Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan-Etiyopya sınır bölgelerine yığılmalar artarken Hartum, hava sahasının ihlal edilmesini kınadı ve tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
TT

Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)

Sudan, Etiyopya’ya yönelik açıklamalarındaki üslubu sertleştirirken hava sahasının askeri uçuşlarla ihlal edilmesinin tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı.
Sudan, Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin iki ülke arasındaki sınırlarda gerçekleştirdiği uçuşları, doğu sınırlarında artan güvenlik gerilimine katkıda bulunan yeni bir gerilim olarak değerlendirdi. Öte yandan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi, Sudan güçlerini ülkesinin topraklarına girmekle ve kampları ele geçirmekle suçladı. Büyükelçi bunun iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Etiyopya, Sudan ordusunun kendi topraklarında askeri olarak konuşlandığı ve son dönemde geri aldığı bölgelerdeki varlığını sürdürdüğü bir dönemde, Sudan ile sınır hattına büyük askeri yığınaklarda ve takviyelerde bulundu. Sudan ordusunda söz konusu askeri yığınaklar ve takviyelerin gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan,  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Osman el-Hüseyin ve bazı üst düzey komutanların eşliğinde Sudan-Etiyopya sınırını ziyaret etti. Orgeneral Burhan ve beraberindeki komutanlar, Etiyopyalı milisler tarafından 6 kadın ve bir çocuğun öldürülmesi olayından saatler sonra cephedeki askeri güçleri denetlediler.
Etiyopyalı milisler geçtiğimiz pazartesi günü Kadarif eyaletinde yer alan Faşka bölgesindeki tarım arazilerine yönelik saldırı düzenledi. Saldırıda 5 kadın ve bir çocuğu öldürdü. Ardından Sudan ordusu saldırı sırasında kaybolan iki kadından birinin daha cesedine ulaştı.
Sudan Tribune gazetesinin haberine göre komutanlar sınır hattında konuşlu Sudan ordusunun ön saflarını denetlerken Kadarif'teki 2’inci Piyade Tümeni Komutanı Tümgeneral Haydar et-Tarifi’den bilgi aldılar.
Kaynaklar, Sudan ordusunun, saldırıdan sonra Etiyopyalı güçlere yönelik takip ve tarama faaliyetleri başlattığını aktarırken, bir askeri çatışma yaşanabileceği düşünülüyor. Bu gelişmeler, Sudan ve Etiyopya ordularının iki ülke sınırları yakınında kara tatbikatları düzenlemelerinden ve İsrail savaş uçaklarının ortak sınırda uçuşlar gerçekleştirmesinden sonra yaşandı.
Sudan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan basın açıklamasında sert bir üslup kullanılırken Etiyopya’ya ait bir savaş uçağının Sudan-Etiyopya sınırında Sudan hava sahasını ihlal etmesini, ‘bölgede gerginliği daha da artırabilecek tehlikeli bir adım’ olarak nitelendirilirken bunun ‘tehlikeli sonuçları’ olabileceği uyarısında bulunuldu.
Etiyopya’nın bu adımını şiddetle kınayan Sudan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Addis Ababa’dan, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin ve Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik ve istikrarın üzerinde tehlikeli etkileri olabileceği için bu tür davranışların tekrarlanmamasını talep etti.
Öte yandan Sudan ordusu, Sudan'ın Etiyopya sınırında yer alan Kadarif eyaletinden kalkan bir askeri uçağın düştüğünü açıkladı. Uçağın neden düştüğüne dair bilgi verilmezken sadece uçağın mürettebat tarafından indirilmeye çalışılırken yere çarparak alev aldığı, üç kişilik mürettebatın kazadan sağ kurtuldukları bildirildi.
Diğer yandan Sudan Hükümeti Sözcüsü, Sudan Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih yaptığı açıklamada, Etiyopyalıların Sudan güçlerinin Etiyopya topraklarına girdiği yönündeki iddialarını yalanladı.
Salih, salı günü yaptığı ve Bloomberg Eş-Şark tarafından aktarılan açıklamasında, ‘Hartum'un her zaman barışçıl bir çözümü desteklediğini’ vurgulayarak “Ortak Sınır Komisyonu herhangi bir ilerleme kaydedemeyince Sudan ordusu, Etiyopya'nın Sudan sınırları içindeki saldırılarına kararlı bir şekilde karşılık vermeye başladı” dedi. Sudan'ın halen iki ülke arasında sınır işaretleri konulması talebine bağlı kaldığını ve anlaşmazlığın sınırları çizmekle ilgisi olmadığını söyleyen Salih, “Etiyopya ile Sudan sınırları uluslararası olarak kararlaştırılmıştır. Bunlar üzerinde herhangi bir anlaşmazlık yoktur” ifadelerini kullandı. Ancak Addis Ababa, sınır anlaşmazlığı olduğunu düşünüyor.  
Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango ise sınır anlaşmazlığı olmadığı açıklamalarına karşı çıktı.
