ABD’nin Feyyad’a uyguladığı yaptırım ve Haşdi Şabi’nin akıbeti

Başbakan Kazımi'nin önünde iki yol var; ya Feyyad ile devam ederek daha fazla uluslararası izolasyon ile karşı karşıya kalacak ya da yaptırım uygulanan yetkililerin yerine başka isimler getirecek.

Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
TT

ABD’nin Feyyad’a uyguladığı yaptırım ve Haşdi Şabi’nin akıbeti

Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)
Falih Feyyad son yıllarda aynı anda birçok güvenlik biriminde görev aldı (Reuters)

Ahmed es-Suheyl
ABD Hazine Bakanlığı, ‘İnsan haklarını ihlal edenlerin ve yolsuzluğu yayanların cezalandırılması’ başlığı ile yayımladığı yaptırımlar uygulanan isimler listesine Irak’taki milis gücü Haşdi Şabi Heyet Başkanı Falih el-Feyyad’ı da dahil etti. Feyyad, listeye, Ekim 2019’da Irak’ta gerçekleşen ayaklanma sırasında protestoculara yapılan müdahaleyi ve öldürülmelerini doğrudan yönetme suçlamasıyla dahil edildi.
Irak’ta eski rejimin çöküşünden bu yana ilk kez böylesine üst düzey bir yetkiliye yaptırım uygulandı. Gözlemciler, Irak hükümetinin İran yanlısı güçlerin artan nüfuzuna ilişkin sorunların yanı sıra insan hakları ihlalleriyle ilgili meselelere bir çözüm bulamamasıyla birlikte Irak’ın şu an Feyyad yüzünden uluslararası toplumdan dışlanması gibi büyük bir zorlukla karşı karşıya kaldığı görüşündeler.

‘Kriz Odası’ ve protestocuların öldürülmesi
ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Feyyad’ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı kolu Kudüs Gücü’nün desteğiyle Haşdi Şabi liderlerinden oluşan ‘Kriz Odası’nın bir üyesi olduğu belirtildi. Irak’ta Ekim 2019’daki halk ayaklanması sırasında söz konusu Kriz Odası’nın gösterilere müdahalesinde yaklaşık 800 kişinin öldürüldüğü, on binlerce kişinin yaralandığı ve protesto hareketinin önde gelen aktivistlerine yönelik suikastların da devam ettiği vurgulandı.
ABD Hazine Bakanlığı, İran’a yakın Haşdi Şabi milis gücünün, özgür ve adil seçimler yapılması, insan haklarına saygı duyulması ve temiz bir hükümet kurulması çağrısı yapan Irak’taki siyasi aktivistlere yönelik suikastlara devam ettiğini vurguladı.
Yapılan yazılı açıklamada ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin’in şu ifadeleri yer aldı:
“Iraklı barışçıl protestocuların öldürülmesinde parmağı bulunan Falih Feyyad gibi İran’la ittifak halindeki milisler ve politikacılar, Irak demokrasisine ve sivil topluma karşı şiddetli bir kampanya yürütüyorlar. ABD, Irak halkını barışçıl protestolardan, adalet arayışından ve ülkelerindeki yolsuzluğu ortadan kaldırmak için harekete geçmekten alıkoymayı amaçlayanları, insan haklarına yönelik ihlallerden sorumlu tutmaya devam edecek.”

