Tunus Johnson&Johnson aşısı teslim alacak

Başkent Tunus’ta Pfizer aşısı olan bir yaşlı (EPA)
Başkent Tunus’ta Pfizer aşısı olan bir yaşlı (EPA)
TT

Tunus Johnson&Johnson aşısı teslim alacak

Başkent Tunus’ta Pfizer aşısı olan bir yaşlı (EPA)
Başkent Tunus’ta Pfizer aşısı olan bir yaşlı (EPA)

Tunus Sağlık Bakanı Fevzi Mehdi dün yaptığı açıklamada ülkesinin yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı ABD merkezli Johnson&Johnson tarafından geliştirilen aşının temin edilmesi kapsamında yaklaşık 1,5 milyon doz aşı teslim alacağını duyurdu. Sağlık Bakanı, Tunus’un, tek dozdan oluşan bu aşıdan ek doz alma ihtimalinin olduğunu belirtti. Yetkililer, geçtiğimiz günlerde, aşılama çalışmalarının hızının artırılması çerçevesinde Johnson&Johnson aşısının kullanımına onay verdiler. Tunus şimdiye kadar, Rus aşısı Sputnik V, Amerikan aşısı Pfizer, Çin aşısı Sinopharm ve İngiliz aşısı AstraZeneca dahil olmak üzere birçok aşı teslim aldı.
Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) 11 Mart’ta Johnson&Johnson aşısının kullanımını onaylaması ile, Avrupa’da onaylanan 4. aşı oldu. Bu, Tunus’un yeni vaka ve ölüm sayılarındaki artış ile mücadelede aşıya güvenmesini sağladı. Tunus ayrıca Mongi Slim Üniversite Hastanesi için 30 oksijen yatak kapasiteli iki mobil izolasyon tesisi içeren ABD bağışı da aldı.
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ve güçlü bir etkiye sahip olan İşçi Sendikası dün (Cuma) hükümete, Ramazan ayı boyunca uygulanacak ve on binlerce kişiyi işsiz bırakacak olan gece sokağa çıkma yasağının saatlerinin uzatılmasına yönelik kararın gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Diğer yandan yüzlerce işçi çeşitli şehirlerde kararı protesto etti.
Hükümet dün, ülkedeki devlet hastanelerindeki yoğun bakım ünitelerinin maksimum kapasiteye ulaşırken salgının kontrol altına alınması amacıyla önlemlerin sıkılaştırılması kapsamında, Cuma günü itibariyle gece dışarı çıkma yasağı saatleri uzatılarak saat 19.00’da başlamasına ve ülkedeki toplanmaların ve haftalık pazarların yasaklanmasına karar verdi. Sanayi ve Ticaret Sendikası’na bağlı Kafe Sahipleri Odası’na göre, alınan bu kararın yaklaşık 400 bin kişinin işsizler listesine girmesine neden olacağı için; işçiler, kafe ve restoran sahipleri ve tüccarlar arasında öfkeye yol açtı.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, yüzlerce kafe işçisi ve sahibi sahil şehri Sousse’de bir araya toplandı. Kafeleri açmakla tehdit eden bu kişiler hükümetin aldığı kararlara meydan okudular. Cezayir sınırına yakın el-Kaf’ta protestocular yolları kapatırken, bir kısım protestocu da hükümetin kararını protesto etmek için Munastır ve Mehdiye’de toplandı. Hükümet protestoları durdurmak için binlerce işçiye 200 dinar (70 dolar) ödeneceğini belirtti. Ancak Tunus diğer yandan yüzde 11’lik bir açıkla ülkeyi iflasa götüren bir mali krizle mücadele ediyor.

Çiftçi Sendikası, hükümetin kararlarını reddedenler arasında
Cumhurbaşkanı Said, dün Tunus Başbakanı Hişam el-Meşişi’ye hitaben sokağa çıkma yasağının saatlerinin uzatılmasına yönelik kararın gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı “Bunun bilimsel bir yönü var ancak dikkate alınması gereken sosyal ve ekonomik yönler de var” dedi. İşçi Sendikası Genel Sekreteri Nureddin Tabbubi ise, yeni sokağa çıkma yasağı kararının, zayıf gruplardaki çoğu kişinin menfaatlerini hesaba katmadığı için değişiklik yapılması gerektiğini belirtti. Çiftçi Sendikası da, yapılan bir açıklama ile haftalık pazarların yasaklanmasının fiyatların yükselmesine katkıda bulunacağını söyleyerek hükümetin kararlarını reddedenler arasında yerini aldı.
Sağlık Bakanlığı bu aşamada, virüs ile enfekte olan kişilerin karşılanabilmesi için hastane kapasitelerini artırmaya çalışıyor. Bakanlık ayrıca vatandaşlara ihtiyati önlemlere uyma ve salgına karşı korunma için Kovid-19 aşısı yaptırmak üzere kayıt olma çağrısında bulundu. Tunus Sağlık Bakanlığı 7 Nisan’da virüs sebebiyle 49 kişinin daha hayatını kaybetmesi ile toplam can kaybının 9 bin 136’ya yükseldiğini, aynı gün içerisinde bin 833 yeni vakanın tespit edilmesi ile toplam doğrulanan vaka sayısının 266 bin 827’ye yükseldiğini duyurdu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.