Katı ekonomik önlemler alan Sudan’da kur rejiminde değişiklik yapıldı

Sudan Maliye Bakanı: Karar, borç erteleme programından yararlanmak ve yatırım çekmek için atılmış bir adımdır

Sudan Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanı ve Ticaret Bakanı dün Hartum'da ortak basın toplantısı düzenledi (AFP)
Sudan Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanı ve Ticaret Bakanı dün Hartum'da ortak basın toplantısı düzenledi (AFP)
TT

Katı ekonomik önlemler alan Sudan’da kur rejiminde değişiklik yapıldı

Sudan Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanı ve Ticaret Bakanı dün Hartum'da ortak basın toplantısı düzenledi (AFP)
Sudan Maliye Bakanı, Merkez Bankası Başkanı ve Ticaret Bakanı dün Hartum'da ortak basın toplantısı düzenledi (AFP)

Sudan hükümeti, ülke ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal krizi ele almaya yönelik ekonomik önlemler çerçevesinde kur rejimini ‘esnek bir yönetim politikası’ uyarınca değiştirirken karaborsadaki ve resmi borsadaki döviz kurlarının değerini birleştirileceğini açıkladı. Açıklamanın hemen ardından Sudan’daki ticari bankalar, döviz kuru değişim oranını dolar başına 375 pound olarak belirledi.
Sudan Maliye Bakanı Cibril İbrahim, Merkez Bankası Başkanı Muhammed el-Fatih Zeynelabidin ve Sudan Ticaret ve Sanayi Bakanı Medeni Abbas Medeni ile dün başkent Hartum’da düzenlediği ortak basın toplantısında, döviz kurunun birleştirilmesi kararının, borç erteleme programından yararlanabilmek için atılan ‘ilk adım’ olduğunu söyledi. Bakan İbrahim aynı zamanda yurt dışında çalışanların birikimlerini çekmenin ve yatırımları teşvik etmenin de hedeflendiğini belirtti.
Sudan Merkez Bankası’ndan dün sabah yapılan açıklamada, ekonomiyi istikrara kavuşturmayı ve ekonominin karşı karşıya olduğu yapısal dengesizlikleri gidermeyi amaçlayan ekonomi politikalarının gözden geçirilmesi çerçevesinde karaborsadaki ve resmi borsadaki döviz kurlarının değerini birleştirme kararı alındığı duyuruldu. Açıklamada, hükümetin döviz kuru sisteminde devalüasyona gitmek ve kur piyasalarını birleştirmek amacıyla bir politika ve prosedürler paketini onaylama kararı aldığı, böylece ‘yönetilen esnek bir döviz kuru rejimini’ benimsediği belirtildi.
Sudan’ın karşı karşıya olduğu zorlu ekonomik koşullar, ülkedeki döviz kurunda korkunç bir bozulmaya yol açtı. Bu nedenle karaborsada bir ABD dolarının değeri 400 Sudan pounduna kadar ulaştı. Resmi borsada ise döviz kuru değişim oranı uzun süre dolar başına 55 poundda kalması, döviz kaynaklarında azalmanın yanı sıra buğday ve akaryakıt gibi temel emtiaların fiyatlarında artışa yol açarken ürün kıtlığına neden oldu.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, kur rejiminde değişiklik yapıldığı duyurusuna bankalar ve döviz bürolarındaki devletin reform vizyonunu uygulamayı hedeflen yeni prosedürler, yayınlar ve düzenlemeler eşlik etti.
Hükümetin karaborsa ile resmi borsadaki döviz kurunu birleştirme adımının ülke ekonominin istikrar kazanmasına katkı sağlayacağı ifade edilen açıklamada, ayrıca yurtdışında çalışanların birikimlerini çekmenin, yabancı yatırımları teşvik etmenin, ülkenin bölgesel ve uluslararası finansman kurumları ile ilişkilerini normalleştirmenin, hibeler ve krediler çekmenin yanı sıra üretici ve ihracatçıları ve özel sektörü ‘ödüllendirici’ bir döviz kuru elde etmeye teşvik etmenin amaçlandığı kaydedildi. Açıklamada böylece kaçakçılık faaliyetlerinin azaltılarak kur spekülatörlerinin faydalandığı boşlukların kapatılacağına ve Sudan'ın Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler (HIPC) İnisiyatifi’nden yararlanarak dış borçlarından muaf tutulmasına kapının aralanacağına işaret edildi.

