Libya şehirleri, Kovid-19 salgını ile mücadele için kapsamlı yasaklara geri dönüyor

Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Müdürü Bedreddin en-Neccar (Sağda) Trablus’un Tacura şehrinde koronavirüs hastalarına yönelik test merkezini inceliyor (Merkez’den bir fotoğraf)
Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Müdürü Bedreddin en-Neccar (Sağda) Trablus’un Tacura şehrinde koronavirüs hastalarına yönelik test merkezini inceliyor (Merkez’den bir fotoğraf)
TT

Libya şehirleri, Kovid-19 salgını ile mücadele için kapsamlı yasaklara geri dönüyor

Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Müdürü Bedreddin en-Neccar (Sağda) Trablus’un Tacura şehrinde koronavirüs hastalarına yönelik test merkezini inceliyor (Merkez’den bir fotoğraf)
Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi Müdürü Bedreddin en-Neccar (Sağda) Trablus’un Tacura şehrinde koronavirüs hastalarına yönelik test merkezini inceliyor (Merkez’den bir fotoğraf)

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, bazı Libya belediyelerini, virüsün yayılması ile mücadele kapsamında, tüm dükkanların, restoranların ve okulların kapatılması da dahil olmak üzere kapsamlı bir yasak uygulamak zorunda bıraktı. Bu yasakların yanı sıra, ülkede salgının yayılmasıyla mücadele için farkındalık kampanyaları da yürütülmeye devam ediyor. Libya’nın merkezindeki el-Cufra şehrinde dün akşamdan itibaren kapsamlı bir yasak uygulanmaya başlandı. Belediye Başkanı Hüseyin Abdullah Abu Kusaisa şehirdeki okullar, üniversiteler, özel ve kamu teknik enstitüleri, spor salonları, etkinlikler, parklar ve büyük pazarların yanı sıra camilerin ve tüm kafe, restoran ve dükkanların kapatılmasını içeren kapsamlı bir yasak kararı alındığını açıkladı.
Kusaisa, el-Cufra Belediye Meclisi, Vakıflar Genel Otoritesi, İç Güvenlik Kurumu, Belediye Muhafız Dairesi’nin yanı sıra el-Cufra Üniversitesi Dekanı dahil olmak üzere tüm belediye yetkililerine hitap ederek, yasaklara uyulması gerektiğini ifade etti. Söz konusu karardan, 06.00-18.00 saatleri arasında açılması ve kapatılması şartıyla, sebze ve et dükkanları, küçük gıda dükkanları, şehirdeki eczaneler ve klinikler, fırınlar ve su satan dükkanlar hariç tutuldu.
Karar, dükkan sahiplerini, maske takılması da dahil olmak üzere tıbbi danışma kurulu tarafından tavsiye edilen gerekli ihtiyati tedbirleri almakla yükümlü tuttu. Kararın, “Salgının daha fazla yayılması ve sağlık merkezlerinin kapasitesini aşacak şekilde vaka sayılarının artmasının yanı sıra enfekte olduğundan şüphelenilen vakalara test yapılması için gerekli malzemelerinin yeterli olmayışı” nedeniyle, Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi’nin şehirde kapsamlı bir yasağın uygulanmasına yönelik tavsiyelerine dayandırıldığı belirtildi.
Ulusal Merkez tarafından yayınlanan günlük istatistikler, ülke çapında 13 laboratuvarın teslim aldığı örneklerden 625 pozitif vakanın tespit edildiğini gösterdi. Trablus yeni vaka sayılarında ilk sırada yer aldı. Bununla birlikte, sağlık yetkilileri, örneklerinin alınmasının zorluğu ve toplum sağlığı referans laboratuvarlarındaki malzeme eksikliği sebebiyle bu istatistiklerin gerçek vaka sayılarını yansıtmadığını düşünüyorlar.
Ulusal Merkez’in istatistiklerine göre, 14’ü Trablus’ta olmak üzere 4 şehirde toplam 18 kişi daha hayatını kaybetti. Ülkede salgının başlangıcından bu yana kaydedilen toplam vaka sayısı 132 bin 458’e yükselirken, bu kişilerden 119 bin 492’si sağlığına kavuştu. Kaynaklar, Ulusal Merkez’in perşembe günü Libya’da koronavirüsün mutasyona uğramış varyantının ortaya çıktığını duyurmasının hemen ardından, bir dizi belediyenin kapsamlı kapanma konusunu ele aldığını ve Eğitim Denetleme Komitesi’nin, ülkenin güneyindeki Sebha şehrinde çok sayıda koronavirüs vakası görülmesinin ardından, bölgedeki eğitimin iki hafta süreyle askıya aldığını belirttiler.
Sebha’daki sağlık merkezleri sürekli olarak “hastalıkla mücadele için gerekli tıbbi personel ve malzemelerin eksikliğinden” şikayet ediyorlar. Bununla birlikte, ülkedeki sağlık yetkilileri, merkezlerin hastalara karşı görevlerini yerine getirmek için gerekli olan her şeyi sağlamak için çalıştıklarını söylüyor. Libya Başkanlık Konseyi’nin yeni başkanı Muhammed el-Menfi, yardımcıları Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi ve Başbakan Abdulhamid Dibeybe daha önce, Trablus’ta Koronavirüs Salgınıyla Mücadele Danışma Komitesi yetkilileri ile toplantı yapmış ve karşılaştıkları zorlukları ve salgınla başa çıkma, yayılmasını önlemede Komite’ye yardımcı olunmasının yollarını tartışmışlardı.
Aynı bağlamda, Koronavirüs Salgınıyla Mücadele Danışma Komitesi Kufra şubesi, Libya’nın güneydoğusunda bulunan şehirdeki artan vakalar konusunda uyarıda bulundu. Komite, şehirde vakalara ilişkin yeni bir istatistiğinin uzun bir süredir yayınlanmadığını belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.