Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan-Etiyopya sınır bölgelerine yığılmalar artarken Hartum, hava sahasının ihlal edilmesini kınadı ve tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
TT

Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)

Sudan, Etiyopya’ya yönelik açıklamalarındaki üslubu sertleştirirken hava sahasının askeri uçuşlarla ihlal edilmesinin tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı.
Sudan, Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin iki ülke arasındaki sınırlarda gerçekleştirdiği uçuşları, doğu sınırlarında artan güvenlik gerilimine katkıda bulunan yeni bir gerilim olarak değerlendirdi. Öte yandan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi, Sudan güçlerini ülkesinin topraklarına girmekle ve kampları ele geçirmekle suçladı. Büyükelçi bunun iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Etiyopya, Sudan ordusunun kendi topraklarında askeri olarak konuşlandığı ve son dönemde geri aldığı bölgelerdeki varlığını sürdürdüğü bir dönemde, Sudan ile sınır hattına büyük askeri yığınaklarda ve takviyelerde bulundu. Sudan ordusunda söz konusu askeri yığınaklar ve takviyelerin gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan,  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Osman el-Hüseyin ve bazı üst düzey komutanların eşliğinde Sudan-Etiyopya sınırını ziyaret etti. Orgeneral Burhan ve beraberindeki komutanlar, Etiyopyalı milisler tarafından 6 kadın ve bir çocuğun öldürülmesi olayından saatler sonra cephedeki askeri güçleri denetlediler.
Etiyopyalı milisler geçtiğimiz pazartesi günü Kadarif eyaletinde yer alan Faşka bölgesindeki tarım arazilerine yönelik saldırı düzenledi. Saldırıda 5 kadın ve bir çocuğu öldürdü. Ardından Sudan ordusu saldırı sırasında kaybolan iki kadından birinin daha cesedine ulaştı.
Sudan Tribune gazetesinin haberine göre komutanlar sınır hattında konuşlu Sudan ordusunun ön saflarını denetlerken Kadarif'teki 2’inci Piyade Tümeni Komutanı Tümgeneral Haydar et-Tarifi’den bilgi aldılar.
Kaynaklar, Sudan ordusunun, saldırıdan sonra Etiyopyalı güçlere yönelik takip ve tarama faaliyetleri başlattığını aktarırken, bir askeri çatışma yaşanabileceği düşünülüyor. Bu gelişmeler, Sudan ve Etiyopya ordularının iki ülke sınırları yakınında kara tatbikatları düzenlemelerinden ve İsrail savaş uçaklarının ortak sınırda uçuşlar gerçekleştirmesinden sonra yaşandı.
Sudan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan basın açıklamasında sert bir üslup kullanılırken Etiyopya’ya ait bir savaş uçağının Sudan-Etiyopya sınırında Sudan hava sahasını ihlal etmesini, ‘bölgede gerginliği daha da artırabilecek tehlikeli bir adım’ olarak nitelendirilirken bunun ‘tehlikeli sonuçları’ olabileceği uyarısında bulunuldu.
Etiyopya’nın bu adımını şiddetle kınayan Sudan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Addis Ababa’dan, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin ve Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik ve istikrarın üzerinde tehlikeli etkileri olabileceği için bu tür davranışların tekrarlanmamasını talep etti.
Öte yandan Sudan ordusu, Sudan'ın Etiyopya sınırında yer alan Kadarif eyaletinden kalkan bir askeri uçağın düştüğünü açıkladı. Uçağın neden düştüğüne dair bilgi verilmezken sadece uçağın mürettebat tarafından indirilmeye çalışılırken yere çarparak alev aldığı, üç kişilik mürettebatın kazadan sağ kurtuldukları bildirildi.
Diğer yandan Sudan Hükümeti Sözcüsü, Sudan Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih yaptığı açıklamada, Etiyopyalıların Sudan güçlerinin Etiyopya topraklarına girdiği yönündeki iddialarını yalanladı.
Salih, salı günü yaptığı ve Bloomberg Eş-Şark tarafından aktarılan açıklamasında, ‘Hartum'un her zaman barışçıl bir çözümü desteklediğini’ vurgulayarak “Ortak Sınır Komisyonu herhangi bir ilerleme kaydedemeyince Sudan ordusu, Etiyopya'nın Sudan sınırları içindeki saldırılarına kararlı bir şekilde karşılık vermeye başladı” dedi. Sudan'ın halen iki ülke arasında sınır işaretleri konulması talebine bağlı kaldığını ve anlaşmazlığın sınırları çizmekle ilgisi olmadığını söyleyen Salih, “Etiyopya ile Sudan sınırları uluslararası olarak kararlaştırılmıştır. Bunlar üzerinde herhangi bir anlaşmazlık yoktur” ifadelerini kullandı. Ancak Addis Ababa, sınır anlaşmazlığı olduğunu düşünüyor.  
Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango ise sınır anlaşmazlığı olmadığı açıklamalarına karşı çıktı.