Yabancı döviz hareketlerine yönelik kısıtlamalar
Açıklamaya göre Merkez Bankası, yurtdışına çıkacak olan kişilerin yanlarına yalnızca bin dolar almasına izin vermek dahil olmak üzere yabancı döviz hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Sudan’da bankalar, döviz kurlarını arz ve talebe göre değiştirme gücüne sahipti.
Öte yandan Maliye Bakanı İbrahim gazetecilere, hükümetin döviz kuru rejimini değiştirme adımıyla ekonominin istikrara kavuşmasını umduğunu ve böylece yurtdışında çalışanların birikimlerini çekmenin ve yabancı yatırımları teşvik edilmesinin hedeflendiğini söyledi. Bakan ayrıca Sudan’ın bu adımı uluslararası finans kuruluşlarına olan toplam 60 milyar dolarlık borcunu sildirmek amacıyla attığını da sözlerine ekledi.
Bakan İbrahim, hükümetin kararını yoksullar üzerindeki etkisini kişi başına aylık 5 dolarlık doğrudan destek sağlayarak hesapladığını söyledi. Ticaret Bakanı Medeni ise uluslararası bağışçılar tarafından desteklenen bir program başlatmak amacıyla vatandaşlara destek sağlamak için ayrılan tutarların bugün itibariyle Maliye Bakanlığı hesaplarına aktarılacağını belirtti.
Maliye Bakanı gümrükte kullanılan dolar kurunun karardan etkilenip etkilenmeyeceğine dair net bir bilgi vermezken buradaki döviz kurlarının gümrük oranlarıyla ve gümrükten geçen malın türüyle bağlantılı olduğu için incelemeye tabi olduklarını söyledi. Bakan İbrahim, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile konuyu düzenleme, buna yönelik gerekli önlemleri alma sürecindeyiz” ifadelerini kullandı.  Bakan aynı zamanda üretim girdilerinin gümrük vergilerinden muaf tutulacağını kaydetti.

Uluslararası hibeler ve krediler
Sudan hükümetinin hibe ve kredi aldığını açıklayan, ancak rakamlardan bahsetmekten kaçınan Maliye Bakanı, “Para bize ulaştı, daha da gelecek. Fakat şimdilik rakamlarını açıklamamayı tercih ediyorum. Rakamların açıklanması, bu fonların çeşitli şekillerde geri çekilmesi riskini doğurabilir. Ama halkımızı Merkez Bankası’nın gerekli gördüğü her an müdahale edebilecek durumda olduğuna temin ederim” dedi.
Hükümetinin kur rejiminde yurt dışından gelen talepleri yerine getirmek amacıyla değişiklik yaptığı iddialarını yalanlayan Maliye Bakanı İbrahim, “Karar dışarıdan dikte edilmedi. Bu bizim kararımız. Ekonomimizin bu karar olmadan çözülemeyecek bir durumda olduğunu gördük. Fakat bazı yabancı tarafların, bu kararı verirsek bize yardım edeceklerini vermesek etmeyeceklerini ve HIPC’den yararlanamayacağımızı söyledikleri doğru” şeklinde konuştu.
Kaçakçılık faaliyetlerini engellemek için bir altın ve ihracat ürünleri borsasının oluşturulduğunu açıklayan Bakan İbrahim, “Rakamlar dünya piyasalarındaki rakamlara eşit olacak. Böylece altın kaçakçılığı yapılamayacak. Çünkü kaynak aradığı fiyatı bulacaktır. Elde edilen gelirler, komisyoncular tarafından kontrol edildikten sonra doğrudan ihracatta çalışacak üreticilere ulaşacak” ifadelerini kullandı.
Devletin ihracat kazançlarından, kredilerden veya hibelerden elde ettiği fonları temel ürünlerin ithal etmek için tahsis edeceğini ve bakanlığının temel ürünlerin sağlanması için orta ve uzun vadeli bir program hazırladığını ifade eden Maliye Bakanı, ‘bunun döviz kuru ya da başka bir faktörle ilişkili olmadığını söyledi.

