Libya krizi karar aşamasına mı girdi?

Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafları, üst düzey pozisyonlara aday isimleri seçmek üzere pazartesi gününden itibaren görüşmelere başlıyor

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Muaytik Sergey Lavrov liderliğindeki üst düzey yetkililerle Moskova'da bir araya geldi (AFP)
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Muaytik Sergey Lavrov liderliğindeki üst düzey yetkililerle Moskova'da bir araya geldi (AFP)
TT

Libya krizi karar aşamasına mı girdi?

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Muaytik Sergey Lavrov liderliğindeki üst düzey yetkililerle Moskova'da bir araya geldi (AFP)
Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmet Muaytik Sergey Lavrov liderliğindeki üst düzey yetkililerle Moskova'da bir araya geldi (AFP)

Zayed Hediyye
Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcıları, 1 Şubat’ta geçici hükümetin belirlenmesi ve üst düzey pozisyonlara aday isimlerin seçilmesiyle ilgili çetin tartışmalara sahne olan oturum turlarına bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. 5 Şubat’a kadar sürmesi beklenen oturumlarda askeri ateşkes anlaşmasının uygulanabilirliğine ilişkin şüpheler ve forum katılımcıların ulaştıkları uzlaşılar ele alınmaya devam edecek.
Bu gelişmeler, başta ABD olmak üzere Libya dosyasıyla ilgilenen başlıca ülkelerin Libya topraklarındaki tüm yabancı güçlerin mümkün olan en kısa sürede ülkeden çıkarılması için açık ve eşzamanlı olarak yaptıkları çağrılarla aynı döneme denk geldi. Bu arada yeni ABD yönetimi, yapılan çağrıyla Libya dosyasına ilişkin ilk resmi tutumunu sergilemiş oldu.
Askeri çözüm yollarında yeniden başlayan gerilimler ve aksaklıklar, ülkenin batısında ve doğusunda çatışan tarafların bir birlerine yönelttikleri suçlamalar, ‘siyasi uzlaşıların, savaşı tamamen sona erdirip erdiremeyeceği, ülkeyi uzun süredir beklenen istikrara kavuşturup kavuşturamayacağı, çatışma cephelerinde yeniden bir krizin patlak vermesiyle en başa dönülüp dönülmeyeceği’ şeklindeki soruları yine gündeme getirdi.

Ateşkesin ihlali ve tehlikeli suçlamalar
Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Bingazi’deki komutanlığı tarafından perşembe ve cuma günleri yapılan iki ayrı açıklama, onuncu yılına giren krizi sona erdiren tam bir uzlaşıya varmak üzere olan askeri müzakere komiteleri arasındaki aylardır süren sessizliğin ardından ateşkesin her an çökebileceğine dair korkuları artırdı.
Geçtiğimiz perşembe akşamı yapılan ilk açıklamada LUO Sözcüsü Tümgeneral Ahmed Mismari, aynı günün sabahı Sirte'nin doğusundaki Harava bölgesi hava sahasında yabancı bir insansız hava aracı (İHA) ihlali tespit edildiğini duyurdu.
İHA’nın Hava Savunma Kuvvetleri'nin erken ihbar ve keşif birimleri tarafından fark edildiğini söyleyen Mismari, İHA’nın ‘kimliğini ve kime ait olduğunu’ belirtmeden eylemi ‘düşmanca’ olarak nitelendirdi. Mismari bunu, ‘LUO Genel Komutanlığının Libya hava sahasına saygı gösterilmesi ve ancak kendisiyle koordinasyon kurulduktan sonra girilmesi gerektiğini vurguladığı önceki bir açıklamasına aykırı bir eylem’ olarak değerlendirdi.
Bunların ‘provokatif eylemler’ olduğuna işaret eden Mismari, “Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ile kardeş ve dost ülkelerin üzerinde çalıştığı siyasi çözümü engellemeye çalışan taraflar, 5 + 5 Ortak Askeri Komite toplantılarının sonuçlarını da engellemeye çalışıyorlar” dedi.
Mismari, “LUO’yu ateşkesi ihlal eden bu eyleme karşılık vermeye zorluyorlar. LUO Genel Komutanlığı, ateşkesin ve barışçıl siyasi sürecin tüm gerekliliklerine uyacaktır” şeklinde konuştu.
Libya'daki herkesin, LUO’nun ateşkesi ihlal ettiği suçlamalarına karşı Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) yanıtını beklediği bir zamanda Mismari, ertesi gün bir açıklama daha yaparak UMH’ye bağlı askeri birliklere ve güvenlik birimlerine karşı daha ciddi suçlamalarda bulundu. Mismari, “LUO İstihbarat Birimi, Trablus’taki milislerin, Trablus’un Cenzur bölgesinde UNSMIL karargahı da dahil olmak üzere kamu ve özel karargahları havaya uçurmayı ve Başkomutanın (Halife Hafter) sloganları, resimleri ve subayların emirler verirken kullandıkları bazı kodları kullanılarak LUO Genel Komutanlığını eylemle ilişkilendirmeyi planladığına dair güvenilir bilgiler elde etti” dedi.
Trablus halkını ve devlet kurumlarını, genel olarak vatandaşları ve devlet kurumlarını tehdit ettiğini söylediği bu tür suçların işlenmesini önlemek için her türlü tedbiri almaya çağıran Mismari, “Bu tür suçlarla mücadele sorumluluğu, Siyasi Diyalog Forumu’na katılan kişilere ve kuruluşlara da düşmektedir” ifadelerini kullandı. Mismari, ‘aşırılık yanlısı tekfirci milisler ve suçlular’ olarak tanımladığı kişileri, ‘çözümün her düzeyde sonları olacağına ve gelecekteki herhangi bir çözümde yerleri olmadığına inandıkları’ için Libya krizine yönelik barışçıl çözümü engellemeye çalıştıklarını, ancak bunu başaramayacaklarını vurguladı.

Siyasi süreci belirleyecek müzakere turu
Libya Siyasi Diyalog Forumu katılımcıları, bu yıl sonuna kadar ülkenin yönetimini devralacak olan geçici hükümeti oluşturmak için zamana karşı yarışlarını sürdürüyorlar. Ayrıca son kararların alınacağı tur başlamadan önce, üstü düzey pozisyonlara aday gösterilen isimler arasından hükümete ve yeni Başkanlık Konseyi'ne liderlik edecek ismi seçmek için son rötuşları yapmaya başladılar. Yeni müzakere turu yaklaşırken aralarında Kaddafi döneminden bu yana Libya'nın Amman Büyükelçisi olan Muhammed el-Bergasi ve Muhammed Muin Mansur el-Kikhiya’nın da bulunduğu üst düzey pozisyonlara aday olan yeni isimler açıklandı.
Bergasi, Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, eski Genel Ulusal Kongre (GUK) üyesi Şerif el-Vafi ve diğer isimlerle birlikte Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac'ın yerine geçmek için çekişmeli geçmesi beklenen bir yarışa girecek. Vafi’nin bu yarışı kazanmasına ihtimal verilmiyor. Başbakanlık görevine aday gösterilen Kikhiya’yı da zorlu bir yarış bekliyor. Çünkü bu pozisyonu kapması için mevcut İçişleri Bakanı Fethi Başağa ve Serrac’ın yardımcısı Ahme Muaytik ile sıkı bir rekabet içerisinde. Bu görev için Başağa ve Muaytik’in şansının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Üçlü komisyon
Öte yandan UNSMIL, üst düzey pozisyonlara aday isimlerin ilan edilen koşullara uyup uymadıklarının doğrulanması için Siyasi Diyalog Forumu katılımcılarından üç üyeyle oluşturulan bir komisyonun görevlendirildiğini duyurdu.
UNSMIL’den yapılan açıklamada, komisyonun, Başkanlık Konseyi başkanlığı ve başbakanlık pozisyonlarına aday isimlerin nihai listelerini toplayacağı ve inceleyeceği belirtildi.
UNSMIL ayrıca Cenevre'deki yeni Libya Siyasi Diyalog Forumu oturumlarının, 1 Şubat - 5 Şubat tarihleri ​​arasında başlayacağını ve toplantılara UNSMIL Temsilcisi Stephanie Williams’ın da katılacağını duyurdu.  Kasım ayı ortasında Tunus'ta Forum tarafından kabul edilen yol haritasına göre Stephanie Williams, Başkanlık Konseyi üyeleri ve Başbakanlığa aday isimler arasından seçim yapacak.

Moskova, Libyalı tarafları bir araya getiriyor
Bir diğer gelişmede, Libya’nın doğusundaki geçici hükümetin Dışişleri ve Uluslararası Yardımlaşma Bakanı Abdulhadi el-Huveyc ve ülkenin batısındaki UMH Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Ahmed Muaytik ayrı ayrı, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve yardımcısı Mikhail Bogdanov liderliğindeki bir dizi üst düzey yetkiliyle Moskova’da bir araya geldiler.
Huveyc ve Muaytik’in Rusya ziyaretleri, yeni ABD yönetimi ve BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK), Rus ve Türk güçlerinin Libya'dan çıkışları için yaptığı çağrılardan bir gün sonra gerçekleşti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalara göre yapılan görüşmelerde, Libya sahasındaki ve BM tarafından desteklenen siyasi diyalogdaki son gelişmeler ile 5+5 Ortak Askeri Komite anlaşması gözden geçirildi. Üç taraf da Siyasi Diyalog Forumu katılımcılarının, Libya krizine barışçıl bir çözüm bulma çabalarını desteklerini ifade ettiler.
Libyalı kaynaklar, Ahmed Maytik ile Mareşal Halife Hafter arasında imzalanan ve Libya'da ‘petrol anlaşması’ olarak bilinen olayda Moskova’nın rolü olduğunu söylediler. Bu da Rusya’nın Muaytik’in Bingazi’deki LUO Genel Komutanlığı ile olan ilişkisinden yararlanarak Libya'daki siyasi çözüm haritasının çizilmesinde önemli bir rol üstlenmek istediğine dair bir işaret olarak görüldü.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.