Haymeh köyündeki ihlalleri, Husilerin terör listesine dahil edilmesi çağrılarını güçlendirdi

Haymeh köyündeki ihlalleri, Husilerin terör listesine dahil edilmesi çağrılarını güçlendirdi
TT

Haymeh köyündeki ihlalleri, Husilerin terör listesine dahil edilmesi çağrılarını güçlendirdi

Haymeh köyündeki ihlalleri, Husilerin terör listesine dahil edilmesi çağrılarını güçlendirdi

Yemen hükümeti, uluslararası topluma, İran destekli Husi milisleri ülkenin güneydoğusundaki Taiz şehrinin doğusunda bulunan el-Haymeh köyü sakinlerine yönelik işkenceleri nedeniyle terörizm listesine dahil etme çağrısı yaptı.
Milisler, geçtiğimiz Çarşamba ve Perşembe günleri Taiz’in doğusundaki et-Taiziyye bölgesine bağlı el-Haymeh sakinlerine karşı işkence uygulamaya başladı. İşkenceler, köylerin ağır ve orta ölçekli silahlarla bombalanmasını, evlere yönelik saldırıları ve sakinlerin göz altına alınmasını içerdi. Resmi ve insan hakları kaynaklarına göre işkence uygulamaları, 18 sivilin öldürülmesi ve yaralanmasıyla, onlarca sivilin de kaçırılmasıyla sonuçlandı.
Meşru hükümet Husi saldırılarını kınarken, Yemenli aktivistler de Taiz vilayetindeki ordu güçlerini, şehrin darbecilerin elinden kurtarılmasını tamamlayarak sivilleri korumak için müdahalede bulunamaya çağırdı.
Yemen’de yayın yapan SABA ajansına göre yerel kaynaklar, Husi milislerin  askeri ekipler, zırhlı araçlar ve bir tank tarafından kuşatılması sonrasında kontrolleri altındaki bölgeyi ağır ve orta ölçekli silahlarla bombardıman altına aldıklarını açıkladı. Kaynaklar, Enver Abdulfettah ve Arafat Dahhan adlı iki çocuk da dahil 7 sivilin öldüğünü ve kadın ve çocuklar da dahil 11 sivilin yaralandığını dile getirdi. Hükümet, Hukuk ve İnsan Hakları İşleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir bildiri aracılığıyla, 8 Ocak’ta Husi milislerini, kontrolündeki bölgelerde sivillere karşı günlük olarak uyguladığı suç ve ihlallerin arka planında uluslararası terör listesine dahil etme talebini yineledi.
Bakanlık, yaptığı açıklamada “Husi milislerin Taiz vilayetinin doğusundaki el-Haymeh bölgesini çeşitli orta ve ağır silahlarla bombalamaya devam etmesini, onlarca aileyi yerinden etmesini ve 8 çocuğu evinden kaçırmasını endişeyle takip ediyoruz” dedi.
Hükümet, sivillere yönelik tacizin şehrin kuşatmasını sürdürme çabaları ve mezhepsel sebeplerle vatandaşlardan intikam alması çerçevesinde Taiz’in Salh, el-Kahire ve el-Muzaffer adlı kasabalarda tam bir yıl önce milisler tarafından başlatılan bir başka tırmanışla bağlantılı olduğu açıklamasında bulundu.
Bakanlık, bu suçları en sert şekilde kınarken, açıklamasında ‘özellikle çocuklar ve kadınlar arasında sivil kayıp sayısının çokluğuna ilişkin ciddi endişelerini’ dile getirdi. Açıklamada ayrıca, son yıllarda milislerin baskın düzenlediği ve yerle bir ettiği birçok bölgede yaşananlar gibi, milislerin bölgeye müdahalesinin misillemelere ve halka karşı geniş çaplı tasfiyelere yol açacağı konusunda uyardı.
Açıklamada, Hukuk ve İnsan Hakları Bakanlığı’nın ‘Husi milislerin uluslararası terör listelerine alınması taleplerinden vazgeçmeyeceği ve terör uygulamalarını sınırlandırmak için caydırıcı önlemler alacağı’ belirtildi.
Öte yandan İnsan Hakları ve Özgürlükleri Örgütü, uluslararası topluma ‘Husi milislerin Taiz’deki el-Haymeh köyü halkına karşı uyguladığı kuşatmayı kırma ve milislerin tecrit altındaki sivillere karşı işlediği suçlara son verme’ çağrısında bulundu.
İnsan hakları örgütü tarafından yapılan bir açıklamaya göre saha ekipleri ‘Husi milislerin el-Haymeh’i sıkı bir şekilde kuşattığını ve es-Sayleh köyünde askeri bir alan kurduğunu’ doğruladı. Husilerin evleri, çiftlikleri ve sivilleri çeşitli ağır ve orta ölçekli silahlarla bombalayarak, 7 sivilin ölmesine ve çoğu kadın ve çocuklar olmak üzere 11 sivilin yaralanmasına yol açtıkları kaydedildi. Milisler ayrıca, geçtiğimiz Çarşamba ve Perşembe günleri 8 çocuğu kaçırarak rehin aldı, yaklaşık 20 sivili gözaltına aldı ve 4 evi havaya uçurdu.
Açıklamada, Husilerin el-Haymeh köyü sakinlerine uyguladığı söz konusu suçların, soykırım seviyesine ulaştığı ve insanlığa karşı suç anlamına geldiği ifade edildi.
Yemen Enformasyon Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani de İran destekli Husilerin el-Haymeh köyü sakinlerine yönelik acımasız faaliyetlerini kınadı. İryani, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Uluslararası toplumu, BM’yi ve BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’i bu terör eylemlerini kınamaya, Husi milislere el-Haymeh köyüne yönelik saldırılarını durdurmaları, halkın üzerine uyguladıkları kuşatmayı kaldırmaları ve bölgede kaçırılan tüm vatandaşları derhal serbest bırakmaları için baskı yapmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Husi milislerin Taiz’in doğu ve kuzeyindeki geniş alanları kontrol ettiğine dikkati çeken İryani, Husilerin Havban bölgesini de 5 yıldan uzun bir süredir şehre yönelik kuşatmalarını sürdürmeleriyle bağlantılı olarak, şehirdeki darbesini yönetmek için bir merkez olarak gördüğünü vurguladı.
Taiz vilayetindeki temas hatlarında hükümete bağlı ordu güçleri ve Husi milisler arasında zaman zaman çatışmalar patlak veriyor. Çatışmalar sırasında, Husilerin topçu bombardımanları nedeniyle yüzlerce sivil hayatını kaybetti ya da yaralandı.
Hükümet ve Husi milisler, Taiz’deki durumla ilgili anlayışlar da dahil olmak üzere, 2018 yılının sonlarında Stockholm Anlaşması’nı imzalamış olsa da sınır geçitlerinin açılması ve kuşatmanın kaldırılması hususunda herhangi bir uygulama ortaya koyulmadı.
Yemen İnsan Hakları İhlallerini İzleme Koalisyonu (YCMHRV), 1 Kasım- 19 Aralık tarihleri arasında Taiz vilayetinin üç bölgesinde sivillere, kamu mülklerine ve kurumlara yönelik 73 ihlal ve insanlık suçu işlendiğini, 7 hafta içinde belgelediklerini bildirdi. İran yanlısı darbeci grubun öldürme, yaralama, kamu mallarına ve 25 kuruma zarar verme noktasında gerçekleştirdiği ihlaller, Salh, el-Kahire ve el-Muzaffer ilçelerini de kapsamakta.



Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.


Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.