Afrika Birliği’nden Nahda Barajı krizi taraflarına toplantı çağrısı

Abdulfettah el-Burhan, AfB Barış ve Güvenlik Konseyi’nden Addis Ababa ile anlaşmazlıkları çözmesini talep etti.

Sudan Sulama Bakanı, geçen Haziran ayında Mısırlı ve Etiyopyalı meslektaşları ile sanal müzakereler gerçekleştirdi. (AFP)
Sudan Sulama Bakanı, geçen Haziran ayında Mısırlı ve Etiyopyalı meslektaşları ile sanal müzakereler gerçekleştirdi. (AFP)
TT

Afrika Birliği’nden Nahda Barajı krizi taraflarına toplantı çağrısı

Sudan Sulama Bakanı, geçen Haziran ayında Mısırlı ve Etiyopyalı meslektaşları ile sanal müzakereler gerçekleştirdi. (AFP)
Sudan Sulama Bakanı, geçen Haziran ayında Mısırlı ve Etiyopyalı meslektaşları ile sanal müzakereler gerçekleştirdi. (AFP)

Afrika Birliği (AfB), Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı konusunda arabuluculuk rolünü yeniden üstlenerek krizin tarafları arasındaki müzakerelere yarın Kongo'nun başkenti Kinşasa'da ev sahipliği yapacağını duyurdu. Sudan, Mısır ve Etiyopya’nın günler süren gerginliğin ve tartışmaların ardından müzakere masasına dönmesi bekleniyor.
 AfB, üç ülkeyi Kinşasa'da 5 Nisan'a kadar sürecek olan, uzmanlar düzeyindeki toplantıya davet etti. Kongo Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’ndan yetkililer, toplantının AfB’nin şubat ayı dönem başkanı Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi'nin ev sahipliğinde yapılacağını bildirdi. Toplantıya AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki'nin de katılması bekleniyor.
 AfB’nin Sudan Özel Temsilcisi Büyükelçi Muhammed Beliş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada üç ülkeye resmi bir davet gönderildiğini aktardı. Beliş, davetin amacının AfB'nin arabuluculuğunu ve çatışmaya barışçıl, müzakere edilmiş bir çözüm bulmak ve üç tarafı görüşme masasına tekrar oturtarak bölgedeki gerilimi sona erdirme rolünü yerine getirmek olduğunu ifade etti. Ayrıca AfB’nin Kıta ülkeleri arasındaki çatışmalara Afrika çözümleri bulma konusundaki olumlu politikalarının uygulanmasını amaçladığını vurguladı.
 Şarku’l Avsat, müzakere ekibinden bir kaynaktan Sudan'ın Kinşasa toplantısına katılacağını ve bununla ilgili olarak toplantılara başladığını öğrendi. Önümüzdeki birkaç saat içinde toplantıya katılım biçimi hakkında bir karar verilmesinin beklendiği kaydedildi.
Nahda Barajı müzakereleri, geçtiğimiz ağustos ayında yapılan son müzakere toplantısında üç taraf arasındaki görüş ayrılıklarının ardından askıya alınmıştı. Sudan Sulama Bakanı Yasir Abbas, müzakereyi faydasız olarak nitelendirerek AfB uzmanlarına görüşmelerde daha büyük bir rol verilmesi ve gözlemcilik misyonlarının arabuluculuğa kadar geliştirilmesi çağrısında bulundu. 
 Nil Nehri havzasının iki ülkesi, Mısır ve Sudan, Etiyopya'yı kapsamlı bir anlaşmaya varılıncaya kadar baraj rezervuarını doldurma planlarını ertelemeye çağırmasına rağmen Addis Ababa yönetimi 21 Temmuz 2020'de 4,9 milyar metreküp kapasiteli rezervuarı doldurmanın ilk aşamasının tamamladığını duyurdu. Etiyopya ayrıca önümüzdeki temmuz ayında ikinci dolum aşamasına geçmeyi planladığını bildirdi.
 Müzakereleri sürdürme çağrısı, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin Mısır'ın Nil suyundaki payını tehlikeye atmayacağı yönündeki uyarısının ardından geldi. Sisi, Nahda Barajı'ndaki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamada, "Kimseyi tehdit etmiyoruz ama kimse Mısır'dan bir damla su alamaz. Aksi takdirde bölge kimsenin hayal edemeyeceği bir istikrarsızlığa şahit olur” dedi.
 Mısır ve Sudan, yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma imzalamadan önce baraj gölünü doldurmaya başlamaması konusunda Etiyopya’yı uyardılar. Hartum, barajın doldurulmasının su tesislerini ve barajlarını, özellikle de Nahda Barajı'na yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki er-Roseires Barajı’nı etkileyeceğini belirtti. Aynı zamanda bu durumun, Mavi Nil ve Nil Nehri kıyılarında yaşayan 20 milyondan fazla Sudanlı’nın hayatını da tehdit ettiği vurgulandı.