Feyyad’ın halk ayaklanması sırasındaki açıklamaları
Protestoların zirve yaptığı 2 Ekim 2019'da ABD’nin başkenti Washington'ı ziyaret eden Falih Feyyad, 7 Ekim'de göstericilere karşı yaptığı açıklamalar öncesinde başta ABD Savunma Bakanı olmak üzere bir dizi yetkiliyle görüştü. Feyyad, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, ‘gösterileri körükleyen komplocular’ olarak tanımladığı kişilerden ‘intikam alma” ve ‘ses getirecek bir karşılık verme” tehdidinde bulundu.
Feyyad söz konusu dönem düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Ülkede durumun kötüleşmesini isteyenlere caydırıcı bir karşılık verilecek. Yaşanan bazı acılar sonucu ortaya çıkan güçler olduğunu unutan komploculara müsamaha gösteremeyiz. Vereceğimiz karşılık ciddi, net ve spesifik olacaktır. Devlet ve devletin imkanları aracılığıyla sizi takip edip bulacağız. Hiç kimsenin çocuklarımızın kanını dökmesine ve demokrasimize zarar vermesine izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamalar, Iraklı protestoculara gerçek mermi kullanılarak yapılan müdahale ile aynı zamana denk geldi. Protestoculara müdahale için keskin nişancılar dahi kullanıldı. Müdahaleler sırasında yüzden fazla kişi öldü, binlerce kişi de yaralandı.
Bununla birlikte Falih Feyyad geçtiğimiz yıllarda birçok görevi aynı anda yürüttü. Temmuz 2020’ye kadar Ulusal Güvenlik Danışmanlığı, Ulusal Güvenlik Servisi Başkanlığı ve Haşdi Şabi Başkanlığı görevlerini üstlendi. Mustafa el-Kazımi’nin başbakan olmasının ardından ise Feyyad yalnızca Haşdi Şabi Heyet Başkanı görevine devam etti.
Haşdi Şabi büyük meydan okumayla karşı karşıya
ABD’nin bu son adımı Haşdi Şabi’nin geleceği ve özellikle Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı’na bağlı bir kurum olmasına rağmen gözlemcilere göre Haşdi Velayet (İran dini lideri Ali Hamaney'e biat eden) grupların kendi karar merkezlerini kontrol etmesi ve devlete paralel bir organ olması nedeniyle tartışma yarattı. Bu adım, tartışmaların ardından Haşdi Şabi’nin yola devam etmesi bakımından belirleyici bir hamle olarak görülüyor.
Terör ve Güvenlik Uzmanı Ahmed eş-Şerifi konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
 “Bu yaptırımlar, Irak’taki siyasi örgütlenme için bağlayıcı bir karar olması nedeniyle Kazımi’yi büyük bir meydan okumayla karşı karşıya bıraktı. Çünkü Washington, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) alınan kararlar çerçevesinde halen Irak’taki siyasi projenin ana sponsoru konumundadır.”
Bağdat’ın Washington ile arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması ve Güvenlik Anlaşması kapsamında Irak hükümetinin bu yaptırımların başa çıkması gereken bir başka zorluk olduğuna dikkat çeken Şerifi, bir sonraki aşamada Kazımi’nin önünde iki yol olduğunu belirttiği değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Kazımi, ya Feyyad ile devam edip daha fazla uluslararası izolasyon ile karşı karşıya kalacak ya da yaptırım uygulanan yetkililerin yerine başka isimler getirecek ve Haşdi Şabi’yi tamamen Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı’nın kontrolüne verecek.”
Haşdi Şabi’nin halen kotalara tabi olmasından ve İran silahlarının yapının ana gövdesini oluşturmasından dolayı Kazımi’nin Haşdi Şabi’nin mevcut liderlerinin yerini alacağını düşünmeyen Şerifi, bu durumun Irak Başbakanı’nın böyle bir karar alma olasılığını daha da karmaşık hale getirdiğini kaydetti.

