi: Onlarca delege salonu terk etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bugün (perşembe) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, konuşmasını protesto ederek salonu terk eden delegelerin temsil ettiği birçok ülkeyi İsrail’in savunduğunu söyledi. Netanyahu, İsrail’i eleştirenlere sert tepki gösterirken İran, Gazze, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Fransa’yı da hedef aldı.

Netanyahu konuşmasına başladığında onlarca delege salonu terk etti. Salonda tezahürat ve yuhalama sesleri yükselirken toplu çıkışın ardından koltukların büyük bölümünün boş kaldığı görüldü.

Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, salonu terk edenleri “ahlaken korkak” olarak nitelendirdi ve kendileriyle aynı görüşte olan diğer kişilere de konuşmasına başlamadan önce salonu terk etmeleri çağrısında bulundu.

Genel Kurul Başkanı Halil Rahman ise salonda düzenin korunması çağrısını defalarca yineledi.

İran ve Gazze

Netanyahu, Ortadoğu’daki savaşa değinerek İran’a saldırı düzenleme kararının “almak zorunda kaldığım en kolay kararlardan biri” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “İsrail kendini savunurken, az önce delegeleri bu salonu terk eden birçok ülkeyi de savunuyor. Aslında şunu bilmenizi istiyorum: Liderlerinin birçoğu İran’ın nükleer kapasitesini yok etmemiz nedeniyle bize gizlice teşekkür ediyor” dedi.

6yj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (Reuters)

Netanyahu, Gazze’de soykırım işlendiği yönündeki suçlamaları reddederek bunları “bu yüzyılın en büyük yalanı” olarak nitelendirdi.

İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunan genç İsrailli yerleşimcileri de “yaklaşık 150 kişiden oluşan, taş atan ve zeytin ağaçlarını kesen bir avuç sapkın genç” olarak tanımladı.

Netanyahu, “Bundan nefret ediyorum. Bireysel adalet uygulama mantığını benimsemeyeceğim” diyerek bu tür eylemlerin hukuk dışında gerçekleştirilmesine karşı olduğunu söyledi.

Netanyahu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya hitaben “Suriye Cumhurbaşkanı’na şunu söylüyorum: Yahudiler Musa döneminden beri Golan Tepeleri’nde bulunuyor” dedi. Netanyahu’nun açıklaması, Şara’nın BM’de yaptığı konuşmada İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısında bulunmasının ardından geldi.

Türkiye’yi hedef alan Netanyahu,  “Antisemitik yalanların yayılması için merkez haline gelen son ülke Türkiye oldu... Hamas terör örgütünün liderlerini ağırlıyor” dedi.

hyjuk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen 81. Genel Kurul oturumunda konuşma yaparken (AP)

Netanyahu, İngiltere ve Fransa’yı sömürgecilik geçmişleri üzerinden de eleştirdi. “İsrail’i sömürgecilikle suçluyorlar. Ne sömürgeciliği? Bizi kim suçluyor? Aralarında İngiltere ve Fransa’dan bazıları var” diyen Netanyahu, bu iki ülke gibi devletlerin “bu kavramı ortaya çıkaranlar” olduğunu söyledi.

Netanyahu, “Devletimizi savunmak zorundayız çünkü başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı.

Trump’a övgü, Mamdani’ye mesaj

Netanyahu, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump’tan daha büyük bir ortağı olmadığını belirterek Trump’a teşekkür etti.

Netanyahu ayrıca New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani’ye de seslenerek “Beni susturamayacaksın” dedi. Bu açıklama, Mamdani’nin Netanyahu’yu hedef alması ve İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlamasının ardından geldi.

cdfvgthyj
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 24 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından ayrılırken (AP)

Netanyahu, Mamdani’ye yönelik açıklamasında “Zohran Mamdani’nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana çok sayıda Yahudi artık New York’ta kendini güvende hissetmiyor” dedi.

