Yalan haberler kültür ya da dil fark etmeksizin gerçeklerine göre daha çok yayılıyorlar

Yalan haberler nefretin yayılmasına neden olabilir (Piksel)
Yalan haberler nefretin yayılmasına neden olabilir (Piksel)
TT

Yalan haberler kültür ya da dil fark etmeksizin gerçeklerine göre daha çok yayılıyorlar

Yalan haberler nefretin yayılmasına neden olabilir (Piksel)
Yalan haberler nefretin yayılmasına neden olabilir (Piksel)

Hala Kureyyem 
İnsanların kişisel sosyal medya hesapları üzerinden bilerek veya bilmeyerek bir pazarlamacıya ya da bir haber kaynağına dönüştüğü günümüzden uzunca yıllar önce haber kaynağı olarak klasik medya araçları bilinirdi.
Çoğalan haber kaynakları ve bilgiyi yayma gücünün artmasıyla birlikte üretilen bir haberin doğru  ya da birtakım sebeplerden dolayı hayal ürünü olup olmadığını tespit etmek zorlaştı. Bu haberler, kimi zaman bir komplo ve eğlence sebebiyle veyahut bir projeye hizmet etme ya da sadece takipçi toplamak ve etkileşimi artırmayı hedefleyen nitelikte  olabilmektedir. Haberin kaynağı açısından durum böyleyken, insanları bu tür haberleri paylaşmaya teşvik eden sebepler de haberin kaynağındaki nedenlerden çok farklı değil. Aralarındaki tek fark haberi paylaşan kimsenin hikayenin nasıl örüldüğünü ve onun yayılmasını güçlü hale getirecek noktaları biliyor olmasıdır. Bunun yanında haberi paylaşanlar genellikle habere ait detayların farkında olmaksızın yayınlanan haberin doğruluğuna inanmaktadırlar.

Yalan haber kaynakları
Buna karşılık, gerçeğin peşinde olanlar söylentilerin aslını ortaya çıkarmak için çeşitli araçlar kullanıyorlar. Bu bağlamda birkaç yıl önce “Fact Checker” kavramı ortaya çıktı. Peki bunlar haberlerin doğruluğunu nasıl kontrol ediyorlar ve sonrasında ne yapıyorlar?
AFP’de haber teyidi servisinde çalışan gazeteci Josette Abi Tamer, ajansın uzun yıllardır bilgi toplama departmanının bulunduğunu,  iki yıldır ise Ortadoğu’daki Arapça haberleri araştıran Beyrut merkezli  bir haber doğrulama birimi bulunduğunu söyledi.
Independent Arapça’ya göre söylenti ve yalan haberlerin kaynaklarında ilk sırada gerçek ya da sahte hesapların bulunduğu "Facebook" veya "Twitter" gibi sosyal medya platformları bulunurken, buradan da diğer platformlara taşınmaktadır. Bazen, geleneksel medya kuruluşları haberin doğruluğunu araştırmadan yayınlarken, bazen de büyük medya kuruluşları ve tanınmış gazeteciler yanıltıcı bilgi kaynakları olabiliyorlar.
İçerisinde bulunulan çatışmanın seyrine göre yanıltıcı haberler siyasi ve dini olabildiği gibi kimi zaman da garip fenomenlerle alakalı olabilmektedir. Bazı insanlar haberi komik veya basit bir bakış açısıyla paylaşır ve paylaşmış oldukları bu komik olgunun doğruluğunu ise pek önemsemezler.

Haberdeki şüpheli unsurlar
Aksi ispatlanana kadar her habere şüphe ilkesi ile yaklaştıklarını söyleyen Josette, haberin formüle edilme şeklinin, dil ve yazım hatalarının ve kötü ifadelerin bulunmasının haberde şüpheli unsurların varlığına işaret ettiğini söylüyor. Aynı şekilde, atfedildiği kuruma ait olmayan yazı tipi  ve yazma yöntemi kullanılmış olmasına göre de bu durum tespit edilebilmekte. İşte bu nokta da deneyim ve gazetecilik geçmişi devreye giriyor.
Örneğin Eylül ayında Beyrut’ta çekildiği söylenen bir video kaydını inceleyelim. Josette “İnsanların kışlık elbiseler ve şapka giydikleri bu kayıt, sözü edilen yerdeki yaz şartlarına uygun değil. Ya da farklı bir bölgeye ait olan araç plakaları, aşina olunmayan trafik işaretleri ve kayıttaki diğer detayların tamamını şüpheli unsurlar olarak isimlendiriyoruz” diyor. Josette ayrıca çok sayıda yalan haber yayınlayan sayfaların bizatihi kendilerinin yayınlamış oldukları haberden daha fazla şüphe uyandırdıklarını söylüyor.

