Irak’ın güneyinde protestolar ve yol kesme eylemleri yeniden başladı

Irak’ın güneyindeki Nasıriye’de güvenlik güçleri ile protestocular arasında gerçekleşen çatışmadan bir kare (AFP)
Irak’ın güneyindeki Nasıriye’de güvenlik güçleri ile protestocular arasında gerçekleşen çatışmadan bir kare (AFP)
TT

Irak’ın güneyinde protestolar ve yol kesme eylemleri yeniden başladı

Irak’ın güneyindeki Nasıriye’de güvenlik güçleri ile protestocular arasında gerçekleşen çatışmadan bir kare (AFP)
Irak’ın güneyindeki Nasıriye’de güvenlik güçleri ile protestocular arasında gerçekleşen çatışmadan bir kare (AFP)

Irak’ta güvenlik güçlerinin göstericilerin üzerine gaz bombası fırlatması ve ateş açması sonucu yaralıların sayısı artmaya devam ediyor. Aktivistlerin evlerine gözaltı operasyonlarının yapıldığı, el yapımı patlayıcılarla suikastlara maruz kaldıklarına dair haberlerin çıktığı bir dönemde, ülkenin güneyindeki Zikar vilayetinin kent merkezi Nasıriye başta olmak üzere vilayetin birçok şehrinde protestolar dün de devam etti. Aktivistler, gösterilerde bir eylemcinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin de yaralandığını ifade ettiler.
Aktivistlerin aktardığına göre, güvenlik güçleri ve çevik kuvvetten çok sayıda unsur dün Nasıriye kent merkezindeki El-Halbubi Meydanı’nda bulunan göstericileri dağıtmak için meydana baskın girişiminde bulundu. Göstericilerin Kasım 2020’de kaldırdıkları çadırları meydana yeniden kurma işareti verdiği belirtildi. Şarku’l Avsat’a konuşan aktivist Abbas es-Sadavi, “Göstericiler El-Halbubi Meydanı’nda kontrolü yeniden ele geçirdi ve göstericilere yönelik kovuşturmaların durdurulması ve tutuklanan eylemcilerin serbest bırakılması yönündeki talepleri yerine getirilmeden meydandan ayrılmayacaklar” dedi.
Sadavi, “Onlarca kişi tutuklandı ve İbrahim Halil Meydanı’nda bir gösterici güvenlik güçlerinin kurşunuyla hayatını kaybetti” diye konuştu. Ancak Sadavi’nin bir göstericinin öldüğüne ilişkin iddiası, güvenlik veya bağımsız kaynaklar tarafından teyit edilmiş değil. Sadavi, “Nasıriye, geçen yıl DEAŞ milislerinin karargahlarını yakan Nasıriye’nin evlatlarından intikam almak isteyen DEAŞ milisleri tarafından işgal edilmiş durumda” ifadesini kullandı.
Protesto dalgasının neden bugünlerde yükseldiği sorusunu Şarku’l Avsat’a değerlendiren aktivist Gazvan Adnan, “Güvenlik güçleri şemsiyesi altında hareket eden silahlı grupların düzenlediği hedef alma operasyonları bahane edilerek halk hareketi gruplarına baskı uygulanıyor. Artık hükümetin göstericilerin katilleri ve faillerinden hesap soracağına inanan yok” dedi.
Adnan, konuşmasının devamında şunları kaydetti
“Silahlı gruplar, bir aydan daha az bir süre içinde 18 aktivistin evini el yapımı patlayıcı ve ses bombalarıyla hedef aldı. Yetkililer bu grupları caydırmak için hiçbir işlem gerçekleştirmedi. Tüm bunların (aktivistleri hedef alan saldırıların) arkasında Sadr Hareketi’ne yakın grupların olduğu yönünde yaygın bir kanaat hakim. Aynı şekilde halk hareketi grupları, emniyet müdürünü bu gruplarla irtibatı bulunmakla suçluyor ve görevden alınmasını talep ediyorlar. Aktivistler bugün tutuklamaların, el yapımı patlayıcı ve bombalarla yapılan saldırıların kendilerine de uzanmasından endişe ediyorlar. Eğer sessiz kalır ve kendilerini savunmak için hareket etmezlerse, kendilerini geçtiğimiz günlerde hedef alınan arkadaşlarının akıbeti bekliyor. Bu nedenle de son hamlelerini yaptılar. Son protestoların yöntemi, bölgeler arasındaki ulaşımı kesme ve yakılan lastiklerle yolların boşaltılmasına dayanıyor. İktidara baskı uygulanması ve göstericilere yönelik hedef alma ve tutuklama operasyonlarının durdurulması amacıyla vilayete bağlı bazı ilçe ve beldelerin yanı sıra Nasıriye’nin birçok mahallesinde yollar kapatıldı.”
Nasıriye’deki yerel medya, onlarca protestocunun Nasıriye kenti ile El-Cebayiş ilçesini birbirine bağlayan yolu ulaşıma kapattığını aktardı. Tutuklamaların neden olduğu protestoların baskısı altındaki yerel makamlar, dün ilerleyen saatlerde aktivist İhsan el-Hilali ve diğer tutukluları serbest bıraktı.
Bağdat’taki merkezi hükümet, geçen ayın başında Zikar’da güvenlik servislerindeki üst düzey yetkililerden oluşan Kriz Yönetim Hücresi’ni kurduğunu ve hücrenin başına Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci’yi atadığını duyurmuştu. Hücrenin kurulması, halk hareketi gruplarını El-Halbubi Meydanı’ndaki çadırlarını kaldırarak evlerine dönmeye ikna etmişti. Aktivistler, bu hücrenin, aktivistlerin hedef alınması meselesi ile cinayet ve adam kaçırma eylemlerinde parmağı olan kişilerden hesap sorulması noktasında çok fazla bir şey yapmadığını belirtiyorlar. Öte yandan Irak Bağımsız Yüksek İnsan Hakları Komiserliği, önceki gün yaptığı açıklamada, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’ye çok sayıda ihlallere ve aksaklıklara tanık olan Zikar vilayetindeki güvenlik dosyasını üstlenme, tüm dosyaları düzeltme, bu vilayette güvenliği yeniden sağlama, suikast, adam kaçırma ve özgürlükleri sınırlandırma eylemlerini durdurma çağrısında bulundu. Komiserlik, gözlemci ekipleri aracılığıyla Zikar vilayetinde son iki günde meydana gelen gelişmeleri takip ettiklerini belirterek, bu gözlemlerin sonucunda suikast ve adam kaçırma durumlarını, göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatışmaların meydana geldiğini, güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı gaz, gerçek ve plastik mermi kullandığını, göstericilerin de güvenlik güçlerine karşı taş kullandığını belgelediklerini kaydetti.
Komiserlik, açıklamasının devamında, yaşanan olaylarda güvenlik güçleri ve göstericilerden 43 kişinin yaralandığı, 2 suikastın yaşandığı ve bunu takiben güvenlik güçlerinin göstericilere ve aktivistlere karşı tutuklama dalgası başlattığı ve aralarında 1’i gazeteci 30 göstericinin tutuklandığını bildirdi. Komiserlik ayrıca tüm taraflara sükunet ve soğukkanlı olma çağrısında bulundu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.