Sudan, İbrahim Anlaşması’na katıldı

ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Sudan’ın Dünya Bankası'na olan borçlarını ödemesine yardımcı olmak amacıyla bir ekonomi anlaşması imzaladı.

Sudan Başbakanı Hamduk dün Hartum'da ABD Hazine Bakanı Mnuchin ile bir araya geldi. (AP)
Sudan Başbakanı Hamduk dün Hartum'da ABD Hazine Bakanı Mnuchin ile bir araya geldi. (AP)
TT

Sudan, İbrahim Anlaşması’na katıldı

Sudan Başbakanı Hamduk dün Hartum'da ABD Hazine Bakanı Mnuchin ile bir araya geldi. (AP)
Sudan Başbakanı Hamduk dün Hartum'da ABD Hazine Bakanı Mnuchin ile bir araya geldi. (AP)

Sudan, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine ilişkin İbrahim Anlaşması’nı imzalayarak Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'e katıldı. ABD Hazine Bakanı’nın Sudan’a ilk ziyaretinde de ülkenin Dünya Bankası'na olan borçlarını ödemesini ve yılda en az 1 milyar dolar ekonomik yardım elde etmesini sağlayacak bir köprü kredisi anlaşması imzalandı.
Mısır, Sudan ve son olarak İsrail'i kapsayan Ortadoğu turu kapsamında dün günübirlik Hartum'a gelen ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ve birçok üst düzey yetkiliyle görüştü. İbrahim Anlaşması’nı ABD tarafından Mnuchin, Sudan tarafından ise Adalet Bakanı Nureddin Abdulbari imzaladı. Yine Mnuchin ve Sudan Maliye Bakanı Hiba Muhammed Ali de söz konusu köprü kredi anlaşmasına imza attılar.
Hamduk ile Mnuchin’in bir araya gelmesinin ardından Başbakanlık tarafından bir basın açıklaması yayınlandı. Sudan'ın Ortadoğu, dünya halkları ve dinleri arasında hoşgörü, diyalog ve bir arada yaşamanın pekiştirilmesini sağlayacak, aynı zamanda ülkeler arasında ortak iş birliği ve diyalog yoluyla bölge ve dünyada sürdürülebilir barışa ulaşmanın en iyi yolu olan İbrahim Anlaşmaları’na imza attığı duyuruldu.
Sudan yönetimi, terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkarılmasının ardından ABD Hazine Bakanlığı ile imzalanan anlaşmaları, uluslararası finans kuruluşlarından fon alımını ve Sudan'ın 60 milyar doları aşan dış borçlarından muaf tutulmasını sağlayacak tarihi ve önemli bir adım olarak nitelendirdi.
Adalet Bakanı Nureddin Abdulbari söz konusu anlaşmaların ABD ve bölgedeki diğer ülkelerin bölge halkları arasında barış, hoşgörü ve saygıyı teşvik etmek için sunduğu bir girişim olduğunu kaydetti.
Abdulbari’nin açıklamalarına göre, İbrahimî dinlerin mensupları arasında karşılıklı saygıyı artırma yönündeki ortak niyetlerini dile getiren Sudan ve ABD tarafları, bu önemli adımın Sudan'ın barışın insanlar arasındaki yakınlaşmayı artırdığına inandığını doğruladığını belirtti. Bölge halkları ile Semavi dinler ve kültürlere mensuplar arasında diplomatik ilişkiler kurulması ve daha iyi bir gelecek yönünde güvence verdiğini vurguladı.
Sudan hükümetinin ‘İsrail ile bölgedeki komşuları arasındaki büyük yakınlaşmayı’ memnuniyetle karşıladığını belirten Abdulbari, yakın gelecekte İsrail ile diplomatik ilişkileri sağlamlaştırma, Sudan ve diğer bölge ülkeleri çıkarlarını sağlama yolunda çalışma sözü verdi.
ABD Hazine Bakanı da imzaların ardından yaptığı kısa konuşmada, anlaşmanın Sudan ve İsrail halklarına ekonomik ve kültürel iş birliği konusunda büyük fırsatlar sunan tarihi bir olay olduğunu söyledi.
ABD’nin özellikle ekonomi alanlarında ikili ilişkiler geliştirme ve ortak iş birliğini artırma yönündeki arzusunu vurgulayan Mnuchin başkanlığındaki ABD heyeti, Sudanlı yetkililerle yaptığı görüşmede Sudan, Mısır ve Etiyopya'nın Nahda Barajı'nın dolum ve işletimi konusunda bir anlaşmaya varması gerektiğini kaydetti.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Mnuchin ve beraberindeki heyet ile yaptığı görüşmenin ardından, Sudan'ın ABD ile başta ekonomi olmak üzere her alanda stratejik ilişkiler geliştirmeye istekli olduğunu söyledi. Mnuchin ile görüşmesinde Etiyopya ile sınır gerilimlerine dair son gelişmelerin ve Sudan’ın kuvvetlerini sınırlar dahilinde yeniden konuşlandırmasının gündeme geldiğini belirten Burhan, ülkesinin anlaşmazlıkları müzakere ve diyalog yoluyla ele alma isteğini vurguladı.