Öte yandan basında yer alan haberlerde Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimi hafifletmek amacıyla çatışma hattına girdiği bildirildi. Bununla birlikte Sudan Egemenlik Konseyi üyeleri günlerdir Çad, Güney Sudan ve Eritre dahil olmak üzere bazı bölge ülkelerinin başkentlerine ziyaretlerde bulunuyorlar. Basında yer alan haberlere göre Sudan Egemenlik Konseyi Sözcüsü Muhammed el-Faki Süleyman’ın, Sudan-Etiyopya anlaşmazlığı konusundaki net tutumunun anlaşılması amacıyla Suudi Arabistan’a gitmesi bekleniyor.
Sudan Dışişleri Bakanlığı, ‘Şifta milisleri’ adını kullanan Etiyopya güçlerinin Sudan topraklarında sınırdan yaklaşık 5 kilometre içeride gerçekleştirdiği saldırının ve saldırıda kadın ve çocukların öldürülmesinin ardından uluslararası toplumu ve bölgesel kuruluşları bu suç eylemlerini kınamaya çağırırken derhal durdurulmalarını talep etti.
Diğer yandan Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango, Etiyopya'yı iki ülke arasında sınır işaretlerinin belirlenmesi konusunda imzalanan anlaşmaların uygulanmasından ‘kaçınmak ve ertelemekle’ suçladı.
Tango, Hartum’da akredite olan büyükelçilere, diplomatlara, misyonlara ve bölge teşkilatlarının temsilcilerine dün yaptığı açıklamada, son yıllarda Etiyopya-Sudan arasındaki sınır dosyasında yaşanan gelişmelere değindi. Tango, Etiyopya’nın bu bağlamda imzalanan tüm anlaşmaları açıkça ihlal ederek Sudan topraklarına tecavüz etmeye, yerleşim yerleri kurmaya ve Sudanlı çiftçileri sınır dışı etmeye devam ettiğini söyledi.
Tango Etiyopya’nın iki ülke arasındaki sınır dosyasını tekrar gündeme getirirse, Sudan'ın İngiliz sömürgesi olduğu dönemde Etiyopya'ya verilen Benishangul-Gumuz Bölgesi’ne atıfta bulunarak Sudan'ın 1902 yılında imzalanan anlaşma uyarınca Etiyopya'ya verilen büyük toprakların geri alınması için harekete geçebileceği uyarısında bulundu. Tango, “Etiyopya’nın anlaşmaları tanıma konusundaki başarısızlığı birçok soruna yol açacaktır” şeklinde konuştu.
Sudan ile Etiyopya arasında imzalanan anlaşmaların hiçbirinin bir sınır anlaşmazlığından bahsetmediğini vurgulayan Tango, “Etiyopya’dan 1903 Anlaşması’ndaki sınırı tanımayacağına dair resmi bir mektup almadık. Ancak buna rağmen, Sudan topraklarına ve çiftçilere yönelik saldırı ve saldırı devam etti” ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılma fırsatı bulan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi Yibeltal Aemro, Ortak Sınır Komisyonu’nun iki ülke arasındaki sınır meselesini tartıştığı çalışma toplantılarının yapıldığı bir dönemde Sudan ordusunun geçtiğimiz Kasım ayından bu yana Etiyopya topraklarına eşi benzeri görülmemiş askeri saldırıları ve 9 kampı ele geçirmesiyle ülkesinin şaşkına döndüğüne dikkati çekti. Büyükelçi Aemru, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde federal güçler tarafından yürütülen savaşa işaret ederek Sudan hükümetini, Etiyopya’daki iç durumu istismar etmek ve Etiyopya topraklarına girmekle suçladı.
Ülkesinin Sudan halkının yanında olmaya devam ettiğini ve askeri seçeneğe başvurmadığını belirten Büyükelçi Aemru, Etiyopya vatandaşlarının bu bölgelerden çıkarılamayacağının da altını çizdi.
Büyükelçi Aemru şöyle devam etti:
“Sudan ordusunun saldırıları durdurulmalı ve yapılan tüm eylemler geri döndürülmeli. Aksi takdirde bu durum iki ülke arasındaki iş birliği ilişkilerine zarar verecektir. Anlaşmazlıklar barışçıl yollarla ve diyalogla çözülebilir ve sınır dosyası uygun bir şekilde ele alınabilir.”
Sudan ile Etiyopya arasındaki uzunluğu yaklaşık 725 kilometre olan sınır, 1903 Anlaşmasıyla iki ülke arasında kararlaştırılan uluslararası sınır olarak kabul ediliyor.
İki ülke arasındaki sınır gerginliği, Etiyopya güçleri ve milislerinin kendi topraklarında Sudan güçlerine saldırarak 3 kişiyi ve üst rütbeli bir subayı öldürmesinin ardından, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde patlak veren çatışmayla arttı.
Saldırı sonucunda, Sudan ordusu kendi topraklarında yeniden konuşlandırılırken Etiyopya'nın uzun yıllardır kontrol ettiği bölgelerin yüzde 80'inden fazlasının kontrolünü yeniden ele geçirdi.
Bununla birlikte Sudan ile Etiyopya arasında, geçtiğimiz Aralık ayında yapılan sınır belirleme müzakerelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Sudan, iki taraf arasında imzalanan anlaşmalara uygun olarak sınır işaretleri koyulmasını istiyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.