Öte yandan basında yer alan haberlerde Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimi hafifletmek amacıyla çatışma hattına girdiği bildirildi. Bununla birlikte Sudan Egemenlik Konseyi üyeleri günlerdir Çad, Güney Sudan ve Eritre dahil olmak üzere bazı bölge ülkelerinin başkentlerine ziyaretlerde bulunuyorlar. Basında yer alan haberlere göre Sudan Egemenlik Konseyi Sözcüsü Muhammed el-Faki Süleyman’ın, Sudan-Etiyopya anlaşmazlığı konusundaki net tutumunun anlaşılması amacıyla Suudi Arabistan’a gitmesi bekleniyor.
Sudan Dışişleri Bakanlığı, ‘Şifta milisleri’ adını kullanan Etiyopya güçlerinin Sudan topraklarında sınırdan yaklaşık 5 kilometre içeride gerçekleştirdiği saldırının ve saldırıda kadın ve çocukların öldürülmesinin ardından uluslararası toplumu ve bölgesel kuruluşları bu suç eylemlerini kınamaya çağırırken derhal durdurulmalarını talep etti.
Diğer yandan Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango, Etiyopya'yı iki ülke arasında sınır işaretlerinin belirlenmesi konusunda imzalanan anlaşmaların uygulanmasından ‘kaçınmak ve ertelemekle’ suçladı.
Tango, Hartum’da akredite olan büyükelçilere, diplomatlara, misyonlara ve bölge teşkilatlarının temsilcilerine dün yaptığı açıklamada, son yıllarda Etiyopya-Sudan arasındaki sınır dosyasında yaşanan gelişmelere değindi. Tango, Etiyopya’nın bu bağlamda imzalanan tüm anlaşmaları açıkça ihlal ederek Sudan topraklarına tecavüz etmeye, yerleşim yerleri kurmaya ve Sudanlı çiftçileri sınır dışı etmeye devam ettiğini söyledi.
Tango Etiyopya’nın iki ülke arasındaki sınır dosyasını tekrar gündeme getirirse, Sudan'ın İngiliz sömürgesi olduğu dönemde Etiyopya'ya verilen Benishangul-Gumuz Bölgesi’ne atıfta bulunarak Sudan'ın 1902 yılında imzalanan anlaşma uyarınca Etiyopya'ya verilen büyük toprakların geri alınması için harekete geçebileceği uyarısında bulundu. Tango, “Etiyopya’nın anlaşmaları tanıma konusundaki başarısızlığı birçok soruna yol açacaktır” şeklinde konuştu.
Sudan ile Etiyopya arasında imzalanan anlaşmaların hiçbirinin bir sınır anlaşmazlığından bahsetmediğini vurgulayan Tango, “Etiyopya’dan 1903 Anlaşması’ndaki sınırı tanımayacağına dair resmi bir mektup almadık. Ancak buna rağmen, Sudan topraklarına ve çiftçilere yönelik saldırı ve saldırı devam etti” ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılma fırsatı bulan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi Yibeltal Aemro, Ortak Sınır Komisyonu’nun iki ülke arasındaki sınır meselesini tartıştığı çalışma toplantılarının yapıldığı bir dönemde Sudan ordusunun geçtiğimiz Kasım ayından bu yana Etiyopya topraklarına eşi benzeri görülmemiş askeri saldırıları ve 9 kampı ele geçirmesiyle ülkesinin şaşkına döndüğüne dikkati çekti. Büyükelçi Aemru, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde federal güçler tarafından yürütülen savaşa işaret ederek Sudan hükümetini, Etiyopya’daki iç durumu istismar etmek ve Etiyopya topraklarına girmekle suçladı.
Ülkesinin Sudan halkının yanında olmaya devam ettiğini ve askeri seçeneğe başvurmadığını belirten Büyükelçi Aemru, Etiyopya vatandaşlarının bu bölgelerden çıkarılamayacağının da altını çizdi.
Büyükelçi Aemru şöyle devam etti:
“Sudan ordusunun saldırıları durdurulmalı ve yapılan tüm eylemler geri döndürülmeli. Aksi takdirde bu durum iki ülke arasındaki iş birliği ilişkilerine zarar verecektir. Anlaşmazlıklar barışçıl yollarla ve diyalogla çözülebilir ve sınır dosyası uygun bir şekilde ele alınabilir.”
Sudan ile Etiyopya arasındaki uzunluğu yaklaşık 725 kilometre olan sınır, 1903 Anlaşmasıyla iki ülke arasında kararlaştırılan uluslararası sınır olarak kabul ediliyor.
İki ülke arasındaki sınır gerginliği, Etiyopya güçleri ve milislerinin kendi topraklarında Sudan güçlerine saldırarak 3 kişiyi ve üst rütbeli bir subayı öldürmesinin ardından, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde patlak veren çatışmayla arttı.
Saldırı sonucunda, Sudan ordusu kendi topraklarında yeniden konuşlandırılırken Etiyopya'nın uzun yıllardır kontrol ettiği bölgelerin yüzde 80'inden fazlasının kontrolünü yeniden ele geçirdi.
Bununla birlikte Sudan ile Etiyopya arasında, geçtiğimiz Aralık ayında yapılan sınır belirleme müzakerelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Sudan, iki taraf arasında imzalanan anlaşmalara uygun olarak sınır işaretleri koyulmasını istiyor.



