Almanya şiddetli kar yağışıyla mücadele ediyor

(İHA)
(İHA)
TT

Almanya şiddetli kar yağışıyla mücadele ediyor

(İHA)
(İHA)

Almanya'nın kuzey ve orta kesimlerinde etkili olan kar yağışı nedeniyle tren seferleri iptal edildi, otoyollarda yüzlerce araç mahsur kaldı.
Almanya'nın kuzey ve orta kesimlerinde etkili olan kar yağışı hayatı olumsuz yönde etkiledi. Almanya’da da çok sayıda tren seferleri iptal edilirken, kar yağışı ve fırtına nedeniyle yüzlerce araç yolda mahsur kaldı.
Kar yağışı olan bölgelerde araba ile seyahat edilmemesi istenirken, fırtına nedeniyle otoyollarda kalan sürücülere kurtarma ekiplerinin ulaşması da uzun saatler aldı. Yetkililer, yolların kardan temizlenmesi için çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirtti. Otoyollarda kar kalınlığının 20-30 santimetreye kadar ulaştığı, kar yağışının bu gece de devam edeceği bildirildi.
Bu akşam oynanması planlanan Arminia Bielefeld - Werder Bremen, SC Paderborn ile 1. FC Heidenheim ve 2. lig futbol kulübü SC Paderborn'un maçları iptal edildi. Almanya meteoroloji dairesi, Kuzey Ren-Vestfalya, Hessen, Aşağı Saksonya, Sachsen ve Sachsen-Anhalt eyaletlerinde yoğun kar yağışı uyarısında bulundu. Kuzey Ren-Vestfalya’da yaklaşık 300'ü aşkın trafik kazası yaşandı.
Hollanda'da da fırtına uyarısı ve kırmızı alarm verildi. Hollanda meteoroloji enstitüsü KNMI ülkenin tamamı için kırmızı alarm ilan ederken, tren seferleri iptal edildi.



ABD, Küba eski Lideri Raul Castro'nun torununa yaptırım kararı aldı

Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
TT

ABD, Küba eski Lideri Raul Castro'nun torununa yaptırım kararı aldı

Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)
Küba eski Devlet Başkanı Raul Castro (Reuters)

ABD, Washington'un komünist adaya yönelik baskıyı artırma hamlesinin son adımı olarak dün Küba eski Lideri Raul Castro'nun bir torununa ve devletle bağlantılı 5 kuruluşa yaptırım uyguladı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, "Bugün yaptırım listesine alınanlar arasında Raul Castro'nun torunu Fidel Ernesto Castro Calis, Banco Exterior de Cuba ve Küba'nın doğal kaynaklarını veya enerji rezervlerini rejim yararına kullanan 4 kuruluş yer alıyor" ifadelerini kullandı.

95 yaşındaki Raul Castro artık resmi bir görev yürütmüyor, ancak adada nüfuzlu bir figür olmaya devam ediyor. Washington bu yıl kendisine yönelik cezai suçlamalarda bulunmuştu.

ABD, haziran ayında da Castro ailesinin bireylerinin yanı sıra Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ve ailesini hedef alan bir yaptırım paketi uygulamıştı.

Ailesine daha önce yaptırım uygulanan Fidel Ernesto Castro Calis'in Küba'da siyasi bir rol oynadığı bilinmiyor. Babası Alejandro Castro Espin, Raul Castro'nun tek oğlu olup, iki ülke arasında 2015 yılında diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını sağlayan Küba ile ABD arasındaki gizli müzakerelerde kilit bir rol oynamıştı.

Küba 1962'den bu yana ABD ticaret ambargosu altında bulunuyor. Ancak Başkan Donald Trump, geçtiğimiz aylarda adaya yönelik baskıyı önemli ölçüde artırarak yakıt tedarikini kesti, adanın kontrolünü ele geçirme tehdidinde bulundu ve ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu askeri operasyonla devirmesinden bu yana Küba yönetimini devirme tehditlerini sık sık yineledi.