 Sudan hükümeti, Afrika Birliği (AfB), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve ABD’den oluşan dörtlü bir arabuluculuk mekanizması teklifinde bulunmuştu. Mısır teklifi kabul ederek güçlü bir şekilde desteklerken Etiyopya, AfB’nin tek taraflı arabulucuğunu savundu. AfB’nin bunun için resmi bir talep almadığını ve medya aracılığıyla bilgi edindiğini bildirdi.
 Diğer yandan ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Donald Booth, görüşlerini almak ve barajla ilgili anlaşmazlığı müzakere yoluyla bir çözüme ulaştırmak için arabuluculuk yapmak üzere Hartum, Kahire ve Addis Ababa arasında ziyaretler düzenledi. Basında çıkan haberlere göre Addis Ababa Büyükelçi Booth'a, Sudan ve Mısır tarafından iki ülkenin su çıkarlarına tehdit olarak değerlendirildiği için karşı çıkıldığı halde önümüzdeki temmuz ayında barajın doldurulması konusunda kararlı olduğunu bildirdi. Sudan Dışişleri Bakanı Meryem el-Mehdi, Booth ile önceki gün görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Etiyopya'nın barajı ikinci doldurma aşamasınının tamamlanmasına kadar zaman kazanmak için "hile yaptığını" söyledi.
 Bakan Mehdi, Etiyopya'nın tutumunu eleştirerek, “Bu sessiz kalınacak bir durum değil” ifadesini kullandı. Etiyopya’nın tek taraflı adımlarının iki ülke arasındaki güveni tehdit ettiğini belirten Mehdi, ABD Büyükelçisi’ne Washington yönetiminin müzakerelere müdahale etme ve Etiyopya’nın üç taraflı yasal bir anlaşmaya varmadan önce barajı dolum işlemine başlamasını engelleme çağrısında bulundu.
 Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan da Nahda Barajı konusunda Etiyopya’nın tutumunu ve ülkenin doğu sınırlarında yaşanan gerginliği kınadı. Burhan, AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nden çatışmaya müdahale etmesini ve Afrika Kıtası’nın tüm sorunlarına Afrikalıların kendi çabalarıyla çözüm bulma rolünü yerine getirmesini talep etti. Burhan, ülkesini ziyaret eden Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi'nden bir heyetle cuma günü yaptığı görüşmenin ardından Nahda Barajı meselesi ve doğu sınırlarındaki durumun, AfB ve kendisine bağlı Güvenlik ve Barış Konseyi’nin Afrika sorunlarına çözüm bulmak için daha fazla rol oynaması gerektirdiğini vurguladı.
 AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nden bir heyet, Kenya'nın Afrika Birliği Daimi Temsilcisi Jean Njeri Kamau başkanlığında, Sudan'daki demokratik geçişi ve hükümetin ülkeyi ileriye taşımak için sarf ettiği çabaları desteklemek için ülkeyi ziyaret etti. Ayrıca ziyaretin birkaç gün süreceği bildirildi.
 AfB Barış ve Güvenlik Konseyi nisan ayı dönem başkanı Muhammed İdris Ferah yaptığı açıklamada, Konsey’in ülkede barış ve istikrarı sağlamak için  bir sonraki aşamada Sudan'ı destekleme konusundaki kararlılığını vurguladı. Sudan'ın karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen elde ettiği başarılara atıfta bulunarak özellikle Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ile Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey örgütünün (SPLM-N) Güney Kordofan lideri Abdulaziz el-Hulu arasında imzalanan İlkeler Beyannamesi’ne dikkat çekti. Ferah ayrıca, Egemenlik Konseyi Başkanı'nın Kıta’nın sorunlarına Afrikalıların kendi çabalarıyla çözüm bulmayı amaçlayan Afrika mekanizmasını harekete geçirerek Afrika Birliği'nin rolünü yerine getirmesine ve mevcut aşamanın gerekliliklerine ayak uydurmaya istekli olduğunu gösterdiğini söyledi. Ayrıca Konsey’in Sudan'daki güncel gelişmeleri yakından takip ettiğini ve gerekli desteği sağlayacağını vurguladı.