DMUK, Suriye'nin katılımını memnuniyetle karşılarken Suriye ile yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti

Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
TT

DMUK, Suriye'nin katılımını memnuniyetle karşılarken Suriye ile yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti

Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)

DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) dün, Suriye hükümetini koalisyonun 90’ıncı üyesi olarak kabul etti. DMUK, pazartesi günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın başkanlığında düzenlenen siyasi direktörler toplantısında yayınlanan ortak bildiride, hükümetle yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti.

Katılımcılar, toplantıya ev sahipliği yapan Suudi Arabistan'a ve terörle mücadele ve istikrarın sağlanması için bölgesel ve uluslararası çabaları destekleme konusunda sürdürdüğü rolüne teşekkürlerini ifade ederek, üye devletleri Suriye ve Irak'ın çabalarına doğrudan destek sağlamaya teşvik ettiler.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, kalıcı ateşkes ve Suriye'nin kuzeydoğusunda sivil ve askeri entegrasyon için düzenlemeler de dahil olmak üzere kapsamlı bir anlaşma yapılmasını memnuniyetle karşıladılar.

dfrgth
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi, Riyad'da düzenlenen toplantıya başkanlık etti (SPA)

Suriye hükümetinin DAEŞ ile mücadelede ülke çapında liderliği alma niyetini kaydettiler ve DAEŞ ile mücadelede SDG’nin yaptığı fedakarlıklara ve DAEŞ'i yenme operasyonunda Irak hükümetinin sürdürdüğü liderliğe olan takdirlerini ifade ettiler.