Haberin düzeltilmesi
Josette tanınmış medya kuruluşlarının da yalan haber tuzağına düştüğünü ve doğruluğundan endişe ettiği haberin doğru formu kendisine ulaşacak olması halinde haberde düzeltme yaptığını, buna karşılık sahibi tarafından yalan olduğu bilinse dahi sosyal medyadaki sayfaların çok azının düzeltme işini önemsediğini söylüyor.
Josette, AFP kriterlerinde, insanlara metin, resim ve video içerikli haberleri basit yollarla nasıl doğrulayacakları hakkında eğitim verildiğini sözlerine ekledi.
Josette, bir haberin yanlış olduğu neticesine nasıl ulaştıklarını ve şüpheye neden olan unsurları sürekli olarak gözden geçirdiklerini söylüyor. Örneğin, İspanyol dilinde dikkat çekiçi birşeyin varlığı, bu videonun İran’da değil İspanyolca’nın konuşulduğu bir ülkede çekildiği anlamına gelir. Josette bunun "okuyucunun bizden şüphelenmesi için bir tür eğitim" olduğuna dikkat çekiyor ve “biz de yayınlananların, fotoğrafların, videoların ve bilgilerin gerçekliğini doğrulamanın nasıl mümkün olduğunu teknik olarak açıklıyoruz” diyor.

Haberin seçilmesi
Josette'e, çok fazla miktarda yanlış bilgi olduğunu ve haberi yayınlama kıstaslarının, düzeltme yapmadaki kriterlere benzediğini söylüyor.
Haberlerin yayılma ve paylaşım sayısı doğrulanma ihtiyacında temel bir rol oynuyor. Örneğin milyonlarca kişi tarafından paylaşılan “bir tavuğun tahıl taneleri ile Allah ismini yazması” haberi ile ilgili olarak video kaydı incelendiğinde, aslında videoyu hazırlayanlardan birinin tahıl taneleriyle Allah ismini yazdıktan sonra taneleri yemesi için tavukları bıraktığı, ancak video tersten oynatıldığında sanki bu yazıyı tavuklar yapmış gibi göründüğü anlaşıldı.
Haberlerin insanlar üzerindeki etkisi önemli bir unsur olduğundan, özellikle insan sağlığı ile ilgili yanlış haberlerin yayılması insanların sağlığına zarar verip onların hastaneye yatmalarına veya hayatlarını kaybetmelerine mal olabiliyor. Bu nedenle Josette önceliğin, insan sağlığını ilgilendiren haberlerde olması gerektiğini söylüyor.
Üçüncü unsur ise haberlerin siyasi önemi ile ilgili. Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmada ve Ayasofya’nın camiye çevrilmesinde olduğu gibi siyasi çatışmaların birçoğuna yanlış bilgiler ve yalan haber dalgaları eşlik etmektedir.

Facebook ile paylaşım
Josette, tashihli haberin insanın duygusu üzerinde rol oynadığını, özellikle de insanın kanaatini ve düşüncesini üsteleyerek bir haberin düzeltilmiş halinin ne yazık ki yalan paylaşımı kadar büyük ölçüde paylaşılmadığını söylüyor. Hatta bazıları tashihli habere inanmıyor ve görüşlerini değiştirmiyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Josette şöyle diyor: “Haberleri mümkün olduğunca ajansın internet sitesinde ve ajansa bağlı sosyal iletişim ağlarında yayınlamaya çalışıyoruz. Ajansın, Facebook ile yapmış olduğu sözleşmeye göre, Facebook bir haberin tashih edilip kendine gönderilmesiyle yapılan düzeltmenin çok sayıda insana ulaşmasını sağlıyor. Hatta üstlenmiş olduğu görev gereği yanlış haberi paylaşan tüm hesapları uyarıyor ve herhangi bir zorlama olmaksızın düzeltilmiş haberi tercih etmeleri hususunda insalar bilgilendiriliyor. Çoğu kere paylaşımda bulunmadan önce yanıltıcı bilginin paylaşıldığı bağlantılar üzerinde gri bir filtre veya karmaşık görüntü ortaya çıkararak uyarıda bulunuluyor ve böylece kullanıcının paylaşımdan vazgeçmesi ya da devam etmesi konusunda tercih yapmasını isteniyor.”
Ayrıca Facebook, yanıltıcı bilgi konusunda bildirim alan ve buna rağmen görmezden gelen herhangi bir sayfanın halka erişimini yüzde 80 oranında azaltma, ihlalin tekrarlanması halinde ise onu engelleme veya reklamlardan men etme gibi tedbirler uyguluyor. Nitekim bazı sayfalar daha fazla okuyucu ve takipçi edinmek veya reklam yerleştirmek için sahte haberler yayıyorlar.
Bazı insanlarda Arapça sitelerde daha fazla sahte haber bulunduğu yönünde bir kanaat var ise de bu doğru değil. Aynı miktarda haber dünya çapında da bulunduğu gibi Arapça, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca olarak ortak yayınlanan haberler veya örneğin Asya’da ve Arap ülkelerinde yayınlanan haberler bulunmaktadır. Dolayısıyla tüm dillerde ve ülkelerde yalan haberler aynı oranda mevcuttur.