Netanyahu, “İsrail defalarca ve haksız yere soykırım yapmakla suçlanıyor... Sizin ve diğer antisemitik kişilerin Yahudiler ve Yahudi devleti hakkında yaydığı yalanların gerçek sonuçları var” ifadelerini kullandı.


Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
TT

Beyaz Saray’da Trump-Şi buluşması: Dostluk mesajları öne çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le kurduğunu söylediği büyük dostluğa övgüde bulundu. Şi’nin  ABD’ye düzenlendiği resmi ziyaret üç gün sürdü.

Trump, Çinli mevkidaşını olağanüstü bir törenle karşıladı. Karşılama, çarşamba akşamı Trump’ın Washington yakınlarındaki Andrews Hava Üssü’ne bizzat giderek Şi’yi karşılamasıyla başladı. Bu, 60 yılı aşkın süredir bir ABD başkanının yabancı bir devlet başkanını askeri üste karşılaması bakımından bir ilk oldu.

Perşembe günü ise Beyaz Saray’da resmi karşılama töreni düzenlendi. Törende şeref kıtası hazır bulunurken ABD ve Çin bayrakları göndere çekildi, iki ülkenin milli marşları çalındı ve ardından Gül Bahçesi’nde askeri gösteriler düzenlendi. Tören, bir “B-2 Spirit” bombardıman uçağı ile dört “F-22 Raptor” savaş uçağının uçuşuyla sona erdi.

rgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Çinli mevkidaşı Şi Cinping’i 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’a gelişi sırasında karşılarken (AFP)

Görüşme masasında çok sayıda anlaşmazlık konusu bulunmasına rağmen Trump, açılış konuşmasında Çinli mevkidaşıyla ilişkilerinin güçlü olduğuna vurgu yaptı. Trump, “2016’daki ilk seçimimden bu yana Başkan Şi ile gerçekten büyük bir dostluk kurduk. Bu dostluk, karşılıklı saygıya ve halklarımızın hayati çıkarlarına dayanıyor” dedi.

Trump, geçen mayıs ayında Pekin’e yaptığı ziyareti de hatırlatarak bunu “büyük bir onur” olarak nitelendirdi ve Şi’nin gösterdiği “olağanüstü ve son derece güzel misafirperverliği” övdü. Trump, Çin Devlet Başkanı ve eşini Beyaz Saray”da ağırlamanın da kendisi ve First Lady Melania Trump için bir “onur” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı ayrıca görüşmenin iki liderin ilk kez Beyaz Saray’da bir araya gelmesi açısından önem taşıdığını belirterek “Dünyanın farklı yerlerinde birlikte zaman geçirdik” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin gündeminde İran savaşı, Tayvan, ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları, ticaret ve yapay zekâ başta olmak üzere birçok kritik dosya bulunuyor.

Sağlıklı rekabet

Şi, ABD’ye varışının ardından yaptığı konuşmada Çin ile ABD arasındaki rekabetin sağlıklı bir rekabet olması ve sınırları içinde kalması gerektiğini söyledi. Şi, “Bu, birbirimizi yakalamak için yapılan bir yarış olmalı; taraflardan birinin kazanıp diğerinin kaybetmek zorunda olduğu bir güreş değil” dedi. Şi, Trump’ı Tayvan meselesinde “temkinli ve ihtiyatlı” davranmaya çağırdı.

vgth
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan’ı 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (AP)

Çin’in ayrıca ABD ile İran’ın savaşı sona erdirmek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak amacıyla haziran ayında vardığı mutabakat zaptının uygulanmasına dönülmesini desteklediğini belirtti.

Trump, yapay zekânın insanlık için tehdit oluşturabileceği yönündeki endişeleri defalarca küçümserken Şi bu konuda daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Çin Devlet Başkanı Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada “Yapay zekâyı kamu yararına hizmet edecek şekilde geliştirme ve yönetme kapasitesine ve sorumluluğuna birlikte sahibiz. Gelişiminin her zaman insan denetimi altında kalmasını sağlamalıyız” dedi.