Katılımcılar, tutuklu DAEŞ’lıların hızlı ve güvenli bir şekilde nakli, üçüncü ülke vatandaşlarının ülkelerine geri gönderilmesi, el-Hol ve Roj mülteci kamplarındaki ailelerinin geldikleri ülkelere onurlu bir şekilde yeniden entegrasyonu ve bu ülkelerde örgütü yenilgiye uğratma operasyonunun geleceği konusunda Suriye ve Irak ile koordinasyonun sürdürülmesi gibi önceliklerini yeniden teyit ettiler.

DMUK savunma yetkilileri, diplomatik ve askeri kanallar arasındaki yakın koordinasyonu vurguladılar. Katılımcılar ise devam eden tutuklu nakilleri de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenilgiye uğratma operasyonundaki son durum hakkında brifing aldılar.

vfbghyj6u
DMUK üyeleri, ülkeleri Suriye ve Irak'ın çabalarına doğrudan destek sağlamaya teşvik etti (SPA)

DEAŞ üyelerini güvenli bir şekilde gözaltına alma konusunda Irak'ın çabalarını öven yetkililer, Suriye'nin DEAŞ’lıları ve ailelerini barındıran gözaltı tesisleri ve mülteci kamplarının sorumluluğunu üstlenmesini memnuniyetle karşıladılar. Ayrıca, ülkelerin Irak ve Suriye'den vatandaşlarını geri göndermekle yükümlü olduklarını yinelediler.

Irak'ın liderliğine teşekkürlerini ifade ettiler ve tutukluların Irak hükümetinin gözetimine devredilmesinin bölgesel güvenlik için hayati önem taşıdığını kabul eden katılımcılar, Irak ve Suriye’de DEAŞ’ı yenilgiye uğratma konusundaki ortak taahhütlerini yinelediler ve hükümetlerini örgütün tutuklularını güvence altına alma konusunda desteklemeye devam edeceklerine söz verdiler.


SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
TT

SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye devlet kurumları arasındaki entegrasyon sorunsuz şekilde hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak? SDG, on yılı aşkın süredir sahip olduğu askerî ve bazı bölgelerdeki sivil nüfuzdan gerçekten vazgeçecek mi? Washington ve Erbil’in himayesinde 30 Ocak’ta varılan anlaşma tüm boyutlarıyla uygulanabilecek mi, yoksa yalnızca belirli başlıklarla mı sınırlı kalacak?

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü isimlerin bir kısmı, metinden uygulamaya geçildiğinde başarı şansının sınırlı olduğunu savunurken; diğer bir kesim ise entegrasyon sürecinin bölgesel ve uluslararası destek altında yürütüldüğü sürece başarısızlık için gerçekçi bir neden bulunmadığı görüşünde.

sdvdfv
Suriye'nin Kamışlı kentinde, ABD askeri araçları, DEAŞ tutuklularını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik etti (Reuters)

Sürecin başlangıcı, Kamışlı Uluslararası Havalimanı ile Rümeylan petrol sahasının devlete devredilmesiyle olumlu bir tablo çiziyor. Bu adımda bayrak indirme ya da personel gözaltıları gibi sembolik uygulamalara başvurulmaması, tarafların prensipte sürecin başarıya ulaşmasını istediğini gösteriyor. Suriyeliler, ülkenin yeniden birleşmesini, istikrarın sağlanmasını ve ekonomik canlanmayı umut ederken; geriye kalan ayrıntılar hâlâ soru işaretleri barındırıyor ve yanıtların uygulama aşamasında netleşmesi bekleniyor.

Karşılıklı çıkar

Hurşid Deli – Suriyeli Kürt siyaset analisti

Anlaşmanın sahada uygulanmaya başladığı açıkça görülüyor. Bunun başlıca nedeni, net bir yol haritası ve aşamalı adımlar içermesi. En önemlisi ise hem Suriye hükümeti hem de SDG açısından karşılıklı çıkarların söz konusu olması. Şam yönetimi için temel hedef Suriye’nin yeniden birleşmesi iken, SDG açısından çıkar; güçlerinin yerel bir yapı olarak varlığını sürdürmesi ve kontrol ettiği bölgelerin yönetiminde rol almaya devam etmesi. Bu durum, Kürtlerin gelecek dönemde Suriye siyasal yaşamına katılımını da güvence altına alıyor.

