Suriye’ye bir milyon doz AstraZeneca aşısı gönderilecek

İdlib’de koronavirüse hastalarına ayrılan bir bakım ünitesi. (AP)
İdlib’de koronavirüse hastalarına ayrılan bir bakım ünitesi. (AP)
TT

Suriye’ye bir milyon doz AstraZeneca aşısı gönderilecek

İdlib’de koronavirüse hastalarına ayrılan bir bakım ünitesi. (AP)
İdlib’de koronavirüse hastalarına ayrılan bir bakım ünitesi. (AP)

Dünya Sağlık Örgütü Suriye misyonu ülkede, Hindistan’da üretilen bir milyona yakın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı ile nisan ayında başlayacak ve yıl sonuna kadar nüfusun yüzde 20’sini kapsayacak bir aşı kampanyasını yöneteceğini duyurdu. Misyon Başkanı Akjemal Magtymova basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Aşıların hava yolu ile Suriye’ye gönderilebileceği iki yol var. Bunlardan ilki hükümetin ve Kürtlerin kontrolü altındaki bölgeler için Şam’dan, diğeri de Türkiye sınırından.”
Ülkenin kuzeybatısındaki silahlı muhalif güçlerin kontrolü altındaki olan İdlib ve Halep’in 224 bin doz aşı teslim alacağını ve nüfusun yüzde 3’ünün aşılanacağını belirten Magtymova, Suriye’nin geri kalanı için alınacak 912 bin dozun Şam üzerinden teslim edileceğini ve sağlık çalışanları ile yaşlılara uygulanacağını kaydetti.
Yetkili, vaka sayılarının hızla arttığına dikkat çektiği açıklamasında WHO’nun Suriyelilerin yüzde 20’sini aşılamak için 38 milyon dolar bağışa ihtiyaç duyacağını bildirdi.
Kamışlı’da, Özerk Yönetim Sağlık Komitesi Başkanı Dr. Civan Mustafa, koronavirüsün üçüncü dalgasının daha tehlikeli ve daha hızlı yayıldığı uyarısında bulunduğu açıklamasında Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerinde kapanma önlemlerine geri dönülmesini görüştüklerini belirtti. Tam veya kısmi kapanma önlemlerine dönülmesinin önümüzdeki günlerde kaydedilecek vaka sayılarına bağlı olduğunu vurguladı. Sağlık ekiplerinin acil durumlara müdahale etmek için hazır olduğunu ifade eden  Mustafa salgını durdurmak için ihtiyati önlemlerin alınması çağrısında bulundu.
Dr. Civan Mustafa, Dünya Sağlık Örgütü’nün vaat ettiği ve önümüzdeki ay dağıtımına başlanması planlanan aşıların temin edilmesi için görüşmelerin devam ettiğini ancak WHO aşılarının bölgeye ulaşmasının halen yakın görülmediğini belirtti. Sözlerin vaatlerden ibaret olduğunu ve bölgedeki sağlık kurumları ve ekipleri ile uygulanması için beklediklerini vugruladı.
Özerk Yönetim’e bağlı Sağlık Otoritesi, kontrolü altındaki bölgede iki ölüm ve 109 yeni vaka kaydettiğini, böylece toplam can kaybının 366’ya, vaka sayısının da 9 bin 492’ye yükseldiğini duyurdu. Açıklamada iyileşenlerin sayısının bin 290’a yükseldiği bilgisi verildi. Suriye Hükümetine bağlı Sağlık Bakanlığı da kontrolü altındaki bölgede kaydedilen toplam vakanın 17 bin 896’ya, iyileşenlerin sayısının da 11 bin 907’ye yükseldiğini bildirdi. Ölü sayısının dabin 195’e ulaştığı kaydedildi.
İdlib’deki silahlı muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelerde ve ülkenin kuzeybatısındaki Halep’in köylerinde yaklaşık bir hafta boyunca herhangi bir ölüm kaydedilmezken 6 yeni vaka tespit edildi. 48 kişi daha sağlığına kavuştu.
Suriye Müdahale Koordinatörlüğü Ekip Lideri Muhammed Hallac sağlık ekiplerinin 477 şüpheli vaka için test yaptığını, muhalif bölgelerdeki kaydedilen toplam vaka sayısının 21 bin 282’ye çıktığını, bunlardan 637’sinin öldüğünü, 19 bin 353’ünün de sağlığına kavuştuğunu söyledi.
İdlib’in kuzey kırsalındaki Suriyeli mültecilerin yaşadıkları kampların bulunduğu bölge son iki günde yoğun yağışa maruz kaldı. Bölgede faaliyet gösteren sivil yardım kuruluşlarının istatistiklerine göre 2020 yılı sonunda kadar yapılan sayımlar, harap haldeki kamplarda bir milyon 48 bin kişi yaşadığını gösteriyor. Bölgedeki kamp sayısı ise bin 304’e ulaşmış durumda. Bunlardan 393’ünün gelişigüzel şekilde inşa edildiği belirtiliyor. Kamplarda özel bakıma ihtiyacı olanların sayısının 20 bine yaklaştığı kaydediliyor.
Suriye Müdahale Koordinatörlüğü Ekip Lideri Muhammed Hallac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kamp sakinlerinin çadırlardaki aşırı kalabalık, soğuk hava ve yağmur nedeniyle zorluklar yaşadığını aktardı. Kamplarda yaşayan kişi sayısının çok yüksek olması sebebiyle salgının üçüncü dalgasına yönelik uyarıda bulundu. Hallac, büyük oranda zarar görmüş kamplardaki mültecilere acilen yardım edilmesi için insani yardım kuruluşlarına da çağrıda bulundu.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.