Kur rejimi değişikliği kararının etkisi
Kararın ekonomi üzerindeki olumlu etkisinin orta vadede veya daha kısa bir sürede görülmesini bekleyen Bakan, “İnsanlar, kararın Sudan'ın ekonomik durumunda büyük dönüşümlere neden olan sonuçlarını görebiliyor. Yakında umut verici sonuçlar elde edilecek. Bu da herkesin çaba göstermesini, programın uygulanmasında iş birliği yapmamızı gerektiriyor. Böylece insanlar kararın meyvelerini toplayabilir ve yararlanabilirler.
Öte yandan Merkez Bankası Başkanı Muhammed el-Fatih Zeynelabidin, kararın, Sudan'ın dışarıdan dikte edilmeden hazırladığı ulusal bir programa dayandığını, aynı zamanda Sudan'a sağlanabilecek teşviklere de kapıları araladığını söyledi.
Sudan’da bankaların günlük faiz oranını belirleme konusunda işlem yapmaya yetkili olduklarını ifade eden Merkez Bankası Başkanı, “Bankalar, günlük faiz oranlarını ticari bankaların hareket edebileceği hareket marjına eklenen ortalama günlük oran ayarlanarak belirleyebiliyor. Bankanın yetkinliği, dış ilişkilerine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Bu konuda meyveler veren büyük adımlar atıyoruz. Sonuçlarını yakında göreceksiniz” dedi.
Sudan Ticaret ve Sanayi Bakanı Medeni Abbas Medeni ise hükümetin, Doğu ve Güney Afrika Ülkeleri Ortak Pazarı (COMESA) ile imzalanan anlaşmaları ve Sudan'ın Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) katılımı sırasında taahhüt ettiği malların bildirilmesi işlemini dikkate alarak lüks malların ithalatını sınırlamak için gümrük vergilerini artırmaya çalışacağını açıkladı.
Hükümetin yatırımları teşvik eden ve yabancı yatırımcılara kapıyı aralayan yeni yasalar çıkaracağını söyleyen Bakan Medeni, “Yeni bir yatırım yasasının yanı sıra ticareti ve madenciliği düzenleyen başka bir yasa tartışılıyor. Aynı zamanda ABD ile tüm ticaret ve yatırım yasaları için Sudan'daki ticari yasalarda reform yapmaya, ileri adımlar atmaya yönelik bir destek programı için görüşmeler yapılıyor” ifadelerini kullandı.

ABD, karardan memnun
Sudan hükümetinim kur rejimi değişikliğini açıklamasının hemen ardından, ABD’nin Hartum Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada karardan duyulan memnuniyet dile getirildi. Büyükelçiliğin resmi Facebook sayfası üzerinden yapılan yazılı açıklamada, “Karar, borçların hafifletilmesinin önünü açarken resmi bir döviz kuru üzerinden harcanması gereken uluslararası yardımın etkisini de önemli ölçüde artırıyor. Bu yardımların potansiyel değerinin sadece bir kısmını Sudan halkına ulaşabiliyordu” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Sudanlı şirketlere büyük ölçüde yardımcı olacak olan karar, aynı zamanda diğer ülkeler için Sudan’a yatırım fırsatlarını artıracaktır. Artık ikili döviz kuru nedeniyle yerli ve yabancı şirketler Sudan'da iş yapmakta zorluk çekmeyecekler.”
Bu arada Sudan'ın en büyük ticari bankalarından biri olan Hartum Bankası (Bank of Khartoum) dün yaptığı açıklamada, önceki gün 360 pound bandında işlem gören bir ABD doları kurunun alış 375 pound satış 376,875 pounddan işlem gördüğünü duyurdu.
Sudan ekonomisi son dönemde kötü bir şekilde gerilerken fahiş fiyatlar ve temel ürünlerin kıtlığı nedeniyle geçtiğimiz Ocak ayında enflasyon oranı yüzde 300'ü aştı. Bu durum, ülkenin çeşitli yerlerinde ürün kıtlığı ve fahiş fiyatlara yönelik protesto gösterilerinin başlamasına yol açtı. Ancak hükümet, gösterilerden siyasal İslamcıları ve halk devrimiyle yıkılan eski rejimin destekçileri sorumlu tuttu.



İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.