Deli’ye göre anlaşma yalnızca Şam ve SDG’nin çıkarlarıyla sınırlı değil; aynı zamanda uluslararası, bölgesel ve Arap desteğine de sahip. Anlaşma, Washington, Paris ve Erbil’in yoğun diplomatik çabaları sonucunda ortaya çıktı ve bu durum sürece bir tür uluslararası koruma ve garanti sağlıyor.

Bu çerçevede, SDG’nin askerî ve sivil kurumlarının Suriye devlet yapısına entegrasyonunun başarısız olacağına dair somut bir gerekçe bulunmadığı görüşü öne çıkıyor. Elbette bazı teknik ve idari zorluklar ortaya çıkabilir; ancak mevcut siyasi ve sahadaki koşullar, bu engellerin aşılmasına imkân tanıyor.

dsvfr
12 Ocak 2026'da Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile yaşanan çatışmaların ardından (AP)

Deli, anlaşmanın SDG ve Asayiş’in nüfuzundan tamamen vazgeçmesini öngörmediğini, aksine bu nüfuzun Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesinde yeniden yapılandırıldığını belirtiyor. Asayiş güçlerine önümüzdeki dönemde temel bir rol verilirken, SDG’nin askerî yapısı Haseke’de üç tugaydan oluşan bir tümen ve Kobani’de Halep güvenlik komutanlığına bağlı bir tugay şeklinde organize edilecek. SDG ve Suriye ordusu birlikleri, şehir merkezlerinden Şeddadi ve Cebel’de belirlenecek noktalara çekilecek.

Bu yeniden yapılanmanın hedeflerinden biri de DEAŞ’la mücadelede yeni ve etkin bir mekanizma oluşturmak. SDG’nin bu alandaki uzun tecrübesi ve uluslararası koalisyonla yürüttüğü iş birliği, entegrasyonu askerî açıdan da anlamlı kılıyor.

Ayrıca SDG ve Asayiş’in  isimleri değişse dahi varlığını sürdürmesi, Kürt bölgelerindeki halk için önemli bir güven unsuru olarak görülüyor. Bu durum, Kürt bileşenin dışlanmadığı bir Suriye vizyonunu destekliyor. Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt meselesine yönelik kapsayıcı yaklaşımı ve bu konuda yayımlanan 13 sayılı kararname de süreci güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Uygulamada engeller

Samer el-Ahmed – Doğu Suriye uzmanı gazeteci ve araştırmacı

SDG ile varılan anlaşma iki temel faktörün sonucu. İlki, Suriye ordusunun halk desteğiyle birlikte Cezire bölgesinde sahada güç kazanması ve SDG’ye yönelik birikmiş toplumsal tepki. İkincisi ise özellikle ABD’nin tutumundaki değişim ve SDG’ye verilen siyasî-askerî desteğin azalmasıyla birlikte Şam’ın uluslararası koalisyonla yeniden temas kurması.

Teorik olarak anlaşma, SDG için devlet dışı bir askerî yapıdan ulusal bir çerçeveye geçiş açısından tarihî bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda Kürtlerin haklarını Suriye devleti içinde elde etmesinin de önünü açıyor.

Ancak uygulamaya geçildiğinde başarı ihtimali sınırlı görünüyor. Zira SDG’nin fiilî yapısı hâlâ büyük ölçüde PKK’nın etkisi altında. Entegrasyon, PKK açısından bölgesel nüfuz, finansman ve stratejik alan kaybı anlamına geliyor ve bu durum örgütün anlaşmayı isteksizce uygulamasına yol açıyor.

Temel sorun, SDG içindeki Suriyeli bazı liderlerin niyetinden ziyade, karar alma yetkisine sahip olmamaları. Ağır silahların devri, Semalka Sınır Kapısı’nın kontrolü, yabancı unsurların bölgeden çıkarılması ve şehirlerden çekilme gibi kritik dosyalar hâlâ çözümsüz.

