Lübnan’da umut yok: Karantina uzatılırken siyasi kriz sürüyor

Lübnan’da umut yok: Karantina uzatılırken siyasi kriz sürüyor
TT

Lübnan’da umut yok: Karantina uzatılırken siyasi kriz sürüyor

Lübnan’da umut yok: Karantina uzatılırken siyasi kriz sürüyor

Lübnanlı yetkililer, Kovid-19 kaynaklı yeni vaka ve ölümlerin artışının durdurulamaması sebebiyle genel kapanmaya devam edileceğini açıkladı. Lübnan Yüksek Savunma Konseyi bugün (21 Ocak) itibariyle genel kapanma tedbirlerinin uzatılmasını kararlaştırdı.
Ülkede koronavirüsle mücadelede yerel önlemler işe yaramıyor ve artık uluslararası toplum tarafından desteklenen entegre bir plana ihtiyaç var. Aynı şekilde koronavirüsle mücadele için kurulan komiteler, virüsü kontrol altına almayı başaramadı. Bu bağlamda yerel kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, tehlikenin, bu otomatik uzatmanın, Lübnan krizinin de uzamasına yol açacak olmasından kaynaklandığını dile getirdi. Zira Beyrut Limanı’nı hedef alan ve başkentin en büyük mahallelerinde felakete yol açan patlamadan yaklaşık beş ay sonra Lübnan’da, yeni bir hükümetin kurulması yolunda siyasi bir tıkanıklık yaşanıyor.
Siyasi kaynaklar, mevcut Başbakan Hassan Diyab’ın hükümetin kurulmasını kuşatmış olan çıkmazdan kurtulmak amacıyla Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri ve yeni hükümeti kurmakla görevli Saad Hariri’ye yönelik hamlelerine dikkati çekti. Diyab, Avn’ın Hariri’yi yalan söylemekle suçlaması sonrasında geç olsa da Hariri ile dayanışması dışında başka bir şey ortaya koymadı. Bu nedenle hamlenin siyasi bir yansıması bulunmuyor.
Kaynaklara göre Lübnan Kamu Güvenliği Genel Müdürü General Abbas İbrahim, Beyrut Limanı patlamasına ilişkin olarak Savcı Fadi Savan tarafından kendisine yöneltilen iddialar ortasında Hariri’nin kendisine yönelik gerçekleştirdiği ziyarete cevaben Diyab’a Hariri’yi ziyaret etmesini önerdi. Kaynaklar, Diyab’ın ziyaretinin Avn ve Berri’yi kapsaması gerektiğine de inandığını söylerken, General İbrahim tarafından ortaya koyulan anlayışın da bu olduğunu belirtti.
Aynı kaynaklar, Diyab’ın, ziyaretine ‘hükümeti kurma konusundaki istişareleri yeniden başlatmaya çalıştığını kamuoyuna sunmasını sağlayacak’ bir şey eklemek istediğine dikkati çekti. Aynı şekilde kaynaklara göre Diyab, Maruni Patriği Beşara er-Rai’nin girişimine yanıt vermeyi reddeden Avn’ın Hariri’yi “vicdani toplantılar” yapmaya davet etmesinin, hükümetin kurulmasını hızlandırmaya yönelen bir anlayışa kapı açabileceğinin de farkında. Avn ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan’ı krizden kurtarma girişimine kulak asmamakta ısrar ediyor.
Kaynaklara göre Diyab’ın girişimi, kendisiyle dayanışmada geç kaldığı için Hariri’den özür dilemeyi istese de ölü doğdu ve hareketi de bir yanıt bulamadı.
Aynı kaynaklar, Avn ve onun siyasi varisi olan Özgür Yurtsever Hareket lideri Milletvekili Cibran Basil’e bağlı siyasi ekibin bazı üyelerinin, artık daha aşırı olduklarını belirtirken, dört yıllık cumhurbaşkanlığı döneminin Avn’a ‘verdiği sözleri tutma fırsatı sağlamadığı’ teorisini desteklemeye başladıklarını vurguladı. Bu üyelerin ayrıca, Avn’ın hasımlarını ‘güçlü dönemin’ uğradığı başarısızlıklar silsilesinin arkasında olmakla suçladığını ifade eden kaynaklar, üyelerin, bu nedenlerle Avn’ın görev süresinin son üçte birlik döneminin öncekilerden daha iyi olmayacağını söylediklerine dikkati çekti.
Kaynaklara göre bu ekibin bazı üyeleri, tehdit olarak bile olsun Avn’ın, ülkenin çöküşü dışında başka seçeneği olmadığını söylüyor.
Siyasi kaynaklar, Avn’ın “Güçlü Dönem” mottosuyla iktidara geldiği krizler ve çöküş dönemini kurtarmanın yedi imkansız durumdan biri olduğu bahanesiyle bu ekibin, asıl endişesinin öncelikle “Basil’i kurtarmak” olduğuna dikkati çekiyor. Kaynaklar ayrıca, Avn’ın Basil’i korumak amacıyla onu siyasi olarak canlandırma görevinden geriye kalanları boyamakla ilgilediğini ve Hizbullah’ın da iyi günde kötü günde yanında olacağına inandığını vurguluyor.
Kaynaklar, 2022 Baharında parlamento seçimlerinin zamanında yapılamamasının, mevcut parlamentonun, (cumhurbaşkanlığı için Avn’ın halefinin belirlenmesi gereken) seçilmiş parlamentonun yerini alacak şekilde genişletilmesine yol açabileceğini belirtti. Bu parlamentonun da mevcut parlamentonun görev süresinin bitiminden yaklaşık beş buçuk ay sonra görev süresi oluyor. Bu durum ise, Hizbullah ile ittifak halinde olan Avn’ın, Basil’in cumhurbaşkanı olarak yeniden pazarlanması için baskı yapmasına izin veriyor.
Ancak kaynaklar, Basil’in isminin cumhurbaşkanlığı adayları listesinden silinmesinin yolunu kesmek için böylesine kötü bir senaryonun üzerinde bahis oynamanın erken olduğunu düşünse de öte yandan, Basil’in 8 Mart İttifakı içerisinde bile imajını parlatmakta güçlük yaşanacağına dikkati çekti. Kaynak, bu durumun ise ‘Cumhurbaşkanının, Hizbullah dışında kendileri için müttefik bırakmamış’ olmasından kaynaklandığını vurguladı.
Avn’ın hükümetin kurulması halinde 3 önemli bakanlık hususundaki ısrarı, yaygın bir muhalefetle karşılaşıyor. Parlamento seçimlerinin akıbeti üzerine düşünmek için henüz çok erken olmasına rağmen önceliğin, Avn’ın ‘sürecin bozulması’ sorumluluğunu hasımları ve müttefikleri de dahil başkalarına atmasının imkansızlaşması sonrasında hükümetin doğumunu geciktiren engellerin kaldırılması olduğu belirtildi. Zira Avn, artık kendisini çevreleyen baskıların üstesinden gelemiyor ve bir hükümet olmadan ülkenin ekonomik ve siyasi maliyetinin yükünü taşıyamıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.