Fırat'ın doğusunda Suriyelilerin yaşadığı kampta sağlık ekipleri Kovid-19 ile savaşıyor

Haseke’deki bir kampta koronavirüs tehlikeleri hakkında sığınmacıların bilinçlendirilmesinde görev alan “Kürt Kızılayı”na mensup iki hemşire  (Şarku’l Avsat)
Haseke’deki bir kampta koronavirüs tehlikeleri hakkında sığınmacıların bilinçlendirilmesinde görev alan “Kürt Kızılayı”na mensup iki hemşire  (Şarku’l Avsat)
TT

Fırat'ın doğusunda Suriyelilerin yaşadığı kampta sağlık ekipleri Kovid-19 ile savaşıyor

Haseke’deki bir kampta koronavirüs tehlikeleri hakkında sığınmacıların bilinçlendirilmesinde görev alan “Kürt Kızılayı”na mensup iki hemşire  (Şarku’l Avsat)
Haseke’deki bir kampta koronavirüs tehlikeleri hakkında sığınmacıların bilinçlendirilmesinde görev alan “Kürt Kızılayı”na mensup iki hemşire  (Şarku’l Avsat)

Hemşire Gülbahar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetindeki Suriyeli sığınmacıların yaşadığı bir kampta, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasının tehlikeleri ve virüsün aşırı kalabalık kamplara yayılması durumunda insani felaketlere yol açabileceği konusunda kamp sakinlerine tek tek açıklama yapmak için tüm gün çalışıyor.
Kürt Kızılayı üyesi Gülbahar ve sağlık ekibi, sırtlarında hilal logosu olan kırmızı yelekler giyiyorlar ve durmak bilmeden zamana karşı yarışıyorlar.
Koronavirüs ile mücadele için takip edilmesi gereken prosedürlerin ve talimatların kalın harflerle yazılı olduğu broşürler, resimler ve afişler taşıyan Gülbahar, alçak plastik bir tavan ile kaplı küçük çadırda meslektaşı Lorin’in yanında yere oturdu. Etraflarındaki sığınmacı ailelerin çocukları da onları dikkatle dinledi. 
Gülbahar, etraftaki meraklı gözlere hitaben şu ifadeleri kullandı:
“Hastalığa karşı uyarıda bulunmak ve korunmak için broşürler ve kupürler dağıtıyoruz. Ayrıca, korunmak için tıbbi maske ve dezenfektan dağıtımı için bir güvenlik fonu oluşturduk. Bu yerlerde sağlık güvenliğinin artırılması gerekiyor.”
Kamptaki Kürt Kızılayı’na bağlı olan sahra hastanesi, hastalıkla mücadelede en çok başvuru alan tıbbi tesislerden biri ve hizmetlerini ücretsiz sağlıyor. Lorin özellikle acil durumdaki hastalara müdahale etmedeki zorluklardan bahsederken, soğukların artması ve son iki gündür yağan yağmurun ardından birçok kişinin nezle olduğunu, bu nedenle salgının soğuk hava koşullarında yayılmaması için kamp sakinlerini bilinçlendirmek için çadırları ziyaret ettiklerini belirtti.
Sağlık alt yapısının en temel maddelerinden yoksun olan Waşokani kampında, 2019 yılı Ekim ayında Suriyeli silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırılar nedeniyle Resulayn’dan veya Kürtçe adı ile Serekaniye şehrinden kaçmak zorunda kalan bebekler, yaşlılar ve kadınlar da dahil olmak üzere 12 bin kişi bulunuyor.

Endişeler artıyor
Lübnan'ın ardından Ürdün’ün koronavirüsün yeni türünün tespit edildiğini duyurmasından bu yana, kamp idaresi ve sağlık personelleri, salgının önemli ölçüde sağlık hizmetleri ve özel hastane eksikliği olan bölgeye yayılmasından endişe ediyorlar. Gülbahar “Şimdiye kadar bu kampta herhangi bir koronavirüs vakası veya koronavirüs olduğundan şüphelenilen bir vaka kaydetmedik ancak sakinlerin güvenliği için büyük bir çaba harcıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kuzeydoğu Suriye’deki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı sağlık kurumu dün 29 yeni koronavirüs vakasının kaydedilmesi ile toplam vaka sayısının 8 bin 314’e yükseldiğini, bu kişilerden 284’ünün hayatını kaybettiğini, bin 172’sinin ise sağlığına kavuştuğunu, virüs ile mücadele kapsamında kısmi yasakların uygulanacağını duyurdu. Yönetim daha öncesinde birçok kez kendi bölgesinde virüsün yayılmasının engellenmesi için tam ve kısıtlı kapanma önlemleri duyurusu yapmıştı.
Suriye Geçici Hükümeti ise muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde 14 yeni vaka tespit edildiğini, bunlardan 8’inin İdlib'de ve 6’sının Halep kırsalında kaydedildiğini belirtti. Yeni veriler ile toplam vaka sayısı 20 bin 768’e yükselirken, vakalardan 14 bin 190’ı sağlığına kavuştu ve 358’i hayatını kaybetti.
Suriye Müdahale Koordinatörlüğü verilerine göre, ülkenin kuzeybatısındaki Suriye-Türkiye sınırı yakınlarındaki kamplarda vaka sayısı 2 bin 135'e yükseldi. Örgüt, resmi hesabından yayınladığı bir açıklamada, koronavirüsün yeni türünün yayılmasındaki artış konusunda uyarıda bulundu ve kamplarda dahil toplam vaka sayısının 20 bini aştığını belirtti. Geçen yıl Mart ayında ilk vakanın görülmesi sonrası toplam can kaybının 300’ü aştığı ifade edildi.
Tıbbi personel ve sağlık çalışanları arasında koronavirüse yakalanan vaka sayısı 2 bin 648'e ulaştı. Bu durum, insan kaynakları ve tıbbi malzeme eksikliği, sağlık merkezleri ve özel tıbbi noktaların olmaması sorununu daha da kötü bir hale getiriyor.
Rejime bağlı Sağlık Bakanlığı ise dün resmi hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 102 yeni vakanın kaydedildiğini, 74 kişinin daha sağlığına kavuştuğunu ve 9 kişinin virüs sebebiyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık kontrolü altındaki bölgelerde kaydedilen toplam vaka sayısının 12 bin 660, iyileşen vaka sayılarının 6 bin 259 ve can kaybının 799’a ulaştığını belirtti.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.