En meşhur yalan haberler
Josette’ya göre bu günlerde yalan haberlerin büyük bir çoğunluğu, güya “insan DNA’sını değiştiren Kovid-19 aşıları” hakkında yayılıyor. Konunun uzmanları ve doktorlar tarafından düzeltmeler yapılmasına rağmen bu bilgiler bazı insanlarda özellikle de komplo teorilerine inanan kimselerde yer ediyor. Öyle ki delilin varlığına rağmen bazıları haberde yapılan düzeltmeyi reddedebiliyor.
Sahte haber içeriklerine karşı "doğru değil" ve "ne oldu" yazıları üzerinde çalışan “El-Cedid” kanalı muhabiri Halime Tabia, Kovid-19 virüsünün yayılmasıyla birlikte, uzmanlar tarafından reddedilmesine rağmen aşının ölümcül olduğu, aşı ile birlikte bir çipin yerleştirildiği, düşük ve felce neden olduğuna dair söylentilerin insanlar arasında hızla yayıldığını teyid ediyor.
Yalan haberlerin en fazla yayıldığı hususlardan birisi de geçtiğimiz 4 Ağustosta Beyrut’da meydana gelen patlamadan sonra büyük gürültü koparan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hizbullah’a ait üç yerin vurulacağı ve limanın işaret ettiği varsayımına istinaden yayılan haberlerdi. Halime’ye göre gerçekte Beyrut Limanı Netanyahu’nun söz ettiği yerler arasında bulunmuyordu bile.

Gazetecilikte haber doğrulama
Halime, doğruluğundan emin oluncaya dek haberin yayınlanmamasını, hatta doğallığında ortaya çıkmış olsa dahi şüphe ile yaklaşılması gerektiğini ve  güvenilirliğinin araştırılması gerektiğini söylüyor. Halime’ye göre şüpheli konular, bir medya kuruluşuna ait ekranda son dakika etiketli haber görüntüsü, bir siteye veya haber kurumuna dayandırılarak "WhatsApp" üzerinden gönderilen haberler ve haberde pek de benimsenmeyen bir yazı karakterinin kullanılmış olmasıdır.
Bazen fotoğraflar üerinde yapılmış değişikliklerin açıkça görülmesi, bazen de bilgiler ve tarihler gibi hususlar haberin tümünün tetkik edilmesini gerektirir. Bunun üzerine evvela kaynağa dönülür, tercümeden emin olunur. Kimi zaman ise bilgi alınan şahsa ulaşarak veya ulaşma imkanı yoksa ona yakın bir kaynağa ulaşarak belli bir sözü söylediğinden emin olunmak istenir. Ya da yalan haberler ve yayınlar konusunda uzman olan gazetecilerle iletişime geçmek suretiyle veya “Facebook” üzerinden yalan haberleri ifşa etme konusunda uzmanlaşmış kimseler üzerinde haberin doğruluğu yapılır. Eğer resimlerdeki oynama konusunda emin olunamıyorsa resimler bir grafik tasarımcısına da gönderilebilir.
Halime bir gazeteci olarak her zaman yanlış haberlerle karşı karşıya olduğunu, yer yer de bu yanlış haberlerin bazılarının zararlı olabildiğini söylüyor. Örneğin Lübnan gibi bir ülkede bir şahıs hakkındaki konuşmanın yanlış aktarılmasına binaen iftira nedeniyle ölüm tehtidi söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla herhangi bir haberi aktaran kimsenin haberden ve doğruluğundan mutlaka emin olması gerekir. Ayrıca insanlar herhangi bir haberi iletmeden önce kaynağını nasıl arayacaklarını, tespit edeceklerini ve doğrulayacaklarını öğrenmelidir.
Halime yanlış haberleri tespit etme teknikleri konusunda uzmanlaşmış, haberlerin ilk kez nasıl, nerede ve doğru veya karmaşık olduğunu ayrıntılarıyla birlikte ortaya koyan bir internet sitesi kurulması dileğiyle sözlerini bitiriyor.
 



Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Medya Forumu ödüllerinin kazananları açıklandı

Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)
Yazar Muhammed Rumeyhi ve editör Abdulhadi Habtur, kazandıkları ödüllerle (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Medya Forumu dün akşam Riyad’da düzenlenen törenle ödül kazananları onurlandırdı. Törene çok sayıda medya mensubu katıldı.

Suudi televizyonunda haber spikeri olarak görev yapan Dr. Hüseyin en-Neccar, ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülüne layık görüldü. Şarku’l Avsat ise iki ödül kazandı. Gazetenin yazarlarından Dr. Muhammed Rumeyhi, gazetecilikteki uzun soluklu deneyimi dolayısıyla ‘köşe yazısı’ dalında ödül alırken, gazeteci Abdülhadi Habtur, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı röportajla ‘gazetecilik söyleşisi’ dalında ödüle layık görüldü. Ödüller, forumun kapanışı kapsamında dün akşam düzenlenen törende takdim edildi.

El-İktisadiyye gazetesi, gazeteci Halid el-Bedr imzasını taşıyan çalışmayla ‘gazetecilik dosyası’ dalında ödül kazanırken, araştırmacı Lema es-Sehli ise ‘medya alanlarında akademik araştırma’ dalında ödülün sahibi oldu.

dcf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Dr. Hüseyin en-Neccar'a ‘Yılın Medya Kişiliği’ ödülünü takdim etti. (Şarku’l Avsat)

İçerik ödülleri kapsamında, ABD’den Luma AI ‘yapay zekâ ile üretilen içerik’ dalında ödüle layık görüldü. Fas’tan Rashid Show programı toplumsal sohbet temalı televizyon programları dalında ödül kazanırken, Podcast 1949 ise söyleşi temalı podcast programları kategorisinde birincilik elde etti.

Suudi Arabistan Ulusal Günü’ne yönelik en iyi medya çalışması ödülü, Turizm Geliştirme Fonu’nun hazırladığı ‘Suudi Arabistan hakkında neler duydunuz?’ adlı çalışmaya verildi. Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘el-Avca’ filmi, Suudi Arabistan Kuruluş Günü için en iyi medya çalışması ödülüne layık görülürken, Vizyon 2030 sosyal medya hesabına ait ‘Bayrağımız bizim adımıza konuşuyor’ çalışması ise Bayrak Günü çalışmalarına yönelik ödülün sahibi oldu.

Forumun özel ödülleri kapsamında, Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSrelief) Genel Müdürü Dr. Abdullah er-Rebia, ‘Küresel Öncü’ ödülüne layık görüldü.

dcfgthy
Abdulhadi Habtur ‘gazetecilik söyleşisi’ ödülünü aldı. (Şarku’l Avsat)

Karar alıcılar, düşünce liderleri ve dünyanın farklı ülkelerinden 300’ü aşkın yönetici ve uzmanın yoğun katılımıyla düzenlenen 5. Suudi Arabistan Medya Forumu’nda gerçekleştirilen paneller, medya sektörünün yaşadığı hızlı dönüşümleri anlamaya ve geleceği keşfetmeye yönelik kapsamlı bir çalışma platformu niteliği taşıdı.

Suudi Arabistan Medya Forumu 2026, benzeri görülmemiş bir ilgiye sahne oldu. Dünyadaki en büyük medya etkinliği olarak kayda geçen forumu 65 bin 603 kişi ziyaret ederken, bu rakamla Guinness Rekorlar Kitabı sertifikası da elde edildi.