İran yanlısı liderlere karşı yeni tedbirler
Washington’ın silahlı grupların liderleri ve Feyyad da dahil olmak üzere İran’a yakın isimleri yaptırımlar listesine eklemesi, Haşdi Şabi liderlerini hedef alan yeni tedbirlerin uygulanması olasılığıyla ilgili çok sayıda soru işaretine neden oldu. Önümüzdeki günlerde söz konusu liderlere yönelik bir takım tedbirler alınabileceğini düşünen Şerifi, yeni isimlerin yaptırımlar listesine eklenmesi adımının söz konusu liderlere meydanı boşaltmayı taahhüt etmezlerse zorla ortadan kaldırılacaklarına dair bir uyarı olduğu görüşünde.
Bu kararların ‘ABD yönetiminin el değiştirmesinden etkilenmeyeceğine ve Washington'ın dış politikasındaki sabit unsurların göstergesi olacağına’ işaret eden Şerifi, “Irak, İran’ın müttefiklerini hedef alan en sıcak alandır. Önümüzdeki günlerde veya haftalarda bu durum had safhaya ulaşabilir” dedi.
Haşdi Şabi içinde geçtiğimiz dönemde birçok kırılma yaşandı. ABD’nin bu yeni adımı, Irak’taki Şii dini merci Ayetullah Ali es-Sistani’ye bağlı Haşdi Merceiyye bünyesindeki Haşdi Atabat (Şii kutsal türbeleri Haşdi) Haşdi Şabi’den ayrıldığını ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığı ile bağını kopardığını duyurmasından yaklaşık bir ay sonra geldi. Şerifi’ye göre tüm bu gelişmeler, ‘Haşdi Velayet gruplarına indirilen ölümcül darbeyi’ temsil ediyor. Yine Şerifi’ye göre Sistani, Haşdi Şabi’yi siyasi tartışmalara dahil etmenin tehlikelerinin ve hedef alınmasına yol açabileceğinin farkındaydı.
Şerifi, göstericilerin hedef alınmasının ardından Feyyad’ın yaptırımlar listesine eklenmesiyle ilgili değerlendirmesinde ise listeye başka isimlerinde eklenebileceğini belirtti. ‘Resmi kurumların bu konuda herhangi bir tedbir alamamasının ardından davanın dışarı taşındığını ve bu durumunda Irak’ı tüm dosyaları içerebilecek yeni ve geniş bir uluslararası durumla karşı karşıya bıraktığını’ kaydetti.

Velayet-i Fakih takipçileri Biden’ı bekliyor
Haşdi Velayet grupları, yeni ABD Başkanı Joe Biden'ın 20 Ocak'ta Beyaz Saray'da göreve başlaması konusundaki iyimserliklerini gizlemiyorlar. Gözlemciler, Haşdi Velayet gruplarının yeni ABD yönetimin İran’la gerginlik yaşanan süreci değiştirebileceğine inandığını ve böylece İran üzerindeki baskının sona erebileceğini veya azaltabileceğini düşündüklerini belirttiler.
Kulwatha Araştırma MerkeziBaşkanı Basil Hüseyin ise Feyyad'ın ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırımlar listesine eklenmesini, bir yandan Iraklı bir yetkili diğer yandan ise Haşdi Şabi Heyeti Başkanı olması nedeniyle yaptırım modelinde bir paradigma değişikliği olarak görüyor.
Yaptırımlar listesine 20 Ocak’a kadar yeni isimlerin eklenebileceğini düşünen Hüseyin, Biden'ın Beyaz Saray’a gelmesinin ardından ABD yönetiminin yaklaşımın farklı olabileceğine dikkat çektiği açıklamasında şunları söyledi:
“Bu politikadan vazgeçebilir ve Irak’la siyasi ilişkinin seyrini değiştirmek amacıyla yaptırımların uygulanması konusunda daha sabırlı olabilir. Biden yönetiminin Beyaz Saray'a gelmesini beklemek, özellikle bu konuda iyimserliklerini saklamayan Haşdi Velayet gruplarını karşılık verme konusunda daha sabırlı kılıyor.”

