Kuveyt 60. Milli Günü ve 30. kurtuluş yıldönümünü kutluyor

Kuveytliler salgın sebebiyle Milli Gün kutlamalarına katılamıyor. (KUNA)
Kuveytliler salgın sebebiyle Milli Gün kutlamalarına katılamıyor. (KUNA)
TT

Kuveyt 60. Milli Günü ve 30. kurtuluş yıldönümünü kutluyor

Kuveytliler salgın sebebiyle Milli Gün kutlamalarına katılamıyor. (KUNA)
Kuveytliler salgın sebebiyle Milli Gün kutlamalarına katılamıyor. (KUNA)

Kuveyt bugün sosyal ve siyasi gelişmeler ışığında 60. Milli Günü ve 30. Kurtuluş Yıldönümü’nü kutluyor. Bu gelişmelerden en önemlisi, Şeyh Sabah el-Ahmed’in 29 Eylül 2020’deki vefatının ardından ülkenin başına yeni emir Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın geçmesi.
Kuveyt Emiri yasama ve yürütme organları arasında yaşanan krizlerin ortasında, Ulusal Meclis oturumlarını bir aylığına ertelemeyi öngören kararnameyi imzalamıştı. Oturumların askıya alınması, anayasanın 106. maddesine istinaden alındı. Söz konusu kararla, siyasi gerilimi hafifletme ve devlet başkanına kabine kurma fırsatı verme amaçlanıyor.
Siyasi güçler, Kuveyt’in 60. Milli Günü anma töreni arifesinde dün, Kuveyt Anayasa Mahkemesi’nin 2020 parlamento seçimlerini geçersiz kılma noktasında yapılan tüm itirazları reddetme kararı aldığını açıkladı. Bazı siyasi güçler, kararın, pozisyonlarını güçlendirme noktasında parlamento seçimlerini geçersiz kılmasını beklerken, başvuruların reddiyle temsilcilerin ve parlamentoyu oluşturan siyasi güçlerin mecliste kalması sağlandı.
Bu yılki yıldönümü ekonomi dosyaları, yolsuzluk, şeffaflığın teşvik edilmesi ve genel af yasası üzerine devam eden tartışmalar kapsamında gerçekleşiyor.
Ülkede koronavirüs salgınının yayılmasıyla birlikte, bu yıl Milli Gün ve Kurtuluş Yıldönümü kutlamaları coşkusunu kaybetti. Her yıl halka açık alanlarda ve sanatsal gecelerde geçit törenleri ile yapılan geniş çaplı sanatsal ve görkemli kutlamalar, bu yıl üst üste ikinci kez hükümet tarafından iptal edildi.
Enfeksiyon sayılarında görülen artış, Başbakan Şeyh Sabah Halid es-Sabah’ın Kuveyt’in endişe verici bir durumla karşı karşıya olduğunu parlamentoya bildirmesine neden oldu. Parlamento, her türlü kara ve deniz ulaşımının durdurulması ile restoran ve kafelerde hizmet verilmesinin yasaklanması kararı aldı. Ayrıca hükümet salgınla mücadele noktasında daha fazla kısıtlama getirilebileceği noktasında uyarıda bulundu. Kuveyt günlük yaklaşık bin vaka ile en yüksek vaka sayısına sahip Körfez ülkesi olma unvanına sahip. Kuveyt’te toplam vaka sayısı 186 bin, enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise bin 57 olarak açıklandı.
Kuveyt diplomasisi, 5 Haziran 2017’de başlayan Arap Dörtlüsü (Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır) ülkeleriyle Katar arasındaki Körfez krizinin çözümünde ilerleme katetmeyi başardı.
El-Ula Zirvesi 7 Ocak’ta Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın himayesinde düzenlenerek, Körfez saflarının birliğini ve kardeşlerin uzlaşmasını bir kez daha doğruladı.
Kardeş ülke Suudi Arabistan ile sıkı ilişkiler kuran Kuveyt, 130 yılı aşkın süredir bu ilişkileri devam ettirmekte. Kuveyt, Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz Al Suud’un ziyaret ettiği ilk ülkelerden biri olarak kabul edildiğinden dolayı, Suudi-Kuveyt ilişkileri yıllar boyu sağlam temeller üzerine inşa edildi. İki ülke arasındaki ilişkilerin bir örneği dünyada oldukça nadir görülmekte. Söz konusu ilişkiler, Suudi Arabistan lideri Kral Fahd’ın 1990 yılında Irak tarafından işgal edilen Kuveyt’in, bağımsızlık ve özgürlük hakkını savunması ile Kuveyt yönetimi ve halkına kucak açmasıyla doğrulanıyor.
Öte yandan Kuveyt, Şeyh Nevvaf el-Ahmed ve Veliaht Prens Meşal el-Ahmed tarafından temsil edilen Kuveyt liderliğinin pekiştirilmesi noktasında, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile de ayrıcalıklı bir ilişkiye sahip. İki ülke arasındaki ilişkiler siyasi, askeri, lojistik, ekonomik, kültürel ve sosyal açılardan stratejik ortaklıklara dayanıyor.
İki ülke arasında resmi ilişkilerde yakalanan uyum, ülke halklarının ilişkilerinde de oldukça sıcak ve samimi. Bu nedenle Suudiler, Kuveyt’in bağımsızlık ve kurtuluş yıldönümü kutlamalarına Kuveytli kardeşleriyle birlikte katılıyor, Kuveyt’e yönelik saldırılar noktasında da onların üzüntülerini paylaşıyor.
Kuveyt 19 Haziran 1961 yılında İngiltere’den ayrılarak tam bağımsızlığını ilan etti.
Kuveyt, Kuveyt’in 11. Emiri merhum Şeyh Abdullah es-Salim es-Sabah’ın Basra Körfezi’ndeki İngiliz Yüksek Komiseri George Middleton ile bağımsızlık belgesini imzalamasıyla tam bağımsızlığını kazandı. Ayrıca, Kuveyt’in 7. Emiri Şeyh Mübarek es-Sabah’ın 23 Ocak 1899’da İngiltere ile imzaladığı hamillik anlaşması iptal edildi.
18 Mayıs 1964’te, bağımsızlık gününün, Kuveyt’in bağımsızlığına kavuşması ve demokrasinin kurulmasına verdiği önemle ün salan merhum Emir Abdullah el-Salim es-Sabah’ın iktidara geçmesinin yıldönümü olan 25 Şubat ile birleştirilmesi kararı alındı. O zamandan beri Kuveyt, her yıl 25 Şubat’ta Bağımsızlık Günü’nü kutluyor.
Ülke ilk yazılı anayasasını ve Şura Konseyi’ni 1921’de tanıdı. Kuveyt, 1938’de seçimle bir yasama konseyi oluşturan ilk Körfez halkıydı. Ülke parlamenter sistemle de bilinmekteydi.



BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)
TT

BAE: Flydubai yardımcı pilotu intihar saldırısı planlamış

Flydubai uçağı (Reuters)
Flydubai uçağı (Reuters)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Federal Başsavcısı Hamad Seyf eş-Şemsi, 30 Eylül’de Dubai’den Tel Aviv’e gitmek üzere havalanan Flydubai’nin FZ1073 sefer sayılı uçuşunda yaşanan olaya ilişkin soruşturmanın, Umman vatandaşı yardımcı pilotun önceden hazırladığı terör amaçlı bir planı uygulamaya koymaya çalıştığını ortaya çıkardığını açıkladı. Şüphelinin uçağın kontrolünü ele geçirerek Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nın yolcu terminaline intihar saldırısı düzenlemeyi ve mümkün olan en fazla sayıda kişinin ölümüne yol açmayı amaçladığı belirtildi.

BAE Haber Ajansı WAM’ın aktardığına göre Başsavcı eş-Şemsi, soruşturma kapsamında 29 yaşındaki şüphelinin düşünsel gelişiminin ve mesleki geçmişinin incelendiğini söyledi. Şüphelinin aşırılıkçı ve terör yanlısı eğilimlerinin ilk işaretlerinin 2017’de Avustralya’da eğitim gördüğü dönemde ortaya çıktığı belirlendi. Şüphelinin bu dönemde aşırılıkçı yayınları okuyarak ve terör örgütlerini ve intihar saldırılarını yücelten çevrim içi içerikleri takip ederek tekfirci düşüncelerden etkilendiği kaydedildi.

Bu etkilenmenin zamanla şiddeti ve terörü teşvik eden fikirleri benimsemeye dönüştüğü, şüphelinin 11 Eylül 2001 saldırılarından esinlendiği ve bir uçak kullanarak benzer bir saldırı düzenleme fikrini geliştirdiği belirtildi. Söz konusu düşüncenin, şüphelinin kendi itiraflarına göre pilotluk mesleğine yönelmesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Eş-Şemsi, şüphelinin meslek hayatı boyunca farklı ülkelerdeki çeşitli hava yolu şirketlerinde çalıştığını belirtti. Şüphelinin 2020-2024 yılları arasında Umman Havayolları’nda görev yaptığı, 2025’in başında Royal Air Maroc’a katılarak burada birkaç ay çalıştığı ve ardından Ocak 2026’da Flydubai bünyesine geçtiği bildirildi.