SRMG, Suudi Medya Forumu’nun medya ortağı oldu

SRMG, Suudi Medya Forumu’nun medya ortağı oldu
TT

SRMG, Suudi Medya Forumu’nun medya ortağı oldu

SRMG, Suudi Medya Forumu’nun medya ortağı oldu

Suudi Medya Forumu, Suudi Araştırma ve Medya Grubu (SRMG) ile forumun medya ortağı olması kapsamında bir iş birliği anlaşması imzaladı. Anlaşma; Geleceğin Medyası Fuarı (FOMEX) kapsamındaki katılımı ve panel oturumlarının medya takibini içeriyor.

Anlaşma çerçevesinde SRMG, FOMEX’te “Thmanyah”, “Asharq” ve “SRMG Medya Çözümleri” platformları aracılığıyla ziyaretçilere özgün bir deneyim sunacak; bu sayede forum katılımcılarıyla etkileşimi güçlendirecek. Ayrıca, SRMG’nin panel ve oturumlara aktif katılımı da öngörülüyor.

Bölgenin en büyük entegre medya grubu konumundaki SRMG, bu ortaklıkla medya görünürlüğünü artırırken; televizyon, dijital platformlar, basılı yayıncılık, sesli içerik ve film yapımı dâhil olmak üzere çok sayıda mecradaki birikimini ve uzmanlığını foruma taşıyor.

SRMG, sahip olduğu çeşitli medya kanalları ve uluslararası ortaklık ağı sayesinde bölgede medya endüstrisinin gelişimine katkı sağlıyor; Suudi Arabistan ve bölge genelindeki izleyici ve takipçilerine güvenilir ve nitelikli içerik sunuyor.

Anlaşma ayrıca, SRMG platformlarının forum ve FOMEX kapsamındaki tüm etkinlikleri kapsayan bütüncül bir medya planı dâhilinde; editoryal içerikler, canlı yayınlar, dijital içerik üretimi ve kapanış raporlarıyla kapsamlı biçimde takip etmesini de içeriyor.

Suudi Medya Forumu, her yıl medya profesyonelleri ve karar vericileri bir araya getiren öncü bir platform olarak öne çıkıyor. Forum, yerel ve bölgesel ölçekte medya sektörünün gelişimine katkı sağlayacak zorluk ve fırsatları ele almayı amaçlıyor. “Değişen Bir Dünyada Medya” temasıyla düzenlenen forum, sektörün önde gelen isimlerini ve yöneticilerini ağırlayarak, hızla dönüşen küresel ortamda medyanın karşı karşıya olduğu temel meseleleri tartışıyor.

Suudi Medya Forumu’nun beşinci edisyonu, 2–4 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Programda 300’ü aşkın konuşmacının katılımıyla 100’den fazla panel ve oturum yer alacak. Bu yönüyle forum, medya dönüşüm yılı kapsamında kilit bir etkinlik olarak öne çıkarken, Suudi Arabistan’ın dinamik kültürel ve kalkınma vizyonunu da yansıtıyor.


Muhammed eş-Şafii’nin vefatı: Şarku’l Avsat’ta haber peşinde geçen 40 yıl

Gazeteci Muhammed eş-Şafii, askeri bir uçakla Afganistan'a giderken (Şarku’l Avsat)
Gazeteci Muhammed eş-Şafii, askeri bir uçakla Afganistan'a giderken (Şarku’l Avsat)
TT

Muhammed eş-Şafii’nin vefatı: Şarku’l Avsat’ta haber peşinde geçen 40 yıl

Gazeteci Muhammed eş-Şafii, askeri bir uçakla Afganistan'a giderken (Şarku’l Avsat)
Gazeteci Muhammed eş-Şafii, askeri bir uçakla Afganistan'a giderken (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat dün, 74 yaşında hayatını kaybeden ve kırk yılı aşkın süredir gazetecilik alanında iz bırakan değerli yazarlarından Muhammed eş-Şafii’yi son yolculuğuna uğurladı. Eş-Şafii’nin meslek hayatı, haberi takip etmekle ve en karmaşık, en hassas dosyaların ayrıntılarını araştırmakla geçti.

Eş-Şafii, terörist ve aşırıcı gruplar konularında uzman bir gazeteciydi ve Arap basınında bu alanda erken dönemde katkıda bulunan isimlerden biri olarak kabul ediliyordu. Habercilikte titizlik, analitik yaklaşım ve kaynaklara yakınlık konusunda yüksek mesleki standartlar belirlemişti. 1982 yılında Şarku’l Avsat’a katılan eş-Şafii, gazetecilik kariyerinde uzun yıllar boyunca ciddiyet, doğruluk ve etik ilkelere sıkı bağlılıkla çalıştı.