Sudan’daki barış sürecini desteklemede ve silahlı hareketlerle Cuba’da imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasında geçiş otoritesine yardım edileceği sözü veren Mnuchin, anlaşmaya taraf olmayanların da barış sürecine katılması yönündeki dileğini ifade etti. ABD heyeti aynı zamanda siviller ile ordu arasındaki ortaklık ve geçiş dönemine öncülük eden Sudan modelini ‘olumlu” bulduklarını dile getirdi.
Bir ABD Hazine Bakanı’nın Sudan’a ilk ziyareti olması dolayısıyla temasları ‘tarihi’ olarak nitelendiren Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, bunun Hartum ile Washington arasındaki ikili ilişkilerin daha iyiye gittiği bir dönemde geldiğini belirtti. “Bugün ikili ilişkilerimizi başlatmak için somut adımlar atmayı planlıyoruz” dedi.
Bakanlar kurulu tarafından yapılan açıklamada, ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilerin kalkınma hedeflerine, ülke halkları çıkarına hizmet edecek şekilde yeni bir iş birliği ve ortak koordinasyon dönemine girdiğinin güçlü bir göstergesi olduğu vurgulandı. Ayrıca Hamduk ile Mnuchin'in ikili ilişkilerin geliştirilmesi ile ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında iş birliğini görüştüğü belirtildi. Nitekim Hamduk, ABD yönetiminin Sudan'ın terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkarılmasına ve ABD yargısında hesaba çekilebileceği olası davalardan dokunulmazlığının yeniden sağlanmasına imkan veren çabalarına da övgüde bulundu.
Mısır, Sudan ve Etiyopya arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde anlaşmaya varmakta güçlük çektiği bir zamanda, Mnuchin ve Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas’ın Nahda Barajı’na dair son gelişmeleri görüştüğü bildirildi.
Sulama Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, iki tarafın barajın dolum ve işletimine dair üç ülkenin de çıkarlarını koruyacak şekilde adil anlaşmaya varmanın önemini vurguladığı bildirildi.
Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Mnuchin ile Sudan Maliye Bakanı’nın Sudan’ın Dünya Bankası'na olan borçlarının kapatılmasına ilişkin anlaşmanın geçiş hükümetinin başarısı sayıldığı kaydedildi. Bu önemli adımın aynı zamanda uluslararası finans kuruluşlarından fon sağlamaya, borçlardan muaf tutulmaya ve büyük altyapı projelerinin finanse edilmesi için Uluslararası Kalkınma Birliği’nden (IDA) fon alınmasına yardımcı olacağı ifade edildi.
Bakanlık, söz konusu imzanın ekonomik istikrarı destekleme yönünde uluslararası kaynak sağlayacağını, ekonomideki yapısal bozulmaları ele almak, büyümeyi hızlandırmak ve yatırımı teşvik etmek için geçiş hükümeti tarafından uygulanacak reformların önünü açacağını belirtti.
Açıklamada ayrıca söz konusu adımın ABD’nin Sudan ekonomisinin istikrarını destekleme taahhüdünün, aynı zamanda geçiş döneminde, adil barışın ve demokratik dönüşümün sağlanmasında başarılı olunduğunun bir teyidi sayıldığı bildirildi.
Mnuchin’in söz konusu ziyareti, Sudan’ın 14 Aralık’ta terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkarılması ve terörle ilgili herhangi bir iddiaya karşı egemen dokunulmazlık elde etmesinin ardından geldi.
ABD Kongresi, ocak ayı başlarında demokratik geçişi destekleyen bir yasa tasarısını onaylamıştı. Söz konusu tasarı, ABD’nin Sudan'da sivil liderliğin öncülük ettiği bir hükümete geçiş desteğini sağlamak için ekonominin büyümesine katkı verecek programların destekleneceği bir strateji sunulmasını gerektiriyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.