Bu nedenle süreç, Şeyh Maksud ve 10 Mart anlaşmalarında olduğu gibi zaman kazanmaya dayalı bir modele dönüşebilir. Kısa vadede askerî çatışma ihtimali düşük olsa da, anlaşmanın uygulanmasını zorlamak için baskı unsuru olarak gündeme gelebilir.

Şam yönetimi ise Haseke üzerindeki tam egemenliği yeniden tesis etme konusunda kararlı. Bu hedefin, barışçıl yollarla ya da gerekirse askerî seçenekle hayata geçirilmesi planlanıyor. Sahadaki ve siyasetteki göstergeler, bu yaklaşımın hem halk desteğine hem de bazı uluslararası aktörlerin örtük onayına sahip olduğunu gösteriyor.

Sivil ortak arayışı

Hüseyin Çelebi – Gazeteci yazar

PKK ve Suriye uzantılarının, sahip oldukları nüfuz ve ayrıcalıklardan kolayca vazgeçmesi gerçekçi değil. Özerk yönetim deneyimi, örgütün yarım yüzyıllık mücadelesinin tek somut kazanımı olarak görülüyor. Bu yapı, Esad yönetiminin devrim sürecinde zorunlu olarak verdiği bir alanın ürünüydü.

Çelebi’ye göre entegrasyon büyük ölçüde şekli kalacak. PKK, idari ve güvenlik yapılarını yeraltına taşıyarak “gölge yönetim” yoluyla etkisini sürdürmeye çalışacak. Tehdit, kadrolaşma ve mali baskılar bu stratejinin araçları olmaya devam edecek.

sdervr
Suriye hükümeti heyetinin Pazar günü Kamışlı Uluslararası Havalimanı'nı yeniden açmak için yaptığı ziyaret sırasında Kürt iç güvenlik güçlerine mensup kişiler havalimanı dışında nöbet tutuyor (Reuters)

Bu nedenle entegrasyonun başarısı, Şam’ın yaklaşımına bağlı. PKK’nın geçmişte imzaladığı anlaşmalara uymadığı biliniyor. Hükümetin yalnızca silahlı güç olduğu için SDG’yi ödüllendirmemesi, buna karşılık Kürt toplumundan sivil ortaklar bularak onları desteklemesi gerektiği vurgulanıyor.

Entegrasyonun önündeki 3 temel engel

El-Mu‘tasım Keylani – Hukuk ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı

Haseke’deki entegrasyon süreci, yalnızca idari değil; Suriye krizinin özüne dokunan çok katmanlı bir sınav niteliği taşıyor.

Birinci engel, derinleşmiş güven krizidir. Yıllar süren çatışmalar ve fiilî özerk yönetim deneyimi, hem Kürt toplumunda hem de merkezî otorite çevrelerinde karşılıklı kaygılar yarattı. Bu kriz, yalnızca söylemlerle değil; somut garantiler ve şeffaf mekanizmalarla aşılabilir.

İkinci engel, egemenlik ve güvenlik boyutudur. Çoklu askerî otoriteler ve sınır aşan bağlantılar, ulusal entegrasyonu zayıflatıyor. Silahlı yapılar arasındaki sadakat çatışması sona ermeden kalıcı istikrar mümkün değil.

Üçüncü engel ise ekonomik ve hizmet alanındaki zorluklar. Haseke halkı entegrasyonu, günlük yaşamındaki iyileşmelere göre değerlendirecek. Hizmetlerde ve gelir dağılımında yaşanacak başarısızlıklar, sürecin meşruiyetini hızla aşındırabilir. Ayrıca yerel yönetimden devlet yapısına geçişte net bir ademimerkeziyetçilik vizyonunun olmaması, entegrasyonu biçimsel bir adıma dönüştürme riski taşıyor.

Sonuç olarak Haseke’deki entegrasyon; güven, egemenlik, ekonomi ve yönetişim başlıklarında eş zamanlı sınavlarla karşı karşıya. Bu engellerin aşılması, geçici denge politikalarıyla değil; hukuka dayalı, kapsayıcı ve ulusal bir projeyle mümkün olabilir.


Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.