Şi, “Çin ve ABD, büyük devletler olarak insanlığın gelişimini ve ilerlemesini destekleme konusunda tarihi bir sorumluluk taşıyor” diyerek iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki ülkenin maliye bakanları da haftanın başında bir araya gelirken Washington, yapay zekâ alanındaki olaylarla ilgili iki ülke arasında yeni bir “bildirim mekanizması” kurulmasını önerdi.

Bunun yanı sıra iki taraf, daha önce 10 Kasım’da sona ermesi planlanan ticari ateşkesi iki ay uzatarak 10 Ocak’a kadar sürdürme konusunda anlaşmaya vardı. Taraflar bu süreçte daha kalıcı bir anlaşmaya ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor.

cdfvgthy
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 24 Eylül 2026’da Washington’a gelişi sırasında Beyaz Saray yakınlarında Çin ve ABD bayrakları taşıyan kişiler (AFP)

Çin Devlet Başkanı ayrıca ülkesinin önümüzdeki beş yıl içinde 100 bin Amerikalı genci Çin’de eğitim görmeleri ve değişim programlarına katılmaları için davet edeceğini açıkladı. Şi, Atlanta Hayvanat Bahçesi’ne de iki panda gönderileceğini duyurarak onları dostluk elçileri olarak nitelendirdi.

Yapay zekâ da iki liderin açılış konuşmalarında önemli yer tuttu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teknolojinin istihdam ve toplumlar üzerindeki etkisine ilişkin küresel endişelerin arttığı bir dönemde yapay zekânın görüşmelerin başlıca gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

Yumuşak diplomasi

Başkan Trump ve First Lady Melania Trump, perşembe akşamı Beyaz Saray’ın Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeği verecek. Yemek programı ve salonun düzenlemesi Amerikan ve Çin geleneklerini bir araya getirecek şekilde hazırlandı.

Melania Trump, çiçek ve masa dekorasyonlarında kırmızı rengi öne çıkarırken müzik programında Amerikan askeri bandoları ile opera sanatçısı Christopher Macchio yer alacak.

Melania Trump, zirveye eşlik eden yumuşak diplomasi faaliyetlerinde de önemli bir rol üstlendi. Trump ve Şi siyasi görüşmelere devam ederken First Lady, Çin Devlet Başkanı’nın eşi Peng Liyuan’a Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’ni gezdirdi. Ziyaret, Çin ile ABD arasındaki sanatsal miras ve kültürel alışverişe odaklandı.

fnjy6um
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşini 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da karşılarken (Reuters)

Melania Trump ayrıca akşam yemeğinin hazırlıkları ve ayrıntılarıyla da bizzat ilgilendi. Program cuma günü de devam edecek. Trump ve Melania, Çin Devlet Başkanı ve eşini yeniden Beyaz Saray’da ağırlayarak Kırmızı Oda’da çay içecek. Ardından iki çift, ABD ile Çin ilişkilerine ilişkin tarihi belge ve kayıtları incelemek üzere Ulusal Arşiv’e gidecek.

Trump ve Melania, burada Şi ve Peng’i uğurlayarak devlet ziyaretini tamamlayacak. Bu buluşma, ABD’nin kuruluşunun 250. yılını kutladığı dönemde ayrıca sembolik önem taşıyor.

Zirve öncesinde gelen sonuçlar

Zirvenin ilk somut sonucu, iki liderin müzakere masasına oturmasından önce geldi. ABD ile Çin arasındaki ticari ateşkes 10 Kasım’dan 10 Ocak 2027’ye kadar iki ay uzatıldı.

Bu adım, taraflara daha kapsamlı bir ekonomik anlaşma üzerinde müzakere etmek için ek süre sağlarken iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları henüz çözmüş değil.

cdfvgth
Trump ve Şi, eşleriyle birlikte 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da düzenlenen tören sırasında (Reuters)

New York Times, kararı müzakerecilere ek süre tanıyan iki aylık bir uzatma olarak duyurdu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise görüşmelerin küçük çaplı anlaşmalar dizisiyle yetinmek yerine daha kapsamlı bir anlaşmaya ulaşma ihtimalinin ele alınmasına dönüştüğünü söyledi.

