Libyalılar kaos ve umut arasında Şubat Devrimi’nin onuncu yıldönümünü kutluyor

İki hükümet, iki Temsilciler Meclisi ve dış müdahaleler, ülke için en belirgin olumsuzluklar olurken demokratik geçiş için tek olumlu gelişme son zamanlarda atılan adımlar oldu

Kaddafi rejimini yıkan Şubat Devrimi’ni kutlayan Libyalılar (AFP)
Kaddafi rejimini yıkan Şubat Devrimi’ni kutlayan Libyalılar (AFP)
TT

Libyalılar kaos ve umut arasında Şubat Devrimi’nin onuncu yıldönümünü kutluyor

Kaddafi rejimini yıkan Şubat Devrimi’ni kutlayan Libyalılar (AFP)
Kaddafi rejimini yıkan Şubat Devrimi’ni kutlayan Libyalılar (AFP)

Said Ferhan
Libyalılar, Muammer Kaddafi rejimini deviren Şubat 2011 ayaklanmasının onuncu yıl dönümünü, geçen yılların geride bıraktığı olumsuz ve olumlu sonuçlara dair fikir ayrılıkları içinde kutluyorlar.
Libya halen dış müdahaleyle daha da şiddetlenen siyasi ve güvenlik kaosu içerisinde. Bu durum tüm yaşananların ardından bitkin düşen Libyalıları,  ülkelerinin muazzam zenginliğinden mahrum bırakıyor.
Albay Muammer Kaddafi'nin rejimine karşı 17 Şubat 2011 tarihinde başlayan ayaklanmanın üzerinden on yıl geçse de ülke halen içeride çatışan taraflarla birlikte siyasi ve güvenlik kaosu yaşıyor. Ancak taraflar arasında birleşik bir hükümet kurma konusunda anlaşmaya varılmasının ardından yıl sonunda seçimlerin yapılması planlanıyor. Bu da ufukta şiddet, cinayet ve yerinden edilmelerle dolu bir sayfanın kapanıp yerine temiz bir sayfanın açılması umutlarını doğuruyor.
Şubat Devrimi’nin onuncu yıldönümü kutlamaları, Trablus’tan Bingazi’ye ve güneyde Sebha’ya kadar ülkenin farklı bölgelerinde, şehirlerin bazı cadde ve meydanları Libya bayraklarıyla süslenerek başladı. Yıldönümünün gelişiyle birlikte, Libyalıların ülkede baş gösteren kriz ve bundan kurtulmanın yolları ile ilgili farklı görüşleri olsa da herkes Libya-Libya çözümünün gerçekleşmesi gerektiği konusunda hemfikir.
Independent Arabia, Libya’da geçen on yıl ardından Şubat Devrimi’nin olumlu ve olumsuz yanlarına ilişkin çeşitli görüşler ve fikirler olduğunu gözlemledi.

“Vekil güçlerin peşinden başka vekil güçler geldi”
Libyalı yazar El-Emin Mazen, “Rüzgarın Tunus'un batısından estiği Şubat ayaklanmasının ilk on yılını geride bırakırken meydana gelen değişikliklerin tüm detaylarına değinemeyeceğiz. Eski Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkesinden kaçarken ayaklanma kıvılcımı Mısır’a sıçradı. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek protestolar üzerine başkent Kahire’den ayrılıp ülkenin güneyindeki Şarm eş-Şeyh kentine uçtu. Kaddafi ise başına geleceklere ihtimal dahi vermedi. Bunun da bedelini, koltuğuyla, çocuklarıyla ve ülkesiyle ödedi. Artık sorunumuzun derin para sevgimizden kaynaklandığına daha fazla eminiz. 1960’lardan beri petrol üretiyoruz. Bu yüzden hep petrolün etrafında boğuştuk. Bir kriz içerisine düştük. Bu da ülkeye peş peşe vekil güçler getirdi. Maskelerin düşmesi, felaketin boyutlarının açıkça görülmesini sağladı. Bu da bugün her şeyin yıldırım hızıyla yayılmasına neden oluyor. Dahası, seyrüsefer güvenliğini ve Libya’nın müttefiklerini tehdit eden bu durumun, nüfuz sahibi güçlerin artık eli kolu bağlı durmalarına izin vermemesi ve Başkanlık Konseyi formülüyle siyasi geçiş süreci için atılan son adımlar, yeni hükümetin kurulması çabaları ve meşruiyet sağlamaktan sorumlu olan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF), hainlerin, tacirlerin ve ülkenin düze çıkmasını engelleyenlerin ellerindeki fırsatı boşa çıkarabilir. Bizler uluslararası kararların sonuçlarıydık ve öyle olmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

