Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan-Etiyopya sınır bölgelerine yığılmalar artarken Hartum, hava sahasının ihlal edilmesini kınadı ve tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
TT

Sudan ve Etiyopya arasında savaş hayaleti dolaşıyor

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)

Sudan, Etiyopya’ya yönelik açıklamalarındaki üslubu sertleştirirken hava sahasının askeri uçuşlarla ihlal edilmesinin tehlikeli sonuçları olabileceği konusunda uyardı.
Sudan, Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin iki ülke arasındaki sınırlarda gerçekleştirdiği uçuşları, doğu sınırlarında artan güvenlik gerilimine katkıda bulunan yeni bir gerilim olarak değerlendirdi. Öte yandan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi, Sudan güçlerini ülkesinin topraklarına girmekle ve kampları ele geçirmekle suçladı. Büyükelçi bunun iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Etiyopya, Sudan ordusunun kendi topraklarında askeri olarak konuşlandığı ve son dönemde geri aldığı bölgelerdeki varlığını sürdürdüğü bir dönemde, Sudan ile sınır hattına büyük askeri yığınaklarda ve takviyelerde bulundu. Sudan ordusunda söz konusu askeri yığınaklar ve takviyelerin gerçekleşip gerçekleşmediğiyle ilgili herhangi bir açıklama yapılmazken Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan,  Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Osman el-Hüseyin ve bazı üst düzey komutanların eşliğinde Sudan-Etiyopya sınırını ziyaret etti. Orgeneral Burhan ve beraberindeki komutanlar, Etiyopyalı milisler tarafından 6 kadın ve bir çocuğun öldürülmesi olayından saatler sonra cephedeki askeri güçleri denetlediler.
Etiyopyalı milisler geçtiğimiz pazartesi günü Kadarif eyaletinde yer alan Faşka bölgesindeki tarım arazilerine yönelik saldırı düzenledi. Saldırıda 5 kadın ve bir çocuğu öldürdü. Ardından Sudan ordusu saldırı sırasında kaybolan iki kadından birinin daha cesedine ulaştı.
Sudan Tribune gazetesinin haberine göre komutanlar sınır hattında konuşlu Sudan ordusunun ön saflarını denetlerken Kadarif'teki 2’inci Piyade Tümeni Komutanı Tümgeneral Haydar et-Tarifi’den bilgi aldılar.
Kaynaklar, Sudan ordusunun, saldırıdan sonra Etiyopyalı güçlere yönelik takip ve tarama faaliyetleri başlattığını aktarırken, bir askeri çatışma yaşanabileceği düşünülüyor. Bu gelişmeler, Sudan ve Etiyopya ordularının iki ülke sınırları yakınında kara tatbikatları düzenlemelerinden ve İsrail savaş uçaklarının ortak sınırda uçuşlar gerçekleştirmesinden sonra yaşandı.
Sudan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan basın açıklamasında sert bir üslup kullanılırken Etiyopya’ya ait bir savaş uçağının Sudan-Etiyopya sınırında Sudan hava sahasını ihlal etmesini, ‘bölgede gerginliği daha da artırabilecek tehlikeli bir adım’ olarak nitelendirilirken bunun ‘tehlikeli sonuçları’ olabileceği uyarısında bulunuldu.
Etiyopya’nın bu adımını şiddetle kınayan Sudan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Addis Ababa’dan, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğinin ve Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik ve istikrarın üzerinde tehlikeli etkileri olabileceği için bu tür davranışların tekrarlanmamasını talep etti.
Öte yandan Sudan ordusu, Sudan'ın Etiyopya sınırında yer alan Kadarif eyaletinden kalkan bir askeri uçağın düştüğünü açıkladı. Uçağın neden düştüğüne dair bilgi verilmezken sadece uçağın mürettebat tarafından indirilmeye çalışılırken yere çarparak alev aldığı, üç kişilik mürettebatın kazadan sağ kurtuldukları bildirildi.
Diğer yandan Sudan Hükümeti Sözcüsü, Sudan Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih yaptığı açıklamada, Etiyopyalıların Sudan güçlerinin Etiyopya topraklarına girdiği yönündeki iddialarını yalanladı.
Salih, salı günü yaptığı ve Bloomberg Eş-Şark tarafından aktarılan açıklamasında, ‘Hartum'un her zaman barışçıl bir çözümü desteklediğini’ vurgulayarak “Ortak Sınır Komisyonu herhangi bir ilerleme kaydedemeyince Sudan ordusu, Etiyopya'nın Sudan sınırları içindeki saldırılarına kararlı bir şekilde karşılık vermeye başladı” dedi. Sudan'ın halen iki ülke arasında sınır işaretleri konulması talebine bağlı kaldığını ve anlaşmazlığın sınırları çizmekle ilgisi olmadığını söyleyen Salih, “Etiyopya ile Sudan sınırları uluslararası olarak kararlaştırılmıştır. Bunlar üzerinde herhangi bir anlaşmazlık yoktur” ifadelerini kullandı. Ancak Addis Ababa, sınır anlaşmazlığı olduğunu düşünüyor.  
Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango ise sınır anlaşmazlığı olmadığı açıklamalarına karşı çıktı.
Öte yandan basında yer alan haberlerde Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimi hafifletmek amacıyla çatışma hattına girdiği bildirildi. Bununla birlikte Sudan Egemenlik Konseyi üyeleri günlerdir Çad, Güney Sudan ve Eritre dahil olmak üzere bazı bölge ülkelerinin başkentlerine ziyaretlerde bulunuyorlar. Basında yer alan haberlere göre Sudan Egemenlik Konseyi Sözcüsü Muhammed el-Faki Süleyman’ın, Sudan-Etiyopya anlaşmazlığı konusundaki net tutumunun anlaşılması amacıyla Suudi Arabistan’a gitmesi bekleniyor.
Sudan Dışişleri Bakanlığı, ‘Şifta milisleri’ adını kullanan Etiyopya güçlerinin Sudan topraklarında sınırdan yaklaşık 5 kilometre içeride gerçekleştirdiği saldırının ve saldırıda kadın ve çocukların öldürülmesinin ardından uluslararası toplumu ve bölgesel kuruluşları bu suç eylemlerini kınamaya çağırırken derhal durdurulmalarını talep etti.
Diğer yandan Sudan Ulusal Sınır Komisyonu Başkanı Muaz Tango, Etiyopya'yı iki ülke arasında sınır işaretlerinin belirlenmesi konusunda imzalanan anlaşmaların uygulanmasından ‘kaçınmak ve ertelemekle’ suçladı.
Tango, Hartum’da akredite olan büyükelçilere, diplomatlara, misyonlara ve bölge teşkilatlarının temsilcilerine dün yaptığı açıklamada, son yıllarda Etiyopya-Sudan arasındaki sınır dosyasında yaşanan gelişmelere değindi. Tango, Etiyopya’nın bu bağlamda imzalanan tüm anlaşmaları açıkça ihlal ederek Sudan topraklarına tecavüz etmeye, yerleşim yerleri kurmaya ve Sudanlı çiftçileri sınır dışı etmeye devam ettiğini söyledi.
Tango Etiyopya’nın iki ülke arasındaki sınır dosyasını tekrar gündeme getirirse, Sudan'ın İngiliz sömürgesi olduğu dönemde Etiyopya'ya verilen Benishangul-Gumuz Bölgesi’ne atıfta bulunarak Sudan'ın 1902 yılında imzalanan anlaşma uyarınca Etiyopya'ya verilen büyük toprakların geri alınması için harekete geçebileceği uyarısında bulundu. Tango, “Etiyopya’nın anlaşmaları tanıma konusundaki başarısızlığı birçok soruna yol açacaktır” şeklinde konuştu.
Sudan ile Etiyopya arasında imzalanan anlaşmaların hiçbirinin bir sınır anlaşmazlığından bahsetmediğini vurgulayan Tango, “Etiyopya’dan 1903 Anlaşması’ndaki sınırı tanımayacağına dair resmi bir mektup almadık. Ancak buna rağmen, Sudan topraklarına ve çiftçilere yönelik saldırı ve saldırı devam etti” ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılma fırsatı bulan Etiyopya’nın Hartum Büyükelçisi Yibeltal Aemro, Ortak Sınır Komisyonu’nun iki ülke arasındaki sınır meselesini tartıştığı çalışma toplantılarının yapıldığı bir dönemde Sudan ordusunun geçtiğimiz Kasım ayından bu yana Etiyopya topraklarına eşi benzeri görülmemiş askeri saldırıları ve 9 kampı ele geçirmesiyle ülkesinin şaşkına döndüğüne dikkati çekti. Büyükelçi Aemru, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde federal güçler tarafından yürütülen savaşa işaret ederek Sudan hükümetini, Etiyopya’daki iç durumu istismar etmek ve Etiyopya topraklarına girmekle suçladı.
Ülkesinin Sudan halkının yanında olmaya devam ettiğini ve askeri seçeneğe başvurmadığını belirten Büyükelçi Aemru, Etiyopya vatandaşlarının bu bölgelerden çıkarılamayacağının da altını çizdi.
Büyükelçi Aemru şöyle devam etti:
“Sudan ordusunun saldırıları durdurulmalı ve yapılan tüm eylemler geri döndürülmeli. Aksi takdirde bu durum iki ülke arasındaki iş birliği ilişkilerine zarar verecektir. Anlaşmazlıklar barışçıl yollarla ve diyalogla çözülebilir ve sınır dosyası uygun bir şekilde ele alınabilir.”
Sudan ile Etiyopya arasındaki uzunluğu yaklaşık 725 kilometre olan sınır, 1903 Anlaşmasıyla iki ülke arasında kararlaştırılan uluslararası sınır olarak kabul ediliyor.
İki ülke arasındaki sınır gerginliği, Etiyopya güçleri ve milislerinin kendi topraklarında Sudan güçlerine saldırarak 3 kişiyi ve üst rütbeli bir subayı öldürmesinin ardından, Etiyopya’nın Tigray eyaletinde patlak veren çatışmayla arttı.
Saldırı sonucunda, Sudan ordusu kendi topraklarında yeniden konuşlandırılırken Etiyopya'nın uzun yıllardır kontrol ettiği bölgelerin yüzde 80'inden fazlasının kontrolünü yeniden ele geçirdi.
Bununla birlikte Sudan ile Etiyopya arasında, geçtiğimiz Aralık ayında yapılan sınır belirleme müzakerelerinde herhangi bir sonuca ulaşılamadı. Sudan, iki taraf arasında imzalanan anlaşmalara uygun olarak sınır işaretleri koyulmasını istiyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.