İran-Çin stratejik iş birliği anlaşmasına Tahran’dan çelişkili tepkiler

Vang Yi ve Ali Laricani, geçen cumartesi günü Tahran’da İran ile Çin arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının ardından bir araya geldi (Tesnim)
Vang Yi ve Ali Laricani, geçen cumartesi günü Tahran’da İran ile Çin arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının ardından bir araya geldi (Tesnim)
TT

İran-Çin stratejik iş birliği anlaşmasına Tahran’dan çelişkili tepkiler

Vang Yi ve Ali Laricani, geçen cumartesi günü Tahran’da İran ile Çin arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının ardından bir araya geldi (Tesnim)
Vang Yi ve Ali Laricani, geçen cumartesi günü Tahran’da İran ile Çin arasındaki stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının ardından bir araya geldi (Tesnim)

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney arasındaki bir uzlaşı ortasında Pekin ve Tahran tarafından çeyrek asırlık bir ‘stratejik’ iş birliği anlaşmasının imzalanması, metnin ayrıntılarının açıklanmaması nedeniyle İran caddelerinde farklı sorulara neden oldu. Anlaşma mevcut süreçte herhangi bir düzenleme içermeksizin, bir ‘çerçeve’ ve ‘program’ olarak nitelendirildi.
Konuyla ilgilenen İranlı yetkililer, 28 Mart’ta sosyal medya organlarına hâkim olan bir eleştiri dalgası ortasında İran caddelerinin anlaşma maddelerinin gizli tutulması hususundaki endişelerini yatıştırmaya çalıştı.
Belgede ekonomik alanın yanı sıra ikili, bölgesel ve uluslararası açıdan siyasi, savunma ve güvenlik alanları ile iş birliğine yönelik bir eylem haritası yer alıyor. Nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinden birkaç gün sonra Ocak 2016’da rejim lideri Hamaney ile yaptığı görüşmede Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından ilk kez Tahran’a sunulmuş bir Çin girişimi, haritanın çekirdeğini oluşturuyor.
O günden bu yana Hamaney’e yakın muhafazakâr çevreler, ilişkilerin normalleşmesi ve batıya açıklık çağrısının aksine, doğuya gitme stratejisini (Moskova ve Pekin ile ittifak) benimseme konusunda yıllardır ısrarda bulunuyor. Hamaney, o dönemde “İran, hükümet ve halk olarak her zaman olduğu gibi, Çin gibi güvenilir, bağımsız ülkelerle ilişkilerini genişletmeye çalışıyor” demişti. Çin- İran projesinin ‘kesinlikle akıllıca’ olduğuna inanan Hamaney, bu durumu ‘kapsamlı bir stratejik ortaklık’ olarak nitelendirdi.