Şubat Devrimi, halkın halen acı çektiği krizler yarattı
Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Saad bin Şerade, 2011'de yaşananların herkesin bir şeyler kaybetmesine neden olduğuna inanıyor. Şerade, “Dış müdahale, Libya'daki karmaşayı daha da artırırken istikrarsızlığın ana nedenleri arasında yer aldı. Son on yıldır yaşanan büyük krizlerle birikte dış müdahale de ülkeye girdi. Ancak bu yılın sonların seçimlerin yapılması planlanıyor. Yani demokratik geçiş yolunda ilk adımını atılmaya başlandı” ifadelerini kullandı. Şerade, Libya'nın ne kazananı ne de kaybedeni olan savaşlar döneminden daha istikrarlı bir döneme geçeceğini umduğunu söyledi.
Trablus Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziya Ebu Huşeym, Şubat devriminin Libyalıların güvenlik, siyaset ve ekonomik alanlarda çekmeye devam ettiği birçok güçlüğe neden olduğunu ve halen ülkeyi kasıp kavurduğunu söyledi. Ancak Ebu Huşeym’e göre tüm bu zorlukların yanında bir takım olumlu gelişmelerin olduğu da inkar edilemez. Bu olumlu gelişmeler arasında demokrasi kültürü, yönetimin barışçıl şekilde aktarımı, seçimler, halkın tercihi, ifade özgürlüğü ve sivil toplum kültürünün yer aldığını belirten Ebu Huşeym, “Ülkemizdeki demokrasi kültürü, henüz olgunlaşmadı ve iktidardakiler hâlâ, sanki hiçbir şey olmamış gibi koltuklarına ve tiranlığa yapışarak iktidarı bırakmamaya çalışan diktatörler gibi davranıyorlar. Herkes Libya için çalışmalı” diye konuştu.