Şüpheli, Avustralya’nın Melbourne kentinde eğitim gördüğü sırada Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı bir camiye gidip geldiğini ve bu vesileyle “My Centre” adlı merkezin yöneticileriyle tanıştığını itiraf etti. İfadesinde, merkezi “Ebu Hamza” adıyla bilinen Lübnanlı bir kişinin yönettiğini ve merkezin Müslüman Kardeşler’le bağlantılı bir dernek tarafından desteklendiğini öne sürdü. Şüphelinin, terörü teşvik eden içerikleri daha yoğun biçimde takip ederek ve özel bir eğitmenden boks dersleri alarak saldırı planına fiziksel ve psikolojik açıdan hazırlandığı belirtildi.

ctyjukı
BAE Federal Başsavcısı Danışmanı Dr. Hamad Seyf eş-Şemsi (WAM)

Soruşturma, şüphelinin terör planını hazırlamak amacıyla daha önce Tel Aviv’e yaptığı iki uçuşu güzergâhı ve havalimanını incelemek için kullandığını ortaya koydu. Şüphelinin planını 30 Eylül 2026’da gerçekleştirdiği üçüncü uçuş sırasında uygulamaya koymaya çalıştığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında şüphelinin Flydubai’ye işe alınma süreci de incelendi. Şüphelinin pilotluk lisansı, iyi hâl belgesi ve gerekli diğer kontroller dâhil olmak üzere mesleki ve güvenlik şartlarını yerine getirdiği belirlendi. İşe alım sürecinde yapılan incelemelerde, şüphelinin aşırılıkçı eğilimlerini veya terör saldırısı düzenleme niyetini ortaya koyan herhangi bir işarete rastlanmadığı bildirildi.

Olay günü şüphelinin kokpitte uçak kaptanına aniden saldırarak acil durum baltasıyla vurduğu belirtildi. Kaptanın saldırıya karşı koyduğu ve yardım çağırmaya çalıştığı kaydedildi. O sırada dönüş uçuşunun kaptanı da uçakta bulunuyordu. Kokpitin yakınında olduğu sırada kapının alışılmadık biçimde tekrar tekrar açılıp kapandığını fark eden pilot şüphelenerek kapıya yaklaştı ve şifreyi kullanarak içeri girmeye çalıştı. Sonunda kokpite girmeyi başardı.

Şarku’l Avsat’ın WAM’dan aktardığı habere göre dönüş uçuşunun kaptanı, şüphelinin uçak kaptanına saldırdığını gördü. Bunun üzerine bir kabin görevlisi ve bazı yolcuların yardımıyla olaya müdahale ederek yaralı kaptanı kurtardı ve şüpheliyi etkisiz hâle getirdi. Dönüş uçuşunun kaptanı ve yardımcısı daha sonra uçağın kontrolünü yeniden sağlayarak rotasını değiştirdi ve Suudi Arabistan’daki Tebük Havalimanı’na güvenli şekilde iniş yaptı.

Şüpheli, avukatının huzurunda ve kendisine tanınan tüm yasal güvenceler sağlanarak verdiği ayrıntılı ifadede saldırının gerekçelerini, planlama aşamalarını ve uygulama girişimini anlattı. Eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ve başka kimsenin olaya katılmadığını kabul eden şüpheliye ilişkin soruşturmada, bu beyanın doğruluğunu teyit etme çalışmaları sürüyor.

Başsavcılık ayrıca uçak kaptanının, dönüş uçuşunun kaptanının ve yardımcısının yanı sıra mürettebat üyelerinin ifadelerine başvurdu. Adli tıp raporunda, uçak kaptanının yaralarının baş bölgesinde yoğunlaştığı ve hayati tehlike oluşturduğu belirtildi. Yaraların olay sırasında meydana geldiği ve niteliği itibarıyla acil durum baltasıyla gerçekleştirilen bir saldırıyla uyumlu olduğu kaydedildi. Bulguların şüphelinin ve kaptanın ifadeleriyle tanıkların beyanlarını desteklediği ifade edildi.

BAE Başsavcılığı, delillerin incelenmesine, olası suç ortaklarının veya başka bağlantıların bulunup bulunmadığının araştırılmasına ve kayıtlarla teknik raporların tamamlanmasına devam edildiğini bildirdi. Soruşturmanın selameti doğrultusunda elde edilecek yeni sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.


Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
TT

Bölgenin güvenlik ve istikrarını desteklemek için Suudi Arabistan-Mısır koordinasyonu

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati

Suudi Arabistan ve Mısır, bölgedeki güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlamak amacıyla gerekli çabaların gösterilmesinin ve iki ülke arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün Mısırlı mevkidaşı Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Abdülati, ülkesinin Abha ve Kral Halid havalimanlarını hedef alan saldırıları en sert ifadelerle kınadığını belirtti.

Mısırlı Bakan, Suudi Arabistan topraklarını hedef alan saldırıların ve artan gerilimin, bölgenin genelinde güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.

Abdülati ayrıca Mısır’ın Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu belirterek, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü tehdit edebilecek her türlü girişim karşısında Suudi Arabistan’ın yanında yer aldıklarını ifade etti.


Birleşmiş Milletler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini kınadı

Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stéphane Dujarric. (BM)
Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stéphane Dujarric. (BM)
TT

Birleşmiş Milletler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini kınadı

Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stéphane Dujarric. (BM)
Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stéphane Dujarric. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet edenler arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü Stéphane Dujarric, dün düzenlenen günlük basın toplantısında, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.

Dujarric, azami itidal gösterilmesi, sivillerin ve sivil altyapının korunması için gerekli bütün önlemlerin alınması ve bu kesimlerin askerî operasyonların yol açabileceği tehlikelerden uzak tutulması gerektiğinin altını çizdi.