Haşdi Velayet gruplarının ardı ardına yaşadığı şoklar
Son dönemde İran'ın müttefiklerinin tanık olduğu karmaşa, özellikle Haşdi Atabat’ın ayrılmasının, ardından artarak devam ediyor. Iraklı gazeteci yazar Maan el-Cizani konuya ilişkin değerlendirmesinde, “ABD, şu sıralar İran'ın bölgedeki silah gücüne odaklanmış durumda. Alınan son karar, Tahran'a uygulanan azami baskı politikasının bir uzantısıdır” dedi.
Cizani, Haşdi Velayeti gruplarının bu konudaki iyimserliklerine rağmen Biden yönetimiyle birlikte ABD’nin İran yanlısı silahlı gruplar dosyasında köklü değişiklikler yaşanmayacağını belirttiği değerlendirmesinde “Biden, söz konusu gruplar için büyük bir şoka neden olabilir” ifadesini kullandı.
ABD’nin yeni adımının öneminin, zamanlamasında olduğunu vurgulayan Cizani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Haşdi Velayet, geçtiğimiz dönemde, özellikle içerisinde eğilimler konusunda yaşanan anlaşmazlıklar ve devletin egemen kararını etkilemek amacıyla kullanılması nedeniyle Sistani’ye bağlı Haşdi Merceiyye’nin Haşdi Şabi’den ayrılmasıyla Irak'ta büyük bir tartışma konusu haline geldi.”
Cizani, bununla birlikte Haşdi Şabi çatısı altındaki diğer grupların doğrudan Tahran tarafından yönetilen devlete paralel bir organ olarak sınıflandırıldığını belirtti.
Cizani’ye göre ABD kararının siyasi gücü, Feyyad’a yönelik mali etkilerinden daha büyük olabilir. Cizani, bu durumun da ‘kararın sadece Feyyad üzerinde değil, Haşdi Şabi üzerinde de doğrudan etkileri olacağına’ işaret ettiğini ve Irak devletini, resmî kararlara uymayan ve devlete paralel bir organ olan bu güce farklı şekilde davranmaya zorlayacağını kaydetti.
Feyyad’ın daima ‘ip üzerinde oynamaya çalıştığını’ belirten Cizani, “(Feyyad) Velayet-i Fakih yanlısı gücün bir parçası olduğu bir dönemde Washington ile iyi ilişkiler kurdu. Bu da onu son dönemde ABD’nin radarı dışında olduğuna inandırdı” dedi. Bu olayın ‘Washington’ın, Irak hükümeti içindeki güvenlik kurumları milli olmadıkça ve İran yanlısı oldukça Irak hükümeti ile anlaşma yapmayacağının bir göstergesi’ olduğunu vurguladı.
Cizani sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Washington, Kazımi’nin İran’a sadık silahlı grupların Irak’taki eylemlerini sona erdiremediğini düşünüyor. Bu da onu doğrudan eyleme geçmeye sevk etti. Yaptırımın amacı, Irak hükümetini utandırmak ve Irak’taki İran güçlerine karşı gerçek seçimler yaparak ya da ABD ve Batılı müttefikleri ile Irak’ı uluslararası camiadan uzun süre tecrit etme seçeneği olarak bir yol ayrımına getirmektir.”

Resmi tepkiler
Diğer yandan şu ana kadar Başbakan Kazımi'den Feyyad’ın adının ABD tarafından yaptırımlar listesine eklenmesine ilişkin herhangi bir yorum gelmedi. Buna karşın Irak Dışişleri Bakanlığı, Feyyad’ın ABD’nin yaptırımlar listesine dahil edilmesi karşısında duyduğu şaşkınlığı ifade etmekle yetinirken protestocuların ve önde gelen aktivistlerin öldürülmeleri ve insan hakları ihlalleri ile ilgili Feyyad’a yöneltilen suçlamalar konusunda ise yorum yapmadı.
Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “ABD Hazine Bakanlığı’nın, Haşdi Şabi Heyet Başkanı Falih el-Feyyad ile ilgili kararı kabul edilemez bir sürprizdi” ifadeleri yer aldı. ‘Bakanlığın, ABD Hazine Bakanlığı'nın Iraklı isimlerle ilgili aldığı tüm kararları Washington'daki mevcut ve yeni yönetimle birlikte dikkatle takip edeceği ve bunun sonuçlarını değerlendirmeye çalışacağı’ vurgulandı.
Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci ise Twitter hesabı üzerinden ABD Hazine Bakanlığı'na ilettiği mesajda , ‘Iraklı bir yetkilinin adının yaptırımlar listesinde yer almasının doğru olmadığını’ belirterek ‘yaptırım uygulama kararındaki hatanın düzeltilmesi’ çağrısında bulundu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.