UMH’ye bağlı ‘milisler’ Libya Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarını reddetti

Libya Ulusal Ordusu'nun Bingazi'deki eğitimlerinden bir kare (Reuters)
Libya Ulusal Ordusu'nun Bingazi'deki eğitimlerinden bir kare (Reuters)
TT

UMH’ye bağlı ‘milisler’ Libya Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarını reddetti

Libya Ulusal Ordusu'nun Bingazi'deki eğitimlerinden bir kare (Reuters)
Libya Ulusal Ordusu'nun Bingazi'deki eğitimlerinden bir kare (Reuters)

Libya’da yeni bir siyasi sahnenin önünü açan önemli bir gelişme yaşandı. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) öncülüğünde yapılan Libya Siyasi Diyalog Forumu’na bağlı Anayasa Komitesi, bu yılın sonlarında yapılması planlanan seçimler için ülkedeki yürütme otoritesi temsilcilerini seçme mekanizmasını kabul etti.
Temsilciler Meclisi (TM) üyelerinden oluşan Anayasa Komitesi, dün Mısır’ın Hurgada şehrinde yapılan toplantının ardından yayımladığı yazılı açıklamada, 19 ret oyuna karşılık 51 evet oyuyla yürütme otoritesi temsilcilerini seçme mekanizmasının kabul edildiğini ve 7’inci maddenin iptal edildiğini duyurdu. Mısır, toplantı sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
TM üyeleri, oylama sonucunda ortaya çıkacak yeni hukuk merkezleri, onaylanan seçim mekanizması yasası, anayasa taslağının meşruiyeti ve 2018'de yayımlanan Anayasa Bildirgesi'nde yapılan onuncu değişiklik ile ilgili itirazların değerlendirilmesine son verilerek güçlendirilmelerini kararlaştırdı.
Komite, bir sonraki toplantının 9-11 Şubat tarihleri ​​arasında yapılmasına ve toplantıda oylama ve oylama ile ilgili prosedürlerin tarihinin belirlenmesi ve varılan uzlaşının TM’ye  ve devlete sunulmasına karar verdi. Komite ayrıca Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu'nu toplantılara katılmaya davet etti. Ayrıca Komitenin çalışmalarının sonuçları hakkında UNSMIL’e bir rapor sunularak bu uzlaşının aktif hale getirilmesi için gerekli prosedürlerin tamamlanması ve Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu başkan ve üyelerini dinledikten sonra komitece belirlenecek tarihte oylamanın yapılması için gerekli desteğin sağlanması kararlaştırıldı.
Öte yandan ABD’nin Trablus Büyükelçiliği tarafından salı akşamı kısa bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Libya Siyasi Diyalog Forumu üyeleri, Libya'yı bu yıl sona ermeden yapılması planlanan adil seçimlere götürebilecek ortak bir geçici yürütme otoritesi oluşturmanın meşruluğuna yönelik atılan adımlara güçlü bir referans sağladıkları için tebrik edildi. Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada ise Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından Libya'ya özel temsilci olarak Slovakyalı Jan Kubis'in atamasından duyulan memnuniyet ifade edildi. Açıklamada Fransa’nın Kubis’in Libya krizini BM himayesinde ve dış müdahaleler olmadan siyasi bir çözüme ulaşmak için vereceği desteğe güvenebileceği belirtildi.
Avrupa Birliği'nin (AB) Libya misyonlarının başkanları da Libya’da yeni yürütme otoritesi temsilcilerini seçme mekanizması konusunda Ulusal Siyasi Diyalog Forumu'ndan çıkan kararı memnuniyetle karşıladılar. Açıklamada, bu gelişmenin bunun ortak bir geçiş hükümeti kurulmasının önünü açacağı, temel kamu hizmetlerini eski haline getireceği ve ülkeyi 24 Aralık'ta yapılacak ulusal seçimlere hazırlayacağı belirtildi.
Diğer yandan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı Trablus’u Koruma Gücü, Ulusal Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarını reddettiğini açıkladı. Açıklamada, “BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams’ın, Libya halkının büyük bölümünün iradesini yok sayan bir ortamda görev süresinin bitiminden önce aceleyle kabul edilmesine çabaladığı oylama mekanizması, Özel Temsilci Vekili’nin hastalıklar, savaş ve yoksullukla mücadele eden Libya halkının çıkarlarını ne kadar küçük gördüğünü ortaya koyuyor” ifadeleri kullanıldı.
Trablus’u Koruma Gücü, salı akşamı, BM Genel Sekreterine, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyesi olan ülkelerin büyükelçilerine ve Libya meselesinde siyasi diyalogu destekleyen ülkelerin misyon başkanlarına gönderdiği bir mektupta, ihlallerin olduğu ‘tehlikeli bir sapma’ olarak tanımladığı mevcut durum ile ilgili gözlemlerini aktardı.
Mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Bazı isimlerin diyaloga şüpheli katılımından, tekliflerin sunulmasına, oylanma biçimine ve siyasi yolun, Libya'nın çıkarına hizmet etmeyen aksine, Libya'yı güvenli bir yer haline getiremeyecek dar bir partizan çevreye hizmet eden belirli hedeflere doğru yönlendirilmesinde misyonun bazı üyelerinin kişisel müdahalesine kadar çeşitli ihlallerle tehlikeli bir sapma söz konusu.”
Mektupta, BM Genel Sekreteri'nden, ülkenin ve vatandaşlarının yararı için misyonun bu gidişatına acil müdahale etmesi talep edildi.
Bir diğer gelişmede ise geçtiğimiz salı günü Trablus'un batısındaki Cenzur banliyösünde yer alan Deniz Akademisi’nde bir mühimmat deposunun patlaması sonucu, Deniz Harp Okulu Komutanı Tuğgeneral Ahmed Ayoub ve Deniz Koleji Komutanı Tuğgeneral Salem Abu Salah'ın da aralarında bulunduğu 3 kişi öldü. Olayda 5 kişi ise yaralandı.
Öte yandan BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (BMMYK) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM), dün Libya kıyılarında denizde batan bir teknede en 43 kişinin öldüğü trajik olayla ilgili duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Olayda 10 kişi ise sağ kurtarıldı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.