Libya devrimi, en kötü devrim deneyimlerinden biridir
Gazeteci Ahmed eş-Şerif ise Libya devrimi deneyiminin, en kötü devrim örneklerinden biri olduğunu iddia ediyor. Şerif, “Herhangi bir devrim, bir rejimin devrildiğini ilan ederken devrim başarılı olursa peşinden yeni bir sistem kurulur. Başarısız olursa kapıyı bilinmeyene açık bırakır. Libya'da olan da budur” yorumunda bulundu. Devrimden sonra, başkalarına hükmetmek ve ötekileştirmek için devletin eklemlerine sızma hedefi olan siyasi bir grubun, oluşan bu boşluktan yararlandığını söyleyen Şerif, bu grubun, ülkeyi tek başına yönetmek ve ülkenin servetini yağmalamak istediğini ve kendilerine saldıranların kim olursa olsun vatan düşmanı olarak karşı konulmaları gerektiğini empoze ettiğini söyledi.
Ayaklamanın neden olduğu olumlu bir yön varsa onun da yönetimin barışçıl şekilde aktarılması olduğunu belirten Şerif,  ancak bunun sürekli olarak dış müdahale ile engellendiğini kaydetti.  Taraflar arasındaki çatışmaların yıllar süren ekonomik durgunluğa ve bu yıllar boyunca halkın sıkıntı çekmesine yol açtığının altını çizen Şerif, ülkenin iktidar mücadelesi nedeniyle ciddi bir hizmet sıkıntısı çektiğini ifade etti.
Öte yandan akademisyen ve insan hakları savunucusu Necad Mahfuz, ‘Şubat ayaklanmasının bir takım hedeflerle başladığını’ söyleyerek, “Şubat Devrimi'nin hedeflerinin çok azına ulaşıldı. Ayaklanmanın hedefleri arasında, şahısların hakimiyetine son vermek için Libyalılar arasında sosyal adalet, hak ve eşitlik sağlamak vardı. Kitlelere destek olma bahanesiyle dışarı çıkıp tribünlere oynayanlar, halkı ezen ve para mücadelesiyle ülkeyi yerle bir edenlerdi” dedi.
Mahfuz şöyle devam etti:
“Libya ayaklanması, dış güçler tarafından bolca kullanıldı. Bu da yüz binlerce Libyalı gencin hayatını mahvetti. Libya’daki ayaklanma ne Mısır ne de Tunus’taki gibiydi. Şubat ayaklanması sonrası geçen yıllar boyunca şiddet nedeniyle aşiret dokusu da kaybedildi. Çok sayıdaki dış müdahale, krizin uluslararasılaşmasına ve Libyalıların elinden çıkmasına neden oldu. Bu da egemenliğimizi kaybetmemize yol açtı.”
Dr. Eymen Salah da konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Gerek Libyalı siyasetçiler olsun gerek ayaklanma sonrası geçen yıllarda sahneyi yönetenler olsun halkı şoke ettiler. Tek endişelerinin milletin çıkarları değil, kişisel ve partizan çıkarları olduğu ortaya çıktı. Bu da silahlı mücadeleye yol açtı. Hatta dış güçlerden yardım istediler. Böylece ülkenin egemenliğini kaybetmesine neden oldular. Ülke teröristler için güvenilir bir sığınak haline geldi. Tüm bu yıllar boyunca vatandaşları öldürdüler, zenginlikleri yağmaladılar ve her şeyi mahvettiler.”
Dr. Salah, tüm tarafları, yeni bir yönetimin seçilmesi çerçevesinde ülkeyi kurtarmak için samimi olarak birlikte çalışmaya siyasi, askeri ve ekonomik bölünmeyi bir kenara bırakıp ülkenin birliği için yeniden bir araya gelmeye çağırdı.

Süreci yönetenlerin kırılgan vaatleri
Eski siyasetçi ve diplomat Halid Beşir en-Neccar ise, “Devrimden on yıl sonra Libya'nın muazzam ekonomik potansiyeli ve petrol zenginliği nedeniyle,  gelişmiş ülkeler arasında yer alacağını sanıyorduk. Ancak siyasi sürecin olmadı, ülkenin doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündüğü, iki Temsilciler Meclisi’nin (TM) ortaya çıktığı ve güvenlik karmaşasının yaşandığı bu verimsiz on yıl boyunca iyi yönde herhangi bir ilerlemeye tanık olamadık. Libya, tüm ülkelerin elini kolunu sallayarak girdiği bir ülke haline geldi. Libyalılar arasında rejim yıllarının ardından iyi bir hayat sürme umudu vardı. Ancak Libyalıların çoğu, dış güçlerin eliyle gelen yıkımı, talanı, kaosu ve acıyı gördükten yıllar sonra Kaddafili yılları arar oldular” yorumunda bulundu. Uluslararası topluma güvenme konusunda uyaran Neccar, çünkü çözüm ancak Libyalı taraflar arasındaki çözümü olacaktır. Devrimin bir suçu yoktu” dedi.
Son olarak başkent Trablus’un önde gelen genç isimlerinden mühendis Necib Ahmed yaptığı değerlendirmede şunları dile getirdi:
“17 Şubat ayaklanması veya devriminin birçok olumsuz yönü vardı. Çünkü hedeflerine ulaşamadı. Tüm devrim hayalleri, Libya’yı sağılacak bir inek gibi gören ve bunun için verilen tüm vaatlere aldırış edilmediğine inanan bir grup tarafından çalındı. Ülkeyi güvenlik kaosuna, siyasi bölünmelere ve halkın halen sıkıntılarını çektiği bir ekonomik krize sürükledi. Ancak, yeni yönetimle Libya'nın halkına geri döneceğini ve on yılın acısının sona ereceğini umuyoruz.”



Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
TT

Libya Yüksek Devlet Konseyi’nin yeni Başkanı Muhammed Takala oldu

Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)
Libya bayrağı (Reuters-Arşiv)

Libya Yüksek Devlet Konseyi üyeleri, bugün yapılan ikinci turda Muhammed Takala’yı yeni başkanları olarak seçti.

