Mahluf’tan Esed’e: Evsiz kalacağım

Mahluf, ‘savaş zengini’ olarak tanımladığı kişilerin mülklerini ‘sahte sözleşmelerle’ sattığını söyledi

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma, 30 Aralık'ta Tartus kırsalında bir ağaçlandırma kampanyasına katıldılar (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma, 30 Aralık'ta Tartus kırsalında bir ağaçlandırma kampanyasına katıldılar (AFP)
TT

Mahluf’tan Esed’e: Evsiz kalacağım

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma, 30 Aralık'ta Tartus kırsalında bir ağaçlandırma kampanyasına katıldılar (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma, 30 Aralık'ta Tartus kırsalında bir ağaçlandırma kampanyasına katıldılar (AFP)

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in kuzeni Suriyeli işadamı Rami Mahluf, ‘savaş zengini’ olarak tanımladığı kişilerin, kendisine ait mülkleri dolandırıcılık ve sahtecilikle ele geçirmesinin ardından Beşşar’a olaya müdahale etmesi çağrısında bulundu. Mahluf geçtiğimiz pazar günü Facebook üzerinden paylaştığı bir gönderide, Suriye rejimine bağlı güvenlik güçlerinin gece yarısı kendisine ait ofislerden birine baskın düzenleyerek ‘tüm şirket belgelerine’ el koyduklarını belirterek, Esed’e, “Neden bu olay sizi veya herhangi bir kamu kurumunu endişelendirmiyor?” diye seslendi.
Esed’e Yüksek Yargı Konseyi Başkanı sıfatıyla yazdığı mektubu ‘kuşatma altında’ olduğundan ve hedefine ulaşmasını sağlamak istemesinden ötürü Facebook üzerinden paylaşan Mahluf,   ‘savaş zenginlerinin’ kendisini daha önce ‘şirketlerinden vazgeçmesi için’ tehdit ettiklerini belirterek, şirketlerinden ‘vazgeçmediği için’ sahibi olduğu tüm mülkleri, tıpkı kendisinin ve çocuklarının evlerine yaptıkları gibi  ‘sahte sözleşmelerle’ sattıklarını ve evsiz kalacağını söyledi.
Esed’i ‘anayasanın özel mülkleri güvence altına alan ve koruyan hüküm ve maddelerini uygulamaya’ çağıran Mahluf, “Bunu yapmanın yolu, bize tüm haklarımızı iade etmekten ve failleri en ağır cezalarla cezalandırmaktan geçer” ifadelerini kullandı.
Bir yıl öncesine kadar rejimin etrafındaki en önemli iş adamlarından biri olarak kabul edilen Mahluf'un daha önce savaş zengini olarak tanımladığı kişilerden tehditlere maruz kaldığını ve evini ele geçirmekle tehdit edecek kadar ileriye gittiklerini açıklamıştı. Bu açıklama, Suriye Devlet Başkanı’nın ailesiyle arasında yaşanan anlaşmazlığın ortaya çıkmasının ardından gelirken hükümet, Mahluf’tan sahibi olduğu ‘Syriatel’ adlı telekomünikasyon şirketi için kamu hazinesine 132 milyar Suriye lirası vergi ödemesini istedi. Mahluf ise hükümete bu miktarın şirketi iflasa sürükleyeceğini belirterek ödemeyi reddettiğini açıkladı. Bu gelişmeyi, mallarına el konulması, rejimin kontrolündeki bölgelerde olan yatırımlarının iptal edilmesi ve seyahat yasağı uygulanması gibi rejim tarafından Mahluf’a karşı alınan tedbirler takip etti.
Mahluf geçtiğimiz perşembe günü ise Facebook sayfası üzerinden paylaştığı bir video kaydıyla Suriyelileri, bu ayın 15'inden başlayarak, Suriye'deki ekonomik krizi çözmek ve ‘kendilerine haksızlık eden herkesi yenmek’ için 40 gün boyunca dua etmeye çağırdı.
Öte yandan Suriye Gümrük Genel Müdürlüğü’nün iki hafta önce Halep piyasalarında başlattığı el koyma ve kapatma kampanyasına gelen yoğun eleştirilerin ardından şehir girişlerindeki sabit ve hareketli gümrük noktaları dışında gümrük kontrol devriyelerinin Halep şehrine girişinin engellenmesi konusunda bir anlaşmaya varıldı. Ayrıca, herhangi bir gümrük devriyesi unsurunun, Halep Ticaret Odası’ndan bir yetkili eşlik etmeden ve tarafsız bir rapor verilmesi dışında Halep çarşılarındaki herhangi bir dükkana veya depoya girmesi yasaklandı. Halep Ticaret Odası'ndan resmi Facebook sayfası üzerinden yapılan açıklamaya göre ihlallerin sadece Halep'teki Gümrük Müdürlüğü'nde çözülmesi ve Şam'a hiçbir tüccar veya ithalatçının gelmemesi kararlaştırıldı.
1885 yılında kurulan Halep Ticaret Odası'nın vardığı anlaşma, mutlak esneklik gösterilmesi, herhangi bir denetime yasal işlem uygulanmadan önce bir süre beklenmesi, tüccara gümrük beyannamelerini ve gerekli belgeleri sunması için son tarih verilmesi, beyannamenin açıklamasına ve kontrol işleminin yürütülmesinde ithal edilen malların ilgili listeye güvenilmesi gerektiği vurgulandı. Anlaşma uyarınca malın ‘şüpheli’ olması durumunda tüccar tutuklanmadan, ihlal tespit edilir, ondan numuneler alınır ve deposunda bulunan mallar üçüncü bir şahsa emanet edilir. Bilgilerin doğrulanması beklenirken, ithal edilmesi yasaklanan mallar ile izin verilen mallar arasında ayrım yapılması gerekir. Ayrıca malların Şam'a tüccar veya ithalatçı tarafından sürülmediği teyit edilir.
Halep'teki Gümrük Müdürlüğü, iki hafta önce yeni yıl tatilinin arifesinde Halep piyasalarına yoğun baskınlar düzenlemiş ve bu baskınlara ilk kez Siga Çarsı da eklenmişti. Ağır para cezalarının kesildiği baskınlarda Türkiye'den kaçırıldığı iddia edilen mücevherlere de el konuldu. Baskınlar, tüccarların boğucu ekonomik kriz nedeniyle durgun olan piyasanın hareketlenmesini beklediği tatil sezonuna denk geldiğinden yoğun eleştirilerin hedefi oldu.
Suriye'nin ekonomi başkenti Halep'teki tüccarlar, gümrük vergilerinin tahsil edilmesini göz ardı etmeleri karşılığında fahiş miktarda rüşvetler talep eden gümrük devriyelerinin baskısından şikayetçiler. Halep'teki ticari kaynaklar, gümrük devriyelerinin dükkanlara baskın yapamayacağı için kesilen cezaların çoğunun ‘haksız ’ olduğunu, çünkü gümrük devriyelerinin sadece kontrol noktalarında, sınır bölgelerinde ve limanlarda çalışmaları gerektiğini belirtiyorlar. Kaynaklar ayrıca Gümrük Müdürlüğü'nün savaş yıllarında piyasalara müdahale etmeye başladığını ve Suriye'ye giren ve çıkan malların hareketini düzenleyen 4. Tümen tarafından kontrol edildiğini belirttiler.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.