Filistinli gruplar, Kahire’de yalnızca seçim meselesini ele alacak

Filistinli güvenlik güçleri, Ramallah’taki Yasama Konseyi binası önünde duruyor (Reuters)
Filistinli güvenlik güçleri, Ramallah’taki Yasama Konseyi binası önünde duruyor (Reuters)
TT

Filistinli gruplar, Kahire’de yalnızca seçim meselesini ele alacak

Filistinli güvenlik güçleri, Ramallah’taki Yasama Konseyi binası önünde duruyor (Reuters)
Filistinli güvenlik güçleri, Ramallah’taki Yasama Konseyi binası önünde duruyor (Reuters)

Fetih Hareketi liderliğindeki Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yardımcısı Mahmud el-Allul, Kahire’de tüm grupları kapsayacak diyalogların, yalnızca seçimler hususunda olacağını, başka hiçbir meselenin ele alınmayacağını ve diyalogların uzlaşıyla herhangi bir ilgisi olmadığını açıkladı.
Allul, “Kahire’de, Ramallah’ta ya da Gazze’de gerçekleşecek diyaloglarda, seçim meselesi dışında herhangi bir mesele ele alınmayacak” dedi.
Filistinli gruplar, Mısır’dan Kahire’ye gelmek ve Filistin Devlet Başkanının kararnamesine göre ‘22 Mayıs yasama, 31 Temmuz devlet başkanlığı ve bir ay sonra da Ulusal Konsey için yapılması beklenen’ genel seçimler meselesini ele almak için resmi bir davet bekliyor.
İlgili Filistinli kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, grupların önünde, seçimlerden önce önemli dosyaların olduğunu belirtti. Öyle ki Filistinli grupların, ‘oldukça hassas bir mesele olan Kudüs seçimlerinin yanı sıra, güvenlik dosyası ve kamu özgürlükleri, seçim listeleri ve mekanizmaları, seçim mahkemesi, yargının rolü, tüm partiler ve uluslararası toplum tarafından sonuca saygı gösterilmesi hususunda güvenceler ve bölgelerde Ulusal Konsey seçimlerinin yapılma şekli’ üzerinde anlaşmaları gerekiyor.
Kaynaklar, “Herkes Kudüslülerin katılmasını istiyor, istisna tutulmaları olası değil. Yönetim ülkelere hitap etti, vaatler aldı, ancak henüz bir garanti yok. Mesele henüz İsraillilerle çözülmedi” ifadelerini kullandı. Kudüs halkı, daha önce 2005 yılında başkanlık ve 2006 yılında yasama seçimlerine katıldı. Ancak daha sonra İsrail, katılımlarına izin verilmesi yönündeki her türlü talebi reddetti. İsrail’de yayın yapan ‘Kan’ kanalının Filistin işlerinden sorumlu muhabiri Gal Berger, yönetimin henüz resmi olarak İsrail’den, Doğu Kudüs’te seçimlerin yapılması için izin talep etmediğini belirtti. Berger, yalnızca bu durumun mümkün olabildiğine dair dışarıdan güvence aldıklarını ifade etti.
Filistinli gruplar, Kahire’de Kudüs’te seçimlerin yapılmaması halinde alternatiflerin ne olacağına dair senaryolar geliştirecek. Kaynaklar, İsrail’in resmi bir izin vermeyi kabul etmemesi durumunda Kudüs halkının bir şekilde seçimlere katılımlarını sağlamak için grupların, önerilen mekanizmaları seçim komisyonuyla ele alacaklarını söyledi. 
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Avrupa Birliği (AB), İsrail’e seçim sürecini kolaylaştırma çağrısı yaptı. Guterres, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yayınladığı cumhurbaşkanlığı kararnamesini memnuniyetle karşıladığını belirtirken, yaptığı yazılı açıklamada “Doğu Kudüs ve Gazze de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’da seçimlerin yapılması, Filistin’in birliğine yönelik belirleyici bir adım olacak ve Filistin’de demokratik olarak seçilmiş parlamento ve hükümet de dahil olmak üzere ulusal kurumlara yenilenmiş bir meşruiyet kazandıracak” ifadelerine yer verdi. BM Genel Sekreteri, seçim sürecinin tüm aşamalarında kadınların siyasi katılımının artırılması çağrısında bulundu.
Yetkili, seçimlerin yapılmasının ‘ilgili BM kararları, iki anlaşmalar ve uluslararası hukuk uyarınca 1967 öncesi sınırlara dayalı olarak, iki devletli çözüme uzanan sürecin yeniden başlamasına katkı sağlayacağına’ dair umutlarını dile getirdi. Guterres ayrıca, BM’nin Filistin halkının demokratik haklarını kullanmasını sağlamak için gösterilen çabaları desteklemeye hazır olduğunu vurguladı.
AB ise, İsrail’e tüm Filistin topraklarında seçimlerin yapılmasını kolaylaştırma çağrısında bulunarak, Filistin’deki seçimleri destekleme arzusunu dile getirdi.
Fetih Hareketi Merkez Komite Üyesi Sabri Saydam, seçimlerin Kudüs olmadan yapılamayacağını vurgularken, “Grupların, mekanizmalar bulması zorunludur” dedi.
Geçen yıl, İsrail’in Kudüs’te yapılması talebini kabul etmemesi üzerine yönetim, seçim düşüncesinden vazgeçti. Ancak seçimlere ilişkin bir kararname yayınlamadı.
Bu defa ise Filistinliler, Kudüslüler için bir katılım mekanizması oluşturarak, Kudüs’te yapılması engellense bile seçimleri gerçekleştirmeye kararlı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, seçimleri gerçekleştirerek yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın dostluğunu kazanmak istiyor. Bununla birlikte çok sayıda Filistinli, siyasi rekabet ve üç bölge arasındaki bölünmeden kaynaklanan hayal kırıklığı, ayrıca kurumlarına duyulan güvensizlik duygusu göz önüne alındığında, 15 yıl sonra yapılacak ilk genel seçimlerin bir değişikliğe olanak tanıyacağı hususunda şüphe duyuyor.
Filistin Politika ve Eğilim Araştırma Merkezi tarafından Aralık ayında yapılan bir kamuoyu anketi, Filistinlilerin yüzde 52’sinin, seçimlerin mevcut koşullar altında özgür veya adil olmayacağına inandığını ortaya koydu.
Ankete göre Filistinlilerin yüzde 76’sı, Hamas’ın kazanması halinde Abbas liderliğindeki Fetih’in sonuçları kabul etmeyeceğine inanırken, yüzde 58’i de Hamas’ın Fetih’in zaferini kabul etmeyeceğini söylüyor.
Siyasi bir analist olan Hani el-Masri, “Mevcut koşulların eskiden farklı olduğu hususunda şüphe yok. Ancak engeller hala çok büyük ve mekanizmalar sağlamadan tüm süreç başarısız olacak” dedi. Masri, “Seçimler başarıya ulaşırsa, özellikle de işgalciler ya da iki rakip otoritenin varlığını oluşturan unsurlar tarafından sonuçlara müdahaleler olacak. Bölünmeyi sona erdirecek bir anlaşma olmazsa, seçimler büyük bir engelle karşılaşacak. Seçimler gerçekleşirse askıya alınabilir ya da sonuçlarına müdahaleler olabilir” açıklamasında bulundu.
ABD, İsrail ve AB’nin, Batı tarafından terör grubu olarak sınıflandırılan Hamas’ı içeren herhangi bir Filistin hükümetiyle anlaşmayı reddetmesi ise muhtemel.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.