Şarku’l Avsat’ın, Libya merkezli Al-Ahrar kanalından alıntı yapan DPA’dan aktardığı habere göre, Muhammed Takala, bugünkü oylamada Yüksek Devlet Konseyi eski Başkanı Halid Mişri’yi geride bırakarak yeni başkan olarak seçildi.

Yüksek Devlet Konseyi başkanlığı için her yıl seçimler düzenleniyor. Şu ana kadar, Abdurrahman Suveyhili ve Halid Mişri konseye başkanlık eden isimler oldu.

2015 tarihli bir siyasi anlaşmanın şartları uyarınca önemli siyasi konularda söz sahibi olan Yüksek Devlet Konseyi ve ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, başbakanı seçmek, önerilen bütçe hakkında yorum yapmak ve egemenlik pozisyonlarını seçmek dahil olmak üzere çeşitli yetkileri paylaşıyor.


Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Libya İstikrar Hükümeti’yle birleşme ihtimalini dışlıyor

Mareşal Halife Hafter, Bingazi'de BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile görüştü. (Libya Ulusal Ordusu)
Mareşal Halife Hafter, Bingazi'de BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile görüştü. (Libya Ulusal Ordusu)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Libya İstikrar Hükümeti’yle birleşme ihtimalini dışlıyor

Mareşal Halife Hafter, Bingazi'de BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile görüştü. (Libya Ulusal Ordusu)
Mareşal Halife Hafter, Bingazi'de BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile görüştü. (Libya Ulusal Ordusu)

Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), rakibi Usame Hammad liderliğindeki Libya İstikrar Hükümeti (LİH) ile birleşme olasılığını dışladı. Diğer yandan Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) heyeti, ortak kara sınırlarını güvence altına alma çabalarının bir parçası olarak ülkenin güneyindeki bölgeleri ziyaret etmeye devam etti.

Misurata Üniversitesi İngilizce bölümü öğrencilerinin dün (Cumartesi) gerçekleşen mezuniyet törenine katılan Dibeybe'ye yakın bir kaynak, “UBH’nin LİH’le birleşmesi söz konusu değil. Bu konuda Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile herhangi bir görüşme olmadı” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, “İki hükümetin yeni bir hükümet çatısı altında birleşmesi şu anda pek olası değil. Dibeybe hükümeti, ülkedeki tek meşru hükümet olarak çalışmalarına devam edecek” ifadelerini kullandı.

ergt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

UBH Sözcüsü Muhammed Hammude, Dibeybe'nin yardımcısı Ramazan Ebu Cenah'ın ‘BM himayesinde iki hükümetin olası birleşme beklentisi’ hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Temsilciler Meclisi (TM) tarafından yetkilendirilen Hammad hükümeti de sessiz kalırken, TM Sözcüsü Abdullah Buleyhık herhangi bir yorumda bulunmadı.

Mareşal Halife Hafter ise dün BM Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy ile “Bingazi kentindeki karargahında son siyasi gelişmeleri görüştüklerini” belirtti. Hafter görüşmede “Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin yapılması için uygun koşulların yaratılması gereğini” teyit ettiklerine işaret etti.

Bu hamleler, TM Başkanı Akile Salih'in daveti üzerine yarın (Pazartesi) Bingazi şehrinde Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) ile ‘Cumhurbaşkanı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin seçim yasalarını hazırlamakla görevlendirilen 6+6 Komitesi’nin çıktılarını görüşmek’ üzere yeni bir oturum düzenleme hazırlıkları çerçevesinde yapıldı.

Diğer yandan, Mareşal Halife Hafter'in Sözcüsü Tümgeneral Ahmed el-Mismari, güneydeki Sebha şehri sakinlerine seslenerek, şehri ve halkını terörist grupların sızmasına karşı korumak için daha dikkatli olmaya çağırdı.

