İngiltere Muhafazakar Parti Ortadoğu Konseyi direktörü Charlotte Leslie Şarku’l Avsat’a konuştu: Uluslararası hukukun günümüze uyum sağlaması için güncellenmesi gerekiyor

Suudi Arabistan'daki değişim hızı etkileyici

Charlotte Leslie
Charlotte Leslie
TT

İngiltere Muhafazakar Parti Ortadoğu Konseyi direktörü Charlotte Leslie Şarku’l Avsat’a konuştu: Uluslararası hukukun günümüze uyum sağlaması için güncellenmesi gerekiyor

Charlotte Leslie
Charlotte Leslie

Eski Muhafazakar Parti milletvekili Charlotte Leslie, Ortadoğu ülkelerine giden  İngiliz heyetlerinin genellikle tek kadın temsilcisi olarak yer almasına rağmen etrafının birçok Arap kadın ‘politikacılarla’ dolu olduğunu ifade ediyor. Siyasette kadınların bölgedeki erkek meslektaşlarından daha az saygı gördüğü şeklindeki basmakalıp görüşe şaşırdığını dile getiren Leslie, bu yöndeki deneyiminin daha farklı olduğunu vurguluyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Muhafazakar Parti Ortadoğu Konseyi yöneticisi Leslie, Birleşik Krallık’ın Brexit'ten sonraki geleceğinden, Körfez ülkeleriyle ticaret ve güvenlik ilişkilerinden, Yemen krizini çözme yolları ve nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirme ikilemine değindi.
Özellikle de Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılması ardından, ülkesi ile Körfez ülkeleri arasındaki ticaret ve güvenlik iş birliğini güçlendirme ihtiyacını vurgulayan Leslie, Yemen'de çatışmanın nedenleriyle de mücadeleye odaklanan kapsamlı bir yaklaşım çağrısında bulundu.

Körfez ile ilişkiler ve Brexit
Brexit’in ardından Birleşik Krallık ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin ‘her zamankinden daha önemli hale geleceğini’ öngören Leslie, Londra’nın geçiş sürecinde yaşayacağı kaçınılmaz zorlukların onu bölgeye bağlayan derin ilişkileri güçlendirme yönünde güçlü bir teşvik olacağını ifade ederek sözlerinin şöyle sürdürdü:
“Birleşik Krallık hükümetinin, bölgedeki dostlarımızla daha güçlü ticaret bağları kurma yönünde aktif olarak çabaladığını biliyorum. Başbakan’ın Strateji Başdanışmanı Edward Lister’ın yakın zamanda atanması da Körfez ile ticarete özel bir ilgi gösterildiğine işaret ediyor. Yeşil ekonominin, aynı zamanda hayati ve çevresel nedenlerle fosil yakıtlara dayalı ekonomilerden uzaklaşma yönündeki teşviklerin sağladığı fırsatlara yönelik ortak bir menfaate sahibiz. Ekonomisini şuanda bu yönde geliştirmek isteyen Suudi Arabistan gibi ülkeler başta olmak üzere bölgede turizme yönelik birçok fırsat mevcut.”
Güvenlik meselesine de değinen Leslie, “Güvenlik alanındaki iş birliği, Ortadoğu bölgesi ve dünyanın benzeri görülmemiş güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde her zamankinden daha fazla önem arz ediyor. Diğer yandan dijital dünyadaki dezenformasyon ve siber saldırılar gibi yeni zorluklarla da karşı karşıyayız. İstikrarlı devletlerin olduğu bir dünya ile karşılaşmak, hem Birleşik Krallık’ın hem de Körfez'in çıkarınadır. Birbirimizden de bir şeyler öğrenebiliriz; Birleşik Krallık’ın da, Körfez'in de paylaşacak uzmanlığı ve deneyimi mevcut. Örneğin Körfez'de, şiddet yanlısı radikallerin rehabilitasyonu ve radikal programlar ile mücadele konusunda Birleşik Krallık’ın çok şey öğrenebileceği bazı çalışmalarla karşılaştım. Nitekim Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var, bu yönde ilerlememenin sonuçlarını kaldıramayız” ifadelerine başvurdu.

Nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirme yönleri
İran'la nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma girişimlerinin ‘orijinal anlaşmaya geri dönüş niteliğinde olmayacağına’ inanan Leslie, “Zirâ eski Başkan Trump liderliğindeki ABD’nin anlaşmadan çekilmesi bağlamı kesinkes değiştirdi” açıklamalarında bulundu. Uluslararası toplumun bunu Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın avantajları, dezavantajları ve sınırlarını değerlendirmek için fırsat bileceği umudunu da dile getirdi. Aynı zamanda “İran'ın nükleer programının balistik programlarından, bölge genelindeki vekil ve milisleri tarafından yürütülen istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinden nasıl ayrılabileceğini bilmiyorum” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Joe Biden'ın Suriye'deki İran destekli milislere karşı saldırı başlatma onayını İran'ın istikrarsızlaştırıcı bölgesel faaliyetlerini kabul etme ve bunları kontrol altına alma niyetine işaret olarak değerlendiren Leslie, “Ancak bu itirafın nükleer anlaşmaya veya başka herhangi bir düzenlemeye dahil edilip edilemeyeceğini görmemiz gerekiyor” dedi.

