Avrupa Pfizer-BioNTech aşı taleplerini iki katına çıkarıyor

Avrupa Pfizer-BioNTech aşı taleplerini iki katına çıkarıyor
TT

Avrupa Pfizer-BioNTech aşı taleplerini iki katına çıkarıyor

Avrupa Pfizer-BioNTech aşı taleplerini iki katına çıkarıyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen dün, AB ülkelerinin aşı kampanyalarında gecikmelerinin ardından, yeni tip koronavirüse karşı Pfizer-BioNTech aşı tedarikini 600 milyon doza çıkaracak bir anlaşma yapıldığını duyurdu. 27 ülkenin üye olduğu AB yetkilileri, 27 Aralık'ta başlatılan aşılama kampanyasının, ABD veya Avrupa Birliği'nin eski bir üyesi olan İngiltere gibi ülkelere kıyasla çok yavaş olduğu yönünde artan eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen dün düzenlediği bir basın toplantısında “Şu anda 300 milyon doz Pfizer-BioNTech aşısını güvence altına alma imkanına sahibiz. Yeni anlaşma ile 300 milyona kadar ek doz satın alabiliriz” dedi. AB’de kullanımına izin verilen Moderna aşısı hakkında Von Der Leyen “380 milyon Avrupalıyı aşılamak için ihtiyacımız olan doz miktarını elde ettik. Bu, Avrupa nüfusunun yüzde 80'inden fazlasını temsil ediyor” dedi ve diğer aşıların kullanım izinlerinin “önümüzdeki haftalarda ve aylarda Avrupa'nın güvenilir bir zaman çerçevesi içinde lazım olandan daha fazla aşıya sahip olmasının” beklendiğini söyledi.
Bir AB sözcüsünün aktardığına göre, liderler salgınla mücadeledeki koordinasyona ilişkin konuları bu ayın 21'inde video konferans üzerinden düzenlenecek zirvede tartışacaklar.
Von Der Leyen, Avrupa Komisyonu’nun aşı konusunda harekete geçmede doğru yolu takip ettiğini vurguladı. Geçen yılın başlarında AB üye ülkeleri adına müzakereler başladığında umut veren adaylar için küresel rekabetin şiddetli olduğunu söyledi.
Von Der Leyen, AB'nin en etkili olan ve geniş çapta dağıtılabilecek olan 6 aşıya ulaşmak için 160 aşı adayını elemek zorunda kaldığını sözlerine ekledi. Yetkili, görevin boyutu ve çok sayıda vaka kaydedilmesi sebebiyle “zor aylar” için hala aşıların yoğunlaşmasının beklendiğini kabul etti. Yetkili “Bir gün geriye dönüp baktığımızda yolun başlangıçta engebeli olduğunu göreceğimize inanıyorum, durum her zaman böyledir” dedi.
AB Komisyonu'nun şu anda, yoksul komşu ülkeler için alınan ek aşılarla birlikte, iki doz halinde kullanılması temel alınarak, 450 milyonluk tüm AB için yeterli olan 2,3 milyar doz çeşitli aşıya ulaşmak için anlaşmaları var.

Bu yılın ikinci çeyreğinde ek dozların teslimatının yapılacağı belirtiliyor
Pfizer-BioNTech ile yapılan 200 milyon dozluk sözleşmenin genişletildiği ve bu yılın ikinci çeyreğinde ek dozların teslimatının yapılacağı belirtildi. Von der Leyen, Almanya'nın Komisyon çerçevesi dışında kendi aşı malzemelerini elde etmeye çalıştığına dair haberlere yanıt olarak, toplu sipariş planının yasal olarak bağlayıcı olduğuna dikkat çekti ve AB yönetimlerinin “paralel müzakere veya sözleşmeler olmayacağını” kabul ettiğini belirtti.
AB Komisyonu Sözcüsü Eric Mamer ise Almanya'nın bireysel olarak aşı talep ettiği yönündeki haberler hakkında gazetecilerin sık sık sorduğu soruları yanıtlamaktan kaçındı. Mamer “Bir anlaşma olup olmadığını söyleyemem” diyerek gazetecilerden bu soruyu Berlin’e veya Pfizer-BioNTech’e yöneltmelerini istedi. “Burası bu konunun tartışılması için uygun bir yer değil. Kesinlikle olası herhangi bir yasal adımı veya başka herhangi bir şeyi tartışmayacağız” ifadelerini de sözlerine ekledi.
Sputnik'in aşısı ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bu aşıyı AB’de üretmeye açık olmasına ilişkin bir soru sorulduğunda, Von Der Leyen, Avrupa İlaç Ajansının sıkı denetim prosedürleri uyguladığını vurguladı ve “Avrupa pazarına hangi aşı gelirse gelsin, Avrupa İlaç Ajansı tarafından bir ruhsatlandırma sürecinden geçmesi ve tamamen şeffaf olması gerekiyor: Tüm verilerin kapsamlı inceleme için sunulması gerekiyor” dedi.
Avrupa İlaç Ajansı cuma günü, koronavirüse karşı AstraZeneca-Oxford aşısının kullanımına izin verme kararının ay sonuna kadar çıkarılabileceğini duyurdu. Amsterdam merkezli Ajans, “Prosedürler Ocak ayı sonunda sona erebilir, yine de bu, verilere ve değerlendirme sürecinin ilerlemesine bağlı” şeklinde açıklamada bulundu.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe