Bağdat'ta hastane yangını sonrası kamuoyu öfkeli

Halkın öfkesi sonucu Başbakan Kazimi Sağlık Bakanı'nı, müdürünü ve Bağdat Valisi’ni görevden uzaklaştırdı.

Bağdat'ta Kovid-19’a yakalananların kaldığı İbn el-Hatib Hastanesi’ndeki bir Kovid-19 hastası dün oksijen tüpleriyle çevrili bir şekilde ziyaret edilmeyi beklerken. (AFP)
Bağdat'ta Kovid-19’a yakalananların kaldığı İbn el-Hatib Hastanesi’ndeki bir Kovid-19 hastası dün oksijen tüpleriyle çevrili bir şekilde ziyaret edilmeyi beklerken. (AFP)
TT

Bağdat'ta hastane yangını sonrası kamuoyu öfkeli

Bağdat'ta Kovid-19’a yakalananların kaldığı İbn el-Hatib Hastanesi’ndeki bir Kovid-19 hastası dün oksijen tüpleriyle çevrili bir şekilde ziyaret edilmeyi beklerken. (AFP)
Bağdat'ta Kovid-19’a yakalananların kaldığı İbn el-Hatib Hastanesi’ndeki bir Kovid-19 hastası dün oksijen tüpleriyle çevrili bir şekilde ziyaret edilmeyi beklerken. (AFP)

Iraklılar, başkent Bağdat’ın güneyindeki Zafaraniye bölgesindeki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarının kaldığı İbn el-Hatib Hastanesi’nde çıkan büyük yangına ilişkin Cumartesi akşamı ilk haberlerin verilmesinin ardından yoğun öfke ve üzüntü anları yaşadı. Ülkede dün erken saatlerde ölenlere ilişkin şok edici sayıların açıklanmasının ardından halkın acıları ve üzüntüleri ikiye katlandı ve olanlardan sorumlu tuttukları hükümete, partilerine ve siyasi bloklara karşı benzeri görülmemiş bir öfke ve eleştiri dalgası yaşandı.
İçişleri Bakanlığı tarafından ölenlerin sayısına ilişkin yapılan açıklama, hastalıktan ve ölümden kaçanlar için sığınak olması gereken bir hastanede meydana gelen felaketin boyutunu gösterdi. Bakanlık Sözcüsü Halid el-Mihanna, “Olayda 82 kişi şehit oldu, 110 kişi de yaralandı” dedi. Sözcü, özellikle yaralanmaların çoğunun yanıklar ve yüksek bir yerden atlamalar sonucu olması nedeniyle, çeşitli yaralanma vakalarının varlığından dolayı kaza nedeniyle ölenlerin sayısının artacağını beklediklerini bildirdi.
Söz konusu yangın, Bağdat halkına 2016 yılında Bağdat'taki Yermuk Hastanesi’nde 20 prematüre bebeğin ölümüne yol açan benzer bir ihmal olayını hatırlattı.
Başbakan Mustafa el-Kazimi, Irak halkının öfkesini yatıştırma ve olaydan sorumlu olanların cezalandırılması taleplerine cevap verme çabası çerçevesinde bir dizi sert önlem aldı. Kazimi, ülkede üç günlük yas ilan ettikten sonra Bakanlar Kurulu'nun olağanüstü toplantısında bir soruşturma komitesi kurmaya karar verdi. Ayrıca Sağlık Bakanı Hasan Temimi, Bağdat Valisi Muhammed Cabir Ata ve Bağdat Risafa Yakası Sağlık Müdürü Abdulgani Saadi’yi geçici olarak görevinden uzaklaştırma ve hakkında inceleme başlatma kararı aldı. Toplantıda, İçişleri Bakanı başkanlığında bir soruşturma yapılmasına, soruşturmanın 5 gün içinde tamamlanmasına ve raporun Bakanlar Kurulu’na sunulmasına da karar verildi.
Bakanlar Kurulu aynı zamanda mağdurların aileleri için 10 milyon dinar ödenmesini onayladı ve mağdurların ailelerine maddi ve manevi destek sağlayan Şehitler Vakfı’na dahil edilmeleri kararı aldı.
Başbakan Mustafa el-Kazimi olayın ardından dün bakanlar ve güvenlik yetkilileriyle acil bir toplantı yaptı. Başbakanlık Ofisi’ne göre Kazımi şu açıklamayı yaptı:
“Kaza çok acı verici. Bu yüzden sizinle ve halkımızla açık bir şekilde konuşmak için aynı gece ve bu geç saatte toplandık. Bu trajik kaza sonucu hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Ölenleri şehit mertebesinde değerlendirdik. Ayrıca yaralılara Irak içinde ve dışında her düzeyde iyi bakılması talimatı verdik. Açıkça söylüyorum ki bu olay Irak ulusal güvenliğine bir hakarettir ve kelimenin tam anlamıyla bir aksaklıktır. Bu tür olayların göz ardı edilmesine izin vermemeliyiz. Böyle bir kaza, bir kusurun kanıtıdır."
Olayın neden olduğu yaygın halk öfkesine paralel olarak, öne çıkan şahsiyetlerin ve siyasi blokların çoğu, kazaya neden olan güvenlik önlemlerine karşı ihmal ve kayıtsızlık durumunu kınayan ifadeler içeren bildiriler yayınladılar ve olaya neden olanların sorumlu tutulmasını talep ettiler.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü açıklamasında, "Kaza mahallini inceleyen sivil savunma ekiplerinin açıklamaları hastanede yangın ve acil durum sistemi olmadığını gösterdi" dedi.
Cumhurbaşkanı Berhem Salih ise, mağdurların ailelerine başsağlığı dileyerek, hükümet ve Bakanlar Kurulu’nun kazanın nedenlerine ilişkin acil soruşturma açılmasıyla ilgili kararlarını desteklediğini ifade etti. Söz konusu olayı, “yolsuzluk ve kötü yönetim sonucunda devlet kurumlarının yıkılmasının bir sonucu" olarak değerlendirdi. Salih ayrıca, "Şehitlerimizin ve yaralılarımızın ailelerine acı duymak ve ilgilenmek yeterli değil. Söz konusu ihmalkarlıktan dolayı sıkı bir hesap verme zorunluluğu söz konusu” dedi. 
Irak Temsilciler Meclisi Başkanlığı, yangın olayına ilişkin araştırma yapmak için Sağlık ve Çevre Komitesi’ni atama kararı aldı.
Iraklılar arasında yetkililer tarafından oluşturulan soruşturma komitelerinin yararlılığı ve etkililiğine ilişkin şüpheler söz konusu. Halk arasında acı verici ve büyük olaylara karşı halkın öfkesinin azalmasının ardından bu komitelerin genellikle ihmal edildiği yönünde genel bir izlenim var. Öte yandan Sünni Vakıflar Ofisi de tüm camilerinde mağdurlar için gıyabi cenaze namazı kılmaya karar verdi.
Bağdat'taki çok sayıda yabancı büyükelçilik ise Irak halkına taziyelerini sundu.
Irak Doktorlar Sendikası Genel Merkezi dün yaptığı açıklamada, İbn el-Hatib Hastanesi’nde yaşananlardan dolayı duydukları üzüntüyü dile getirerek, doktorların bu tür benzer koşullarda çalışmayı kabul etmeyeceklerini vurguladı. Sendika yaptığı açıklamada, “Bu olay bize kurumlarımızda yaşanan, tüm hükümet kademelerindeki bir kusurun neden olduğu diğer olayları hatırlatıyor. Geçerlilik süresi dolan kurumlarda iş ve sosyal güvenlik zorunlulukları takip edilmiyor. Buralarda sadece muhtaç hastalar kalacak, sadece gönüllü doktorlar veya görevini yerine getirmek zorunda kalanlar çalışacak. Sendika açıklamasında, hükümet kurumlarını sivil savunma ve kişisel koruma gereksinimlerine göre en üst düzeyde tam güvenlik önlemlerini güvence altına almaya, aksi takdirde doktorların gelecekte benzer koşullarda çalışmayı kabul etmeyeceğini ve dolayısıyla halk için tehdit edici bir tehlikeye neden olacağını vurguladı.
Diğer taraftan, Irak savcılığı dün İbn el-Hatib Hastane müdürünü soruşturma tamamlanıncaya ve sorumlular tespit edilinceye kadar tutuklamaya karar verdi.
Savcılık tarafından yapılan açıklamada, “Yetkili yargıç trajik kazanın nedenlerini öğrenmek için Bağdat Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ile bir çalışma grubu kurdu” bilgisi verildi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.