Rus Hava Kuvvetleri ve Mali ordusu, Anefis’in kontrolünü yeniden ele geçirdi

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
TT

Rus Hava Kuvvetleri ve Mali ordusu, Anefis’in kontrolünü yeniden ele geçirdi

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü
Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

Mali ordusu ile Rus güçleri, geçtiğimiz hafta boyunca, El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) ile müttefik olan Azavad Kurtuluş Cephesi’ne karşı yürütülen şiddetli çatışmaların ardından dün ülkenin kuzeyindeki Anefis kasabasında yeniden kontrolü sağladı. Bu gelişme, isyancı güçler tarafından da doğrulandı.

 ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsüMali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

Azavad Kurtuluş Cephesi bünyesindeki Tuareg isyancıları, geçtiğimiz hafta cumartesi günü Mali’nin kuzeyindeki birçok kente eş zamanlı ve koordineli saldırılar başlatmış, daha sonra operasyonlarını Anefis kasabasına yoğunlaştırmıştı. Stratejik öneme sahip bir askeri üsse ev sahipliği yapan kasaba, Kidal bölgesine açılan kapı olmasının yanı sıra, Mali’nin kuzeyi ile orta kesimleri arasındaki ikmal hattının önemli bir bağlantı noktası olarak öne çıkıyor.

Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü Mali ordusu tarafından yayınlanan ve Anefis kasabasındaki çatışmaları gösteren videodan alınan ekran görüntüsü

İsyancılar ilk etapta küçük kasabanın kontrolünü ele geçirse de askeri üs, Rus güçleri ile Mali ordusunun elinde kalmıştı. Yaklaşık bir hafta boyunca üsse kuşatma uygulayan isyancılar, perşembe akşamı bölgeye ulaşan askeri takviye birliklerinin kuşatmayı kırmasının ardından kasabanın kontrolünü yeniden Mali ordusu ve Rus güçlerine kaptırdı.

Ablukayı kırmak

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Malili bir askeri kaynak yaptığı açıklamada, “Mali ordusu ile ortaklarımız olan Afrika Kolordusu güçlerinin kuşatmayı yararak Anefis’e ulaştığını ve bölgede konuşlu birliklerimize takviye sağladığını doğrulayabilirim” dedi.

Anefis’in yaklaşık 240 kilometre güneyindeki Gao kentinden onlarca askeri araçtan oluşan bir konvoyun hava desteği eşliğinde yola çıktığı, Azavad Kurtuluş Cephesi ile El Kaide bağlantılı CNIM örgütünün güzergâh boyunca düzenlediği saldırılara rağmen kasabaya ulaşmayı başardığı belirtildi.

Nijer sınırı yakınlarında devriye gezen Mali askerleri (Arşiv – Reuters)Nijer sınırı yakınlarında devriye gezen Mali askerleri (Arşiv – Reuters)

Azavad Kurtuluş Cephesi Sözcüsü Muhammed el-Mevlud Ramazan da AFP’ye yaptığı açıklamada, “Belirli bir strateji doğrultusunda ve siviller arasında can kaybı yaşanmaması için Anefis’ten çekilme kararı aldık” ifadesini kullandı. Mali ordusundan bir albayın öldürüldüğünü öne süren Ramazan, “Karşı taraf Mali dışından takviye getirdi. Karşımızdaki güçlerin yüzde 95’ini Ruslar oluşturuyordu. Geriye kalan yüzde 5 ise kuzeydeki milisler ile Mali ordusundan oluşuyordu” dedi.

Mali’nin başkenti Bamako’da bir yol (AFP)Mali’nin başkenti Bamako’da bir yol (AFP)

Çatışma devam ediyor

Ramazan dün Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Düşmana karşı bir hafta boyunca aralıksız süren çatışmalarda savaşçılarımız direnme ve inisiyatifi elinde tutma kabiliyetini ortaya koydu. Rus güçleri, Mali ordusu ve milislere hem personel hem de askeri teçhizat açısından ağır kayıplar verdirdik ve sahadaki inisiyatifi korumayı başardık” ifadelerini kullandı.

Ramazan sözlerini şöyle sürdürdü: “Askeri hedefimiz Anefis’in kontrolünü ele geçirmekti ve bu hedef operasyonların bu aşamasında gerçekleşmedi. Ancak hedefe ulaşılamamış olması sahada elde edilen kazanımları ortadan kaldırmıyor. Düşman ağır bir bedel ödemek zorunda kaldı; insan gücü ve lojistik kapasitesi önemli ölçüde yıpratıldı.”

 Ağustos 2020’de Mali’nin başkenti Bamako’da devriye gezen Mali askerleri(AP)Ağustos 2020’de Mali’nin başkenti Bamako’da devriye gezen Mali askerleri (AP)

Ramazan, açıklamasını, “Savaş henüz sona ermedi. Şu ana kadar yaşananlar operasyon sürecinin yalnızca bir aşamasını oluşturuyor. Nihai değerlendirme tek bir çatışmanın sonucuna göre değil, savaşın genel sonucuna göre yapılacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

Belirleyici savaş

Sahadan gelen bilgilere göre, Anefis kasabasına askeri takviye birliklerinin ulaşmasının ardından perşembe akşamı belirleyici bir çatışma yaşandı. Rus yapımı Suhoy savaş uçakları ile insansız hava araçlarının (İHA) da kullanıldığı çatışmaların 10 saatten fazla sürdüğü belirtildi.

Kaynaklar, Mali ordusuna bağlı yerel Tuareg milislerinin de belirleyici çatışmada önemli rol oynadığını belirtti. Söz konusu güçlere, Mali ordusunda görev yapan Tuareg kökenli General Hacı A. Ag Gamo’nun komuta ettiği, Gamo’nun çöl savaşları ile isyancı gruplar, El Kaide ve DEAŞ’a karşı yürütülen operasyonlardaki tecrübesiyle tanındığı ifade edildi.

Aynı kaynaklara göre, çatışmaların şiddeti ve hava kuvvetlerinin belirleyici müdahalesi nedeniyle, Tuareg isyancıları savaş alanından kademeli olarak çekilme kararı aldı. İsyancıların, Mali’nin en kuzeyindeki Kidal bölgesindeki üslerine yöneldiği, stratejik öneme sahip Kidal kentinin halen isyancıların kontrolünde bulunduğu kaydedildi.

Rusya’ya bağlı Afrika Kolordusu ise X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, El Kaide bağlantılı CNIM lideri İyad Ag Ghali’nin perşembe günü Anefis çevresinde yaşanan çatışmalarda yaralandığını öne sürdü. Ancak bu bilgi, bağımsız kaynaklar tarafından henüz doğrulanmadı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ile yaptığı görüşmede (Rusya Dışişleri Bakanlığı)Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani ile yaptığı görüşmede (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

Savaş devam ediyor

Mali ordusu, Anefis’te dün yaşanan çatışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, Rus güçleriyle koordinasyon içinde 15 hava saldırısı düzenlediklerini, 12 savaş aracını imha ettiklerini ve yaklaşık 100 teröristin etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Açıklamada, ortak operasyonların ‘tüm çatışma sahalarında kararlılık ve azimle sürdürüldüğü’ vurgulandı.

Ordu, perşembeyi cumaya bağlayan gece Gao kentinden yola çıkan büyük bir lojistik konvoyun Anefis’e ulaştığını belirterek, “Hava ve kara unsurlarının yürüttüğü operasyonlar sayesinde, güzergâh ve kasabaya giriş hattı güvence altına alındı. Bu süreçte silahlı terörist grupların düzenlediği çok sayıda çatışma ve pusu girişimine rağmen ilerleme sağlandı” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, isyancıların ‘kamikaze İHA’ kullandığı öne sürüldü.

Mali ordusu, belirleyici çatışmadan iki gün önce silahlı kuvvetlerin Anefis’te teröristlerin kontrolündeki stratejik noktaları temizlediğini, böylece askeri birliklerin ilerleyişi ve bölgeye konuşlanması için gerekli şartların yeniden oluşturulduğunu kaydetti.

 Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Niamey’de Sahel ülkeleri dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantıda (Rusya Dışişleri Bakanlığı)Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Niamey’de Sahel ülkeleri dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantıda (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

Lavrov, operasyonel kapasitelerin güçlendirileceğini vurguladı

Rusya ile Afrika Sahel Devletleri Konfederasyonu bu hafta Fransa ve Ukrayna’yı, son haftalarda Mali ve Nijer’e yönelik terör saldırıları düzenleyen gruplarla iş birliği yapmakla suçladı. Suçlamalar arasında, ocak ayında DEAŞ’ın üstlendiği Nijer’in başkenti Niamey’deki havalimanına yönelik saldırı ile nisan ayı sonunda El Kaide’nin üstlendiği Mali’deki saldırı da yer aldı.

Söz konusu suçlamalar, çarşamba günü Rusya ile Sahel Devletleri Konfederasyonu dışişleri bakanlarının ikinci istişare toplantısının ardından yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Nijer’in başkenti Niamey’de düzenlenen toplantıya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Sahel ülkelerinin dışişleri bakanları katıldı.

Lavrov, “Terörle mücadele, bugün yaptığımız görüşmelerin öncelikli gündem maddelerinden biri oldu. Bu alanda da kalkınmamızı engelleyen unsurların sürekli izlenmesine yönelik mekanizmalar kurulabilir. Özellikle finansman ağlarının tespit edilmesi ve dağıtılması büyük önem taşıyor. Terörizm hem Sahel Devletleri Konfederasyonu hem de Rusya açısından acil ve doğrudan etkileri olan bir sorundur” dedi.

Toplantının sonuç bildirisinde, Konfederasyon üyesi ülkeler ile Rusya arasındaki askeri ve askeri-teknik iş birliğinin güçlendirilmesinden memnuniyet duyulduğu belirtilirken, Rus tarafı da üye ülkelerin silahlı kuvvetleri ile Sahel Devletleri Konfederasyonu Ortak Gücü’nün operasyonel kapasitesinin geliştirilmesine desteğini sürdürme konusundaki kararlılığını yineledi.


Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
TT

Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)

Uluslararası arabulucular, iki aydan kısa bir süre içinde ikinci kez Somali'deki siyasi taraflar arasında yeni bir arabuluculuk turu başlattı. Bu süreç, doğrudan seçimler ve cumhurbaşkanının görev süresini 2027'ye uzatan yeni anayasanın uygulanması konusundaki emsalsiz çatışma ve görüş ayrılıkları ortamında yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanına göre Türkiye'nin, Batılı ülke büyükelçileri ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunu üstlendiği bu tur, Somali'deki siyasi düğümün çözülmesi için fırsatlar taşıyor. Uzman, biri başlıca anlaşmazlıklar etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis edecek kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılması olmak üzere üç senaryo öngörüyor.

Haber sitesi Al-Somal Al-Jadid’in haberine göre başkent Mogadişu, seçimlerin nasıl yapılacağını, anayasanın tamamlanmasını ve gözden geçirilmesini ile ülkedeki siyasi geçiş döneminin nasıl yönetileceğini kapsayan bir gündemle Federal Hükümet ile muhalif ittifak Mustakbel (Gelecek) Konseyi arasındaki hassas siyasi görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Somalili bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin dün de sürdüğünü ve federal hükümete muhalif Jubaland ile Puntland eyaletlerinin bugün müzakerelere katılmasının beklendiğini belirtti. Bu gelişme, çeşitli Batılı ülkelerin büyükelçileri ile AB ve BM temsilcilerinin hazır bulunacağı kapanış oturumuyla eş zamanlı gerçekleşecek.

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, söz konusu görüşmeleri ‘geçtiğimiz bir buçuk yılda siyasi tabloyu kilitleyen anlaşmazlıklı dosyalar etrafındaki uzlaşıyı canlandırma girişimi’ olarak değerlendirdi. Görüşmelerin başta Eş-Şebab Hareketi’ne karşı sürdürülen savaş olmak üzere, anayasa değişiklikleri, seçim sisteminin şekli ve federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki dağılımına ilişkin iç siyasi çatışmalarla aynı anda yaşanan eş zamanlı zorluklarla gölgelendiğini de vurguladı.

Bu turda öne çıkan gelişme olarak Türkiye'nin bu düzeyde ilk kez arabuluculuk sürecine dahil olmasını ve diyalogda arabulucu ve garantör olarak yer almasını vurgulayan Kelni, bu gelişmenin ‘Ankara'nın yıllara yayılan askeri, ekonomik ve kalkınma alanındaki varlığının ardından Somali'deki rolünün genişlemesini yansıttığını ve Batılı ortakların Somalili taraflar arasında siyasi bir uzlaşıya ulaşma çabalarına verdiği desteği pekiştirdiğini’ belirtti.

Görüşmelerin yaklaşan seçimlerin geleceği, anayasa değişiklikleri etrafındaki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması ve federal hükümet, eyaletler ile muhalefet güçleri arasında daha fazla bölünmüşlüğü engelleyecek biçimde önümüzdeki siyasi aşamayı yönetmek için uzlaşıya dayalı bir çerçevenin belirlenmesi olmak üzere üç ana dosya üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

dfrgth
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, siyasi krizin ele alınmasına yönelik istişare oturumlarına katılmak üzere Mustakbel Konseyi yetkilileriyle bir araya geldiği önceki bir toplantıya katıldığı sırada (SONNA)

Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz mayıs ayında liderliğindeki Federal Hükümet ile muhalefet arasında üç gün süren diyalog turu, Batılı ve BM arabuluculuğuna rağmen herhangi bir anlaşmayla sonuçlanamadı.

Anlaşmazlıkların özünde muhalefet aşiret sistemine bağlılığını korurken doğrudan seçimlerin yapılmasını reddetmesi yatıyor. Bunun yanı sıra muhalefet, eyaletlerin yetkilerini kısıtlayan ve cumhurbaşkanlığını bu yıl yerine 15 Mayıs 2027'de sona erecek şekilde bir yıl uzatan anayasa maddelerine itiraz ederek anayasanın uygulanmasını reddediyor.

Somali muhalefeti Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek geçen Haziran'da haftalık protesto gösterileri çağrısında bulundu; bu gösterilerin bir kısmında hükümet ve muhalefet yanlıları arasında daha önce görülmemiş silahlı çatışmalar yaşandı.

Yeni diyalog turuna eşlik eden olumlu havaya karşın siyasi bir kırılım sağlanması, tarafların özellikle parlamentonun mart ayında anayasa değişikliklerini onaylamasının ardından muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimlerin geniş çaplı itirazlarıyla gündeme gelen tartışmalı konularda karşılıklı taviz verme kapasitesine bağlı olmayı sürdürüyor.

Bu kez Türkiye'nin arabuluculuğa dahil olmasının, Somalili farklı taraflarla kurduğu ilişkiler sayesinde müzakerelere ek bir ivme kazandırdığı değerlendiriliyor. Ancak Kelni, başarının siyasi güçlerin kutuplaşmayı sürdürmek yerine uzlaşı seçeneğini ön plana çıkarmaya ne ölçüde hazır olduğuna bağlı kalacağına dikkati çekti.

Kelni görüşmelerin üç ana senaryo doğurabileceğini öngörüyor. Birinci senaryoda seçimler ve anayasal süreçler etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis eden ve yaklaşık 18 aydır süren krizin sona ermesinin önünü açan kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılıyor. İkinci senaryoda diyaloğu canlı tutmakla birlikte anlaşmazlığın kökenine inmeden en karmaşık meseleleri sonraki turlara erteleyen kısmi mutabakatlar gerçekleşiyor. Üçüncü senaryoda ise müzakereler tökezliyor ve siyasi bölünmüşlük sürüyor. Bu da terörle mücadele çabalarını olumsuz etkileyebilir ve devlet kurumlarının inşa sürecini geciktirebilir.

Kelni, değerlendirmesinin sonunda “Bu turun çıktıları, siyasi güçlerin görüş ayrılıklarını aşma ve ülkenin iç istikrar gereksinimleri ile güvenlik baskıları arasında denge kuran ulusal uzlaşıyı yeniden üretme kapasitesinin belirleyici bir sınavı olmaya devam edecek. Somali hızlanan siyasi ve güvenlik yükümlülükleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.


Nijerya’da bir okula düzenlenen saldırı sonrası en az 37 kişi kaçırıldı

Nijerya’nın Nijer eyaletine bağlı Papiri’de bulunan Saint Mary Okulu’nda, öğrenciler ve okul personelinin kaçırıldığı saldırının ardından okulda bırakılan kişisel eşyalar ve giysiler, (Arşiv-Reuters)
Nijerya’nın Nijer eyaletine bağlı Papiri’de bulunan Saint Mary Okulu’nda, öğrenciler ve okul personelinin kaçırıldığı saldırının ardından okulda bırakılan kişisel eşyalar ve giysiler, (Arşiv-Reuters)
TT

Nijerya’da bir okula düzenlenen saldırı sonrası en az 37 kişi kaçırıldı

Nijerya’nın Nijer eyaletine bağlı Papiri’de bulunan Saint Mary Okulu’nda, öğrenciler ve okul personelinin kaçırıldığı saldırının ardından okulda bırakılan kişisel eşyalar ve giysiler, (Arşiv-Reuters)
Nijerya’nın Nijer eyaletine bağlı Papiri’de bulunan Saint Mary Okulu’nda, öğrenciler ve okul personelinin kaçırıldığı saldırının ardından okulda bırakılan kişisel eşyalar ve giysiler, (Arşiv-Reuters)

Nijeryalı bir yetkili dün yaptığı açıklamada, silahlı kişilerin ülkenin kuzeydoğusundaki Lassa kasabasında bulunan bir liseye düzenledikleri saldırıda en az 36 öğrenci ve 1 okul çalışanını kaçırdığını, rehinelerin hâlen tutulduğunu ve 8 kişinin ise kurtarıldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre pazartesi günü gerçekleşen saldırının, Borno eyaletine bağlı ve yıllardır şiddet olaylarıyla mücadele eden bölgede bulunan Government Day Secondary School öğrencilerini sınav sırasında hedef aldığı belirtildi.

Borno Eyaleti Eğitim Komiseri Luwan Abba Wakilbe, Lassa’da gazetecilere yaptığı açıklamada, kaçırılanlar arasında 25 kız ve 11 erkek öğrenci ile bir okul çalışanının bulunduğunu söyledi. Wakilbe ayrıca, kurtarılan 8 kişi arasında okul müdür yardımcısının da yer aldığını ifade etti.