El-Mismari, ordunun tüm bölgelerde kontrolünü ve güvenliğini sağlamaya yönelik sürekli çabalarının bir parçası olarak, "yasadışı göç" ile mücadele etmek için ülkenin güneyindeki bazı sınır bölgelerinde uzun ve nadir bir ziyaret gerçekleştiren Ulusal Ordu delegasyonuna liderlik ediyor.

Öte yandan Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir, Afrika Merkez Bankaları Birliği'nin Gambiya'da düzenlenen yıllık toplantıları sırasında Kuzey Afrika (Mısır, Fas, Tunus, Cezayir, Moritanya ve Sudan) Merkez Bankaları Grubu Başkanlığı'na seçildiğini açıkladı.

El-Kebir, Afrika Merkez Bankaları Birliği'nin 2024 yılı için bir sonraki toplantısının Libya Merkez Bankası'nın ev sahipliğinde yapılacağını belirtti.

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ise Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu'dan (Libya ve Cezayir ziyaretlerinde bulunan özel temsilcisi Babagana Kingibe aracılığıyla) yazılı bir mesaj aldığını söyledi. El-Menfi, Kingibe'nin, geçen ay Abuja'da toplanan Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu'nun (ECOWAS) kararları çerçevesinde kendisine durumla ilgili gelişmeler hakkında bilgiler verdiğini belirtti

xcsdf
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Nijer'e komşu ülkeler tarafından anayasal meşruiyete saygı gösterilmesini sağlayan koşullara ulaşmak için ortak çabaların önemini vurguladı. (Reuters)

El-Menfi, istikrar ve barışın tesisi için iki ülke ile Afrika'daki diğer kardeş ülkeler arasındaki istişare ruhunu ve seçilmiş rejimlerin anayasaya aykırı değişikliklerini tanımama yükümlülüğünü pekiştireceğini düşündüğü bu adımı memnuniyetle karşıladı. El-Menfi ayrıca, Nijer'e komşu ülkelerin (Libya, Cezayir ve Çad) ECOWAS içindeki kardeşleriyle birlikte Nijer'deki durumu anayasal meşruiyete saygıyı sağlayacak düzeye getirmek için ortak çabalarının önemini vurguladı.


Dibeybe hükümeti Tahran'la kanal açarak neyi hedefliyor?

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Libyalı mevkidaşı Necla Menguş'u Tahran'da kabul etti. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Libyalı mevkidaşı Necla Menguş'u Tahran'da kabul etti. (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Dibeybe hükümeti Tahran'la kanal açarak neyi hedefliyor?

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Libyalı mevkidaşı Necla Menguş'u Tahran'da kabul etti. (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Libyalı mevkidaşı Necla Menguş'u Tahran'da kabul etti. (İran Dışişleri Bakanlığı)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Dışişleri Bakanı Necla Menguş'un İran'ın başkenti Tahran'a yaptığı resmi ziyaret, geçtiğimiz hafta yerel ve bölgesel medyanın ana gündemlerindendi. Söz konusu ziyaret, üst düzey bir Libya delegasyonunun yaklaşık 17 yıl aradan sonra İran’a yaptığı ilk diplomatik ziyaretti.

Menguş'un İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın daveti üzerine Tahran’a yaptığı ziyaret, Dibeybe hükümetinin bundan elde edebileceği fayda hakkında bazı soruları gündeme getirdi. Belki de görüşme Lübnan'da tutuklu bulunan Hannibal Kaddafi'nin dosyasının görüşülmesini amaçlıyordu.

Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Rabia Ebu Ras, Dibeybe hükümetinin “bölge ve bilge dışında birçok taraf ve güçle ittifaklar kurmaya çalıştığını ve Libya içindeki siyasi konumunu ve gücünü daha uzun süre elinde tutma kabiliyetini güçlendirmek amacıyla yeni bölgesel politikalarda aktif bir taraf olmayı hedeflediğini” söyledi.