Enerji tedarikine uygulanan boğucu abluka Küba'nın ekonomik krizini daha da derinleştirdi.

Trump yönetimi yetkilileri ve iş insanları daha önce Raul Castro'nun bir diğer torunu Raul Guillermo Rodriguez Castro dahil Castro ailesinin başka üyeleriyle görüştü.

Dün yaptırım uygulanan devlet kuruluşlarından biri olan Banco Exterior de Cuba, esas olarak uluslararası işlemler, ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık hizmetlerine odaklanıyor. Yaptırımlardan etkilenen devletle bağlantılı diğer kuruluşlar ise nikel, kobalt ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerden oluşuyor.


İsrail’in Afrika'daki etki alanını genişletmesi: Daha görünür olması ve bölgesel endişeler

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
TT

İsrail’in Afrika'daki etki alanını genişletmesi: Daha görünür olması ve bölgesel endişeler

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi, işgal altındaki Kudüs'te İsrail Başbakanı Netanyahu ile yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi'nin işgal altındaki Kudüs'e gerçekleştirdiği ziyaret, İsrail'in Afrika'daki varlığını kalıcı kılma çabalarını, İsrail'in nüfuzunu ve görünürlüğünü artırmasından duyulan bölgesel endişelerin ortasında yeniden gündeme getirdi.

Tshisekedi, 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyaretinden bu yana yaklaşık beş yıl içindeki ikinci ziyareti olan ve üç gün süren çalışma ziyaretinin ardından dün İsrail'den ayrıldı. Ziyaret sırasında Kudüs'te Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmelerde bulundu.

Şarku'l Avsat'a konuşan Afrika işleri uzmanları, Tel Aviv'in çıkarlarını genişletme ve nüfuzunu artırmak için baskı unsurları elde etme çabalarına dikkati çekerek, ekonomik ve güvenlik kazançları sağlama arayışıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler ve ayrılıkçı Somaliland gibi bölgelerle yakınlaşma çizgisinde hareket ettiğine işaret ediyor.

Öte yandan Mısır, Türkiye ve Somali dahil olmak üzere birden fazla Arap ve İslam ülkesi, İsrail'in Somaliland’deki varlığına karşı çıktıklarını ifade ederek bunun bölgedeki istikrarı tehdit ettiği konusunda uyarılarda bulundu.

fghyju
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, işgal altındaki Kudüs'te İsrailli mevkidaşıyla yaptığı görüşme sırasında (Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabı)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabından yapılan açıklamaya göre ziyaret sırasında Tshisekedi'nin Netanyahu ile görüşmeleri tarım, enerji, altyapı ve ileri teknoloji alanlarının yanı sıra güvenlik ve savunma konularına odaklandı.

Fransa Uluslararası Radyosu'nun aktardığına göre Kongo Cumhurbaşkanı ülkesinin İsrail'in güvenliğine olan bağlılığını yinelerken, aynı zamanda sivillerin korunması, uluslararası hukuka saygı duyulması ve bölgesel krizleri ele almanın bir yolu olarak diyalogun sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Kongo ve İsrail giderek birbirine yaklaşırken Herzog, 2025 yılının kasım ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni ziyaret etmişti.

İlişkiler ve çıkarlar

Ortadoğu Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden Afrika İşleri Uzmanı Hüseyin el-Behiri, ziyaretin iki tarafın da çeşitli çıkarlar elde etmesi amacıyla ilişkilerde bir gelişmeyi ifade ettiğini belirtiyor. Buna göre Kongo, isyancılarla yaşadığı iç krizlere karşı güvenlik ve askeri destek almayı amaçlarken İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarındaki ihlallerinden kaynaklanan uluslararası baskıları örtbas etmek ve dış ortaklıklarını çeşitlendirme yeteneğini kanıtlamak amacıyla genel olarak Afrika kıtasında, özel olarak da Nil Havzası ülkelerinde nüfuzunu genişletmeyi hedefleyen bir dış politika izliyor.

Behiri, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin, İsrail için bakır, alüminyum, lityum ve kobalt gibi işlenmemiş doğal kaynaklar ve değerli madenler elde etmede önemli bir kaynak oluşturduğunu ekledi. Bu madenler, bataryalar ve insansız hava araçları (İHA) gibi stratejik endüstrilerde kullanılmakta olup, İsrail'e aynı zamanda dikkat çekici ekonomik kazançlar sağlıyor.

Afrika işleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa ise Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ziyaretin, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin ülkenin doğusunda karşılaştığı zorluklar, ordu ve güvenlik teşkilatlarının kapasitesini geliştirme ihtiyacı ile istihbarat, gözetleme, eğitim ve savunma alanlarındaki İsrail tecrübe ve teknolojilerinden yararlanma arzusu çerçevesinde siyasi, güvenlik, ekonomik ve teknolojik yönleri kapsayan daha geniş bir ortaklığa geçişi yansıttığına inandığını ifade etti.

İsrail’in Afrika’da daha görünür olması

İsrail, Afrika'daki varlığını güçlendirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz yılın sonlarında, Mısır, Somali, Arap ve Türk devletlerinin bu adıma yönelik itirazlarının ortasında ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımıştı.

İsrail'in Etiyopya, Güney Sudan ve Uganda gibi Afrika ülkeleriyle ilişkileri bulunuyor ve Ağustos 2025'te Zambiya'nın başkenti Lusaka'daki büyükelçiliğini yeniden açtı. Ayrıca Çad, Nijerya ve Kamerun gibi ülkelerle güvenlik, askerî ve ticari ilişkilere sahip bulunuyor.

İsrail ayrıca Ruanda ile askerî iş birliği ilişkilerini sürdürüyor. Öyle ki ülkenin Kigali'deki büyükelçisi geçtiğimiz mart ayında Ruanda Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile bir araya gelerek iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirmenin yollarını ele almıştı.

Behiri, İsrail'in Afrika'daki ve Nil Havzası'ndaki nüfuz artışının -ki bunun öncesinde Bab’ul-Mendeb ve uluslararası deniz nakliye hatlarının yakınındaki Somaliland bölgesini tanımak suretiyle Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de bir ayak izi sağlaması gelmiştir- ‘Mısır için stratejik bir derinlik teşkil eden bölgedeki güçlü İsrail varlığı nedeniyle Mısır'ın ulusal güvenliğini doğrudan ve dolaylı olarak etkilediğini, bunun da Tel Aviv'e, iki taraf arasındaki bazı askıda kalan dosyaları çözmek için havza ülkeleriyle olan ilişkilerini bir baskı unsuru olarak kullanma alanı açtığını’ belirtiyor.

İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı Somaliland Bölgesi Başkanı'nı kabul etti (Somaliland Bölgesi Başkanı’nın X hesabı)

İsa, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Afrika'daki İsrail varlığının artması, birbirinden bağımsız hareketler silsilesi olmaktan ziyade, her sahanın kendine has özelliklerine göre seçici bir şekilde uygulanan ortak özelliklere sahip bir strateji olma eğiliminde.”

İsa ayrıca, güvenlik boyutunun ekonomik ve diplomatik çıkarların yanı sıra İsrail'in Afrika ülkeleriyle ilişkilerini genişletmesinde merkezi bir unsur haline geldiğine dikkati çekti.

Ortaklık ağı

İsa’ya göre Somaliland durumu, İsrail politikasının ‘jeopolitik boyutunu’ gözler önüne seriyor; zira bu bölgenin Aden Körfezi üzerindeki konumu ve Bab’ul-Mendeb'e yakınlığı, özellikle Husilerin artan tehdidiyle birlikte, onu seyrüsefer ve Kızıldeniz güvenliği açısından doğrudan bir öneme sahip kılıyor.