Bu durum, tarafların yeniden gerilimi tırmandırmama konusunda ortak bir karar aldığı anlamına geliyor.

Önceki ateşkes, ticaret savaşı sırasında karşılıklı tarifelerin son derece yüksek seviyelere çıkmasının ardından gümrük vergilerini düşürmüş ve bunun karşılığında Çin’in nadir toprak elementleri, ABD tarım ürünleri alımları ve yatırımlara ilişkin taahhütlerde bulunmasını öngörmüştü. Ancak uygulamada tarafların performansı farklılık gösterdi.

“Fox News” ise zirvenin, Pekin’in geçen mayıs ayında yapılan anlaşma sırasında verdiği taahhütleri gerçekten yerine getirip getirmediğinin test edilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Özellikle nadir toprak elementleri, tarım ve ticaret alımları ile yatırımlara ilişkin taahhütler öne çıkıyor.

Tarifeler, ileri teknoloji, fikri mülkiyet, yapay zekâ ve Tayvan gibi başlıklar ise hâlâ çözüme kavuşturulmuş değil.

Çin’in baskı kozu

Trump’ın önceki başkanlık dönemindeki ilk ticaret savaşıyla kıyaslandığında müzakere dengesindeki en önemli değişimlerden biri, Washington’ın Pekin’in sahip olduğu nadir toprak elementleri kozunun gücünü fark etmesi oldu.

sfrgth
Şi, 24 Eylül 2026’da Washington’daki Beyaz Saray’da Trump’ın konuşması sırasında alkışlarken (Reuters)

ABD’de savunma, teknoloji ve otomotiv sektörleri dahil birçok sanayi kolu, Çin’in üretim ve işleme zincirlerinin önemli bölümünü kontrol ettiği minerallere ve mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.

Dolayısıyla denklem artık yalnızca ABD tarifelerine karşı Çin ihracatı şeklinde işlemiyor.

Washington tarifeler, gelişmiş çipler ve finansal piyasalar üzerinden baskı kurabilirken Pekin de tedarik zincirleri ve kritik mineraller üzerinden karşılık verebiliyor.


İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor
TT

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran savaşı genişletme tehdidinde bulundu, yaptırımlar havacılık sektörünü izole ediyor

İran, yeni ABD ve İsrail saldırılarına maruz kalması halinde çatışmanın coğrafi kapsamını genişletme tehdidinde bulunarak Hint Okyanusu’na ve hatta daha ötesine ulaşabileceği mesajını verdi. Bu açıklama, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğuyla savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğü bir dönemde geldi.

Askeri ve siyasi gerilimin tırmanmasına paralel olarak yeni ABD yaptırımları da İran’ın havacılık sektörünü doğrudan etkilemeye başladı. Uluslararası uçuşlar iptal edilirken İranlı havayolu şirketlerinin bölgedeki başlıca destinasyonlara erişimi engelleniyor.

İran’daki gerilimin tırmandığı bir ortamda, Dini Lider Mücteba Hamaney’in danışmanı Yahya Rahim Safavi dün yaptığı açıklamada, askeri çatışma alanının halihazırda Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzandığını belirtti. Safavi, “Olası bir savaşa karşılık bu alanın Hint Okyanusu’na, hatta belki daha ötesine genişlemesi mümkün” dedi.

Hint Okyanusu’na yapılan atıf, İran’ın önceki tehditlerinde dile getirdiği coğrafi kapsamdan daha geniş bir bölgeye ilk kez işaret ediyor. Bölge, İran kıyılarından yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıkta bulunan ABD-İngiltere ortak askeri üssü Diego Garcia nedeniyle stratejik önem taşıyor.