Rabia Ebu Ras Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamalarda, bu ziyaretin arkasında Dibeybe hükümeti için ‘potansiyel kazanımlar’ olduğuna işaret ederken, bazılarının Türkiye'nin bu ziyaret için arabulucu rol oynadığı fikrini dışladı. Ebu Ras, söz konusu ziyaretin Menguş'un geçtiğimiz mayıs ayında Kuveyt, Bahreyn, Umman ve Suudi Arabistan'ı kapsayan Körfez gezisi sırasında planlanmış olabileceğini ifade etti.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacılarından Mısırlı Dr. Muhammed Naci Abbas, Manguş'un ziyaretinin gerçekten de Dibeybe hükümetinin ‘dış ilişkilerinin marjını genişletmesine’ olanak sağlayabileceği tezine katılıyor. Abbas ziyaretin, İran'ın Kuzey Afrika ülkelerine açılma isteğinin ve Tahran ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkilerin gelişiminin üzerine geldiğini söyledi.

Abbas, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi yönetimi, selefi Hasan Ruhani'ye yöneltilen Kuzey Afrika ve Arap bölgesini dikkate almamak ve yalnızca Batı’ya güvenmekle ilgili suçlamaları ele almak istiyor” dedi.

İran uzmanı olan Mısırlı araştırmacı, ziyaretin iki ülke arasındaki çeşitli alanlarda ortaklıklar, ekonomik ilişkiler veya İran'ın Libya'daki siyasi krizin çözümünde herhangi bir rol oynaması gibi amaçlarla gerçekleştiğini reddederek şunları söyledi: “Libya siyasi arenasında nüfuz sahibi olanlar, Washington, Kahire, Ankara ve Libya'nın geri kalan komşu ülkeleri gibi, burada açık bir varlığa sahip olanlardır. Dolayısıyla Tahran'ın tüm bunların üzerine geçmesi düşünülemez.”

Mısırlı araştırmacı değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Evet, İran medyası Abdullahiyan'ın Menguş ile yaptığı görüşmelerde ülkesinin Libya'daki yeniden yapılanma çabalarına katılma arzusuna ilişkin ifadesine atıfta bulundu. Ancak bu, İran'a uygulanan ekonomik yaptırımlara ek olarak, Libya siyasi sahnesinin devam eden karmaşıklığı göz önüne alındığında (dışlanmasa da) büyük ölçüde erken.”

Libyalı siyasi analist İzzeddin Akil ise Menguş'un Tahran'a yaptığı ziyaretin amacının “ABD önerilerini İran tarafına iletmek” ve Tahran'ın 2015 yılından bu yana tutukluluğunun devam etmesinde ısrar eden bazı Lübnanlı güçler üzerindeki güçlü etkisi nedeniyle, Hannibal Kaddafi meselesini görüşmek” olduğuna inanıyor.

Akil, “Dibeybe'nin Hannibal'i gerçekten Libya'ya geri getirebilmesinin siyasi rakipleri (TM ve Devlet Yüksek Konseyi) karşısında konumunu güçlendirmenin yanı sıra, seçim tarihi geldiğinde cumhurbaşkanlığı yarışında eski rejim destekçilerinin ve ona bağlı olanların oylarını garanti edeceğini" söyledi.

Akil, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Tahran, krizlerini gidermek ve Arap bölgesindeki herkese açılmak istiyor. Bu ziyaret, amaçlarının bir kısmını gerçekleştirdi. İran, diplomatik tecrübesiyle ziyareti geliştirmekten ve iki ülke arasında gelecekteki ilişkileri çeşitli yollarla pekiştirmekten çekinmeyecektir” şeklinde konuştu.

Libyalı yazar Abdullah el-Kebir, ziyaretin Hannibal Kaddafi davasıyla ilgili olabileceğini belirterek,  Dibeybe'nin eski rejimin destekçilerini yanına çekmede herhangi bir olumlu ilerlemeden fayda sağlayacağı görüşüne destek verdi.

El-Kebir, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, ziyaretle ilgili birçok soruyu, (iki ülke arasındaki Kaddafi dönemindeki güçlü ilişkiye kıyasla) iki ülke arasındaki ilişkilerin uzun vadeli kopmasına bağladı. El-Kebir, “İran önemli bir bölge ülkesi. Onunla yeni bir sayfa ve Trablus ile Tahran arasındaki kapalı kapıları yeniden açmak faydalı olabilir. Şiilik korkuları ise Sünni Maliki düşünce okulunun bazı mensupları tarafından abartılıyor” değerlendirmesinde bulundu.