Uluslararası hukukun modernizasyonu
İngilizlerin Yemen'deki çatışmayı sona erdirme çabalarından bahseden Leslie, açıklamalarını şu ifadelerle sürdürdü:
“Pandeminin körüklediği insani felaketi hafifletme yönünde Yemen halkının ihtiyaç duyduğu yardımın sonu yok. Ancak en çok ihtiyaç duyanlara gerçekten ulaşmasını, bu yardımın yanlışlıkla kara ekonomiyi desteklememesini sağlamak için dikkatli ve akıllıca hareket edilmesi gerekiyor. İnsani yardımın yalnızca somut yanları üzerine duruluyor; halbuki bu krizi çözmenin tek yolu nedenlerini ele almaktan, biz siyasi çözüm bulmaktan geçer. Uluslararası hukuk, hükümet ve sivil toplum aktörlerinin hesap verebilirliği söz konusu olduğunda eşitsizliğini koruyor. Devlet dışı aktörlerin insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğunu uygun bir şekilde kabul etmesi, aynı şekilde devletler tarafından işlenen insan hakları ihlallerini tanıması için uluslararası hukukun güncellenmesi gerekmekte. Nitekim bu ihlallerin çoğu, diğer ülkeler tarafından finanse edilen, hükümete bağlı olmayan taraflar tarafından kaydediliyor. Ancak devlet dışı aktörlerin insan hakları ihlalleri sorumluluğundan kaçışı, genellikle çatışmalara ilişkin kusurlu bir bakış açısı taşıyor. Örneğin Birleşik Krallık’taki genel kamuoyu, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki çatışmayla bağlantılı olduğunun farkında olabilir; ancak pek çoğu Husileri duymamıştır bile. Uluslararası hukuk, hükümet veya sivil toplum kuruluşlarını eşit derecede sorumlu tutana dek, demokratik ülkelerin vatandaşları geleneksel medyada yer alan çatışmalara ilişkin kusurlu bir görüşüne sahip olacak. Birleşik Krallık ise uluslararası hukukun modern çağımıza uygun olarak geliştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır.

Husilerin terörist olarak sınıflandırılması
Leslie aynı zamanda, “Husiler gibi bazı grupları terör örgütü olarak sınıflandırmak, sorumlu tutulmalarına yardımcı olabilir. Husilerin insansız hava araçlarıyla Suudi Arabistan'daki sivil yerleri hedef alması ve deniz mayınlarıyla gerçekleştirdikleri saldırıları herkesin kınaması gerekiyor. Ancak bu sınırlandırmanın tek başına Husileri caydırmaya yetmeyeceği açık. Washington'un Husilerin terörist olarak sınıflandırmasını iptal edişi ise bu kararın Biden yönetiminin Husilerle mücadelesinde ne derece yardımcı olacağına bağlı kalacak. Sürdürülebilir bir çözüm bulmak ve bu, Yemen'in acısını ne ölçüde sona erdirecek? Sınıflamalardan çok sonuçlarla ilgileniyorum” ifadelerine başvurdu.

Kadınlar ve diplomasi
Bilhassa Ortadoğu ile ilgilenen kadınları siyasete girmeye teşvik eden Leslie, “Ortadoğu ziyaretinde Birleşik Krallık heyetine liderlik ettiğim veya dahil olduğum sırada, çoğunlukla tek kadın ben oluyordum; diğer yandan bölgedeki kadın politikacılar ise sayıca bizden çok daha fazlaydı. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez'deki değişimin hızı, kadınların politikadaki temsili söz konusu olduğunda etkileyici. Batıda cinsiyet eşitliğinden oldukça bahsedilse ve durumlar değişse de hala kat etmemiz gereken uzun bir yol var” dedi.
Son olarak diplomatik alandaki üst düzeylerde neden bu derece az kadın olduğu konusunda ise şöyle söyledi:
“Kadınların kendilerini bu pozisyonlarda göstermeye bazen daha az hazır olabileceğini düşünüyorum. Kadınların bölgedeki erkek meslektaşlarına göre daha az saygıyla karşılaşacağı algısı nedeniyle bir kadının Ortadoğu siyaseti üzerine çalışmasının zor olduğuna dair yanlış bir görüş mevcut. Benim deneyimlerim asla bu yönde değildi; aksi doğruydu. İster Birleşik Krallık’tan, ister Ortadoğu'dan bir kadın olun, Ortadoğu siyaseti üzerinde çalışmanızı şiddetle tavsiye ederim. Zirâ dünyanın kadınların da katılımına ihtiyacı var.”

 


Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.