Nahda Barajı görüşmeleri sağlam iş birliği çağrısıyla başladı

Mısır, sel sezonu öncesinde anlaşmaya varma konusundaki samimi niyetini dile getitirken Kongo Cumhurbaşkanı da anlaşmazlığı sona erdirme yönünde var olan güçlü iradeye dikkat çekti.

Mısır, Etiyopya ve Sudan’dan dışişleri ve su bakanları Kinşasa'da bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır, Etiyopya ve Sudan’dan dışişleri ve su bakanları Kinşasa'da bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Nahda Barajı görüşmeleri sağlam iş birliği çağrısıyla başladı

Mısır, Etiyopya ve Sudan’dan dışişleri ve su bakanları Kinşasa'da bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır, Etiyopya ve Sudan’dan dışişleri ve su bakanları Kinşasa'da bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Afrika Birliği'ne (AfB) başkanlık eden Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, nihai bir çözüm bulunana dek Nahda Barajı görüşmelerinde teknik ve hukuki çözümlerin sunulması ile başarıya ulaşılacağı yönündeki umudunu dile getirdi. Nitekim Nahda Barajı dosyası taraflarının toplantısı dün Kinşasa’da, Mısır, Etiyopya ve Sudan'dan dışişleri ve su bakanları düzeyinde başladı. Tshisekedi, dün düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada “Nahda Barajı ile ilgili anlaşmazlıklar ölümcül bir kriz olarak değil, halklar arasında daha fazla yakınlaşma ve bölge sınırları arasında yeni iş birliği yönünde bir fırsat olarak görülmeli” ifadelerini kullandı. Üç ülkenin heyetlerini yeni umut kapıları açarak tüm fırsatları değerlendirmeye çağıran Tshisekedi, konuşma yolları açmanın, vizyon ve bilgi alışverişinde bulunmanın ve bu görüşmelerde açıklanan yolun gerçekçi, sağlam ve kararlı bir şekilde takip edileceğini kabul etmenin önemini vurguladı. Böylece bir anlaşmaya varana dek tüm tarafların kazanacağının altını çizdi. Üç ülkenin üst düzey yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde söz konusu anlaşmazlığı sona erdirme, verimli ve sağlam bir bölgesel iş birliği yürütme yönünde güçlü bir irade gördüğünü ifade eden Tshisekedi, “Dosyada bir anlaşmaya varılması yolunda irade ülkeleriniz yetkilileri ve temsilcileri olarak sizin elinizde” dedi.
Üç ülkeden bakanlar ve AB uzmanları cumartesi günü, barajın inşasına ve dolumuna ilişkin kurallar üzerinde anlaşmaya varılması yönünde dışişleri ve sulama bakanları toplantısı için ön turlar düzenlediler.
Kongo Cumhurbaşkanı, Nahda Barajı müzakereleri yönünde Kinşasa’da devam eden toplantıların açılışının ardından Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Muhammed Abdulati’yi ağırladı. Şukri, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’den Tshisekedi'ye ‘Mısır'ın müzakerelerin başarısı yönündeki kararlılığını’ teyit eden bir mektup iletti. Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Mısır, ‘üç ülkenin çıkarlarını dikkate alan, aralarındaki iş birliği ilişkilerini ve halkları arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendiren adil, dengeli ve yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmayı sağlayacak bir müzakere sürecini başlatma’ yönünde Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin gösterdiği çabaları takdir etti. Sisi’nin mesajında şu ifadelere yer verildi:
“Arzu edilen anlaşmaya mümkün olan en erken zamanda ve bir sonraki sel sezonu öncesinde varma yönünde samimi bir niyete sahip olan Mısır, Tshisekedi'nin bu yöndeki çabalarına destek verecek. Mısır, Kinşasa'da düzenlenecek toplantıların, üç ülkenin barajın dolum ve işletimine dair kapsamlı bir anlaşmayı netleştirme amacıyla tartışmalı teknik ve hukuki sorunlara çözüm bulmasını sağlayacak şekilde uluslararası ortakların da katılacağı müzakereler yönünde etkili bir yol açabileceğine inanıyor.”
Kongo Cumhurbaşkanı ile görüşmesi sırasında Mısır'ın Nahda Barajı konusunda bir anlaşmaya varma yönünde en az 10 yıldır yürüttüğü çabalara değinen Şukri, Mısır'ın Etiyopya'nın endişelerini dikkate alan, kalkınma hedeflerine ulaşılmasını garanti eden ve aşağı havzadaki iki ülkenin çıkarlarını koruyan çözümler ve öneriler sunduğunu vurguladı. Aynı zamanda baraj meselesini çözme, zaten kargaşa ve istikrarsızlıktan muzdarip bölgedeki durumu ağırlaştırmaktan kaçınma yolunda devam eden çabalarda kaydedilecek başarının tüm tarafların adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varma yönünde siyasi irade göstermesini gerektirdiğini ifade etti.
Nil Nehri su kaynaklarını geliştirmenin Etiyopya için bir hayat memat meselesi olduğunu vurgulayan Etiyopya Cumhurbaşkanı Sahle-Work Zewde de adil ve makul bir kullanım için komşu ülkelerle iş birliği çağrısında bulundu. Baraj inşaatına başlanmasının 10’uncu yıl dönümünde konuşan Cumhurbaşkanı, Etiyopya'nın iç ve dış zorluklar nedeniyle ulusal zenginliği için büyük potansiyele sahip olan Nil Nehri'nde proje geliştirme hakkından mahrum kaldığını vurguladı. Nil Nehri'ndeki gelişmelerin Etiyopya'daki yoksulluğu ortadan kaldıracağına ve aşağı havza ülkelerine fayda sağlayacağına dair inancını da dile getiren Zewde, Etiyopya'nın barajın ikinci dolum aşamasına geçme yönünde hazırlık yaptığını söyledi.
AfB, geçen yıl Güney Afrika başkanlığı sırasında da Mısır, Etiyopya ve Sudan arasında müzakerelere öncülük etmiş, ancak bu müzakerelerde fikir birliği sağlanamamıştı. Nitekim Mısır ve Sudan, Addis Ababa'nın 2011'den bu yana Nil'in ana kolu üzerine inşa ettiği barajın dolum ve işletimine ilişkin kuralları düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşma çağrısında bulunuyor. Etiyopya Su, Sulama ve Enerji Bakanlığı tarafından bildirildiğine göre baraj inşaatınınyüzde 78,3’ü tamamlandı. Addis Ababa yönetimi, Mısır ve Sudan’ın kapsamlı bir anlaşmaya varılıncaya kadar baraj dolum planlarını erteleme çağrısına rağmen 21 Temmuz 2020'de, 4,9 milyar metreküp kapasiteli rezervuarın ilk dolum aşamasının tamamladığını duyurmuş, Temmuz ayında da ikinci dolum aşamasına geçmeyi planladığını bildirmişti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.