Fetih ve Hamas seçimlerde ayrı listelerle rekabet ediyorlar

Diğer listelerde yasama seçimleri için muhalefet oluşturulacak.

Seçimler için Gazze’deki bir okulda kayıt yaptıran Filsitinli kadınlar.  (Reuters)
Seçimler için Gazze’deki bir okulda kayıt yaptıran Filsitinli kadınlar. (Reuters)
TT

Fetih ve Hamas seçimlerde ayrı listelerle rekabet ediyorlar

Seçimler için Gazze’deki bir okulda kayıt yaptıran Filsitinli kadınlar.  (Reuters)
Seçimler için Gazze’deki bir okulda kayıt yaptıran Filsitinli kadınlar. (Reuters)

Fetih Hareketi milletvekili seçimleri için yarın Filistin Merkez Seçim Komitesi’ne teslim edilmesi gereken listeye yönelik hazırlıkları tamamladı. Hamas da listesine son şeklini verdi. İki hareketin seçimlere ayrı listelerle katılmaya karar vermesi taraflar arasındaki güçlü rekabeti de gözler önüne serdi.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi dün, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın başkanlığında bir toplantı düzenledi. Hareket toplantıda, mayıs ayında düzenlenecek parlamento seçimlerine katılmak için hazırladığı tam listesini onayladı. Fetih Merkez Komitesi üyesi Abbas Zeki, hareketin seçim listesini salı günü Merkez Seçim Komitesi'ne resmi olarak kaydettireceğini belirterek "Listede bağımsızlar, iş insanları ve seçkin kişiler var" dedi.
Liste, hareketin aday olmak isteyen herkese fırsat vermesi ve ardından nihai liste onaylanmadan önce kabul edilmeleri için gerçekleşen uzun görüşmelerin ardından onaylandı. Mevcut ve eski yetkililer, halen tutuklu bulunanları ve serbest bırakılanları, belediye üyelerini ve hareket içindeki güvenlik görevlilerini aday gösterdiler. Kaynaklar, sayının çok fazla olduğunu ancak gereken sayıya indirildiğini aktardılar.
Hamas da iki gün içinde seçim komitesine sunulması beklenen ve Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye’nin başkanlığındaki listeye yönelik çalışmalarını tamamladı. Fetih gibi Hamas da ilk sıradan uzaktaki liderlere, hükümet yetkililerine, akademisyenlere, bağımsızlardan gençlere ve kadınlara listede yer vermeyi tercih etti. Adaylıkların çarşamba günü kapatılması bekleniyor. Bu nedenle Fetih’ten ayrılan Nasır el-Kudva’nın, eski başbakan Selam Fayyad'ın ve listede yer almayan ancak listenin başına sağ kolu Semir el-Meşheravi’yi seçen Muhammed Dahlan'ın hareketi de dahil olmak üzere daha fazla listenin sunulması bekleniyor. Dahlan’ın listesinde ayrıca otorite yaklaşımına karşı çıkan düşünürler ve akademisyenler de var.
Söz konusu listelerden yasama meclisine kim ulaşırsa, ihtilaf alanı açısından eşi benzeri görülmemiş bir yasama meclisini müjdeleyen Filistin liderliğine karşı büyüyen bir muhalefet oluşturacak. Mecvut ihtilaf, birleşemeyen ve tek listelerle seçime gitmeye karar veren sol gruplarda da görüldü. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu Üyesi ve Filistin Halk Partisi Genel Sekreteri Bessam es- Salihi pazar günü yaptığı açıklamada, partisinin sol güçleri birleştirme çabasının ne yazık ki başarısız olduğunu söyledi. Salih yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Başarısız olan çabalara rağmen örgütlerinin birleşmesi çağrısında bulunan solun kadrolarının ve taraftarlarının toplantılarında ifade edildiği gibi, bu projeyi gerçekleştirmek için solculardan ve demokratlardan daha fazla destek aldık. Parti direniş, haysiyet ve demokrasi programı uğruna sol ve demokratik güçlerin birliği hedefine ulaşmak için her solcu veya demokratik güçle birlikte çalışmaya her zaman hazır olacak.”
Sol görüşlü gruplar, mevcut mücadeleye mümkün olan en güçlü silahla girmek için mahkumlara, aktivistlere ve düşünürlere dayanan listeler oluşturdu. Filistin Devlet Başkanlığı kararnamesine göre Filistin seçimleri üç aşamada gerçekleşecek. Buna göre 22 Mayıs'ta parlamento seçimleri ve 31 Temmuz'da devlet başkanlığı seçimleri yapılacak. 31 Ağustos'ta da Ulusal Konsey seçimleri gerçekleşecek. Ancak Kudüslülerin seçimlere katılımı konusu halen açıklığa kavuşturulmadı. Grupların ve bağımsızların şehirden adaylar seçtiği biliniyor.
Gazze Şeridi'ndeki Merkezi Seçim Komitesi Bölge Müdürü Cemil el-Halidi, işgal altındaki Kudüs'teki seçim sürecini kolaylaştırmak için İsrail’e baskı uygulandığını bildirdi. Halidi, yerel bir haber ajansına yaptığı açıklamada, "İşgal güçlerinin Kudüs'te seçim yapılmasına karşı çıkması halinde gruplarla anlaşarak bu konuda alternatif bir plan hazırlanacak" ifadesini kullandı.
Seçim Komitesi, Kudüslüleri şehrin içinde veya dışında postaneler aracılığıyla oy kullanmaya hazırlanmaya çağırdı. Kudüslüler bundan önce de, 2005 başkanlık ve 2006 yasama seçimleri olmak üzere iki kez seçimlere katıldılar. Ancak daha sonra İsrail herhangi bir katılma talebini kabul etmedi.
Yasama seçimlerinden farklı olarak Hamas'ın isteksizliği dikkate alındığında devlet başkanlığı seçimlerinde ciddi bir rekabetin olması beklenmiyor. Ancak merkez komisyon üyesi olan ve kendisinin de başkan adayı olmasını isteyen tutuklu Mervan Bergusi'nin yönlendirmesiyle el-Fetih içinde de rekabet ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Zira gözlemcilere göre Abbas, başkanlık konumunu korumak isterken el-Fetih ise bu tartışmayı seçimler sonrasına ertelemekten yana.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.