Beş yıllık müzakere
Geçen 5 yıl içerisinde İranlı ve Çinli yetkililer, İran’daki Çin yatırımları aracılığıyla milyarlarca doların akışının önünü açan bir ekonomik ve güvenlik ortaklığı anlaşması imzalamak için istişarelerde bulundu. Medya organları, bu dolar akışının değerini 400 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Anlaşma, askeri alanda iş birliğinin genişletilmesine, silah araştırma ve geliştirme faaliyetlerine, istihbarat iş birliğine ve uluslararası kuruluşlar alanında iş birliğine kapı açıyor.
Geçtiğimiz günlerde İran medya organları, anlaşma metninin 3 ekinin bazı detaylarını yayınladı. İlk ekte Çin’in, İran petrolünün önemli bir ithalatçısı olduğu belirtiliyor. Buna karşılık İran, Çinli şirketlerin İran petrol sektöründeki yatırımlarını hesaba katacağını taahhüt ediyor. Bu da Çin’in uluslararası petrol fiyatlarından daha ucuz petrol alacağı anlamına geliyor.
Üç belge, İranlı yetkililerin İran’da daha büyük ve daha aktif bir Çin varlığına sahip olma arzusuna, ulaşım yollarının, limanların ve serbest ticaret bölgelerinin ve petrokimya, petrol ve gaz sahalarının yanı sıra fabrika ve metroların kurulmasına dikkati çekiyor.
İran hükümeti sözcüsü Said Hatipzade, iş birliği belgesinin ‘"iki ülke arasındaki iş birliği yolunu sürdürmek için bir yol haritası’ olduğunu söyledi. Hatipzade ayrıca, anlaşmanın ‘stratejik katılımı günlük dalgalanmalardan izole etme’ konusunda ortak bir anlayışa ulaşması sonucunda gerçekleştiğini belirtti. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre sözcü, “Bu daha fazla yakınlaşmaya yol açacak” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, geçen cumartesi günü Çin’in ‘zor zamanların dostu’ olduğunu dile getirdi. Ancak İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, anlaşma ve ‘üretimin büyümesi ve İran’ın iç kesimlerinin enerjisine güvenilmesi’ çağrısında bulunan Hamaney’in açıklaması arasında bağlantı kurmaya çalıştı. Twitter üzerinden açıklama yapan Kalibaf, “Anlaşmanın imzalanması, dış politikada ekonomi merkezli dengeli bir yaklaşıma ulaşmak için, Asya ve Orta Asya’ya yönelme stratejisi çerçevesinde gücün büyümesinde önemli bir unsurdur” dedi. Yetkili, “Bugüne kadar birçok fırsat kaçırıldı ve şimdi stratejik belgenin stratejik ortaklığa dönüştürülmesi, İran halkı açısından ekonomik faydaları gerçekleştirmek için sarsılmaz bir kararlılık gerektiriyor” ifadelerini kullandı.
Ocak 2016’da Çin ve İran arasında uzun vadeli bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamak için yapılan anlaşmalarda Ali Hamaney’in danışmanı Ali Laricani idi.
Eski meclis başkanları da olan Laricani’nin danışmanlarından Mansur Hakikatpur, yaptığı açıklamada anlaşmanın ayrıntılarının sır olmadığını söyledi. Hakikatpur, İran rejim liderinin ‘ABD- Avrupa yaptırımlarının tabutundaki çivi’ olarak tanımladığı bu belgenin mimarı olduğunu vurguladı.
Hakikatpur, “Çinliler, ABD’lilerin tedbirlerinden dolayı ayrıntıları ifşa etmememizi istedi” dedi. Basra Körfezi’ndeki adaları Çin’e teslim etme çekincelerine de değinen Mansur Hakikatpur, “Toprağımızın bir santimetresini bile Çinlilere teslim etmedik” dedi.
Aynı şekilde İran resmi ajansı IRNA’ya göre İran Dışişleri Bakanlığı Doğu İşleri Müdürü Rıza Zebib, “Kapsamlı bir iş birliği belgesi, karşılıklı tavizleri içermiyor. Bu nedenle Sri Lanka’ya benzer bir borç tuzağı olarak tanımlanan bir durum hakkında hiçbir endişe yoktur” ifadelerini kullandı.
Belgenin niteliği hakkında ortaya atılan sorulara yanıt vermeye çalışan Zebib, Dışişleri Bakanlığı ve uzmanların açıklamalarına rağmen her iki taraftan karşılıklı taviz içermediği meselesine, korku ve endişe durumlarına da değindi. Rıza Zebib, anlaşma metnini yayınlamanın ‘yasal olarak bağlayıcı olmadığını’ belirtti. Aynı şekilde yaptırımların, belge içeriğini açıklamamak için çifte sebep olduğunu kaydetti.
Zebib, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminin başlarında aleni görüşmelerin yapılmasından önce, Mahmud Ahmedinejad başkanlığı döneminin son aylarında Amman’da ABD tarafıyla gizli nükleer görüşmeler yapan ilk İran ekibinin bir üyesiydi.
Geçen Temmuz ayında Rıza Zebib, İran’da yayın yapan ‘eş-Şark’ gazetesine yaptığı açıklamada Çin’in, Tahran’ın önerdiği belgenin yüzde 75’ini kabul ettiğini dile getirdi. O dönemde New York Times gazetesi de Tahran’daki Bakanlar Kurulu’na oylamaya sunulmadan birkaç gün sonra belgenin bir taslağını yayınladı. Zarif de o dönemde, hükümetin ‘Çin ile nihai şeklini aldıktan sonra belgeyi yasal merciilere sunacağını’ söyledi.
Son aylarda Rehber’in danışmanı Ali Ekber Velayeti’ye yakın bir gazete, Çin’in, yaptırımların Ocak 2016’da kaldırılmasının ardından Çinli şirketlerle olan ilişkilerinden dolayı Ruhani hükümeti ile iş birliği anlaşması imzalanmada çekingen davrandığını belirtti. Yaptırımların o tarihte kaldırılması sonrasında Avrupalı şirketler tercih edilmişti.