Görsel kaldırıldı.
Merhum gazeteci Muhammed eş-Şafii’nin, Şarku’l Avsat’ın ofisinde, meslektaşı Adil es-Salimi tarafından çekilmiş fotoğrafı

Muhammed eş-Şafii, 1951 yılında dünyaya geldi. Hayatı boyunca dikkat çekici bir bilgi birikimi sergiledi. 1974 yılında Kahire Üniversitesi Arkeoloji Fakültesi’nden İslam Arkeolojisi lisans diplomasıyla mezun oldu. Ardından 1977’de Londra’ya giden eş-Şafii, burada çeviri alanına yöneldi ve Westminster Üniversitesi’nden yüksek lisans diploması aldı. 1980’lerin ortasında Londra Doğu Araştırmaları Üniversitesi’nde gazetecilik çevirisi üzerine uzmanlaşmış kursları tamamladı. Bu eğitimler, onun yabancı kaynaklar, karmaşık belgeler ve yüksek güvenlik ile siyasi hassasiyete sahip metinlerle çalışma konusundaki eşsiz yeteneğinin temelini oluşturdu.

Görsel kaldırıldı.
Merhum gazeteci Muhammed eş-Şafii, Birleşik Krallık'ın eski Afganistan Büyükelçisi Mark Sedwill ile birlikte (Şarku’l Avsat)

Muhammed eş-Şafii, gazetecilik kariyerine 1980’lerin başında Londra’da başladı. O dönemde yurt dışında yayımlanan bazı Arap gazetelerinde çalıştı; bunlar arasında Suudi ‘El-Muslimun’ gazetesi ile kısa bir süre görev yaptığı Londra merkezli uluslararası ‘El-Arab’ gazetesi vardı. Daha sonra, Irak’ın Kuveyt’i işgali sırasında kurulan ‘Ez-Zuhera’ gazetesinde çalıştı. Bu süreç, eş-Şafii’nin erken dönemde bölgesel çatışmaların doğasını ve karmaşıklığını kavramasında belirleyici oldu.

1991’de resmi olarak Şarku’l Avsat gazetesine ikinci kez katıldığında, gazeteye spor bölümünden giriş yaptı. Yaklaşık on beş yıl boyunca burada yüksek bir profesyonellik ve dikkat çekici bir takip ve analiz yeteneği sergiledi. Ardından kariyerinin en öne çıkan dönemine geçti ve terörizm dosyasını üstlendi. Bu alanda Arap basınında öncü isimlerden biri haline gelen eş-Şafii, karmaşık ve hassas siyasi, güvenlik ve düşünce odaklı konuları ele alırken titiz belgeleme, derin analiz ve sansasyonel yaklaşımlardan uzak durma prensibini benimsedi.

Görsel kaldırıldı.
Muhammed eş-Şafii, Kabil'de bulunan Amerikalı askerlerden biriyle birlikte (Şarku’l Avsat)

Muhammed eş-Şafii, bu alanda Arap gazeteciliğinde en önemli deneyimlerden birini gerçekleştirdi. El-Kaide’nin üst düzey liderleriyle, özellikle Molla Muhammed Ömer başta olmak üzere, Taliban hareketinin bazı liderleriyle doğrudan röportajlar yaptı. Afganistan’a giderek bu liderlerle son derece zor ve riskli koşullarda bir araya geldi. Bu röportajlar, nadir bilgiler ve tanıklıklar içermesi nedeniyle araştırmacılar, gazeteciler ve cihatçı örgütlerle ilgilenenler için temel bir kaynak oluşturdu. Söz konusu görüşmeler, bu grupların yapısı, fikirleri ve faaliyet yolları hakkında derinlemesine bir anlayış sağladı.

El-Kaide’ye karşı yürütülen savaş sırasında eş-Şafii, Afganistan’daki Amerikan üslerine birçok saha ziyareti gerçekleştirdi. Uluslararası güçlerle çatışma bölgelerinde bulundu, savaş alanından doğrudan gazetecilik araştırmaları yaptı ve karşılaşmaların gelişimini, operasyonların niteliğini ve güvenlik ortamının karmaşıklığını aktararak, o dönemde Arap basınında nadir görülen saha ağırlıklı bir haber çalışması ortaya koydu.

Ayrıca eş-Şafii, Usame bin Ladin’in çocuklarıyla birçok röportaj yaptı ve gazetecilik açısından önemli belgeler ortaya koydu. Bu röportajlar, basının nadiren ele aldığı insani ve örgütsel yönleri ortaya çıkardı ve eş-Şafii’nin kapalı kaynaklara ulaşabilme becerisini gösterdi.

Bu eşsiz belgeleme sürecinin bir parçası olarak eş-Şafii, Arap gazeteciler arasında Guantanamo Hapishanesi’nde de röportaj yapan az sayıdaki isimden biriydi. Burada El-Kaide üyelerinin bir kısmı tutuluyordu. Yapılan görüşmeler, örgütün iç deneyimlerinden doğrudan alınan tanıklıkları içerdiği için terör dosyasına önemli ve istisnai bir katkı sağladı. Bu röportajlar, örgütün ideolojik söylemini çözümlemeye, üye kazanma mekanizmalarını ve iç yapısını anlamaya yardımcı oldu ve Arap gazeteciliğinin bu olguyu ele alış biçimini önemli ölçüde zenginleştirdi.

Görsel kaldırıldı.
Merhum gazeteci Muhammed eş-Şafii, eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdulkerim Halili ile birlikte (Şarku’l Avsat)

Merhum gazeteci Muhammed eş-Şafii, ‘İran’daki El-Kaide Adamları… Güvenli Liman ve Şüpheli İttifak’ adlı kitabın hazırlanmasına da katkıda bulundu. Bu eser, uzun yıllara yayılan araştırma ve titiz takip çalışmalarının bir özeti olarak, alanında önemli başvuru kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor.

Kitabın önemi, İran ile El-Kaide arasındaki ilişkinin doğasını derinlemesine ve belgelerle desteklenmiş bir şekilde ele alan ilk Arap çalışmalardan biri olmasında yatıyor. Kitap, bu ilişkinin rastlantısal olmadığını, köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve açık çelişkilerine rağmen karşılıklı uyum ve çıkar alışverişine dayandığını ortaya koyuyor.

Çalışmada özel araştırmalar ve nadir belgeler kullanıldı; bunların başında, örgüt liderliğinin, özellikle Usame bin Ladin’in, İran’ı operasyonlardan uzak tutma kararlılığını ve ülkeyi güvenli sığınak ve geçiş yolları ile dolaylı destek sağlama açısından istisna kılmasını gösteren ‘Abbotabad Belgeleri’ geliyor. Kitap ayrıca bu bulguları, 11 Eylül saldırılarıyla bağlantılı olarak Tahran’ı sorumlu tutan ABD yargı kararlarıyla ilişkilendiriyor. Bu yönüyle eser, terörizmin devlet politikalarıyla nasıl iç içe geçtiğini anlamak açısından dünya güvenliği bağlamında en karmaşık meselelerden birine ışık tutan önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Muhammed eş-Şafii, 1970’lerin sonlarında Londra’ya ulaştıktan sonra Türk kökenli bir kadınla evlendi; bu evlilikten bir oğlu ve bir kızı oldu. Oğlu Mahmud eş-Şafii, babasının izinden giderek gazetecilik kariyerine çeviri alanından başladı ve yaklaşık üç yıl boyunca Şarku’l Avsat’ın çeviri bölümünde görev yaptı.

Hayatının son saatlerine kadar mesleğine bağlı kalan eş-Şafii, bu dönemde Şarku’l Avsat için birkaç yazı kaleme aldı, meslektaşlarıyla telefonla iletişim kurarak editoryal gelişmeleri takip etti ve alıştığı titiz çalışma disiplinini sürdürdü. Ardından ruhunu teslim etti.

Muhammed eş-Şafii’nin vefatıyla Arap basını, sessiz, özverili ve meslektaşları arasında disiplin ve tevazu ile tanınan bir gazetecisini kaybetti. O, haberin arkasında sessizce çalışmayı tercih eden, gösterişten uzak bir isimdi. Gazeteciliği bir görev ve sorumluluk olarak gören jenerasyonun simgesi olarak kaldı; doğruluk ve derin bilgiyle mesleğe değer kattı.

Allah Muhammed eş-Şafii’ye rahmet eylesin; ailesine, meslektaşlarına ve sevenlerine sabır ihsan etsin.