İsrail, ikili ilişkilerin ötesine geçerek stratejik açıdan son derece hassas bir bölgede yeniden konumlanma boyutları taşıyan bir adımla, Somaliland’ı resmi olarak tanıyan ilk hükümet oldu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne gelince, burada nispeten farklı çıkarlar ön plana çıkıyor. Çünkü yakınlaşma, büyük oranda güvenlik ve teknoloji iş birliği ihtiyacının yanı sıra yatırım fırsatları ve devasa maden kaynaklarından yararlanma isteğiyle de ilişkili.

İsa'ya göre bu durum, İsrail'in Afrika'da tek bir araç değil, devletin doğasına, konumuna ve ihtiyaçlarına göre güvenlik, teknoloji, yatırım ve diplomasinin bir karışımını kullandığını gösteriyor. Dolayısıyla İsrail'in Afrika'daki politikası, ayrıntıları tek tip olan bir plan değil, esnek bir strateji olarak görülebilir.

İsa, sözlerine şöyle devam etti:

 “Genel hedef, İsrail'in güvenlik, seyrüsefer ve ticaret alanındaki çıkarlarına hizmet edecek, İran nüfuzuyla mücadele edecek ve siyasi destek kazandıracak geniş bir ortaklıklar ağı inşa etmektir; araçlar ise ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.”

İsrail'in Afrika'daki artan nüfuzu, İsrail varlığının dağınık diplomatik ve ekonomik ilişkilerden güvenliğe, limanlara, deniz geçitlerine ve teknolojiye daha fazla dayanan bir varlığa dönüşmesi yoluyla, özellikle Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz'de bazı bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.

İsa, Somaliland bölgesinde bir İsrail ortağının varlığının, yeni güvenlik ve istihbarat düzenlemelerine kapı aralayabileceğine ve bölgede halihazırda var olan güçler arasındaki rekabeti artırabileceğine inanıyor.


Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor
TT

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Tahran misilleme tehdidinde bulunurken, Washington 2027’ye kadar sürebilecek bir savaşa hazırlanıyor

Washington ve Tahran, yeni stratejiler benimseyerek karşı karşıya geldikleri çatışmayı büyüttü. ABD ordusu saldırılarını yaklaşık 100 İran hedefine ve 2 hükümet tankerine genişletirken, İran da bölgedeki "Amerikan üslerine" füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla karşılık verdi; bu, doğrudan çatışmaların son geniş çaplı turu oldu.

Wall Street Journal (WSJ), dün ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in ABD birliklerinin Ortadoğu’daki konuşlanmasını 2027’ye kadar uzatmak için sessizce çalışma yürüttüğünü bildirdi. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre bu, Washington’un İran’la savaşın uzun süre devam etmesi ihtimaline hazırlandığına işaret ediyor. Haberde ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın, üst düzey danışmanlarıyla savaşın sona erdiğini ilan etme ve Tahran’ı taviz vermeye zorlamak için ekonomik baskıya daha fazla ağırlık verme ihtimalini de gizlice görüştüğü belirtildi.

Sahadaki gelişmeler kapsamında Devrim Muhafızları, aralarında füze biriminden 4 ve Besic’ten 3 kişinin bulunduğu 13 mensubunun öldürüldüğünü açıkladı. İran makamları ayrıca Ahvaz’da 7 kişinin öldüğünü, 8 kişinin yaralandığını; Hürmüz Boğazı karşısındaki Sirik’te ise 4 kişinin hayatını kaybettiğini ve 68 kişinin yaralandığını bildirdi.

Güney Lübnan’da ise İsrail güçleri, Lübnan resmi Ulusal Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Kantara, Hadatha ve Bureycit beldesi vadisindeki bazı noktalarda patlamalar gerçekleştirdi. İsrail güçlerinden bir birlik Halta çiftliklerinin içine ilerleyerek bazı evleri kuşatma altına aldı.