En büyük ticari ortak
Belgeyi imzalamak için mali ve ekonomik istişarelere katılan İran ‘Saderat’ Bankası Yürütme Müdürü Hacetullah Sayidi, bu anlaşmanın maddelerinin uygulanmasının, iki grup belgeye dayandığını söyledi. Sayidi, ilkinin ‘eylem planı’, ikincisinin de ‘her proje için ayrı ayrı bağlayıcı sözleşmeler’ olduğunu dile getirdi. ‘Etemad’ gazetesine göre İran’ın çıkarlarını korumak, bu anlaşmaları ve bunların pratikte uygulanmasını gerektiriyor.
İran İstatistik ve Gümrük Örgütü’nün yeni istatistiklerine göre Çin, geçen yıl petrol dışı mallarda 19 milyar dolarlık ticaret hacmiyle İran’ın ticaret ortakları listesinin başında yer alıyor. İstatistiklere göre son bir yıl içerisinde (20 Mart’ta sona erdi) İran’ın toplam ihracat ve ithalatı, 73 milyar dolar değerinde 145 milyon 700 bin tona ulaştı. İran’ın ihracat hacmi ise 34 milyar 526 milyon dolar değerinde olmak üzere 112 milyon 293 bin tona ulaştı.
Söz konusu veriler ortasında İran’ın Çin’e ihracatı 8 milyar 900 milyon dolar olmak üzere 26 milyon 600 bin tona ulaştı. Öte yandan İran, Çin’den yapılan mal ithalatının 9 milyar 700 milyon dolar değerinde 3 milyon 500 bin tona ulaştığını söylüyor. Resmi istatistiklere göre Çin ile ticaret, ihracat hacminin yüzde 10,6’sını, ithal mal hacminin ise yüzde 25,3’ünü oluşturuyor.
Bununla birlikte İranlı bir gümrük sözcüsü, İran’ın ortakları listesinde ilk sırayı korumasına rağmen Çin ile ticaret hacminin gerilediğini söyledi.
Bu, istatistiklerin Çin ile ticarette düşüş gösterdiği art arda ikinci yıl oldu. Bir yıl önce iki ülke arasında ticaret hacmi, 2,1 milyar dolar değerinde yaklaşık 7,6 milyon tona gerilemişti.
Kudüs Gücü’ne bağlı bir diplomat olan ve parlamentonun uluslararası ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı Amir Abdullahyan, anlaşmanın Hamaney’in ‘bilgeliği ve anlayışı’ altında imzalandığını söyledi. Çin ile imzalanan iş birliği anlaşmasına karşı olan İranlılar da ‘Vatan satıları’ hastagi ile bir eleştiri kampanyası başlattı. Eleştirenler, anlaşmayı 19. yüzyılın ilk yarısında İran ile Rusya arasında imzalanan ‘Türkmençay Antlaşması’nın bir versiyonu olarak nitelendirdi. Anlaşmayla birlikte İran, modern tarihinin ‘en kötü’ olaylarından biri olarak tanımlanan bir durum olarak, gümrük ve ekonomik imtiyazlar vermesinin yanı sıra ülkenin kuzeybatısındaki Erivan ve Nahçıvan vilayetlerini devretmişti.
Tahran’daki bir Bloomberg Ajansı muhabiri, iş birliği belgesinin, Çin’e karşı müttefikler toplamaya çalışan ABD Başkanı Joe Biden yönetimine meydan okuduğunu belirtti. İranlı ekonomist Ali Rıza Sultani, nükleer anlaşma uğruna İran ile Çin arasındaki stratejik ilişkiler gibi önemli bir konuyu feda etmeye karşı uyarıda bulundu. ‘Haber Online’ internet sitesinin bir uzmandan aktardığına göre, İran ekonomisinin mevcut koşullar altında gelişimi, ‘ekonomik ve ticari ilişkilerden ve Çin gibi yükselen ekonomik ülkelerle güçlenmesinden’ geçiyor.
İranlı uzman, belgenin imzalanmasının ‘özel koşullarda gerçekleştiğine ve İran tarafından bir tür önleyici hareket oluşturduğuna’ dikkati çekti. Uzman, “Gerçek şu ki, İran tüm yumurtaları nükleer anlaşma sepetine koymamalı” dedi.
Tahran’ın Moskova ile benzer bir anlaşma yapmaya çalışacağı tahmin ediliyor.
İran Devrim Muhafızları'yla bağlantılı ‘Javan’ (Civan) gazetesi ise Çin ve Rusya ile stratejik anlaşmalar yapma eğiliminin, ‘Ne Doğu ne Batı… İslam Cumhuriyeti’ sloganından yaptığını söyledi. Bu slogan, İran ile büyük güçler arasındaki kopukluğun sembolü olarak, kırk yıl önceki başlangıcında ‘Vilayet-i Fakih’ sloganları arasında bulunuyordu. Radikal eğilimli gazete, “‘Ne Doğu ne Batı’, batı ve doğuyla ilişkileri kesmek anlamına gelmiyor. Aksine Doğu (Varşova Paktı) ve Batı (NATO) kutuplarından sömürgeciliği kabul etmemek anlamına geliyor. Bu nedenle Doğu’ya yönelmek, Doğu’nun sömürgeleştirilmesini kabul etmek anlamına gelmez, daha ziyade Doğu ile bağlantı anlamına gelir. Bu, 40 yıl boyunca Batı’ya giden siyasetçilerin girişiminin sonucu olarak ülkenin deneyimlendiği bir dönemdeydi” dedi.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı